1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Siyah-Beyaz Yaşamlar
Siyah-Beyaz Yaşamlar

Siyah-Beyaz Yaşamlar

Siyah-Beyaz Yaşamlar... Hayatın sadece iki kutbu. Tıpkı yaşam boyunca birçoğumuzun kararlarında kullandığı ve bir başka alternatife yer vermeyen iki düşünce gibi: “Ya hep Ya hiç...” Hayatımızı siyah-beyaz’a dönüştüren daima bu iki seç

A+A-

 

 

Siyah-Beyaz Yaşamlar...

Hayatın sadece iki kutbu.

Tıpkı yaşam boyunca birçoğumuzun kararlarında kullandığı ve bir başka alternatife yer vermeyen iki düşünce gibi: “Ya hep Ya hiç...”

Hayatımızı siyah-beyaz’a dönüştüren daima bu iki seçenek olmadı mı?

Nedense “ortasını” bulmaktan kaçınıyoruz, belki zor olurdu kafa patlatmak.

Ve daima iki seçenekli kumarla belirledik hayatımızın rengini ya da renksizliğini; ya hep ya hiç diyerekten!

Yaşamımızı, geleceğimizi belirleyen politika saptamalarında bile hep aynı davrandık. Olmazsa olmazlar yarattık ve bu yarattıklarımızın esiri olduk.

Halbuki korkularımızı da yaratanların bizler olduğunun farkına varmadık.

Korku dedik de; kim bizlere şundan kork demiş ve bizler de ondan ölene kadar korkmuş olduk?

Elbette küçükken çok korkular salındı etrafımıza. Hani bizleri korumak ya da bir yerlere dokunmamak, o yerlere gitmemek için.

Ne oldu? Eğitimi bile korkuya havale ettik. Ve korkular aslında; yaşamımızı belirleyen dürtüler halinde boynumuza asıldı.

Böylesi bir korku çemberinde hangi yaşam renkli olabilir ki?

Ya da hangi yaşam geleceğe umutla bakabilir?

İşte siyah-beyaz yaşamları koltuğumuzun altına sıkıştırıp, hayatın içine zembille indirilişimiz, korkularımızı da yanımızda götürmemizle oldu.

Gökkuşağının yedi rengine hayran kalırız da bu renkler acaba hayatımda olsalar nasıl olurdu diye düşünmeyiz.

Daima birileriyle didişir, birilerini kıskanır, birilerinden nefret eder ve “kuyu kazıcılığıyla” uğraşırız.

O ne dedi bu ne yaptı’larla hayatımızı sınırlayıp, basit ve fast-food yaşam biçimiyle ancak midemizi şişiririz.

Sanki yaşam sadece bunlarda ibaretmiş gibi bir de keyf duymaz mıyız!

Geceleyin gökyüzüne bakarız, sayamayacağımız kadar yıldız görürüz.

Kimisi daha büyük, kimisi daha küçük. Kimisi çok parlak, kimisi de ha var ha yok gibi. Ama kayan bir yıldız yakaladık mı o kapkara uçsuz bucaksız gökkubbede, gülücükleri yüzümüze yapıştırır hatta bir dilek bile tutarız.

Aslında bu da çok ilginç: çünkü kimisine göre gökkubbedeki yıldızlar, bu dünyadaki her insanın yaşamını temsil ediyormuş. İlginç olan da şu: bizler mutluluk hayalleri kurmak ve bu hayalleri gerçekleştirmek için dilekte bulunmanın yolu, birisinin ölümünü simgeleyen yıldızın kaymasından mı geçiyor?

Siyah-beyaz yaşamları yaratan aslında bizleriz.

Tüm renkler etrafımızda yer alırken, bizler ya hep ya hiç’çiliğin girdabında yaşamımızı iki kanallı foseptik çukuruna dönüştürüyoruz.

Renkler etrafımızda gizlidir, bunu unutmamak gerek.

(Siyah-Beyaz-Gri Yazılar kitabımdan, s:64,2003)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 770 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler