1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. ‘Şiddetin her türlüsünü bana uyguladı’
‘Şiddetin her türlüsünü bana uyguladı’

‘Şiddetin her türlüsünü bana uyguladı’

‘Şiddetin her türlüsünü bana uyguladı’

A+A-

Filiz Uzun

Kadınları özgür yaşamayan toplumlarda demokrasiden söz edemezsiniz. Kadınların özgür olabilmesi için öncelikle sosyal devlete ihtiyacı vardır. Kadını destekleyen,  güçlendiren, koruyan... 

Bizim toplumumuzda hala şiddetin olduğu konuşulmuyor bile. Örtbas ediliyor en aydın çevrelerce, görmezden geliniyor. Olmadığı düşünüldüğünden değil ama konuşulursa çözüm üretilmesi gerektiğinden. Tüm kurumların düzenlenmesi  gerektiğinden, polisinden eğitimcisine kadar her devlet çalışanının bu konuda eğitilmesi gerektiğinden ve en başta bu konu için bütçenin ayrılması gerektiğinden.

“Ülkemizde kadına şiddet yok” diyen insanlar var hala biliyor musunuz? Ve kadını destekleyen bir kurumumuz da yok. Şiddete uğrayan kadının arayacağı ve hemen yardıma koşacak bir merci de yok. Öyle bir telefon hattı da. Kadın şiddet uygulayıcısını polise şikâyet ediyor. En iyi ihtimalle polis şiddet uygulayanı bir gece içeri alıyor, ertesi gün yine serbest. Tabii daha öfkeli bir şekilde kadının yanına gidiyor. Siz düşünün artık olacakları.

İstediğiniz kadar yasa oluşturunuz, uygulanmadıktan sonra ne anlamı var ki yasaların. Şiddete uğrayan kadının ilk başvurduğu kurum olan polis karakollarında ayrı bir bölüm yok. Bu konuda uzmanlaşmış memurlar da yok. En acısı da kadının şiddeti şikâyet ettiği yerin en büyük şiddeti uygulayan olduğu gerçeğidir ne yazık ki. Günün anlam ve önemine uygun bir pankart asmak istiyorum ben de tam da yazımın bu kısmına. “POLİS DE KADINA ŞİDDET UYGULUYOR”. Bu pankartım yüzünden bana da soruşturma açılır mı bilmem ama ben her fırsatta günün anlam ve önemini belirtmeye devam edeceğim.

Kadın neden mi yıllarca şiddete maruz kaldığı halde katlanıyor? İşte tam da bu yüzden. Gideceği bir yer yok. Devletin bir sığınma evi yok. Şiddet uygulayanı şikâyet ettikten sonra, aynı eve dönüyorsa şiddet uygulayanla ne cesaretle şikâyet edecek? Kime güvenecek kadın? Polise mi? Devlete mi? Kime? Sorarım size kime?

Bu ülkede şiddet yok mu diyorsunuz hala. Buyurun sizi 26 yıl şiddete maruz kalmış bir kadın ile tanıştırayım. O hayatımda gördüğüm en cesur ve güzel kadın. S.A. Ona kalsa adını açık seçik göğsünü gere gere açıklardı da... Küçük kızım, çocuklarım rencide olmasın diye düşündüğünden “baş harflerimi yaz” dedi.

S.A ile randevulaştığımız gün bir iş görüşmesinden geliyordu. Olmamış. Üzgündü. Sohbet sırasında zaman zaman gözlerinden dökülen yaşlar olsa da öyle dimdik duruşu, kararlı hali ve kendine olan güveni beni ona hayran bıraktı.

Şiddete uğramış kadınlar asla zavallı değildir. Zavallı olanlar kendinden bedenen güçsüz olanlara güç gösterisi yapanlardır.

Şiddet öğrenilen, asla azalmayan, giderek artan bir davranıştır. Bir hastalıktır. Şiddet sadece uygulanan kişiyi değil,  şiddet uygulayıcısını da tıpkı bir kanser hücresi gibi, yavaş yavaş kemirip bitiren bir hastalıktır. Ve erken tanı konulup tedavi edilmelidir.

Şiddet, sadece kadına şiddet haftasında değil her zaman konuşulmalı ve çözüm üretilmelidir. Teşekkürler S.A... Seni tanıdığım için çok mutluyum. Unutma, bu ülkede yalnız değilsin. Senin gibi güçlü kadınlar çoğaldıkça ülkede şiddet de azalacaktır bundan eminim.

BABA VE EŞ’TEN ŞİDDET

Bize kendini tanıtır mısın?
Adım S.A. 1969 doğumluyum. Kalabalık bir ailenin en son çocuğuyum. 10 kardeşiz. Babam Kıbrıslı, annem Adanalı...  Babamın ailesi çok eski yıllarda Adana’ya taşınmış. Annemle babam Adana’da tanışıp evlenmişler. Ben de Adana’da doğdum.

Sen de Adana’da mı büyüdün?
Hayır. Ben 4 yaşındayken Kıbrıs’a taşındık. Burada büyüdüm. Babam Kıbrıs’a döndükten sonra çiftçilikle uğraştı.

Nasıl bir çocukluk geçirdin?
Babam alkolik ve şiddet eğilimleri olan bir babaydı. Annemi sürekli döverdi. Babam bize hiç vurmadı ama evde şiddet hep vardı. Benim büyük kardeşlerim babamdan dayak yemiş olabilir ama ben hatırlamıyorum. Ben son çocuğum, ikizim var.

Sen kaç yaşında evlendin?
Ben çok genç evlendim. Eski eşim doğudan gelmiş Kıbrıs’a yerleşmişti. Ben çok aşık olarak kaçtım eşime. Çok sevdim. Ailemin karşı çıkmasına rağmen evlendim.  Ve Türkiye’ye gittik. Orda çok kısa kaldık ben dönmek istemiştim ve eşimle Kıbrıs’a döndük. 18 yaşında ilk çocuğumu doğurdum. Evlendiğimin 3. ayında dayak yedim. Şok olmuştum. Bu kadar çok sevdiğim bir adamdan dayak yemek beni çok üzmüştü. Şiddet hiç azalmadan devam etti. Hatta arttı.

“ÇOK SEVMİŞTİM”

Evdeki şiddetten kaçmak istediğinden mi erken evlendin?
O zamanlar böyle düşünmüyordum aşık olmuştum. Gözüm ondan başkasını görmüyordu. Ama yağmurdan kaçarken doluya tutuldum sanırım.

Çocukluğuna dair hatırladıkların nelerdir?
Şiddet… Kavgalar... Polis… Her cumartesi günü evimize polis gelirdi. Babam içki içer bizleri evden dışarı atar annemi döverdi. Şimdi düşündüğümde daha mantıklı algılayabiliyorum. O ortamdan kurtulmak istemişim. Tek istediğim biraz huzurdu. Ama bulamadım.

Eski eşin nasıl bir çocukluk geçirdi biliyor musun? Şiddete maruz kaldı mı o da?
O da zor bir çocukluk geçirdi. Babasından çok dayak yemiş. Evlerinde hep şiddet vardı. Babası annesini dövermiş. Bana her vurduğunda benden özür dileyip “ben şiddet içinde büyüdüm, artık yapmayacağım” derdi. Ama bir iki gün sonra tekrar yapardı.

ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜ

İlk aylardan eşinden dayak yediğinde ayrılmak istemedin mi?
Çok sevmiştim ve kaçarak evlendiğim için eve dönemiyordum, zaten hemen çocuğum oldu. Nereye  gidebilirdim ki? Yine de ailemin yanına kaçardım zaman zaman. Gelir beni alırdı. Özür dilerdi. İkna ederdi. Ailemin yanı da çok farklı değildi. Ailem de dönmemi söylerdi zaten. Kadının yanı dayak yese de kocasının yanıdır. İlk başlarda boşanma taraftarı değildim. Çok sevmiştim onu. Ancak şiddet artıkça arttı.

Ne tür şiddete maruz kaldın?
Şiddetin her türlüsünü bana uyguladı. Alkol kullandığı zaman fiziksel şiddet, küfür, hakaret her şeyi yapardı. Babam da alkolikti ve ondan da küfür duyardık, buna rağmen hayatımda duymadığım küfürleri eski eşimden duydum. Gün geçtikçe uyguladığı şiddetle ona olan sevgimi de söküp kopardı.

Buna rağmen 4 çocuk doğurdun?
Evet. Dayak yediğim ilk zaman hamileydim ve düşürmek için iğne yaptırdım ama düşürmedim. Çalışmıyordum param yoktu. Korunma yöntemlerini bilmiyordum ve eski eşim de taraftar değildi. Aldırmaya gittiğimi duysa beni öldürürdü. 28 yaşında 4 çocuk sahibiydim. 38 yaşında da anneanne oldum. Şu an 2 torunum var. Kızım da erken evlendi. Ve çok ilginçtir ki benim baba evinden kaçtığım aynı tarihte kızım da şu an evlendiği kocasına kaçtı. Şükürler olsun ki kızımın eşi adam gibi adam. 10 senelik damadım, araları çok iyi. Büyük oğlum da evli.

KUMAR VE ALKOL

Eşinin ailesi sana destek miydi? Oğullarının yaptıklarına tepki vermiyorlar mıydı?
Hayır. Ben eski eşimin ailesinden de 26 yıl şiddet gördüm. Fiziksel değildi belki ama psikolojik şiddete maruz kaldım. Oğullarına hiçbir zaman beni layık görmediler. Doğu kökenli oldukları için beni hep incittiler. Destek olmadılar.

Senin ihtiyaçlarını karşılıyor muydu? Para veriyor muydu?
Hayır, hiçbir zaman. Yıllarca kız kardeşlerimin kıyafetlerini giydim. Aile düğünlerimizde yalvar yakar kendime bir şey aldırırdım. Parası olduğunda çocuklarına en güzelini almak isterdi ama parasının son kuruşuna kadar kumara ve alkole verirdi.

Şiddetin birçok türüne maruz kalan bir kadın ne hisseder?
Çok ilginç, ben yaşadıklarımın hepsini unutuyordum. Ve hiç sorgulamıyordum. O gün bir yerlerim ağrırdı o kadar, ertesi gün unuturdum yaşanılanı. Sanırım beynim bana oyun oynuyordu. Ertesi gün eşimle ayrı bir olay olduğunda bir önceki şiddeti unutuyordum. Neredeyse aklımı oynatıyordum. Bedenim, ruhum yaralanmıştı. Hiçbir şey düşünemeyip mantıklı olamıyordum.

Şiddet uygulamak için ne tür bahaneler bulurdu eski eşin?
Herhangi bir şey olabilirdi. Ailesiyle tartışıp gelir içer ve bana vururdu. Ya da yemeği beğenmezse… Çocuklarıma kızardı araya gireceğimi bildiğinden onların üzerine yürürdü, tabii önüne geçer ben yerdim dayağı.

Polise şikâyette bulundun mu?
Bir kez şikâyet ettim. Şiddet uygulamıştı bana ve kaçıp annemin evine gittim. Polisi aradım polis geldi ve şikâyetimi yazılı yaptım. Polis bana “bu saatten sonra ayrılacak mısın?” deyip şikâyet dilekçemi yırtıp attı. Sanırım gelen polis eski eşimin tanıdığıymış. Güzelyurt polisinden gelmişti. O zaman polislerden nefret ettim. Diğer polis gelip “seni anlıyoruz ama bak kocan pişman, gel barışın” dedi. Oysa ben bana vurduğu için şikâyette bulunmuştum.

SIĞINMA EVİ

Ne zaman farkına vardın yaşadıklarının?
Bir televizyon kanalında mutfakta çalışıyor, yemek yapıyordum. Oraya bir programa Hatice Düzgün gelmişti. O gün eski eşimden dayak yemiştim ve boğazımı sıkmıştı. Yaz ayıydı. Boynumdaki deriler çıkmıştı ve morarmıştı. Görenler intihara teşebbüs ettiğimi düşünmüştü. Hatice hanım şiddet konusunu konuşmak için gelmişti Kanal’a ve ben çıkışta onunla konuşmak istediğimi söyledim. Fazla söze gerek yoktu zaten. Her şey ortadaydı. Hatice hanım bana sığınma evinde kalacak yer ayarladı ve küçük kızımı alarak ertesi gün sığınma evine yerleşmemi istedi. Ancak ben önce çocuklarımla konuşmak istedim.

Ne konuştun çocuklarınla?
Çocuklarımın hepsini bir araya toplayarak aldığım kararı anlattım. Bedenen de çok rahatsızdım. Göğsümde kistler çıkmıştı ve kolumu kullanamıyordum. Ağrılarım oluyordu. Psikolojimi anlatmama gerek yok sanırım,  darmadağındım. Çocuklarıma “benim artık dayanacak gücüm kalmadı” dedim. “Babanızla doğmadım, onla da ölmek istemiyorum” dedim. “Aldığım karar ayrılmak, siz ne dersiniz” dedim. Tek istediğim çocuklarımın desteğini almaktı. Sağ olsunlar hepsi bana destek çıktı. Evde kendime ait eşyalarımın hepsini aldım. Saçımın teli dahil hiçbir şey bırakmadım. Eşyalarımı anneme bıraktım ve dolmuşa binip Lefkoşa’ya geldim. Ayşe Tahir hanım beni karşıladı. Ben ve en küçük kızım benimle sığınma evine yerleştik. 3.5 ay orada kaldım. Çocuklarımın ikisi evli, bir oğlum askerdeydi o zaman.

Boşanmak için mahkemeye, sığınma evine yerleştikten sonra mı başvurdun?
Evet 2012 yılıydı. Ben mahkemeye başvurduğumda o mahkemeye gelmedi. 4-5 kez gidip geldim mahkemeye… Sonra geldi hakim bize bir süre daha düşünmemiz için zaman verdi. Son mahkemede o boşanmak istemediğini söyledi. Bense kesin kararlı olduğumu söyledim. Sonra o da “tamam” dedi ve boşandık.

“POLİS BENİ KORUYOR!”

Sığınma evinde yaşamak nasıldı?
Hiç kolay değil. Ama olmadığım kadar huzurluydum. Kavga yoktu, küfür yoktu şimdi gelecek ve bana vuracak korkusu yoktu. Çünkü eski eşimle yaşarken, işten eve dönerken “tanrım lütfen bu akşam kavga çıkmasın, bana vurmasın” diye dua ederdim.

Boşandıktan sonra seni rahatsız etti mi?
Sığınma evi onun iş yerine yakın olduğu halde orda olduğumu hiç bilmedi. Bana ulaşmaya çalıştığı zaman ona “polis beni koruyor olduğum yerde” dediğim için korktu ve uzak durdu. Ama arkamdan çok kötü konuştular. Bir erkekle kaçtığımı söylediler. Ancak çocuklarım da ben de nerede kaldık ne yaptık biz bildiğimiz için hiç umurumda olmadı. Ben onları hayatımdan 2 yıl önce çıkardım ve hayatımın sonuna kadar da ne eski eşimi, ne de ailesini görmek, ondan haber almak istemiyorum.

İşsiz kaldığın sürede ne yaptın nasıl geçindin?
Sığınma evinin giderleri küçük kadın örgütleri tarafından karşılanıyor. Yiyeceklerimiz, ihtiyaçlarımız. Sağ olsun Hatice hanım ve Ayşe hanım bizim her şeyimizle ilgilendiler, eğlenmeye bile götürüyorlardı. Sığınma evinde kalırken mahkeme sürecinde işimden ayrıldım. Çok boş zamanım kalmıştı. İşte o zaman unuttuğum her şeyi hatırlamaya başladım. Yaşadıklarımı, maruz kaldığım şiddeti. Hak etmediğim hayatımı. Her şey gözümün önüne bir bir geldi. Hatırlamadıklarımı da büyük kızımla konuşurken o bana hatırlattı. “Anne nasıl unutursun sana bunu yapmıştı” dedi. Ben orada kaldığım süre çok kilo verdim. Sığınma evi de küçücük bir yer olmasına rağmen kalabalıktı. Bir gün beni ziyarete ablamın kızı geldi. O da boşanmış ve 4 çocuğuyla yaşıyor. Beni görünce çok üzüldü. Gel benimle kal dedi. Bir süre de onunla kaldık.

İŞSİZLİK

Kızın da seninle mi kaldı?
Evet.  İşsiz ve parasız kaldım. Başkasının evinde. Kızıma verecek harçlığım bile yoktu, mecburen onu babasının evine yollamak zorunda kaldım. Ben de çok uzun süre yeğenimin evinde kalamadım. Bir okulda temizlikçi olarak iş buldum ve küçük bir ev kiraladım ancak okul kapandığında yine işsiz kaldım. Kısa süreli işler buldum ama yaklaşık bir aydır işsizim.

Sosyal hizmetlere başvurdun mu?
Evet. İşsiz kaldığım zaman psikolojim de çok bozuktu. Boşanma sürecinde psikiatriste gittim çünkü çok kötüydüm. Dr. İnci hanım bir süre dinlenmemi ve çalışmamamı söyledi, bana bir rapor yazdı. O raporla gittim sosyal hizmetlere. O dönem ablamın kızının yanında yaşıyordum. Ablam pazarda kıyafet satıyordu. Ve 2 gün ona yardım etmeye gidiyordum. Sigara param için ve kızımın küçük ihtiyaçlarını karşılamak için. Bunu sosyal hizmetlere de söylemiştim. Alev hanım diye bir sosyal hizmet memuru o gün beni ziyaret etti. Ve çalışıyorum diye bana maaş vermeyeceklerini söylediler. Gidip görüştüm. Tekrar anlattım bunun geçici bir şey olduğunu ve sadece sigara parası aldığımı. Ancak yine de maaş verilmedi. Ben aslında maaştan çok iş istedim. Bir kez daha da sosyal hizmetlere gitmedim.

Bu süreçte ailenden destek gördün mü?
Hayır. Ailem bana sahip çıkmadı. Evlerini açmadılar diyemem ama onların yanlarında sürekli beni barıştırmaya çalışıyorlardı. Ayrıca baskı kaldıracak durumda değildim. Ailem barışmamı istiyor. Yalnız yaşamamı istemiyorlar. Bana deseler ki “gel yanımızda kal bu adamın senin yanına yaklaşmasına, sana zarar vermesine biz müsaade etmeyiz, sana destek oluruz” ben gider onlarla kalırdım. Ama yapmadılar. Bana sürekli eski kocamın çok pişman olduğunu, çok kilo verdiğini söyleyip onu acındırıyorlardı. Hayatımı yeterince harcadım. Çocuklarım bile bana karışsa “durun” diyorum. Babanızı yıllarca çektim artık kimsenin hayatıma müdahale etmesine izin vermeyeceğim. Bu benim hayatım.

“TEK İHTİYACIM İŞ”

Seni yaralayan en büyük şey neydi bu süreçte?
Yaşadığım her şey beni çok yıprattı ama en önemlisi çocuklarımın önünde dayak yemek ve onların bunlara şahit olması beni çok yaraladı. Benle beraber iki büyük çocuğum da çok dayak yedi. Bu da beni çok yıprattı. Bir de çalışmıyor olmak, boş kalmak. Yaşadıklarım da daha çok aklıma geliyor. Her an her şeyi tekrar yaşıyorum. Çok fazla düşünmek istemiyorum. Çok bunaldığımda yürüyorum. Çok uzun yürüyüşler yapıyorum rahatlamak için.

Şiddeti uzun yıllar yaşamış ve boşanmış, boşandıktan sonra da zorluklar yaşayan bir kadın olarak devletten ne beklerdin?
İyileşip toparlanana kadar bana destek olunmasını isterdim. Çünkü gerçekten ilk ayrıldığınızda psikolojiniz çok bozuk oluyor. Kendinize bakacak gücünüz olmuyor. Daha sonra bana iş versinler isterdim. Kimseden para dilenmiyorum, tek istediğim hayatımı devam ettirecek kadar para kazanmak ve kızımı da yanıma alarak onunla yaşayabilmek. Şu an tek ihtiyacım olan şey, iş.

Sana çok teşekkür ederim benimle konuştuğun için ve yaşadıklarını paylaştığın için.
Konuşmaktan asla çekinmem çünkü ben yanlış bir şey yapmadım. Ben değil, şiddeti uygulayan utanmalı. Bence şiddet daha çok konuşulmalı. Bunu yaşayanlar çekinmeden anlatmalı, paylaşmalı. Şiddete uğrayan değil, uygulayanlar utanmalı. Devletten hiçbir beklentim yok, onlarla konuşsam da birşey değişmeyeceğini biliyorum. O an dinlerler ama arkanızı döndüğünüz zaman unuturlar. Ben sadece çalışacağım, düzgün maaşlı bir iş istiyorum. Hepsi bu.

Bu haber toplam 532 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 188. Sayısı

Adres Kıbrıs 188. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler