1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sıfır sorundan, savaşın eşiğine...
Sıfır sorundan, savaşın eşiğine...

Sıfır sorundan, savaşın eşiğine...

Ahmet Davutoğlu Türkiye Dışişleri Bakanı olduktan sonra yeni Türk dış politikasının temelinin “bütün komşularıyla sıfır sorun” olduğunu açıklayarak kolları sıvamıştı. Aradan çok fazla bir zaman geçmedi. Önceleri başarılı olan bu politika say

A+A-

 

 

Ahmet Davutoğlu Türkiye Dışişleri Bakanı olduktan sonra yeni Türk dış politikasının temelinin “bütün komşularıyla sıfır sorun” olduğunu açıklayarak kolları sıvamıştı.

Aradan çok fazla bir zaman geçmedi. Önceleri başarılı olan bu politika sayesinde Ermenistan dahil neredeyse bütün komşularıyla sorunlarını çözüm aşamasına getirdi.

Suriye ile vizeyi de karşılıklı kaldırarak Hatay’ın Türkiye topraklarına katıldığı 1939 yılından bu yana en sorunsuz günlerini yaşadı. O günlerde Erdoğan’la Esad birbirlerine “kardeşim” diye hitap ediyorlardı.

Ancak bu süre maalesef uzun sürmedi Tunus’ta başlayan Arap baharı Mısır ve Libya’dan sonra Suriye’yi de sarınca Türkiye şii ya da alevi olan Esad’ın yanında değil, sunni olan Müslüman Kardeşler’in ve genel olarak muhalefet güçlerinin yanında yer aldı.

Irak’ta da başlangıçta Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olan ve kuzeyde bir Kürt devletinin kurulmasına şiddetle karşı çıkan Türkiye ilerleyen süreçte kuzey Irak’taki Kürt Özerk Bölgesi lideri Barzani ile özel ilişki kurmaya başladı.

Irak’ta Şii Başbakan Maliki ile Irak devlet başkanı yardımcısı Tarık Haşimi arasındaki sorunda Haşimi’yi Türkiye’de başkan yardımcısı olarak ağırlamaktan ve neredeyse koruma altına alarak yargılanmak üzere Irak’a iade etmeyerek Irak hükümeti ile köprüleri attı.

Daha geçtiğimiz yıllarda Ermenistan ile sınırı açmak dahil 1915 soykırımından bahsetmeden iki ülke ilişkilerini geliştirme kararı alındı. İmza aşamasında biraz da Azerilerin baskısı ile imzalar atılmadan ilişkileri geliştirme başka bahara ertelendi.

Böylece hem sınır açılamadı, hem de soykırım söylemleri değişik platformlarda Türk dış politikasını esir almaya devam etti.

Azerbaycan’da daha 90’lı yıllarda Aliyev’e karşı Elçibey’i destekleyen başarısız darbe girişimi sonucunda ilişkileri bozulan Türkiye ne kadar yakınlık gösterirse göstersin ilk dönemlerdeki kardeşlik ruhunu artık yakalayamaz.

İran’la sözde iyi olan ilişkiler ABD’nin geliştirdiği “nükleer kalkan”ı Malatya’ya konuşlandırdıktan sonra gerginleşti. İran, topraklarında bu tür silahları konuşlandıran bütün ülkeleri tehdit olarak gördüğünü açıkladı.

Kıbrıs sorunu referandumdan bu yana Türk tarafının en haklı olduğu konulardan biri idi. Maalesef Eroğlu’nun direksiyona geçtiği iki yıl içinde bu da ortadan kalktı. Eroğlu son olarak masadan da kalkarak fiilen görüşmeleri bitirdi. Her ne kadar da BM sağlanan ilerlemenin kaybedilmemesi için süreci öldürmeyerek uzatmaları oynatsa da artık suçlu sandalyesine Türkleri de oturtmaktan çekinmemektedir.

Irak’ta dün de Erbil’i ziyaret eden Davutoğlu 75 yıl aradan sonra Kerkük’ü ve Türkmen bölgesini ziyaret eden ilk Dışişleri Bakanı oldu. Türmen liderliğine destek veren Davutoğlu’nun bu girişimi Irak hükümetini çileden çıkardı.

Başbakan Maliki’nin danışmanı bu ziyaretin suç olduğunu ve Türkiye’nin Irak’ın içişlerine müdahale ettiğini söyleyerek krizi tırmandırdı. Hatta ”Davutoğlu’nu tutuklama yetkilerinin olduğunu” da söyleyerek diplomaside az rastlanır bir tavır takındı.

Irak hükümeti daha önce de Türkiye’nin uçaklarına Irak’ın hava sahasını kapattığını ve ihlal edilmesi halinde Türk uçaklarının vurulacağını ilan ederek kriz yaratmıştı. Dünkü gelişmelerle kriz daha da derinleşmiş oldu.

Hafta başında kuzey Suriye’nin önemli merkezlerinin Kürtlerin eline geçmesiyle ve buralardan Esad yanlısı askerlerin isteyerek çekilmesi ile buraların Irak’tan gelen peşmerge güçlerinin hakimiyetine geçmesi Türkiye’yi rahatsız etmişti.

O günden sonra Suriye sınırına ağır silah yığınağı yapmaya başlayan Türkiye, sanırım bu gelişmelerden sonra şimdi de Irak sınırına yığınak yapmaya başlayacak.

Komşularla sıfır sorun diye diye bu hale nasıl gelindi?

Asıl sorgulanması gereken budur.

Ahmet Davutoğlu bakan olmadan çok önce yayınladığı “Stratejik Derinlik” isimli kitabında yirmibirinci yüzyılda Türkiye’nin yeniden Osmanlı imparatorluk sınırlarına ulaşamayacağını, ama bu sınırlar içerisindeki ülkelere “ABİLİK” yapabilecek güce ulaşabileceğini, etkinlik alanını genişletebileceğini öngörüyordu.

İşte bu politika komşularla sıfır sorun derken, onların içişlerine müdahale anlamına gelecek, bu ülkeleri kendi istediği gibi yeniden dizayn etme çabalarına bu ülkeler şiddetli tepki gösteriyorlar.

Bu da Türkiye’yi ister istemez bu ülkelerle savaş noktasına taşıyabiliyor.

      

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 766 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler