1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sivilleşme ve Ekonomik Kalkınma
Sivilleşme ve Ekonomik Kalkınma

Sivilleşme ve Ekonomik Kalkınma

Türkiye’de AK Parti, 8,5 yıllık iktidarı döneminde sivilleşme yönünde ciddi mesafe kat etti. Asker iç siyasete artık müdahil olmuyorken şimdilerde şehir merkezleri dışındaki güvenlikten sorumlu olan jandarmanın yeni bir düzenlemeyle sivil otoriteye

A+A-

Sivilleşme ve Ekonomik Kalkınma

Türkiye’de AK Parti, 8,5 yıllık iktidarı döneminde sivilleşme yönünde ciddi mesafe kat etti. Asker iç siyasete artık müdahil olmuyorken şimdilerde şehir merkezleri dışındaki güvenlikten sorumlu olan jandarmanın yeni bir düzenlemeyle sivil otoriteye bağlanıyor oluşu da sivilleşme adına atılmış dev bir adımdır. Sivilleşmeyle birlikte askerin asli görevleri ışığında daha donanımlı bir yurt savunmasına yoğunlaşması aynı zamanda Türkiye’nin Yeni Dünya Düzeni’nde gündeme gelebilecek dış tehditlere karşı güvenlik ihtiyacına da cevap verecektir...

Türkiye’nin sivilleşerek Yeni Dünya Düzeni’ne adapte olmaya çalıştığı yıllarda Türkiye’de kriz çığırtkanlığı yapanlar, şimdilerde, “Biz bu bölgesel liderlik konumundan nasıl bir ekonomik fayda sağlayabiliriz?” sorusunu sormaya başladılar.

Demokrasi ve refah beklentilerini bugüne kadar hep çözüm ve AB üyeliği vizyonuna bağlayan biz Kıbrıslı Türkler ne yapacağız?

Kıbrıs sorunu öyle bir aşamaya geldi ki AB üzerinden veya AB’siz Türkiye’nin bölgesel liderlik konumuna bağlı olarak bizi de kapsayan bir alanda önemli ekonomik faaliyetler öngörülmektedir. Örneğin uluslararası serbest liman kayıtlarında yer alan Gemikonağı sayesinde Kıbrıs’ı bölgenin Dubai’sine dönüştürmek gibi ciddi projeler söz konusudur. Kıbrıslı Türkler bu projeleri iyi okuyabilirse AB’nin belirlediği Kuzey Kıbrıs vizyonu çerçevesinde ekonomik gelişimimizi sağlayıp Kıbrıs’ta çözümün önünü açabileceğiz...

Ancak esas zorluk burada başlıyor Kıbrıslı Türkler için. Türkiye ile sağlıklı sivil ilişkilerin kurumsallaşamadığı koşullar devam ederken buna bir de ciddi kapasite sorunu olduğu anlaşılan vizyonsuz ve halktan kopuk iktidar yapılanmamız eklenince, bizi de doğrudan ilgilendiren bölgesel projeleri fırsat olarak değil tehdit olarak algılamamız söz konusu olabiliyor.

Geçmişiyle hesaplaşmayan UBP’nin karar alma süreçlerine dâhil etmediği toplum kesimleri, her ayın otuzunda şapkadan tavşan çıkarırcasına gündeme getirilenleri gördükçe, haklı olarak paniğe kapılıyor. Ticaret Odası ve sendikalar da dâhil olmak üzere bütün toplum kesimlerinin UBP hükümetine “artık yeter” demesi ve artan düzeylerde Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs vizyonunun sorgulanması bundandır.

Hiç kuşku yok ki sivil alandaki Türkiye kaynaklı hegemonyacı yaklaşımlar buradaki statükoculara “mücadelelerinde” toplumsal taban oluşturma fırsatı vermektedir. Türkiye’deki seçim sonrasında Rauf Denktaş’ın asker ağırlıklı rejim adına konuşurmuşçasına, “Türkiye halkı ılımlı İslam’a hayır demiştir” şeklindeki açıklaması nasıl yorumlanmalıdır?

Bu karmakarışık durumdan çıkış için bizim artık sivilleşmeyi ve ekonomik kalkınmayı öngören ciddi bir toplumsal vizyon oluşturmamız şarttır.

AK Parti kalkınmanın olmazsa olmazı sayılan sivilleşme için 8,5 yıldır ter dökerken Kıbrıs Türk ilerici hareketi 40 yılı aşkın bir süredir kelle koltukta demokrasi kavgası veriyor. Bizim handikabımız ise Ortodoks sol yaklaşımlarla ekonomik kalkınma konusunda Yeni Dünya Düzeni’ne meydan okumayı marifet bilmemizdir. Dünya bize değil biz dünyaya uyum sağlayacağız. Bizi ne Rumlar, ne AB ne de Türkiye sürdürülebilir bir ekonomiye kavuşturabilir. Biz bölgesel gelişmeleri iyi izleyip kendi ekonomik kalkınma hedefimizi yaşama geçirebiliriz. Bunu yapamadığımız müddetçe artan düzeylerde “asker ağırlıklı rejimin (statükonun) dolaylı destekçileri” gibi algılanmamız söz konusu olacaktır. Kıbrıs Türk ilerici hareketi edebiyat değil iş üretmeyi başarmalıdır gelinen aşamada.

Halkın kendine güvenini yeniden kazanıp geleceğe odaklanmasını sağlayacak, sivilleşmeyi ve sivil alanda Türkiye ile sağlıklı ilişkileri öngören, AB ve Türkiye etkisiyle gündeme gelen bölgesel gelişmeleri lehimize olacak şekilde yorumlayarak bir ekonomik kalkınma modelini hızla geliştirebilen, bu modeli toplumsal ortak paydaya dönüştürebilen bir iktidar yapılanmasına ihtiyacımız var.

Sözün özü, toplumsal varlığımızı ve demokratik hukuk düzenini önemseyen tüm toplum kesimleri, sivilleşme ve ekonomik kalkınma odaklı bir ortak vizyon için kolları sıvamalıdır artık...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1099 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler