1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SINIRSIZ SOHBETLER
SINIRSIZ SOHBETLER

SINIRSIZ SOHBETLER

Ahmet Derya, Türkiye Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın “söyledik. Yapamazsınız dedik, dinlemediler. Aldılar batırdılar. Yine iş başa düştü” sözlerine tepki koyuyor. “Burgenstock öncesi Talat, Erdoğan’dan KTHY’nin

A+A-

KTHY ESKİ GENEL MÜDÜRÜ DERYA: “TÜRKİYE KTHY’Yİ BATIRMAK İÇİN HER ŞEYİ YAPTI”

         Ahmet Derya KTHY’nin yönetimi  KKTC yönetimine devredildiğinde, vekaleten müdürlük görevindeydi. Daha sonra 2006-2007 yılları arasında da şirketin müdürlük görevini yürüttü.

         O dönemde KTHY nasıl yönetildi, bu dönemin yanlış icraatları havayollarını batırdı mı, diye çok tartışıldı. Şimdi de Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “söyledik dinlemediler, aldılar batırdılar” demesi üzerine oldukça tepkili… Ahmet Derya, “iddia edilenlerin aksine, Türkiye kanadı destek olmak yerine, KTHY’nin iflas noktasına gelmesi ve Kıbrıslı Türkler’in yönetimde başarısızlığı için elinden geleni yaptı” diyor ve bir deyimle anlatıyor Erdoğan’ın sözlerini; “şecaat arz ederken, merd-i kıpti sirkatin söyler!” Yani kendini överken, ayıbını söyler!!!     

         Ahmet Derya’ya göre, bunun nedeni de basit; “eğer Kıbrıslı Türkler KTHY yönetiminde başarılı olsalardı, 1974’den sonra birçok alanda doğrudan irade sahibi olan Türkiye Cumhuriyeti makamlarından, Merkez Bankası, Polis Teşkilatı ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na da talip olacaklardı. Ve Türkiye bunu kesinlikle istemiyordu.”

          KTHY Eski Genel Müdürü Ahmet Derya ile KTHY’nin devri ve görev sürecinde yaşananları konuştuk.

              İSTEMEDİLER! “…Mesela Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcısı, yüzümüze bakarak, havayolu sizin neyinize gerek dedi. Bu söz üzerine yaşanan çok ağır bir tartışma oldu, onun üzerine de yolcu yerde kalmaz Türk şirketleri taşır dedi. Dönemin bakanları Gül ve Unakıtan da Cumhurbaşkanı’nı kıracak değildik ya dediler, devir konusunda.  Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise, dönemin Maliye Bakanı Ahmet Uzun’a almayın dedik dinlemediler, şimdi, bir şey olursa karşımıza gelmeyin, destek istemeyin dedi. Aynı şekilde 2009’da Hasan Taçoy’a da biz almayın dedik dinlemediler, diyerek şikayet ettiler…”

              ESAS NİYET “...Kamuoyuna deklere edilmeyen projeleri ise, Stantsed, Heathrow slotlarını THY’ye verin, siz uçmayın. Uçak sayısını 6’dan 3’e düşürelim ve Ercan’dan Ankara, İstanbul ile Türkiye’nin belli yerlerine uçun mentalitesi vardı…”

 

 

ERDOĞAN TALAT’A VERDİĞİ SÖZDEN DÖNEMEDİ!

Ahmet Derya, Türkiye Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın “söyledik. Yapamazsınız dedik, dinlemediler. Aldılar batırdılar. Yine iş başa düştü” sözlerine tepki koyuyor. “Burgenstock öncesi Talat, Erdoğan’dan KTHY’nin devri konusunda söz aldı. Daha sonra da bu söz, gönüllü olmasa da tutulmak durumunda kalındığı için KTHY’nin devri gerçekleştirildi” diyor ve o dönemi şöyle anlatıyor;

“Annan Planı’na göre, sivil havacılık yetkisi merkezi hükümette olacaktı. Ancak kurucu devletlerin 1’er havayolunu kendi yetkilerine kaydetme hakları vardı. Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Havacılıkı kurucu devlete kaydettirecekken, Kıbrıs Türk tarafının kendi kurucu devletine kaydettireceği bir havayolu yoktu. Bunun üzerinde Burgenstock öncesinde, dönemin Başbakan’ı Mehmet Ali Talat, Erdoğan’dan söz aldı. Anlaşma olmamasına rağmen, bizim hassasiyetlerimiz nedeniyle bu sözden dönülmedi. Ancak Türkiye tarafı, bu devir konusunda gönüllü olmadığını ortaya koyuyordu.”

Türkiye tarafının neden isteksiz olduğunu ise, şöyle açıklıyor Ahmet Derya;

“1974’den sonra birçok alanda irade Türkiye makamlarındaydı. KTHY, GKK, polis, Merkez Bankası gibi. Türkiye bu iradeyi kaybetmek istemiyordu. Üstelik Kıbrıslı Türkler’in bu alanlarda iradeyi devralmak istedikleri de biliniyordu. O yüzden eğer KTHY yönetiminde başarılı olsaydık, diğerlerinin de gerçekleşeceği biliniyordu” diyor.

 

İSTEMEDİLER!

Türkiye tarafının devir konusunda isteksiz olduğunu kanısına nasıl vardığını soruyorum bu kez Derya’ya.

O dönemde çeşitli yetkililerin Türkiye Başbakanı’ı Erdoğan’ın şimdiki sözlerine benzer ifadelerini çok duyduklarını söylüyor ve bir örnek veriyor;

“Mesela Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcısı, yüzümüze bakarak, havayolu sizin neyinize gerek dedi. Bu söz üzerine yaşanan çok ağır bir tartışma oldu, onun üzerine de yolcu yerde kalmaz Türk şirketleri taşır dedi. Dönemin bakanları Gül ve Unakıtan da Cumhurbaşkanı’nı kıracak değildik ya dediler, devir ile ilgili. Ulaştırma Bakanı, Binali Yıldırım ise, dönemin Maliye Bakanı Ahmet Uzun’a almayın dedik dinlemediler, şimdi, bir şey olursa karşımıza gelmeyin, destek istemeyin dedi. Aynı şekilde 2009’da Hasan Taçoy’a da biz almayın dedik dinlemediler, diyerek şikayet ettiler” diyor ve şöyle devam ediyor;

“Bizim devir konusundaki talebimiz devam ettikçe, TC özelleştirme idaresi, KTHY’ye uçak kiralayan firmalara mektup yolladı ve biz hisseleri satacağız, KTHY bu hisselere taliptir ama KKTC tanınmadığından, bu hisse değişiminde uçaklarınız TC devletinin güvencesi altında olmayacaktır denildi.”

Ahmet Derya, bu bilgi mektubunun kiracı şirketlere gönderilmesini bir zorunlu bildirim olmasına rağmen, yine de güvence konusunda vurgu yapılmasının gereksiz olduğuna işaret ederek, bu tavrın şirketleri paniğe sürüklediğini anlatıyor. Şirketlerin kiraladıkları uçakları geri alıp almamayı düşündükleri bir aşamada da Kuzey Kıbrıs’tan bir heyetin (Zeki Ziya,i Mehmet Gündal) gidip KKTC adına görüştüklerini ve sorunun bu şekilde aşıldığını ifade ediyor.

 

EKONOMİK YAPI

KTHY devralınırken biçilen değer bedelinin de genel kanaate göre, ederinin üzerinde olduğuna işaret eden Derya, bu bedelin yarısının ödendiğini, diğer yarısının da şirketin parasının bloke edilerek ödendiğini söylüyor.

“Yarısı ödendikten sonra diğer yarısı için teminat verildi. Bu teminat şirketin parası bloke edilerek gösterilen bir teminattı. Şirketin değeri belirlenirken genel kanaat ederinden fazla değer biçildiği yönündeydi. Yani aslında şirket kasası bir şekilde boşaltılarak devredilmiş oldu.”

Ahmet Derya, bıraksak THY KTHY’yi yönetmeye devam etseydi böyle olmayacaktı söylemlerinde de ciddi bir yanıltıcılık olduğuna işaret ederek, “biz hisseleri THY’den almadık. TC özelleştirme idaresinden aldık. Yani aslında biz almasak, bu hisseler bir başka özel şahıs tarafından her halükarda alınmış olacaktı” diyor.

Eylül 2005’de KTHY’yi devraldıklarında, başta Türkiye tarafının destek olacağını düşündüklerini anlatan Derya, zamanla aslında başarısız olmaları için çalışıldığına işaret ediyor. “KTHY çok kısa bir dönem haricinde, hiçbir dönemde operasyonel kar etmedi. Zaman zaman gelen faiz rakamlarıyla ancak karda gösterildi” diyor.

Şirkete fazla istihdam yapıldığı iddialarına karşılık ise, Türkiye ve İngiltere’de açılan çok sayıda satış ofisi yanında yer hizmetleri, ikram, kargo ve teknik birimlerin kurulmasıyla açılan istihdam alanlarından kaynaklandığını söylüyor.

Ahmet Derya şöyle konuşuyor;

“1997’de tamamen rekabetsiz ve fiyat belirleme yetkisiyle uçan bir süreçte, Türkiyeli yöneticilerle KTHY’nin iflas noktasına geldiğini de anlatıyor. “30 yıl boyunca yeniden yapılanma ve gelişim için tek adım atılmadı. Teknik altyapı yenilenmedi. O dönemde bütün yönetim kadroları, Türkiye’den atanıyordu. 2003’de kapıların açılmasıyla, İngiltere pazarında da Larnaka üzerinden ciddi bir rekabetle karşı karşıya kaldı.”

 

İTİRAZINIZI GERİ ÇEKİN!

Şirketi devraldıklarında yeniden yapılandırma çalışmaları yanında, Türkiyeli yetkililerden pazarı tamamen kapatmayalım ama kontrollü bir rekabet sağlayalım tekliflerine de ret yanıtı aldıklarını anlatan Derya, 2-3 yıl hiçbir saat değişikliğinin dahi yapılmadığını, diğer şirketlerin de KTHY ile  neredeyse aynı saatte uçtuğunu ama buna rağmen, Pegasus ve Atlas Jet’in bu talebi Türkiye Sivil Havacılıka şikayet ettiğini ifade ediyor.

“Biz devralana kadar KTHY, THY’den sonra ikinci derecede korumaya mazhar havayoluydu. Ama bizi Türk şirketi sınıfında bile değerlendirmeyip, tamamen yabancı sınıf muamelesi yaptılar. İkinci sıraya diğer Türk şirketleri oturdu. Bizim bu rekabet itirazımızdan rahatsız oluyorlar ve bunu geri çekmemizi istiyorlardı. Ancak biz sonunda bir şey elde etmesek de bu konuda ısrarcı olduk ve itirazı geri çekmedik. Fakat kimse uçmamasına rağmen Trabzon’a uçmak istediğimizde izin alamadık. İtirazınızı çekin, öyle… dendi” şeklinde konuşuyor.

Araya giren siyasilere de bu itirazın geri çekilmesi isteklerini ilettiklerini söylüyor, Ahmet Derya, o dönemi anlatırken.  Ve şöyle devam ediyor;

“Uçuş programlarımızı önceden verir ve toplu onay alırdık. İtirazımızı çekmeyince, Ekim’de verdiğimiz kış uçuş programımız onaylanmadı ve her uçuştan 24 saat önce, bizden yazılı izin alacaksınız dendi. Bizim günde 15 uçuşumuz var, THY’nin 100. Bunun dünyada örneği yok.”

Ahmet Derya yaşadığı bir başka örneği daha paylaşıyor;

“15 Kasım 2006’da Abdullah Gül, Kıbrıs’ta törende konuşuyor. O sırada Ercan Stantsed uçuşu için Antalya’daki uçağımızın 1 buçuk saattir alanda bekletildiği haberini alıyoruz. Gerekçe olarak da uçuş izni olmamasını gösteriyorlar. Üstelik 24 saat önceden izin başvurusu yapmamıza ve hiçbir yanıt almamamıza rağmen. Daha sonra skandal olmasın diye uçağı uçurdular. O dönem konuyu, Şaban Dişliyle konuştuk ve Ocak 2007’de TC Sivil Havacılık Müdürü toplantıdan sonra bütün izinleriniz tamamdır dedi ama rekabet de devam etti.

 

KTHY YÜZDÜRÜLMEK İSTENMEDİ

Ahmet Derya, Aralık 2006’da HAVAŞ’la ortak CAS’ı kurduklarını ama tavırların değişmediğini anlatıyor.

“Teknik konusundaki projeler yürütülemedi. Yeniden yapılanma daha ileri götürülemedi. Türkiye’deki otoriteler bu süreçte yeterince tölerans göstermedi. Kıbrıs’ta o dönemdeki otorite de yeterince dirayetli olamadı. Hasan Taçoy döneminde KTHY havlu attı ve UBP hükümeti biz bu işi yapamayacağız, gelin siz yapın dedi ve bunun üzerine Bilal Ekşi göreve geldi. Ama KTHY’nin yüzdürülmesi hedefi yoktu. Kamuoyuna deklere edilmeyen projeleri ise, Stantsed, Heathrow slotlarını THY’ye verin, siz uçmayın. Uçak sayısını 6’dan 3’e düşürelim ve Ercan’dan Ankara, İstanbul ile Türkiye’nin belli yerlerine uçun mentalitesine dayanıyordu. CAS işçilerinin tekrar işe alınması bahane yapılarak da Bilal Ekşi geri çağrılarak istifa ettirildi. 10 gün sonra da o meşhur mektup gönderilerek düğmeye basıldı” diye anlatıyor süreci.

Ahmet Derya Bilal Ekşi döneminde yapılan denetleme sonucundaki borç tutarının hemen kabul edildiğini, oysa daha önceleri karşılıklı olarak görüşmeye oturularak, mahsuplaşıldığını ve bu noktaya gelmeden anlaşıldığını da anlatıyor ve aslında bunun planlanan bir sonuç olduğuna işaret ediyor.

 

TEAMMÜDEN ADAM ÖLDÜRME

Ahmet Derya KTHY’nin ortadan kalkmasına son derece tepkili. Bunun kesinlikle istenilen bir sonuç olduğuna işaret ederek, “eğer gerçekten istense KTHY yüzdürülebilirdi” diyor ve devam ediyor;

“KTHY hiçbir zaman uçuş güvenliğinden ödün vermedi. Avrupa Sivil Havacılık Otoriteleri tarafından en güvenli Türk şirketi seçildi. Bizim projelerimize destek olunmadı ama THY aynısını uyguladı ve övünç kaynağı oldu. Bu yaşananlar teammüden adam öldürmeye benzer. Bir hükümet etkili ve dirayetli olamadı, diğeri de yardım ve yataklık etti. Doğrudur biz Türkiye’ye rağmen başaramadık. Başaramazdık. Bedelini de her gün aşağılanan Kıbrıs Türk toplumu ve işsiz kalan KTHY çalışanları ödüyor. 

Yaşananlar karşısında üzüntülerini de paylaşan Ahmet Derya, yeni kurulacak olan şirketin de hala kurulamamasındaki sebebin, %10’luk hisseye rağmen, 6 kişilik Yönetim Kurulu’nda 4 sandalye isteyen THY’nin tavrı olduğuna işaret ediyor ve şöyle konuşuyor;

“Özel sektöre de güvenmiyorlar. Kıbrıslı Türklerin bir şeyleri başarıp, iradelerine sahip çıkmaları istenmiyor. Düşünün Cyprus Airways zarar ediyor, Avrupa Komisyonu yüzdürülmesi için para gönderiyor ama Brüksel siz bu işi beceremiyorsunuz demiyor, inatla çalıştırıyorlar. Oysa bugün Kıbrıslı Türkler’in bütün kurum ve varlıkları elinden teker teker alınıyor.”

 

Bu haber toplam 1791 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler