1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sigortacılıkla ilgili yasalar uygulanmalı
Sigortacılıkla ilgili yasalar uygulanmalı

Sigortacılıkla ilgili yasalar uygulanmalı

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

         Mapfree Insurance Co. Ltd. Müdürü Volkan Bilal Emirkanı ile birlikteyiz bu hafta. Sigortacıların ekonomiye katkısını alıyoruz Emirkanı’dan. Her sektör gibi onların da sorunları var. Emirkanı, sorunların çözümünün, var olan yasaları uygulamaktan geçtiğini dile getiriyor.

Sigortacılıkla ilgili yasalar uygulanmalı

 

Dilek ÖNCÜL

 

·        Yenidüzen: Öncelikle şirketinizi tanıyalım...Ne zaman kuruldunuz?

·        Volkan Bilal Emirkanı: Şirket 2010 yılında kuruldu. 2011 yılında lisanslarını alıp faaliyete başladı. Yani 2011 yılında yasal yükümlülüklerini yerine getirip poliçe kesmeye başladı. Yedi hissedarlı yerel bir sigorta şirketiyiz. Şirket yeni ama çalışanlarımız tecrübeli. Salahi Karahasan var, eski sigortacı. Ben 12 yıldır bu alanda çalışıyorum. Tecrübelerimizi birleştiriyoruz. İlk yıl itibarı ile aslında umduğumuz hedefe de ulaştık. İlk yıl ilk yedinin içerisinde kendimize yer edindik. Yükselen bir çıtamız var. İnsanımızı tanırız, ne istediklerini biliriz. Bunlar bizim artılarımız. Ona göre hizmet vermeye çalışırız. 40 civarı acentemiz var. Hepsi online’dır. Kendi poliçelerini kendileri kesebiliyorlar yani. 

“BİRİNCİ OTO-KAZA SİGORTASI”

 

·        YD: İnsanlarımız en çok hangi alanda sigorta yaptırıyor?

·        Emirkanı: Dünyanın her yerinde olduğu gibi birinci oto-kaza sigortasıdır. Trafik, kaskonun ardından yangın branşı var; konut ve iş yerlerine. Ondan sonra nakliyat var; şirketlerin taşınan emtialarını sigortalarız gümrüğe gelene kadar. Yani sağlık ve hayat hariç tüm sigortalardaki poliçeleri kesebiliyoruz şu anda.

“PASTA KÜÇÜK, FAYDALANACAK KESİM ÇOK”

 

·        YD: Maalesef ülkemizde trafik kazaları çok fazla. Sizler oto kaportacılarla birlikte çalışıyorsunuz. Zamanında ödeme yapabiliyor musunuz, fiyatlarda bir standart var mı?

·        Emirkanı: Sigortacılar ve kaportacılar arasında sorun var. Bu geçmişte de vardı bugün de var, ilerde de yaşanacak.  Nedeni de şudur. Mesela bir tampon hasarınız oldu; müşteri diyor ki bana tamponumu değiştir. Oysa sigortacının yükümlülüğü o tamponu hasardan önceki durumuna -eğer getirebilirse- getirmek, getiremediği taktirde değiştirmek ya da eşdeğerini koymak. O bilinç halen daha bizde yerleşmedi. Mesela özel servisler var. Müşterisine der ki eğer başka yerde yaptırırsan işlerini, bu garantiden çıkar. Bunlar sigorta şirketi ile müşterisi arasında anlaşmazlıklara ve şirket ile kaportacı arasındaki anlaşmazlıklara neden olur. Bunlar bitmedi, bitmeyecek ve devam edecek. Önemli olan askeri müşterekte anlaşıp o müşteriye o hizmeti verebilmek çünkü o müşteri aslında hem benim müşterimdir hem de o kaportacının müşterisidir. O müşteriye doğrusunu söyleyip anlatıp izah etmek gerekir çünkü o değişen parça da milli servettir, atılıp gidecek. Bizim halen daha yaşadığımız en büyük sorun budur. Standarta gelince; bu pastaya göre nasıl ki çok sayıda sigorta şirketi var, aynı şekilde kaportacı da var. Yani o pastadan faydalanacak çok kaportacı var ve o pasta her geçen gün de azalır. Pasta azaldıkça rekabet artar, rekabet artınca da standart düşer, kalite düşer, fiyat düşer. Bu aynı şekilde bizim için de geçerlidir. Mesela sizin bir arabanız var 1000 TL kasko yaptık. Üç tane hasar almışsınızdır kasko şirketinden. Ben size 1100 TL desem başka sigorta şirketinden 800’e o poliçeyi kesebilirsiniz.

“SORUNLAR CİDDİ ATILIMLARLA BİTER”

 

·        YD: Bu sorunlar nasıl çözülecek?

·        Emirkanı: Bu sorunlar ancak ciddi atılımlarla biter. Yani devlet vuracak elini ve diyecek ki benim trafik poliçem memleketimde 300’den aşağı olmayacak. Bir Tramer var şimdi, o geçiyor işte. Hasar Durum tespiti yapacak. Hasarlı müşteri ile hasarsız müşteri ayrılacak. Sizin bir hasarınız varsa, poliçe yenilenmesinde daha yüksek fiyat ödeyeceksiniz sigortaya. Ya da benden başka sigorta şirketine gideceksiniz, ben ekrandan görüp ona göre prim yapacağım. Bunlar olursa eğer, bir kurtuluşumuz var. Aslında Sigortacılar Birliği bu çalışmayı yaptı. Bütün sigorta şirketleri de bu verileri varolan Bilgi Merkezi’ne yükler son 7-8 aydır. Ama bu konuda nokta konup da bir sisteme geçilemedi. Bakanlar Kurulu’nun onayı olması gerekiyor.

“YASALARDA VAR OLANLAR HAYATA GEÇMEDİĞİ SÜRECE BU SIKINTILAR DA BİTMEYECEK”

 

·        YD: Sıkıntılarınız neler? Sigortacılık alanındaki yasalar, tüzükler yeterli mi?

·        Emirkanı: Maalesef sıkıntılarımız çok. Fiyat istikrarının bir türlü oturmaması, hasarlı müşteri ile hasarsız müşterinin bir şekilde ayrılıp da sigorta şirketine katkısı olanın olmayanın belirlenmemesi hep bizi zarara götüren unsurların başında gelir. 2010 yılında Sigorta Hizmetleri (Düzenleme ve Denetim) Yasası  geçmiş olmasına rağmen o yasanın içerisindeki ibareler, maddeler hâlâ daha yerine getirilmedi, uygulanmadı. Biraz önce Tramer’den bahsettim mesela. Hâlâ daha uygulanamıyor. Sigorta Acenteleri Tüzüğü geçti. Eskiden, bilirsiniz, marketi, manavı, benzin istasyonu olan poliçe keserdi. İçindeki teminatın ne olduğunu bilmeden o poliçeyi insanlara verirdi ve o poliçeyle insanlar gezerdi. Yeni tüzükle artık acentelerin ayrı  bir ofisi, elemanı olması lazım. Belli bir kritere sahip olmalı, sınava tabii tutulup o lisansı alması gerekir. Yasa var ama uygulamada bunlar hep eksik, hâlâ daha hiçbiri yapılmadı. Tabii bunlar sektöre zarar verir, bize zarar verir. Yasalarda var olanlar hayata geçmediği sürece bu sıkıntılar da bitmeyecek.

“YASALARDAKİ UNSURLARIN %70’İ UYGULANSA ÇOK DAHA İYİ YERLERE GELECEKTİR BU SEKTÖR”

 

·        YD: Hedefleriniz, beklentileriniz neler?

·        Emirkanı: Beklentilerimiz yasa, acentelerle ilgili tüzüğün uygulanması. Sektördeki disiplinin yerine getirilmesi, fiyat uçurumlarının şirketler arasında rekabete dayalı olmayan bir şekilde düzenlenmesi. Devlet katkı koyacak, biraz daha eğilecek bu konulara. Yasalardaki unsurların %70’i uygulansa çok daha iyi yerlere gelecektir bu sektör. Hedefimize gelince... İlk yıl tutturduk. Bu yıl ikinci yıl; Allah kısmet ederse 2-3 yıl içerisinde ilk 3’e çıkmak istiyoruz. Orda kalıcı olabilmek daha önemli tabii. Yapabilirsek ne mutlu bize. Ben bu kara bulutların bir gün dağılacağını düşünüyorum ama herkes birbirine daha çok kenetlenecek. Hâlâ daha herkes bireysel düşünür. Devleti düşünen yok. Bireysellikten biraz daha uzaklaşıp doğru neyse onu yapmalıyız.

 


 

 “Bir kişiden de bu mevcut düzenin iyi gittiğini duymadım”

 

·        YD: Ülkemize bakacak olursak alınan ekonomik tedbirler sizce yerinde mi? KKTC’ye yapılan Türkiye Cumhuriyeti Yardımları 2011 Faaliyet Raporu’nun sonuç yazısında Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Akça, ekonomik programa gizli bir destek olduğunu belirtiyor; kabul görmüş...

·        Emirkanı: Kim tarafından? Benim haberim yok. Ekonomik tedbir alınır. Eğer biz bu refaha, bu sisteme, düzene ulaşacaksak, ben razıyım maaşımın yarısını vereyim Devlete. Hiç umurum değil ama ben o ışığı görmüyorum. Kim isterse demeç versin, ben bu memlekette yaşarım. 5 sene önce de 10 sene önce de burdaydım. Yaşım 40 oluyor, ben bu ışığı görmem. Bilemem, belki benim görmediğim bir şeyler görür herhalde. Ben her geçen gün burda manavından bakkalına, zengininden fakirine, iş adamından kaportacısına, boyacısına çeşit çeşit insanla muhatap olurum. Bir kişiden de bu mevcut düzenin iyi gittiğini duymadım. Bu kadar açık ve net. Pakete de inanmam, ekonominin daha iyiye gideceğine de inanmam. Hatta ben daha da kötüye gideceğini düşünürüm. 2012 kötü gider, 2013’ün daha da kötü gideceğini tahmin ederim. Hergeçen gün bir arkadaşım İngiltere’ye, Amerika’ya göç ediyor.


 “Ben bugün Başbakan olsam öncelikle Kıbrıs Türkünü iyi anlatırım Türkiye’ye”

 

·        YD: Ne yapılmalı sizce?

·        Emirkanı: Ben bugün Başbakan olsam öncelikle Kıbrıs Türkünü iyi anlatırım Türkiye’ye. Çünkü Türkiye ne duyarsa onu uygular veya onu dinler. Yani Türkiye’nin Başbakanı benim Başbakanıma çıkar da bu kadar maaş alın derse bu benim problemimdir aslında, onun değil. Ben bunu söyletebiliyorsam, izin veriyorsam, o da söyler. Ne yapılması gerekir; bugün artık Dünyanın her yerinde krediler veriliyor. Bizim ülkemizde çok sayıda kobi var. Bu kobilerin bu dönemde ayakta durabilmesi için uzun vadeli uygun krediler verilebilir. Türkiye’de bu yapılıyor. Çok mu zordur bunu yapabilmek. Biz destek almadık. Ortaklar buraya sermayesini koydu. Bizim şu anda 7 tane elemanımız var. Hepsi KKTC vatandaşı, hepsi üniversite mezunu. İstihdam yapıyoruz, vergimizi veriyoruz. Bir can kattık sektöre. Ben iddia ederim uygun krediler sunulsun çok ciddi bir nefes alır bu memleket çünkü şu anda hiç para dönmez. Nakit para akışı yoktur. Bu nüfus, bu metre kare; bence Türkiye bu sorunu bilerek çözmez. Çözülmeyecek diye bir şeye inanmam.

 

·        YD: Sayın Akça, özel sektöre yarı hibe ve kredi katkısı şeklinde yeni finansman olanakları sağlanmış diyor...

·        Emirkanı: Hani, kime vermişler? Yani ben görmem. İnşallah, keşke verseler. Özel sektöre para verildiğinde, yani memlekete para girdiğinde, o adam da gelecek poliçesini yatıracak, poliçe acenteye verecek, acente şirkete verecek, şirket de kaportacıya verecek. Bu bir döngüdür, herkes kazanacak. Keşke verse.

 


Bir cümleyle

Ekonomi: Memleketin kalbi, olmazsa olmazı

Para: Para Para Para

Döviz: Uzak durulması gerekir

Hükümet: Sağlıklı ve dik olması gerekir

Özelleştirme: Şart

Medya: Olmazsa olmaz

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 817 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler