1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SİYASİ DERTLEŞME...
SİYASİ DERTLEŞME...

SİYASİ DERTLEŞME...

Kıbrıslı Türkler için yaşam gittikçe ağırlaşan koşullarla zorlaşıyor. Politikası, ekonomisi, sosyal yaşamı, çevresi, neresinden tutsanız dökülüyor… Başbakan, halkın gözünün içine baka baka, “ekonominin tüm sektörleri kalkındı” diyor, h

A+A-

 

 

 

Kıbrıslı Türkler için yaşam gittikçe ağırlaşan koşullarla zorlaşıyor. Politikası, ekonomisi, sosyal yaşamı, çevresi, neresinden tutsanız dökülüyor…

Başbakan, halkın gözünün içine baka baka, “ekonominin tüm sektörleri kalkındı” diyor, halbuki her bir sektörün insanı, sektörünün yerde kıvrandığını söylüyor… Ve bir sendika başkanı Başbakan için “çatır çatır yalan söylüyor” diyor medyada, kimse de yadırgamıyor; muhatap bile suskun…

Değişik sivil toplum örgütleri, sendikalar, siyasi partiler eylemler yapıyor; muhatabı hükümet umursuz, halk suskun… Cürümler arttı, her türlüsünden ve daha once hiç yaşanmamış cürümler işleniyor; hükümet de, güvenlik ve asayişten sorumlu olanlar da önemsemiyor… İntiharlar günlük olay haline geldi. Trafik kazaları önlenemiyor… Halk bezgin…

Hükümet eliyle çevre katliamı ikide-bir gündem oluyor; hükümetin çevresinden pis kokular geliyor, sivil toplum eylemlerini yerden yere taşıyor ama halk kitleleri taraf olmuyor…

Kıbrıslı Türklerin ‘ana’sı, yavrusuna olan sevgisini onu boğamaya çalışarak gösteriyor. Yok oluyor ve yok ediliyor Kıbrıslı Türkler işte… Ama, Kıbrıslı Türklerin hükümeti, şefkatsiz ve kesik sütlü anadan süt emecek diye koynuna sokulmaya çalışıyor… 

Ekonominin tüm sektörleri ve aktörleri kan ağlıyor; kaynaklar peşkeş çekilip Türkiye hükümetinden hormonlu Türk sermayesine bir bir satılıyor…

Ve birileri çıkıyor ortaya, “boşverin obürlerini, bıktırdılar; biz toparlanıyoruz” diyor; işin özünde de şefkatsiz ananın sırtında taşıdığı bebeler var… Kıbrıslı Türklerin kaderini teslim almaya çalışanlar, çözümsüzlük süreçlerini sürdürerek Kıbrıslı Türklerin makus talihini kara talih yapanlar… Süreci tıkamış, Kıbrıslı Türklerin önünü açacak diyor…

Hepsi hepsi anlaşılır; düzenin düzenbazları düzenin kurbanları üzerinden kendilerine frak biçiyor… Ama anlaşılmayan düzenin muhaliflerinin düzenin düzenbazları karşısındaki etkililiğinin kısır kalması ve kendini kısır döngü içine sokması… Başkalarının yanlış politikası üzerinden politika yapmak maharet bellenmiş… Yanlış politikaların yorumlanması doğru da, doğru politikalar nerde?!. Hem, sağcı, gerici, milliyetci politikalar, kendi ideolojisi içinde yanlış değil, onların doğruları öyle… Peki ilerici politikalar sağcı, gerici, milliyetci politikaların eleştirisinden başka birşey bilmiyor mu? Ne olmayacağını söyleyenlerin, ne olması gerektiği ile ilgili sözü ve fikri ve düşünce üretimi yok mu?

Yoldaşlar kusura bakmasın, Kıbrıslı Türklerde dert çok ama derman?...

Bir LTB sorunu yaşandı… Başkan istifa etsin, doğru çıkış yolu bu… Ama mevcut başkana seçenek olacak çıka çıka iki eski belediye başkanı çıktı kamuoyunda… Biri on yıl önce, diğeri de altı yıl önce bu işi bırakmış… Yani bu politika yeni seçenekler üretemiyor mu? Bu mevcut başkana seçenek olacak yeni bir isim nasıl olur da kamuoyunun gözüne giremiyor, öne çıkamıyor?! Yaşanan bunca rezilliğe rağmen, nasıl olur da Lefkoşalı’nın seçenek diye değerlendirebileceği yeni bir isim ortada yok?!. Seçim yaklaşınca, aday gırla… Şimdi?

Ekonomi kötü yönetiliyor, maliye darboğazda… Muhalefetin ekonomiyi ve maliyeyi yönetecek ve bu yönde halka güven veren kadrosu?! Niye öne çıkmıyor birileri, niye herşeyi siyasi partilerin tepesindekiler söyler sadece? Denktaş’tan devralınan ‘politikada başkaları sivrilmesin, sivrilenin kafasını al’ mirası nasıl bu kadar sarmış Kıbrıs Türk politikasını?!.

Yoldaşlar kusura kalmasın, başkalarının kusuru uzerinden politika yapanlara, kendi kusurları üzerinden politika yapılır… “Tencere dibin kara” diyenlere “seninki benden kara” derler ve başlar bir dipsiz kuyuda tartışma… Ve Kıbrıslı Türklerin esas gündemi kadük olur, güdük konular da gündem…

Dert çok; derman? Karamsarlık bir çözüm değil elbet ama karabasan gibi çöktü bu rejim halkın üstüne… Ses ve nefes ulaşmıyor bir yerlere… Sesi ve nefesi olanlar bir araya da gelemiyor… Kuzey ve güney rüzgarlarında savruluyor sesler ve nefesler… Ve birinin, diğerinin ses ve nefesine tahammülü de kalmamış… “Onun sesi ve nefesi de neye yarar?” kibiri, seslerin rezonansa girmesine, nefeslerin sallantıdaki hükümete püf deyip düşürmesine de engel…

Ve halk, yani Kıbrıslı Türkler… Çoluğu çocuğuyla, genci yaşlısı, erkeği kadınıyla, fakiri  zenginiyle bu toprağa kan ve ter ve gözyaşı akıtmış bu adanın yarısında Türkiye patentli rejime esir kalmış bu toprağın gerçek sahipleri ve insanı olan Kıbrıslı Türkler… Geçmişinde mutsuz, geleceğine umutsuz, derdine yanan halk… “Çatır çatır yalan söylüyor” denilen Başbakan’ın yönettiği, LTB’nin borçlandığı paradan üç milyon sterlingin hesabı sorulan Cumhuraşkanı’nın temsil ettiği halk… Kurtuluşunu, nasıl ve ne zaman ve nerden geleceğini bilmeden bekleyen bir halk…

Durumlar üzüyor… Yoldaşlar kusura bakmasın, biraz dertleştik işte…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 900 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler