1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SİZ HİÇ ENGELLENDİNİZ Mİ?
SİZ HİÇ ENGELLENDİNİZ Mİ?

SİZ HİÇ ENGELLENDİNİZ Mİ?

Bağımlı olmak; Bir bireyin, günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirmek için, bir kişi ya da bir aletten yardım almasıdır. Fakat kimi zaman, uygun şartlar sağlandığı zaman kişi her türlü aktivitesini hiç kimseye muhtaç olmadan gerçekleştirebileceği de ger

A+A-

 

Filiz Uzun

Bağımlı olmak; Bir bireyin, günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirmek için, bir kişi ya da bir aletten yardım almasıdır. Fakat kimi zaman, uygun şartlar sağlandığı zaman kişi her türlü aktivitesini hiç kimseye muhtaç olmadan gerçekleştirebileceği de gerçektir. Şahsen ben bağımlı olsam tek başıma yaşayabileceğim şartların benim için sağlanmasını isterdim. Buna da hakkım olduğunu düşünmekteyim.

Daha önceleri yollarda gezerken atlayıp zıplayarak geçtiğim kaldırımlar, tümsekler, çukurlar, yollardaki engeller için bizden yüklüce paralar alıp yolları düzeltmeyenlere birkaç söz savurmuşluğum vardı. Fakat bu haftaki röportajımı planladıktan sonra yürürken takıldığım engeller beni acıtmaya ve insanlığımdan utandırmaya sebep oldu.

Engel nedir hiç düşündünüz mü? Ya da siz hiç engellendiniz mi? Defalarca, dediğinizi duyar gibiyim. Fizyolojik engeller elimizde olmayan engellerdir ki günümüzde, gelişen tıp ve teknoloji sayesinde bu engeller bile ortadan kaldırılıyor. Meselâ bacağı olmayan birine sanki kendi bacağı gibi protez bacaklar takılabiliyor ya da duyamayan birine kulak cihazları takılarak duyması sağlanabiliyor. Bu kadar imkânsız gibi görünen engeller bile halledilirken bizler 3 sokağımızdaki mimari engelleri kaldırmayı ya da kaldırtmayı beceremiyoruz. Ne acı değil mi?

Röportaj yaptığım genç arkadaşıma sorduğum soruya verdiği içimi acıtan cevap hâlâ kulaklarımda. ‘’Engel kafadadır’’. Ne kadar doğru değil mi? Hakikaten çözmek istemek yeterlidir bazen.  Sorun için çözüm bulunur mutlaka. Bunun gerekliliğini ve önemini hissetmek gerekir yalnızca.

Belediye olarak, iş yerlerinin kapılarına engellilerin de çıkabileceği rampa zorunluluğu getirmek zor mu? Veya iş yeri olanların bunu yapması? Vergiden düşmeleri sağlanamaz mı yaptıkları masrafların. Birleşmiş Milletlerle yapılan ve meclisten geçen Engelli yasasının yürürlülüğe bir türlü girmemesinin nedenini bize açıklayabilirler mi yetkililer? Ben bilmek istiyorum… ya siz?

Bu röportajı planladığımda ben tekerlekli sandalyeye bağımlı olsam kesin yine yerimde duramaz sağa sola gitmek, girmek isterdim diye düşündüm. Yarın ne olacağımız mümkün mü? Herkesin doğuştan engelli olduğunu düşünmüyoruz değil mi? Ben bunları düşünürken, neden denemiyorum dedim ve nasıl sıkıntılar yaşanıyor görmek istedim. Sizlerle paylaşabilmek için. Ortopedik Engelliler Dernek Başkanı sevgili Orkun Bozkurt’u aradım, çok ilgilendi. Hem röportaj yapacağım arkadaşları hem de benim kullanabileceğim tekerlekli sandalyeyi de temin edeceğini söyledi.  

Röportaj yapacağım Günay Kibrit’i arayıp buluşacağımız yeri ve saati planlarken bana söylediği cümle engellendiklerinin ispatı gibiydi. Nerde buluşalım dediğimde Günay bey bana ‘’Çok seçme şansımız yok. Çıkılacak rampası olanı yeri seçmek zorundayız’’. Sizler, bizler buluşurken arkadaşlarımızla ne kadar özgür olduğumuzu o an daha iyi anladım. Peki, hakkımız var mı bu insanları engellemeye? Sadece devlet, hükümet ve yöneticiler mi suçlu? Restoran, mağaza, cafe sahibi olan kişilerin de sorumluluğu yok mu? Ya da bizlerin, bilinci olan her bireyin? Her gün dekorasyon değiştiren iş yerlerinin bir de engelli vatandaşlar için rampa yapması çok mu zor? Ömer’in dediği gibi engel kafadadır bence de.

Buluşma yerini küçük bir araştırmadan sonra rampası olan bir cafe olarak seçtim ve konuklarıma söyledim. Buluşma saatinden biraz önce gidip oturulacak yeri hazırlattım. Rampa yapmayı düşündükleri için öncelikle onlara teşekkür ederim. Günay bey benim kullanacağım tekerlekli sandalyeyi de getirdi. Röportaj konuğum Ömer de bir süre sonra geldi fakat cafe yakınında park yeri bulmakta zorlandığından epeyi dolaştı. Park ettiği yerden tekerlekli sandalye ile gelmek de ayrı bir sorundu. Alın bir engel daha. Her iş yeri önüne engelli park yeri koymalı bence.

 Evet buluştuk. Ben de tekerlekli sandalyeye bindim. Sadece oturmak bile kendimi kötü hissetmeme yetti. Çünkü bundan sonraki süreçte zorlanacağımı biliyordum. Cafe önündeki rampayı çıkacak güçlü kollarım olmadığından (çok dik olmasından dolayı) yardım almak zorunda kaldım. Cafe’ye girdik. Sohbet boyunca tekerlekli sandalyede oturdum. Bir süre sonra tuvalet ihtiyacım olduğundan nerdeyse kalkıp yürüyecektim ki hatırladım. Sandalyeyle gittim. Maalesef. Giremedim. Kapıdan geçemedim. Kalkıp kendim yürüdüm çünkü sandalye kapıdan sığmadı. Peki yürüyemesem?

Röportajı bitirdikten sonra üçümüz tekerlekli sandalye ile Dereboyu’nda yürüdük. Düz yolda ne kadar da kolay gidiyorsun. Tıpkı yürüyenler gibi. Fakat kaldırımdan gitmek işkence gibi. Her yer delik deşik ve kaldırım birden bire bitiyor, inmek çıkmak çok zor. Bazı yerlerde kaldırım çok yüksek, çıkamadık. Yoldan ilerledik sıra halinde. Arabaları engelledik. Bize ne işiniz var yollarda der gibi bakan yüzlerle karşılaştım. Çok kötü hissettim kendimi. İtiraf ediyorum ağlamamak için zor tuttum kendimi. Amacım olayı dramatize etmek değil kesinlikle ne hissettiysem onu söylüyorum. Bir tatlıcıda durup dondurma yemek istedik. Ama önündeki kaldırımdan çıkamadık. Garsonlar bize yardım edebileceklerini söyleseler de 3 kişiyi kaldırmaları çok zordu. Yardımcı olmak istiyorsanız kapınızın önüne rampa koyabilirsiniz. Geçtiğimiz dükkânların hiç birinde rampa yoktu. Dolayısı ile hiçbirine giremedik.

O gün zor bir gündü benim için. Tekerlekli sandalyeyi teslim edip kalktığımda her yerim ter içindeydi. Yoruldum. Kollarım ağrıdı. Ve üzüldüm. Ve utandım. Kimseyi engellemeye hakkımız yok. Her adımımızda bu yollardan engelli arkadaşlarımızın da geçeceğini düşünmemiz lazım. Ve unutmamalıyız! Hepimiz bir gün engellenebiliriz!!!

Hem röportaj anımızı hem de Dereboyu’nda ilerlerken bizi fotoğraflayan, Engelli İnsiyatif’e gönüllü destek veren arkadaşım Ayşe Hacımehmet’e de çok teşekkür ederim. İyi ki sizin gibi gençler de var….


GÜNAY KİBRİT

(Akraba evliliğinin sonuçlarını yaşıyor)

 

F.U: Kendini tanıtır mısın?

G.K: 9 Mayıs 1967 Baf doğumluyum. Evliyim. Bir kızım var. Bir kamu kuruluşunda çalışmaktayım. Memur değil de sakatların istihdamından girdim işe ben. Görevim muhasebedir. 1987 yılından beri bu görevi yapmaktayım. 25 yılımı doldurdum sayılır.

F.U: Kaç yıldır tekerlekli sandalyeye bağlısınız?

G.K: Tamamen tekerlekli sandalyeye bağımlı oluşum çok uzun zaman değil. Ben doğuştan Spastik Paraperezi’yim ve giderek bacaklarımı kullanamaz, uzun mesafe yürüyemez oldum. 2 yıldır da tekerlekli sandalyeyi daha sık ve uzun kullanıyorum. Yaşım da ilerledi, kilom da tabii.

F.U: Sizinle ve tedavilerinizle  ilgilenen ayrı bir branş var mı? Spastik engelliler  ile ilgilenen?

G.K: Spastik engelliler değil de bu hastalık nörolojik bir hastalık olduğu için Nöroloji doktorlarıyla görüşüyoruz. Bazen  Ortopediye de başvuruyoruz.

F.U: Tanınızın akraba evliliğiyle bir ilgisi var mı?
G.K: Evet. Annem ile babam akraba evliliği yaptılar ve benle beraber 3 kardeşimde de yine spastik sorunlar var.

F.U: Tekerlekli sandalye kullanırken karşınıza çıkan en büyük engel nedir?

G.K: En büyük engeller mimari engellerdir. Spastik engelli olabilirsiniz fakat tekerlekli sandalyeye oturdunuz mu hareket edebilir ve ilerleyebilirsiniz. Gideceğiniz yere de rahatlıkla ilerleyebilirsiniz. Fakat yollarda sizin de ilerleyebileceğiniz şartlar yoksa, kaldırımlar varsa ve rampalar yapılmamışsa işte o zaman engellisiniz. Çünkü engelleniyorsunuz. Orda durur ve ilerleyemezsiniz.

“ENGELLENİYORUZ”

F.U: Engel bacaklarınızın hareket edememesi değil de yolların sizler için uygun olmaması mıdır?

G.K: Kesinlikle, engel bizlerin de bu yollarda ilerlemek isteyeceğinin düşünülmemesidir. Mimari engellerdir. Engelli değiliz aslında engelleneniz.

F.U: Engelli yasası var mı bizde?

G.K: Birleşmiş Milletler Engelli Yasasında yapılan bir yasa var fakat yürürlükte değil. Meclisten geçti bu yasa ama yürürlüğe girmedi.

F.U: Bu yasadaki maddelerden en önemlisi nedir? Bir tane örnek verebilir misiniz?

G.K: Bizim gibi fiziksel engelliler için en önemli şey dolaşım, hareket ve ulaşım özgürlüğüdür. Bu yasada bu özgürlüğümüzü engelleyen engeller tamamen ortadan kaldırılıyor. Örneğin kamuya açık bir bina yapılırken engelliler düşünülerek yapılacaktır. Bunu yasaya göre böyle yapmak zorunluluğu vardır.  Mimarlar Odası, mühendisler, belediyeler bunu dikkate almalıdır. Bu arada bir binaya sadece rampa koymak yeterli değildir. Yüksek katlı ise asansör engelli sandalyesine uygun olmalı veya en az bir tuvaleti engelliler için yapılmalıdır.

F.U: Bu yasa meclisten geçti madem neden yürürlüğe konulmuyor? Bu kimin sorumluluğundadır?

G:K: Hükümetin. Bunun için Kıbrıs Türk Ortopedik Özürlüler Derneği olsun diğer engelli dernekleri ve Sivil Toplum Örgütleri bu yasanın geçmesi için türlü türlü etkinliklerle bu yasanın geçmesi gerektiğini vurguluyoruz ama maalesef hala yürürlüğe girmedi. Bu maddelerin yürürlüğe girmesi çok da zor ve maliyetli olmamasına rağmen maalesef yapılmıyor.

GÖREV BİLİNCİ

F.U: Röportajı planladığım andan itibaren yollara, rampalara, sokaklara daha çok dikkat eder oldum. Tekerlekli sandalye ile yürümek hakikaten imkânsız. Belediyelere bu konuda herhangi bir talebiniz oluyor mu?

G.K: Sivil Toplum Örgütleri olarak bizim yaptırım gücümüz yoktur. Bunu Belediyeler görev bilinciyle yapmalılar. Ama her etkinliğimizde bunu dile getiriyoruz. Ve bizler sadece kamuoyu oluşturabiliriz. Toplum bilinçlenir ve talep ederse yapmak zorunda kalacaklardır diye düşünüyorum. Şunu bilmeli insanlar bir gün herkes engelli olabilir.  

F.U: Yolları ve sokakları engelliler için düşünülmüş Belediyeler var mı?

G.K: Rahmetlik Mustafa Çelik’in döneminde Beyarmudu, Akdoğan ve Vadili’de bir Avrupa Projesi olarak 3 bölgede pilot çalışma yapıldı ve sokaklara rampalar konuldu. Banka, eczane ve lokantalara rampalar kondu. Hepsine olmasa da en az bir tanesine kondu.  

F.U: Haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz?

G.K: Şöyle düşünün sizlerin engeli yok ve belediyeye vergi ödüyorsunuz. Belediye de size yol. aydınlatma v.b sağlıyor. Biz de vergi veriyoruz ve biz bu yollarda hareket edemiyoruz. Sizlerin kullandığı yolları kullanamıyoruz.  Özgürlüğümüz kısıtlanıyor.

F.U: KKTC’de kayıtlı ne kadar engelli var?

G.K: Gelişmekte ve ya geri kalmış toplumlarda nüfusun %10’u engellidir. Fiziksel değil her türlü engel. Resmi bir rakamdır bu.

F.U: Ortopedik Engelliler Derneği her fiziksel engelliye bir tekerlekli sandalye temin edebiliyor mu?

G.K: Derneğimiz bağışlarla ve katkılarla ayakta duruyor biliyorsunuz. Üyelerimize hizmet veriyoruz. Bize talepte bulunana herkese temin ediyoruz. Eğer elimizde sandalye yoksa dernek olarak kampanya başlatıp sandalyeyi alıyoruz.

F.U: Derneğin gücü tüm engellilere yetiyor mu?

G.K: Mümkün değil. Yetmiyor tabii ki. İstediğim şartları sağlayamıyoruz üyelerimize.

F.U: Devlet engellilere maaş veriyor sanırım. Bu maaşlar nasıl?

G.K: Aslında şu anda hiç de küçümsenecek rakamlar değil. Bu konuda şikayet edemeyiz.. Hatta engelli olmayıp engellilerin maaşına göz koyanlar var. Bu maaşlardan alabilmek için kendini engelli yazanlar oluyor. Çalışamayan engelliye asgari ücretin %80’i veriliyor.

F.U: Diğer Sivil Toplum Örgütlerinden de destek alıyor musunuz?

G.K: Evet. Management Center, Engelli İnsiyatifi  mesela bizi hep destekler. Diğer Sivil Toplum Örgütleri de etkinliklerimizde bize destek oluyorlar.

F.U: Engage STÖ Etkinliği yaptınız geçenlerde. Etkinlik amacına ulaştı mı?

G.K: Amacımız derneğimizi tanıtmaktı ve sanırım bir grup insana tanıtmayı başardık. Ve diğer STÖ ile beraber olmak güç birliği yapmaktı amacımız. Sanırım güzel bir etkinlik oldu.

‘’TEK İSTEDİĞİMİZ ŞANSLARIMIZIN EŞİTLENMESİDİR’’

F.U: Toplumsal duyarlılık nasıl sizce?

G.K: Birçok topluma göre bizim toplumumuz duyarlıdır. Önceleri acımaydı fakat son zamanlarda sivil toplum örgütlerinin artması ve neyi neden istediğimizin daha net söylenmesi ile sanırım haklarımız daha çok anlaşılıyor.

F.U: Fiziksel engelli çocukların da gideceği okullar var mı? Hiçbir okulda fiziksel engelliler için düzenleme yapılmadı mı?

G.K: Maalesef yok. Sadece bir okulda Yeni Erenköy Lisesinde rampa yapıldı ama okulda ilerlemek ve tuvalete girmek imkânsız gibi. Hatta ben bir engelli olarak sandalyem ile kızımın okuluna veli toplantılarına bile gidemiyorum.

F.U: Engellilerle ilgilenen herhangi bir bakanlık ya da daire veya birim var mı?

G.K: Yoktur. Sadece Çalışma Bakanlığı işe alınan engellilerle ilgili çalışıyor o kadar.

F.U: Son söylemek istedikleriniz var mı?

G.K: Derneğimizin kurulduğundan beri hepimizin söylediği tek bir cümle var onu yinelemek istiyorum. ‘’tek istediğimiz şanslarımızın eşitlenmesidir’’. Ayrıcalık istemiyoruz.

 


ÖMER HAMİDAN

(Trafik kazası sonucu tekerlekli sandalyeye bağlı)

 

F.U: Ömer kendini tanıtır mısın?

Ö.H: 1980 doğumluyum. Bekârım. Üniversite’de okurken motor kazası geçirdim.  Ve 2 yıl yatağa bağımlı olduktan sonra belden aşağım parapleji olduğundan tekerlekli sandalyeye bağlandım. 2001 tarihinde henüz 20 yaşındaydım trafik kazası geçirdiğimde. Bir seri ameliyat geçirdim Türkiye’de. Rehabilitasyon merkezinde kaldım, fizik tedaviler yapıldı ve uzun bir aradan sonra kalkabildim.

F.U: Okula dönmen ve mezun olman nasıl oldu?

Ö.H: Eski dernek başkanımız Rahmetlik Mustafa abi hiç beni bırakmadı. Kalkmam ve toplum arasına karışmam için her gün hemen hemen bana geldi. Çok genç olduğumu ve çıkmam gerektiğini söyledi. İnanılmaz motivasyon verdi bana. Okulumu bitirmem için de çok uğraştı. Ve onun sayesinde evden çıktım. Okulumu bitirdim. Ona çok şey borçluyum. Spor Yöneticiliğinden mezun oldum. Şu anda Spor dairesinde çalışıyorum.

F.U: Tekerlekli sandalye ile okul zor oldu mu?

Ö.H: Tahmin ettiğimden daha kolay oldu. Çünkü Yakın Doğu Üniversitesi’nde şartlar, yollar ve sınıflar sandalye ve engelliler de düşünülerek yapılmış. Hiç zorlanmadım. Üniversite’ye ve çalışanlarına, Sn. Suat Günsel Hocaya ve tüm hocalara da teşekkür ederim. 

“YARDIM İSTEMEYE ÇEKİNİYORDUM”

F.U: 32 yaşındasın çok genç bir yaştasın. Eğlenmeye gidiyor musun? Ya da gidebiliyor musun?

Ö.H: Evet. Gidiyorum. Gidebileceğim yerlere gidiyorum. Her yere gidemiyorum. Rampası olan yerleri tercih ediyorum. Genellikle de yardım alıyorum. Yardımsız çoğu yere gidemiyorum. Bana uygun olan yerleri seçiyorum ve oralara gidiyorum. Önceleri çıkamadığım yerler için yardım almaya çekiniyordum ama şimdi isteyebiliyorum.

F.U: Hobilerin var mı? Neyle ilgileniyorsun boş zamanlarında?

Ö.H: Evet hobilerim var. Atıcılık yapıyorum. Atıcılıkta madalyalarım var. Basketbol oynuyorum. Evimde yetiştirdiğim hayvanlarım var. Onlarla ilgileniyorum, bakımlarıyla uğraşıyorum.

F.U: Sevgilin var mı?

Ö.H: Yok. J

F.U: Araba kullanıyor musun? Park yeri sorunu yaşıyor musun?

Ö.H: Evet kullanıyorum. Park yeri sorunu çok büyük sorun benim için. Şu an buraya gelirken yarım saat park yeri aradım. Sizi beklettim hatta. Her restoran veya cafe’nin önünde engelli park yeri olması gerekir.

F.U: Tekerlekli sandalyeye tamamen bağımlısın sen ve arabaya binip inerken tek başına yapıyorsun yardım almadan? Nasıl başarıyorsun bunu?

Ö.H: Bunu sadece ben değil. Fiziksel engeli olan birçok kişi yapabiliyor. Bunun için Dernekte fizyoterapistlerden eğitim aldık. Arabaya biniyoruz, sandalyemizi katlayıp arabaya yardımsız yerleştirebiliyoruz. Derneğimizin bize en büyük katkısı budur diyebilirim. Üstelik bu eğitimi alan bayanlar da bunu yapabiliyor.

F.U:  Yalnız mı yaşıyorsun ailenle mi? Evinde nasıl hareket ediyorsun?

Ö.H: Ailemle kalıyorum. Ailemin sağladığı imkânlarla evde her yere kolayca ulaşabileceğim ve sandalye ile evimde rahatlıkla dolaşabileceğim şartlar sağlandı. Ailem olmadan da evimde rahatça her istediğimi yapabiliyorum.

F.U: Tek başına yaşayabilir misin peki?

Ö.H: %80 diyebiliriz. Bazen yardım almam gerekebiliyor.

“ENGEL KAFADA…”

F.U: Her yere gidememek nasıl bir duygu?

Ö.H: Alıştım artık. Çok beklentim yok. Gidebileceğim yerlere gidiyorum. Gidemediğim yerlere yardım alabilirsem gidiyorum yoksa gitmiyorum.

 

F.U: Halletmen gereken işler varsa mesela hastanede, dairelerde?

Ö.H: Annem, babam ya da arkadaşımla gidiyorum.

F.U: Engellenmek nasıl bir duygu?

Ö.H: Bir kişi bir yere gitmek isterse veya her ne kadar engellense de gitmek isterse bir yolunu bulur. Eğlenmekse istediği onu da yapar. Yeter ki istesin. Engel bana göre kafadadır. Ben Karpaz’a da giderim, Yeşilırmağa da, Girne’ye da. Yeter ki isteyim.

F.U: Derneğiniz için yapılan etkinliklere katılıyor musun?

Ö.H: Daha yeni yeni katılmaya başlıyorum. Ben yeni yeni kabullenmeye başladım durumumu… Bunda Mustafa Çelik’in çok büyük katkısı var.

“BİR REHABİLİTASYON MERKEZİ”

F.U: Sence engellilerin en büyük sorunu nedir?

Ö.H: Bence en büyük sorunumuz kolaylıkla gidebileceğimiz ve bizim durumumuzu bilen anlayan, kontrollerimizi yapabileceğimiz, sıkıntı çekmeden kontrollerimizi yaptırabileceğimiz bir merkez olmaması.

F.U: Sanırım istediğin tam teşekküllü bir rehabilitasyon merkezi?

Ö.H: Evet, Türkiye’de böyle bir merkezde kaldım ve bana çok katkısı oldu. Bizi takip edecek durumumuzu bilen ve her defasında anlatmak zorunda kalmayacağımız hekimler olmalı. Ben her yıl kemik taraması yaptırmam gerektiğini bu merkezde öğrendim. Her yıl aynı sıkıntıyı yaşıyorum nereye gitmeliyim, kim beni takip etmeli. Durumum nasıl acaba hep sıkıntı yaşıyoruz. Bacaklarımı hissetmediğimiz için kemikler zayıflıyor bunun için devamlı kontrol ettirmeliyiz. Örneğin benim karnım ağrır Türkiye’de, bu rehabilitasyon merkezinde sizin sorununuzla ilgileniliyor. Ben dahiliyeye gitmem gerekiyor o durumumu bilmediği için saatlerce en baştan anlatmam gerekiyor bu da çok yorucu.

F.U: Peki Türkiye’ye bu merkeze gidip kontrollerinizi yaptıramaz mısınız?

Ö.H: Devlet beni 2 kez yolladı bir kez daha da yollamadı. Bütçem de yetmediği için gidemiyorum. Benle beraber en az bir kişi gelmeli iki kişinin masrafı da yüklü oluyor. Sağlıkla ilgili sıkıntılarımız var şu an genciz ama daha da yaşlanınca ne olacak endişeliyim.

F.U: Motor kazası yaptığını söylemiştin hatalı sen miydin?

Ö.H: Hayır bana biri çarptı. Türkiye’den gelen biriydi. Mahkeme sonuçlanmadan kaçtı. Mahkeme ona para cezası verdi fakat biz mahkemenin yapıldığı zamanlar kendi canımla uğraştığım için ailem de benimle ilgilendiğinden mahkemeyi takip edemedik. Daha sonra bana çarpanın adadan gittiğini öğrendik. Mahkeme sonucunda 85 bin sterlin ceza verildi ama adam da para da ortada yok. Benim yetkililerden tek istediğim; Bu tür kazalarda takibini yapmalarıdır. Ben tekerlekli sandalyeye bağlandım. Ama o çekip gitti. Hiç ceza almadan. Kolayca çıktı ve gitti.

 

 



 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 932 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler