1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Siyaset ve Toplumsal Hareket
Siyaset ve Toplumsal Hareket

Siyaset ve Toplumsal Hareket

Düşünüyorum “Bu toplum nasıl kalkınır, nasıl gelişir?” diye. Çeşitli sohbet toplantılarında yöneltiğim bu soru genellikle “umutsuz ve umursuz ” bir söylemin da başlangıcı oluyor. Gelişmeye, değişmeye, kalkınmaya yönelik umutsuzlu

A+A-

 

 

Düşünüyorum “Bu toplum nasıl kalkınır, nasıl gelişir?” diye.

Çeşitli sohbet toplantılarında yöneltiğim bu soru genellikle “umutsuz ve umursuz ” bir söylemin da başlangıcı oluyor.

Gelişmeye, değişmeye, kalkınmaya yönelik umutsuzluk, aslında umursuzluğu da besliyor. Değerlere, değer verilmiyor. “Boş ver” değer oluyor; her şeye “Nolacak yahu!” demek alışkanığa dönüşüyor...

Yaklaşık iki hafta önce Akdoğan’da bir yakın akrabamızın cenaze törenine katıldık. Cami olarak kullanılan eski kilisenin pencerelerinden tutun da çatısına kadar güvercin yuvası dolu. Boya, tamir yüzü görmeyen pencere kenarları ve yerler güvercin pisliği ile dolu. Yerde içinden yavruların yeni çıktığı anlaşılan kırık güvercin yumurtası kabukları rüzgarla savruluyor... Kenarları kırık dökük musalla taşının üzerine yatırmışlar 72 yıllık bir ömrü defnedecekler...

Bir ömre saygı böyle mi? Böyle mi defnedilir!?

İskele Uzun Sahil’de (Long Beach) yürüyorum. Sabahın ilk ışıkları sahili aydınlatıyor. Kum tepelerinin üzerinde öbek öbek bira şişeleri. Mangal sefalarından arta kalan plastik eşyaların kimisi dalgalarda savruluyor, kimisi kumların içine gömülmüş...  

Doğaya saygı böyle mi?

Keza siyasette...

Siyasi istihdamlardan, yandaşa arsa dağıtmalardan,  aylarca pislik içinde yaşamaya mahküm bırakılan Lefkoşalıya “Başarı hikayesine dönüştürdük.” diyen siyasetten, radar cezasının silinmesini talep eden bakandan ve kabul eden polis müdüründen rahatsızlık duyulmuyorsa... Böyle bir siyasi anlayışla toplum nasıl değişecek, gelişecek?

Aslında amacım sorunları dile getirmek değildir. Değişim ve dönüşüm için ne gerektiği üzerinde düşünme yaratmaktır. Söylemek başka, düşünmek başkadır.

Umutsuz ve umursuzluğun pençesinde sorunlarla gününü gün eden, konuştukca tasasızlaşan, yarınını düşünecek gücü kalmayan bohem bir toplumdan, yarınını düşünen, değişmi ve gelişmeyi arzulayan umutlu, mutlu ve üreten bir topluma nasıl dönüşülebilir?

Kim(ler) neyi, nasıl yapmalı ki değişimin ilk ateşi, ilk kıvılcımı alevlensin?

Bugün ülkeyi tarihinin en kötü yönetiminden kurtaracak açık, anlaşılır, tutarlı, kararlı, güçlü, güvenilir siyasi bir liderliğe ihtiyaç vardır.

Siyasetin yamacına mevzi kazıp sinmekle, gülle geçtikten sonra da bağırmakla zafer kazanılmaz. Siyasi liderlik olmaz. Gerektiğinde değişim için süngü takıp göğüs göğüse statükoyla, umutsuzlukla, omursuzlukla her yerde çarpışacak, mücadele edecek; demokrasiyi, adaleti ipek bir çarşaf gibi toplumun üzerine serecek, toplumu sarmalayacak siyasi liderliğe ihtiyaç vardır.

Eroğlucu, İrsenci, Kaşifci siyasi yönetim anlayışlarının topluma verecek bir şeyleri kalmadı. Hepsi aynı kazanda yoğrulup, pişmiş aynı kuşağın temsilcileri, farklı değiller. Bu topluma devletin kadrolarından ve arsalarından başka ne verdiler ki!...

Muhalefetin artık sivil toplum örgütleriyle ortak ilkelere dayalı toplumsal bir hareketi başlatması gerekmektedir. Halk desteği yüzde otuz ikiye gerileyen siyasi bir anlayışın, yüzde altmış sekizi yönetmesi kabul edilemez, edilmemelidir de... Azınlığın, çoğunluğu yönetmesi demokratik ilkelerle de bağdaşmamaktadır.

Siyasetin insana, topluma, doğaya saygılı değişimi gözeten bir sivil toplum hareketini başlatma zamanı gelmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 741 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler