1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sihirli Güç: İletişim!
Sihirli Güç: İletişim!

Sihirli Güç: İletişim!

İpek HALİM (DAÜ, İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi ve Limasol Sosyal Sorumluk Co. Danışmanı

A+A-

Sihirli Güç: İletişim!


İpek HALİM
(DAÜ, İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi ve Limasol Sosyal Sorumluk Co. Danışmanı)




 Bir rüyam var”, “I have a dream”. Martin Luther King’in  tarihe mal olmuş, unutulmaz konuşmasının sloganlaşan o ilk cümlesi.  Bu öyle bir sözdü ki sürekli olarak referans alındı, konuşma filmlere, makalelere taşındı. Irkçılık karşıtı birçok çalışma bu “rüyaya” gönderme yaptı. Bugün Martin Luther King’i tanımayanlar bile onun bu cümlesini duymuşlardır. Dolaysıyla da ırkçılığa karşı olan kavgayı bilirler ve ifadenin zaman, mekân tanımayan o sihirli gücünü tecrübe ederler.

 

Feminizmin öncülerinden Simone de Beauvoir, “kadın doğulmaz, kadın olunur” diyerek günlük yaşamın,  kökleşmiş değerlerin ortasına bir bomba atmıştı. Sözleri onun ideolojisi, tespitlerinin ifadesi ve değişimi sağlamış oldu. Kadınlığın toplumsal, kültürel ve tarihsel bir durum olduğunu savunmuş bu görüşünü de o kadar güzel bir şekilde dile getirmişti ki akıllardan hiç silinmemiş. Kadın olarak doğmamanın anlamını merak ettirmiş birçok insanı haklar, özgürlükler, farklılıklar ve ezberlenmiş sorgulanmayan kültürel değerler konusunda soru sormaya yöneltmiştir.

 

Özgürlük arayışlarında özgür ruhun elini güçlendiren ve içinde bulunduğumuz ortamı fark ettirip bizi kanatlandıran ve tüm bu başkaldırılara hayat veren, yayan, hatta kalıcı kılan sihirli güç; sözcükler/dil olmuştur. Görüşünüz, çalışmanız, hissiniz ne kadar güçlü, güzel, zekice olursa olsun onu etkili bir şekilde iletmeyi başaramazsanız, başkalarına aktarmazsanız, etkili olamazsınız.  Bu noktada Aristo’nun sözünü hatırlamakta fayda var; “Bir kimsenin ne söylemesi gerektiğini bilmesi yeterli değildir; nasıl söyleneceğini bilmesi de gerekir” demiş Aristo. Ne kadar da doğru!

 

Söz kadar sözün ifadesi de önemlidir. Günlük hayatta kıvrak dillerin en çetrefilli durumlardan büyük bir hoşlukla başa çıktığını görürüz. Türkiye’deki açık pazarlardaki erkek satıcılar kadın müşterilerine iç çamaşırı satarken seksi çağrışımlardan tamamen arınmış, dini ve ailevi duyguları pekiştirecek şekilde tabirler yaratmıştır. Örneğin: “İkizlere takke” deyimi gibi. Bu dil satıcı/erkek ve müşteri/kadın arasındaki iletişimin ve pazarlığın çok daha rahat bir alanda ilerlemesine imkân sağlar.

 

“Tüm yaşam, bir iletişim - etkileşim olayıdır.”

 

Kıvrak bir dille karşınızdakine her istediğinizi söyleyebilirsiniz. Karşınızdaki bir başkan bile olsa! Ünlü oyun yazarı Bernard Shaw, Churchill ile hiç geçinemezmiş. Shaw,  bir oyununun ilk gecesine, Churchill’ i davet etmiş ve davetiyeye de şu notu yazmış;

"Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa."

Davetiye notu kadar verilen cevap da oldukça anlamlıymış. Churchill, hemen cevap göndermiş;

"Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. ikinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."

 

Dili iyi bilen ve kullanan birisi hem her düşündüğünü söyleme özgürlüğü kazanır hem de hayatta yeni yollar, farkındalıklar yaratır.  Başarılı insanlara baktığımızda, onların etkileyici birer konuşmacı olduklarını görürüz. Bu özellikleri onları farklı kılmıştır.

 

 

***

 

 

Dil,

Kader ve Kimliğin Yaratıcısı mı?

 

Balzac dilin bir kimlik olduğuna vurgu yapmış. Milletin, edebiyatı olan topluluk olduğunu söylemiş. Wittgenstein ise dilin  dışında birşeyin olamayacağını, dilin kişinin dünyası olduğunu savunmuş, sözcüklerle düşünüp sözcüklerle dünyayı algıladığımızı  şu cümlesinde özetlemiş: “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır”, demiş.

 

Dalai Lama’nın aşağıdaki sözleri de dil, karakter ve kader arasındaki bağlantıya dikkat çekiyor. NLP (beyin, algı ve sözlerin etkileşimi ile yaşam algımızı olumlu bir şekilde değiştirebileceğimizi savunan disiplinin) uzmanları tarafından da sıkça hatırlatılan bu metinde  

 “….Sözlerine dikkat et çünkü onlar davranışın olur.

 Davranışlarına dikkat et çünkü onlar alışkanlıkların olur.

 Alışkanlıklarına dikkat et çünkü onlar karakterini oluştururlar ve

Karakterine dikkat et çünkü onlar da senin kaderin olur…”, deniyor.

 

***

Post-yapısalcı felsefenin ya da başka bir deyişle yapısalcılık-sonrası-teorinin kurucu öncülerinden Michel Foucault, Gilles Deleuze ve Derrida da dili yeniden sorunsallaştırırlar. Dilin karmaşasını, gücünü ve sihrini tartışırlar. Renklerin, objelerin, boşlukların, hareketlerin,  birlikteliklerin, vurguların, sözü kimin, nerede söylediği, vurguların nerede nasıl yapıldığı ayrıca önem kazanır.  Dolaysıyla dil çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınır.

 

Derrida’ya göre dünya esasında bir (text) metindir. 'text'i 'texstil' (dokuma veya örme) ile bağlayıp birleştirir. Dilin örgüsel özelliğine eklemlenmelere, bağlantılara önem verir.  Ve örüldüğü gibi dili “deconstruct”/söker de. Örme ve sökme edimi içinde dili dinamik, karmaşık, güçlü bir ağ olarak ele alır. Ve dil elbette sosyal, tarihsel ve politik yapılardan etkilenir ve tüm bu yapıları etkiler.

 

Dil kimi zaman güç, kimi zaman kimlik, kimi zaman kader, kimi zaman sorunların temelini oluşturmuştur. Dil var olmakla veya olmamakla ilgilidir. Yine de konuşmayı öğrendikten sonra pek çoğumuz iletişim hakkında pek düşünmeyiz. Bu konuda çalışma yapmayı, kendimizi geliştirmeyi aklımıza getirmeyiz. Oysa yaşamın en önemli ihtiyaçlarından birisidir iletişim ve her zaman geliştirilmesi gerekir. Hayattaki en önemli ve gerekli yatırımlardan biri elbette “dil” için yapılandır.  “Dili” anlamak, anlatmak ve bu konuda çalışmak çok değerli ve önemlidir.

***

 

 

 

 

 

Bir Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi: 

Hedef, Çocukların İletişim Becerilerini Geliştirmek

 

Bu noktada İletişimci kimliğimi biraz yana çekiyorum ve Limasol Sosyal Sorumluluk CO.’daki danışmanlık şapkamı takıyorum. İletişimin gücünü, yapabileceklerini, sihrini bilerek çıkılan bir yolun/çalışmanın öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Projenin adı; “Bir Dünya Daha Var ve Limasol Türk Kooperatif Bankası Ltd’in yan kuruluşu olan Limasol Sosyal Sorumluluk Co. tarafından hazırlanıp uygulanıyor.  Proje, iletişimin anlamlarını ve önemini bilerek planlanmıştır. Hazırlık aşamasında ise farklı uzmanlarla çalışılmıştır. Eğitim Bakanlığından uzman psikologlar, çocuk eğitimi uzmanı akademisyenler, iletişimciler, çocuk kitabı yazarları, çocuk tiyatrosu yönetmenleri ve oyuncularla beraber çalışılmıştır. Hala daha etkinliklerine devam edilen proje 4 ana eksen üzerinde yoğunlaşmaktadır.

İlkokul çocuklarına yönelik olan çalışmada çocuk tiyatrosuna destek veriliyor, ilkokul öğretmenlerini ve aileleri bilgilendirici toplantı ve konferanslar düzenleniyor, sınıf ortamında  sanatçılarla çocukları bir araya getirip yaratıcı okuma çalışmaları yapılıyor, ayrıca çocuklarla galeriler  ziyaret ediliyor. Böylelikle çocuklar farklı şekillerde kendilerini ifade ederken farklı sanat dallarını görme ve tecrübe etme imkânlarını da yakalamış oluyorlar. Limasol Türk Kooperatif Bankası Ltd.’in yan kuruluşu olan Limasol Sosyal Sorumluluk Co.’nun bu projesi çocukların korkmadan, etkin iletişim kurmasına yardımcı oluyor ve çocukların kendilerini farklı şekillerde ifade edebilecekleri alanlar yaratıyor.

Sanatçılar  Çocuklarla Birarada

 

Eğitim Bakanlığı ile belirlenen ilkokullara sanatçılarla gerçekleştirilen ziyaretlerde Esentepe, Haspolat, Ziyamet ve Dipkarpaz İlkolullarına gidildi. Yeni akademik dönemle okul ziyaretlerine devam edilecek olan çalışmalar çocuk kitabı yazarı Ayşen Dağlı ve çocuk tiyatrosu uzmanı, oyuncu ve çocuk tiyatrosu yönetmeni Hatice Tezcan’ın gönüllü olarak gerçekleştirdikleri yaratıcı çalışmalarla yürütülüyor.

 

Her sınıfta çocuklarla dil, kitap, yazmak ve tiyatro üzerine sohbetler yapıldıktan sonra, Ayşen hanım çocuklarla beraber kendi yazdığı “Süslü “ kitabını okuyor. Çocukların kitabın yazarıyla beraber okuma yapması, kitabın bir insan ürünü olduğunu görmesi yazılı metinlere karşı bir yakınlık duymasını sağlarken kitabı okuyup sözcükler ve öykünün gidişatı üzerine yapılan sohbetler de kelime dağarcıklarını ve diyalog yeteneklerini geliştirmeye yardımcı oluyor.

 

8 yaş grubu için yaratıcı bir okuma çalışması olan bu uygulamanın ardından Hatice hanım çocuklara tiyatro hakkında bilgiler veriyor. Sonra da tüm sınıfın katıldığı bir drama çalışması gerçekleştiriliyor.  Hep birlikte kitaptaki karakterleri analiz edip canlandırıyorlar. Çalışmanın bu bölümünde çocuklar dinledikleri/okudukları öyküyü yorumluyorlar.  Kızgın kedi, üzgün çocuk, şımarık kedi… taklidi yapıyor ve iletişimi daha etkin kılmak için beden dilini kullanmayı tecrübe ediyorlar. Belki de en önemlisi herkesin görebileceği bir yerden tüm sınıfa sesleniyorlar. Konuşma yapıyorlar.  Gür ve yüksek sesle konuşmaya başlıyorlar. Oyunun/sınıfın ana karakteri onlar oluyor. Konuşmanın nasıl bir güç olduğunu hissetmeleri için güzel bir fırsat yakalamış oluyorlar. Tiyatro ile edebiyatın iç içe geçtiği bu çalışmalar hem ilgili Bakanlık, hem de okul öğretmenleri ve müdürleri tarafından da izleniyor. Çalışmaların sonunda yapılan yorumlar çok sevindirici. Sınıfın pasif öğrencilerinin bile katılımcı bir rol oynadığını ve bunun da hedefe uygun sevindirici gelişmeler olduğunu belirtiyorlar.  

 

Renklerin ve Desenlerin Dili

 

“Bir Dünya Daha Var”  projesinde tek metnimiz sözcükler ve beden dili değildir. Renklerin ve desenlerin de öyküler anlatabileceği çocuklara gösterilmektedir. Geleneksel yazma ustası Veliye Martı’nın Saçaklı Ev’deki yazma sergisine götürülen çocuklar orada sadece sergi mekânları ve Veliye hanım hakkında bilgi edinmemişlerdir.

Kendileri de orada Limasol Sosyal Sorumluluğun katkıları ile hazırlanmış bir yazma atölye çalışması gerçekleştirmişlerdir. Bandanalarına onlar için özel olarak hazırlanmış kalıplarla kendi öykülerini basmışlar, renklendirmişler ve arkadaşlarının çalışmalarının okumalarını yapmışlardır.

 

Dilin Derinliğini Yakaladığımız Yer: Kitaplar

 

Projenin bir diğer ayağı ise çocuk kitapları ile ilgi. Konunun uzmanları ile toplantılar, konferanslar düzenleyip ilkokul öğretmenlerini ve aileleri bilinçlendirmeyi amaçlıyor. İlk konferansın konusu “doğru” çocuk kitabının nasıl seçileceği ve çocuk kitaplarının etkileri üzerineydi. Doç. Dr. Mesude Atay, çocuk kitapları yazarı, şair Ayşen Dağlı ve çocuk tiyatrosu uzmanı Hatice Tezcan’ın konuşmacı olarak katıldıkları konferansta konuşmacıların hazırladıkları sunumlardan sonra soru cevap şeklinde devam eden konferansta kitabın önemi, kitapların dili, yaşa göre kitap, aile ile birlikte kitap okumak ve mutlu sonlar hakkında bilgi alış verişi yapıldı.

 

Etkili Bir Dil: Tiyatro

Kralları deviren, kraliçelerin kapatmaktan korktuğu, bizi eğlendiren, eğiten, düşündüren, hayatı anlatan, kendine hayran bırakan sanat: Tiyatro. Elbette, böyle bir projede çocuklar ve tiyatro da biraraya gelmeliydi. Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun ‘İki Bavul Dolusu’ çocuk oyununa destek verdi.  Bu işbirliği ile tüm ilkokul çocuklarının tiyatro ile buluşması hedefleniyor. Kırsal bölgelerdeki İlkokullarda yoğunlaşan program çerçevesinde Nisan ayında Gelibolu, Paşaköy, Yeşilyurt ilkokullarının öğrencileri ile Özel Eğitim Vakfı ve Lefkoşa Özel Eğitim Merkezi öğrencilerini tiyatroya taşıyıp çocukların tiyatroyu tiyatro salonunda izlemesini sağladık.

 

“İki Bavul Dolusu” ayrıca bazı okullara gidip, festivallere katıldı. Oralarda sahne aldı. İletişimin, paylaşmanın ve diyaloğun önemini konu edinen bu eğlenceli çocuk oyunu Salih Fevzi İlkokulu, Yeni Gelişim Merkezi, Fazıl Plümer Anaokulu, GAÜ Anaokulu, Atatürk Meslek Lisesi Anaokulu (AML), Minik Devler Anaokulu, English School Of Kyrenia, Green Flipper Anaokulu ve 5. Geleneksel Yeniboğaziçi Pulya Festivalinde shane alıp çocuklarla buluştu. 2013 Haziran ayına kadar da çocuklarla buluşmaya ve onlarla iletişim kurmaya devam edecektir.

***

Ana Söylemimiz: Kökler ve Kanatlar

 

Limasol Sosyal Sorumluluk Co.’nun yürüttüğü bu kurumsal sosyal sorumluluk projesi uzun soluklu olup uzman bir ekiple hazırlanmıştır. Konuyu ciddiye almış ve kalıcı bir artı yaratabilmek için çalışmış ve çalışmalarına devam etmektedir. 

 

Kıbrıs’ın en köklü kooperatif bankası olan Limasol Türk Koopratif Bankası tarafından kurulan ve desteklenen Limasol Sosyal Sorumluluk co.  çocukların dil becerilerini geliştirerek onları güçlendirmek ve özgürleştirmek için çalışıyor. Çocuklara verebileceğimiz iki önemli miras vardır. Biri kökler diğeri de kanatlardır diyoruz. Ve Limasol Sosyal Sorumluluk Co. da çocuklara sağlam, kuvvetli kanatlar verebilmek için çalışıyor. “Dilimin sınırları, dünyamın sınırları”olduğuna göre dilimizi her zaman derinleştirmeli, genişletmeli ve geliştirmeliyiz. Çocukları farklı platformlarda farklı kanalları kullanarak kendilerini ve okuduklarını anlatmalarına yardımcı olmalıyız.

 

***

Çocukların Dili

 

Gittiğimiz okulların müdürleri, onları tekrar ziyaret etmemizi rica ederken

beraber çalıştığımız her çocuk bize gülümsedi, sıkıca sarıldı ve “ne zaman tekrar geleceksiniz” diye sordu! Projenin neredeyse ortasına yaklaştığımız şu günlerde görüyorum ki projede emek verenlerin de mutluluk ve huzur kanatları oluştu. Kanatları biz vermek isterken çocukların bize verdiği içten duygu ve enerji ile beslendiğimizi, çocukların bizi kanatlandırdığını düşünmeye başladım. Demek ki aramızda güçlü bir diyalog oluştu. İşte bu harika! Daha da anlamlısı ve güzeli çocuklar bize bir dili daha hatırlattı ki bu samimiyetin ve sevginin diliydi. Ve oldukça da çarpıcı bir dil. Zaten iletişimin tek yönlü olması düşünülemez. Gerçekten de öyle oldu.

 

Çocuklarla konuşmaya başladığımız bu projede bizi derinden etkileyen bir çok öykü dinledik. Bu enerji ve bilinçle yola devam diyoruz. Şu anda aklımızda olan tek bir soru var o da “Çocuklara daha fazla ne verebiliriz?” sorusudur. Şihirli Lambayı değil ama yılanı bile deliğinden çıkarabilen o sihirli “dili” verebilmek umudu ve hevesi ile yola devam ediyoruz.

 

“ Yaşamı Zenginleştiren ya da Fakirleştiren Sihirli Olay: İletişim”

 

 

 

Bu haber toplam 1069 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler