1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ŞİMDİ ARTIK YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK VE YAPMAK LAZIM
ŞİMDİ ARTIK YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK VE YAPMAK LAZIM

ŞİMDİ ARTIK YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK VE YAPMAK LAZIM

“Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin” demişti ünlü filozof Eflatun. Kendini yönetmek aslında belki de her şeyin başlangıcı. Biz Kıbrıslı Türkler de yarım asırdan fazladır kendi kendimizi yönetmek, kendi geleceğimizi belirleyeb

A+A-


 

“Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin” demişti ünlü filozof Eflatun. Kendini yönetmek aslında belki de her şeyin başlangıcı.

Biz Kıbrıslı Türkler de yarım asırdan fazladır kendi kendimizi yönetmek, kendi geleceğimizi belirleyebilmek için, kendi toplumumuzun yönetimlerinde özne olabilmek uğruna ne mücadelelerden geçip bu günlere geldik. Halen de esas mesele bu değil mi ki? Kendi meclisimizin, kendi hükümetimizin, kendi kurumlarımızın özgürce bizim tarafımızdan hiçbir baskı altına girmeden ve icazet almadan yönetilmesi ve kendi kararlarımızı demokratik süreçlerle kendimizin alması değil midir esas problem? Burada, kendi ülkemizde özne olması gereken Kıbrıs Türk halkının tam da kendisi değil midir? Ne güneyimiz ne de kuzeyimiz kendi toplumumuzun önüne geçerek kendi kaygılarının öne çıktığı kararları alarak bizleri bu kararlara uymamız konusunda yönlendiremezler; yönlendirememelidirler!

Koşullar ne olursa olsun unutulmamalıdır ki hiçbir şey bizlerin özgürlüğünden daha önemli değildir. “Özgürlük, uğrunda ölünebilecek en önemli leyla’dır” dersek abartmış olmayız sanırım. Abraham Lincoln iki yüz yıldan daha fazla bir zaman önce “güvenlikleri için özgürlüklerinden feragat edenler bir gün ikisini de kaybederler” diyerek özgürlüğün hiçbir şeye değiştirilemeyeceğinin altını kalın çizgilerle daha o dönemlerde önemle çizmişti. Kıbrıs Türk halkı da bugün ne 3-5 kuruş daha fazla para alabilmek, ne maaş ödeyebilmek, ne bireysel olarak AB vatandaşı olmak, ne de güvenliğinin sağlanması adına sahip olduğu en büyük erdem olan özgürlüğünü ve özgürlük mücadelesini terk etmeyecektir; etmeye zorlanırsa da mücadeleden vazgeçmeyecektir.

CTP de bu toplumun 1970’ten beridir süren barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde en ön saflarda yer almış, toplumun önüne koymuş olduğu vizyon doğrultusunda aynı yolu yürüyenlerle birlikte kavga vererek ve bedeller ödeyerek bugünlere gelmiştir.  CTP-BG olarak bugün, 1970 öncesinde verilen barış ve demokrasi mücadelesinde yer alan tüm ilerici ve devrimci arkadaşlarımızın ve mücadeleyi bugünlere taşıyan tüm yurtseverlerin de mirasçıları olarak yürüttüğü kavgamızı bundan böyle de ileriye taşımaktan vazgeçmeyecek, özgürlüğün ve varlığımızı sürdürmenin bedeline de hazır olacaktır.

L.A.Seneca’nın  “Başarınızın büyüklüğünü inancınızın büyüklüğü belirler” sözleri, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe olan inanç ve tutkusunun, verdiği mücadelenin mutlaka başarıya ulaşacağının önemini vurgulamaktadır. Bizler toplumsal-sosyal-ekonomik-demokratik ve özgürlük mücadelemizi insana dair güçlü sevgimiz, toplumumuza dair güçlü inanç ve bağlılığımız ve sosyalist değerlere olan inancımızla veriyoruz; ve işte bu yüzden başaracağımıza ve halkların kardeşliği temelinde geleceği şekillendireceğimize yürekten inanıyoruz. H.Keller’in “Ben bir kişiyim. Ama gene de biriyim. Her şeyi yapamam ama gene de bir şeyler yapabilirim.  O yapabileceğim bir şeyleri yapmayı asla reddetmeyeceğim” sözlerindeki kararlılık ve inanç ile mücadele azmimizi pekiştirerek yürüyecek, tıkanan eski anlayışlardaki toplumdan kopuk sistemin yerine toplumumuzu geleceğe taşıyacak ve sosyal adalet-eşitlik-insan hakları-barış içeren çağdaş projelerimizi mutlaka hayata geçireceğiz; geçirmeliyiz, başarmalıyız, çünkü inanıyoruz, çünkü potansiyel değerlerimiz mevcuttur ve çünkü biz halkız: Der ki Mevlana:

''Her gün bir yerden göçmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş

Dünle beraber gitti cancağızım.

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.''

Biz de öyle yapmalıyız ve yapacağız… Yeni planlamaları ortak bir politik vizyon, program ve toplumsal dayanışma ile hayata geçirmek için hiçbir eksiğimiz yoktur. Ortak hedefimiz kendi kendini yönetmek, var olmak ve varlığımızı geliştirmek, sağlıklı bir demokrasi ve güçlü bir ekonomi ise, özel sektörün, esnaf ve zanaatkarların, sanatçıların, hayvancıların, tarımsal işgücünün, turizmin ve kısaca tüm sektörlerin desteklenerek istihdam alanları yaratılması ile işe başlanmalıdır ve ancak bunu halkı işsizleştirmekle değil ihtiyaç olan alanlara kalifiye eleman yetiştirip yönlendirmek ve işe alımların ölçütlerini dürüst, şeffaf ve göz önünde olacak bir biçimde sağlamakla yapabilmenin temel unsurlarını belirlemekle işe başlanmalıdır. Bunun için de “eğitim üretim içindir” anlayışı ile hareket etmek ve insan yetiştirme sistemimizi yeniden planlamak olmazsa olmazımızdır.

Ekonomi, eğitim, sağlık, ulaştırma, adalet… Her anlamda gereken dönüşüm projeleri için gereken akla, fikre, vizyona ve emeğe sahibiz Kıbrıs Türk halkı olarak. Ancak unutulmamalıdır ki demokratikleşme olmadan, katılımcılık anlayışını kullanmadan, kendi kendimizi yönetmeden, anayasal değişiklikleri yapmadan, seçim ve halk oylaması yasasında düzenlemelere gitmeden ve her şeyden önemlisi Türkiye ile olan ilişkilerimizi yatay ve sağlıklı bir zemine oturtmadan başarılı olmamız zordur ve yine unutulmamalıdır ki sorunların en başında da çözümsüzlük koşulları yatmaktadır. Ancak bu, elbette ki çözüm olmadan hiçbir şey yapılamaz anlayışını da yükseltmemelidir; çünkü bu anlayış giderek tüm toplumu edilgenleştirmekte ve kendi toplumunda özne olmaktan alıkoymaktadır. Bugün başımızdaki en önemli güncel sorunlardan biri de Kıbrıs Türk halkı olarak özne durumundan tamamen çıkarılmaya çalışılmamız değil midir?

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 841 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler