1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SİYASİ PARTİLER SORUNLARI ÇÖZER Mİ?!…
SİYASİ PARTİLER SORUNLARI ÇÖZER Mİ?!…

SİYASİ PARTİLER SORUNLARI ÇÖZER Mİ?!…

Demokrasi kalitesi ne olursa olsun, çok partili düzene sahip ülkelerde siyasi partiler günahların ve sevapların adresidir. Siyasi partilerin iki rehberinden bir, siyasi ideolojileri diğeri de kendilerini maddi, manevi olarak destekleyen ve oy veren yurt

A+A-

 

 

 

 

Demokrasi kalitesi ne olursa olsun, çok partili düzene sahip ülkelerde siyasi partiler günahların ve sevapların adresidir.

Siyasi partilerin iki rehberinden bir, siyasi ideolojileri diğeri de kendilerini maddi, manevi olarak destekleyen ve oy veren yurttaştır. Siyasi partiler bu iki rehber arasında en iyi ve gerçekçi sentezi yapmak zorundadır. Yurttaş da, ya ait olduğu partisine oy desteğini verir, ya da ve aslında daha büyük oranda, siyasi partilerin tezlerine, programına, vizyonuna ve ülke sorunlarına getireceği çözüm önerilerine bakarak oy verir.     

İkinci eğilimdeki yurttaş için, bir siyasi partinin eskiden ne yaptığı önemlidir ancak oy vermesi için belirleyici değildir. Bir siyasi partinin, örneğin eskiden hükümette olduğunda yaptığı güzel ve başarılı icraatlar takdir ediliyor ama onları yurttaş artık kullanmış, tüketmiştir; ne olmuşsa artık bitmiştir. Yeniden oy verirken geleceğe dair vizyon ve o vizyona ulaşacak stratejik programlar, seçmenin oyunu alabiliyor.

İktidar partisi, “bakın sizin için ne güzel şeyler yaptık, refahınızı artırdık, bize oy verin” demekle bir yere varamaz… Muhalefet partileri de “bakın onlar ne kötü idare etti, bizi destekleyin, biz iyi yapacağız” demekle de bir yere varamaz. Hem iktidar, hem de muhalefet partileri arasında, ülkenin bulunduğu noktayı tanımlamayı, ülkeyi nereye götürmek istediğini, yani vizyonunu ve o vizyona nasıl ulaşacağını açık ve gerçekçi şekilde yurttaşı ile paylaşan ve başaracağına dair güven duygusu veren kadroları halka sunan parti öne çıkar.

Kıbrıs Türk siyasetinde şu anda ülkenin hangi durumda olduğunu tanımlayan bir siyasi ürün yoktur; iktidar partisi ‘uçuşta’ olduğunu söylüyor, muhalefet partileri de ‘dibe vurduk’ iddiasında… Yurttaş ise, bugünkü yaşamında, bu iki tanımlamanın hangisini gerçekçi buluyor, inanıyor ve doğruluğunu onaylıyor? Galiba hiçbirini… Onun için siyasete endişe ile bakıyor… Birinin ‘toz pembe’ reklamları, diğerinin ‘her yer karanlık’ nağmeleri yurttaşa, her ikisinin de mevcut durumla ilgili doğru tespit yapmadığı ve dolayısıyla da geleceğe dair doğru ve inandırıcı bir programa sahip olamayacağı değerlendirmesi var…

İcraatta olduğu için, hükümet partisinin iyi – kötü, doğru – yanlış, eksik – artık uygulamada olan bir programı var; yurttaş geleceğini, buna bakarak, okuyup karar verebilir. İnanır, inanmaz, beğenir beğenmez, onun takdiri… Muhalefet partilerinin alternatif programları ise, yurttaşa, geleceğe dair seçenek oluşturur. Yurttaş da hangisine güven duyarsa ona eğilim gösterir.

Hükümetin programını beğenmez, muhalefet partilerinden de program göremez ise, işte bu noktada yurttaş, mevcut siyasi partilerin sorunlarına çözüm getiremeyeceği kanısına varır ve siyasete güveni kaybolur. Bugün Kıbrıslı Türklerin genel siyasi eğilimi bu doğrultudadır, bulgular da bunu gösteriyor. Eğer seçmenin yüzde kırkı belirli  bir siyasi partiye destek ifade etmiyorsa ve mevcut siyasi partilerin sorunlara çözüm getireceğine dair inancı yüzde kırkı bulmuyorsa, eğilimin kaynağında hükümetin başarısız programı, muhalefetin de programsızlığı vardır.

Eğer hükümet programı, yurttaşı bugün fakirleştiriyorsa ve böyle de süreceği rahatlıkla öngörülebiliyorsa, bu kaderini değiştirmek için yurttaşın umudu muhalefet partilerinin kendisi ile paylaştığı programlarıdır, hem de seçim havasına girilmeden paylaştığı programlarıdır. Ama, elde yazılı bir şey yoksa, karamsarlık, depresyon, geleceğe dair endişe halk psikolojisine egemen olur. Ve bu psikolojinin verdiği ilk toplumsal tepki, dinamik olan genç nüfusun göçüdür.

Bugün Kıbrıslı Türklerin içinde bulunduğu siyasi tepkimelerin ana kaynağı iktidar partisidir ama tek kaynak da o değildir. Muhalefet partilerinin de katkısını inkar etmek doğru olmaz… Bunu itiraf etmekten ve kabullenmekten de kaçınılmamalı; yurttaşa umut olacak ve desteğini alabilecek programlar üretilip yurttaşla paylaşılmalıdır. Ancak o zaman yurttaşın bugünkü karamsar ve kötümser eğilimleri iyi yönde değişebilecektir.

Program yazmak da çok zor bir iş değil… İşin zoru, işin kolayı olan ve pek de siyasi derinlik istemeyen siyasi eleştiri kültürünü terk etmek ve siyasi önermeler aşamasına geçebilmektir…   

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 811 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler