1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Siyasetin 3 kilidi
Siyasetin 3 kilidi

Siyasetin 3 kilidi

Kuzey Kıbrıs’ta siyaseti kilitleyen üç temel unsur var. Birincisi Türkiye’ye giderek artan bağımlılık… İkincisi Güney Kıbrıs’taki siyasetin ‘geleneksel’ yönü… Üçüncüsü ise vizyon karmaşası. ** Birinciden başl

A+A-

 

 

Kuzey Kıbrıs’ta siyaseti kilitleyen üç temel unsur var.

Birincisi Türkiye’ye giderek artan bağımlılık…

İkincisi Güney Kıbrıs’taki siyasetin ‘geleneksel’ yönü…

Üçüncüsü ise vizyon karmaşası.

**

Birinciden başlayalım.

KKTC 1983’te ilan edildi. Aradan 30 yıla yakın zaman geçti. KTFD dönemine göre çok daha izole, çok daha zor şartlara mahkum oldu Kıbrıslı Türkler.

2003 referandum dönemi ve izleyen yıllarda bu kabuk kırılmaya çalışıldı, ancak ilgili taraflar buna yardımcı olmadı.

Bu arada Türkiye’nin derindeki ve su yüzündeki temsilcileri burada bir statüko oluşturdu. Nüfusuyla, ekonomik düzeniyle, anti demokratik şekliyle bir ‘rejim’ kuruldu. Buradaki işbirlikçi sağ siyasetin nemalanmak karşılığı ittifak kurmasıyla o rejim baskıcı, içe kapalı bir modele dönüştü.

Özetle “Türkiye dışında soluk borusu olmayan” bir toplum ve bir ‘devlet’ çıktı orta yere.

Referandum döneminde bu kapalı durumu tamamen yıkmak mümkün olmayınca, 2009’dan itibaren “Türkiye’ye daha da bağımlı” bir yola girildi.

Uygulanan sosyal ve ekonomi politikalarla bu yapı perçinleniyor şimdilerde…

Buradaki ‘iktidar’ odaklarının bu bağımlılığa karşı çıkmayan, alkış tutan, hatta “bizi daha da bağlayın” diye yağ çeken isimlerden oluşması isteniyor.

Siyaseti tıkayan birinci ve en önemli kilit bu…

**

İkinci kilit Güney’deki siyasetin açılımdan uzak durmaya devam etmesi…

Sondan başlarsak, AKEL’in iktidarda büyük ortak olduğu, Başkanlık sarayında Hristofyas’ın oturduğu dönem bitmek üzere… Gelin görün ki, bu beş yıllık periyotta, üstelik bir bölümünde kuzeyde CTP’li ve Talat’lı bir yönetim kadrosu varken, güneyde siyaset gelenekçi pozisyonundan kurtulamadı. ‘Adanın yeniden birleşmesi’ söylemi, soyuttan öteye geçip ‘federal Kıbrıs’ın oluşumuna yönelemedi. Rum siyasal eliti, toplumuna karşı daha cesur olmak yerine, gelenekçi söylemin popülizminde boğuldu.

Kuzey’deki siyasetin, özellikle de çözümü hedefleyen kesimlerin eli-kolu, güneyin bu tavrı karşısında bağlandı, çözülemedi.

**

Siyaseti kilitleyen ve kısırlaştıran üçüncü kilit ise ‘vizyon karmaşası’…

İlk iki kilidin de etkisiyle, Kıbrıslı Türkler geleceğe dönük bir ‘hedef birliği’ kuramadı. Her kamuoyu yoklamasında KKTC’de yaşayan insanların kendi ‘kimliği’ hakkında bile kafasının net olmadığı ortaya koyuyor.

Bunun bir adım ilerisinde, aynı insan kitlesinin Kıbrıs sorununa bakış ve beklentilerinin bir uçtan diğer uca savrulabildiğini görüyoruz.

Konjonktüre bağlı olarak insanlar zaman zaman bir tarafa, zaman zaman diğer tarafa yönelebiliyor.

**

Siyasetteki üç kilidin sonucu şu: Toplumda bir konsensüs ortamı oluşmuyor, oluşamıyor.

“Türkiyesiz tek bir adım bile atılamaz” vehmi ve “Biz istesek bile Rumlar yanaşmaz” kaygısı, valsteki gibi bir ileri-iki geri götürüyor bizi.

Ve siyasette kilitler orada durdukça, içe dönüklük daha da artıyor.

‘Birbirini yeme’ dürtüsü tavan yapıyor.

Siyaset üretilemedikçe, insanların ‘kişisel meydan muharebeleri’ revaçta oluyor.

Düşünce, proje, politika oluşturmak yerine başka sularda balık avına çıkılıyor.

Memleketin siyasal resmini dıştan çekince, böyle bir kare çıkıyor orta yere.

O kilitleri açmadan, gerekirse kırmadan, resmin değişeceği yok galiba…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 713 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler