1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Sistem iflas etti'
Sistem iflas etti

'Sistem iflas etti'

PROLOGUE Danışmanlık Merkezi Direktörü Mine Yücel, Kıbrıs’ın kuzeyindeki durumu yorumladı, ilginç örnekler verdi

A+A-

 

PROLOGUE Danışmanlık Merkezi Direktörü Mine Yücel, Kıbrıs’ın kuzeyindeki durumu yorumladı, ilginç örnekler verdi:

“Sistem iflas etti”

 

ÇÖPLER İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DURUMUN SEMBOLÜ “...Şu anda her köşe başında çöplerin birikmesini, içinde bulunduğumuz durumu çok iyi anlatan sembolik bir gösterge olarak görüyorum. Bu çöpler, herşeyin iflas ettiğinin bir göstergesi...”

 

DEĞİŞİME TALEP YOK “...“Artan toplumsal güvensizlik ve apolitize olma eğilimleri kişiyi bireysel mutluluğa odaklıyor. Daha fazla harcamaya, tüketime yönelik bir yaşam tarzını benimsemeye başlıyoruz. O yüzden de düzenin değişmesi için aslında gerçek bir talep de ortaya koymuyoruz...”

 

SİSTEM İFLAS ETTİ, ÇÖZÜM BİZİZ “...“Linç edecek biri yok. Suçun bir kısmı biziz. Yönetimi suçlayacak durumumuz yok. Bunlar bizim oy verdiğimiz insanlar. Sonuçta kaçak işçi sorunumuzda, insan ticaretinde organize suçlarda bizim de taleplerimiz var. O yüzden çözüm de bizim içimizden çıkacak...”

 

 

Aysu Basri AKTER----Fotoğraflar: Levent ÖZDAĞ

 

 

PROLOGUE Danışmanlık Merkezi Direktörü Mine Yücel, son 2 yılda yaptıkları çalışmalardan hareketle sistemin çöktüğünü söylüyor. Yapının sürdürülemezliğine karşı talepte bulunacak olan toplumun depolitize olduğunu, talep edecek biri olmadığı gibi talep edilecek adreslere de güven kalmadığını anlatıyor.

Bu çalışmalar, Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi tarafından yapılıp kitaplaştırılmış araştırmalar. Merkez, Avrupa Birliği’nin katkılarıyla başlatılan, kar amacı gütmeyen bir düşünce kuruluşu. Başında yine Mine Yücel var. Son iki yıl içinde oldukça dikkat çekici verilere ulaşılmış. Kıbrıs’ın Kuzey’inde suç, aile içi şiddet, insan hakları ve kimlik konularında dikkat çekici sonuçlara ulaşan araştırmalar yanında, bu bulgularla daha da netleşen sisteme yönelik bir de öneriler kitapçığı hazırlanmış. İşte Mine Yücel ile bu çalışmaları ve bulguları konuştuk.

 

ÇÖPLER İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DURUMUN SEMBOLÜ

 

Mine Yücel’in Lefkoşa Belediyesi grevi nedeniyle sokaklarda biriken çöplere ilişkin ilginç bir benzetmesi var. Şöyle konuşuyor;

“Şu anda her köşe başında çöplerin birikmesini, içinde bulunduğumuz durumu çok iyi anlatan sembolik bir gösterge olarak görüyorum. Bu çöpler, herşeyin iflas ettiğinin bir göstergesi. Şu anda Kıbrıs’ın Kuzey’inde suç ve şiddet olayları artarken, kimlik sorunu, toplumsal güvensizlik ve mutsuzluk var. Bunun sebebi de demokrasi sorunlarımız, kendi kendini yönetememe, geçmişin travmalarını çözememe ve toplumsal güvensizliktir.”

Toplumun kendine olan güvensizliğinin, özellikle Annan Planı sürecinden sonra daha da pekiştiğini anlatan Yücel, birşeyi değiştiremediğini düşünmenin, bu güvensizliği beslediğini söylüyor. Yapılan çalışmalar ise, oldukça çarpıcı bir veri koyuyor ortaya.

 

SİYASETİ ETKİLEYEMEDİĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUZ

 

“Yaptığımız araştırmalarda toplumun siyaset üzerine etkisinin %24.5 olduğunu görüyoruz ve bu da son derece düşük bir veridir. Demek ki siyaseti etkileyebildiğimizi düşünmüyoruz” diyor Mine Yücel.

Oysa seçimlerde Avrupa ortalamalarına göre oy kullanma oranlarımız oldukça yüksek. Bunun bir çelişki yaratıp yaratmadığını soruyorum. Yanıtı da sonuç kadar ilginç.

“Kıbrıs’ın Kuzey’inde işleyen bir demokrasi olduğu düşünülüyor. Kendi içinde göreceli olarak var olan bu yapı, kişiyi oy kullanmaya teşvik edebilir. Ancak devlet kurumları üzerinde etki etmeyle demokrasiyi ayırıyoruz. Etkiyi popülizm üzerinden değerlendiriyor, toplum. Yani demokratik düzen içinde değil, farklı etkilerle tesir edebildiğimizi düşünüyoruz. Oyumuzu tehdit olarak kullanıyoruz mesela, ondan başka bir fayda elde etmeye çalışıyoruz” şeklinde konuşuyor.

Bunun sebeplerini de devlet mekanizmasının kurumsal olmamasına bağlıyor. “Devlet yapısı kurumsal olmadığı için, farklı çıkar gruplarının farklı etkiler yarattığı bir yapı çıkıyor karşımıza.

 

KIBRIS SORUNU EN AZ ETKİLİ OLDUĞUMUZ KONU

 

Toplumun en az etkisi olduğunu düşündüğü konu ise, Kıbrıs sorunu.

“Kıbrıs sorununu sadece %17.2 oranında etkileyebildiğimizi düşünüyoruz. O yüzden de toplumda apolitize olma eğilimi var.”

Mine Yücel’e göre, düzenin değişmemesinin sebebi de toplumsal talep olmaması.

“Artan toplumsal güvensizlik ve apolitize olma eğilimleri, kişiyi bireysel mutluluğa odaklıyor. Daha fazla harcamaya, tüketime yönelik bir yaşam tarzını benimsemeye başlıyoruz. O yüzden de düzenin değişmesi için aslında gerçek bir talep de ortaya koymuyoruz.”

 

HER İKİ KADINDAN BİRİ ÇOCUĞUNU DÖVÜYOR

 

Mine Yücel şiddet üzerine yapılan araştırmalardan da oldukça ilginç sonuçlar paylaşıyor.

“Örneğin kadınların %46.1’i çocuğunu dövdüğünü söylüyor. Yani her iki kadından biri çocuğunu dövüyor. Demek ki çocuğa karşı şiddet, çocuğu dövme Kıbrıs Türk toplumu içinde yaygın bir davranış. Oysa kısa süre önce yaşanan Mustafa Diker cinayetinde ilk linç girişiminin sebebi, aslında biz yapmadığımız için gösterdiğimiz bir tepkiydi. Biz bunu yapmayız, yapamayız. Bunu ancak Kıbrıs’a dışardan gelenler yapabilir demiştik. Ama araştırmalar aksini söylüyor.”

Mine Yücel, toplum içinde artan suç olaylarında da kendi payımız yokmuş gibi gösterip, dışardan gelenleri suçladığımızı vurguluyor.

“Geleneksel toplumun modernleşen topluma dönüşünde, yozlaşma, dejenerasyon, yabancılaşma yaşıyoruz, aslında. Bu yabancılaşma içinde de değer yargılarımızın dışına çıkıyoruz.”

Yücel, dışardan yoğun göç alan toplumlarda bunların yaşanmasının doğal olduğunu vurgularken, “burada olan toplumun entegrasyonu bizim sorumluluğumuzdadır” diyor.

 

KONTROLSÜZ GÖÇ DURURULMALI

 

Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a gelen kişilerin de entegre olmak istemediklerini söyleyen Yücel, bunun yanında bizim de bu entegrasyon konusunda istekli olmadığımızı vurguluyor ve “benim en büyük endişem bir gün Kıbrıslı Türkiyeli çatışması noktasına gelmemizdir. Ben bunun potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Şu anda her iki tarafın da ciddi sıkıntıları var. Buna rağmen, kontrolsüz nüfus akışı devam ediyor. Bunun durdurulması lazım. Şu anda toplum içinde etnik orijin nedeniyle ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin oranı %18. Bizim örneğin Surlariçi’ndeki insanların sorunlarıyla ilgili projeler geliştirmemiz lazım. Ama bunu bzim yapmamız lazım. Dışardan gelecek ithal projelerle değil, kendimizin üreteceği çözüm yollarıyla sorunlarımızı aşmalıyız.

 

SİYASİ AYRIMCILIK

 

Mine Yücel’e göre, Kıbrıs’ın Kuzey’inde siyasi görüşünden dolayı ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin oranı %32.

Bunun bütün iktidarlar döeminde, o koltuktaki partiye mensup olmayanın ayrımclığa uğrayacağına, ya da uğradığına ilişkin varolan bir inançtan kaynaklandığını da anlatıyor, Yücel.

Siyasi ayrımcılığa uğradığına inanç, kişilerin kendini saklamasına ve siyasi görüşleriyle ilgili konuşmamasına neden oluyor.”

 

KİMSEYE GÜVEN YOK

 

Mevcut yapının yönetilemediğine, ya da son derece kötü yönetildiğine de işaret eden Mine Yücel, hükümete olan güvenin de düştüğüne vurgu yapıyor. Ancak bunun yanında muhalefet partileri, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve medyaya da aynı şekilde güven düşüşü yaşandığının altını çiziyor.

“Aslında genelde ters orantılıdır. Hükümete güven düştükçe muhalefete ve sendikalara güven artar. Oysa bizde ne yazık ki güven duyulan bir adres yok. Ben bu güvensizlikte CTP’nin hükümet döneminin de payı olduğunu düşünüyorum. Annan sonrasında hükümet döneminde yaşananlar ortaya atılan iddialar umudu çökertti ve CTP, UBP ile cezalandırıldı. Böylelikle çok güçlü bir alternatif öldürüldü. Bugün bu kadar kötü yönetilmeye rağmen alternatif gösterilememesinin nedeni budur. İnsanlar, seçtik ama yine olmadı diyerek bu güvensizliği besliyor.”

Mine Yücel CTP dışındaki diğer muhalefet partilerinin de bu alternatifi yaratamamasının sebebinin onların başarısızlıkları olduğuna vurgu yapıyor. Ve şöyle konuşuyor;

“Örneğin eylemler çok arttı. Ama eylemlerin etkisi kamusal düzen üzerinde değil, toplumun kendi üzerinde oluyor. İşte yine çöp yığınları buna bir örnektir.”

 

İFLAS

 

Yücel’in içinde bulunduğumuz yapıyla ilgili çizdiği resim hiç de iç açıcı değil.

 Bakın tabloyu nasıl özetliyor;

“Yönetim bitmiş. Kamu yönetimi sıfırlanmış, kendi kendimizi yönetemiyoruz. Değişimi talep edecekler ciddi bir güvensizlik ve travma sonrası stres bozukluğu içinde. Bu durumda toplumu sokaklara dökme fantazisi kesinlikle işe yaramaz. Bu durumun içinde yine kendimiz çıkacağız. Çözüm bizdedir. Toplumsal bir dirilişe ihtiyacımız var. Sorumluluk alacak seçilme kaygısı olmayan kendi alanında uzman gölge komitelerle vizyon geliştirilebilir. Öneğin çöplerin toplanmasından işe başlayabiliriz. Birilerini beklemeden, kendimiz bu sorunu nasıl çözebiliriz bunun yolunu bulmalıyız.”

Yücel şöyle devam ediyor;

“Linç edecek biri yok. Suçun bir kısmı biziz. Yönetimi suçlayacak durumumuz yok. Bunlar bizim oy verdiğimiz insanlar. Sonuçta kaçak işçi sorunumuzda, insan ticaretinde, organize suçlarda bizim de taleplerimiz var. O yüzden çözüm de bizim içimizden çıkacak. Akil insanların oturup, nasıl bir ülkede yaşamak istiyorum ve vizyonum ne olacak sorularına cevap vermesi gerekiyor. Herkesin kendi alanında bu sorulara cevap vermesi gerekiyor. Vatandaş olarak nasıl katkı yapabileceğimizi, sektörler olarak nasıl katkı yapabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor.

Ne AB, ne Türkiye, bizi kurtaracak olan yine biziz.”      

 


 

 

Ürkütücü rakamlar

 

Son 2 yılda Kıbrıs’ın Kuzey’inde yapılan araştırmalar bakın ne söylüyor;

 

ŞİDDET

 

·        Kıbrıs’ın Kuzey’inde kadınların %33’ü eşinden şiddet gördüğünü söylüyor. Evli her 3 kadından biri şiddet görüyor.

·        Şiddetin sebepleri arasında alkolizm, %74.4. İşsizlik, %70.5. Fakirlik %51.1. Uyuşturucu, %49.3 oranlarında gösteriliyor.

 

SUÇLAR

 

·        Kıbrıs’ın Kuzey’inde toplumun %48’i rüşvetin yaygın olduğunu düşünüyor.

·        Kıbrıs’ın Kuzey’inde işkence olduğunu düşünenler %42.

·        Tecavüzün yaygın olduğunu düşünenlerin oranı %38.

·        Uyuşturucu kullanımının yaygın olduğunu düşünenler %63.44.

·        Yargının vatandaşlara eşit davrandığını düşünenlerin oranı %43. Bu oran bugüne kadar yapılan anketlerde ortaya çıkan en düşük rakam.

·        Yargının hükümetten bağımsız olduğunu düşünenlerin oranı ise sadece %35

 

İNSAN HAKLARI

 

·        Ankete katılanların %57’si ülkede insan haklarına saygı duyulduğunu düşünüyor.

·        Katılımcıların %42’si Kıbrıs’ın kuzeyinde işkence olduğunu düşünüyor.

·        İşkencenin yaygın olduğunu düşünenlerin oranı ise %12.

 

KİMLİK

 

·        Mutluluğunu ifade eden Kıbrıslı Türkler’in oranı %51.4.

·        Önümüzdeki 5 yıl içinde siyasi durumun daha iyiye gideceğini düşünenlerin oranı %32.3.

·        Kıbrıslı Türkler’in karşı karşıya olduğunu düşündükleri toplumsal sorunlar arasında ilk sırayı %46.5 ile artan suç oranları alıyor. İşsizlik %45.1. Kıbrıs sorunu %39.2.

·        Kıbrıslı Türkler’in %46.98’i kendini Kıbrıslı Türk, %18.53’ü Kıbrıslı olarak tanımlıyor.

·        Vatandaş olmayan TC kökenli kesim daha çok Girne ve Lefkoşa’da.

·        Girne’de nüfus çoğunluğu TC kökenli.

·        Kıbrıs Türk kimliği tehdit altındadır diyenlerin oranı %55.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1104 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler