1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sıcaklar, dedikodu ve siyaset
Sıcaklar, dedikodu ve siyaset

Sıcaklar, dedikodu ve siyaset

“Kıbrıs’ta barış engellenemez!” sloganı sevenin de sevmeyenin de hafızasında yer etmiş bir slogandır. Duyunca kimilerinin tüyleri coşkudan diken diken olur, kimilerinin nefretten... İnönü meydanındaki irade Kıbrıs’ta barışı engelle

A+A-

“Kıbrıs’ta barış engellenemez!” sloganı sevenin de sevmeyenin de hafızasında yer etmiş bir slogandır. Duyunca kimilerinin tüyleri coşkudan diken diken olur, kimilerinin nefretten... İnönü meydanındaki irade Kıbrıs’ta barışı engellenemeyecekler listesinin başına yazmıştır. Nitekim hem “Biz de çözüm isteriz AMMA”cılar hem de “Bir tek çakıl taşı vermeyiz!”ciler bile günümüzde federal bir çözüm için müzakere masasında oturmaktadırlar. O masadaki iddiaları “Bu iş sonsuza kadar sürmez!” olsa da, bu memleket “Rum tarafı AB’ye giremez! İmkansızdır!” deyenleri de görmüştür, “Rumlar AB’ye girerse, Kuzey Kıbrıs’ı ilhak ederiz!” deyenleri de. AKP’nin son dönemde şahinleşen Kıbrıs politikasında küresel bir aktör olarak AB’nin güç ve imaj kayıplarının da payı büyük kuşkusuz. AKP’nin bizzat kendi sloganı olan “Diklenmeden dik duracağız!” yerini seçimlerden % 50 oy alınmasının akabinde “Dikleneceğiz,  devlet bizim elimizde...” gibi bir yaklaşıma bırakmıştır. O kadar ki AKP’nin Türkiye’de sivilleşme ve demokratikleşme adına attığı ve gerçekten tarihsel olan adımlara bile Kıbrıs’ta özellikle Cemil Çiçek döneminde uygulanan Kıbrıslı Türkleri aşağılayıcı hal ve tutum sebebiyle ve bunlara ek olarak Türkiye’de son dönemde uygulamada olan anti-demokratik demeç ve tavırlardan dolayı, sempati duymak ciddi bir gayret gerektirmektedir. Kıbrıs’ta  kuzeyden güneye diklenme dönemsel olarak moda olsa da Güney Kıbrıs’ta yaşanan enerji sorunu en azından güneyden kuzeye diklenenlere  göstermiştir ki, bu kadar küçük bir adada komşularınıza kapıyı,pencereyi kapatmanız mümkün değildir. Uluslar arası ilişkilerde karşılıklı bağımlılık ve diplomasinin egemen olduğu günümüzde diklenmeyi marifet sayan tüm kesimlere bu gelişmeler ders olmalıdır. Kıbrıs’ta biraz mantık, empati ve sağ duyu ile diklenme engellenebilir. Peki Kıbrıs’ta başka ne engellenebilir? Ne engellenemez?

 

 

KIBRIS’TA İŞ BİRLİKÇİLİK ENGELLENEBİLİR Mİ?

 

Güç bağımlılık yapar. Korku tarafından yönetilen güç ise elbet hata yapar ve yaptırır.  Memleketimizin konumu gereği tüm küresel aktörlerin ilgi alanında olması tarihin başlangıcından günümüze kıta uygarlıklarının adaya müdahalesini beraberinde getirmiştir. Son zamanların yaygın terimi “İş birlikçilik” aslında bu memleketin koşulları gereği tarihsel olarak varolmuştur. Bu sadece KKTC koşullarında geçerli olacak olan bir durum değildir. Oluşturulacak bir Federal Birleşik Kıbrıs’ta da iş birlikçilik çok ciddi bir kesim için ekmek kapısı olmaya devam edecektir.

 

 

KIBRIS’TA DEDİKODU ENGELLENEBİLİR Mİ?

 

Namık Kemal’in zamanında Kıbrıs’ın dedikodusu ve sineğinden şikayetçi olması ne kadar iyi bir gözlemci olduğuna işarettir. Evet bu memlekette bir masaya oturduğunuz zaman bilirsiniz ki arka masada oturan yanındakinin kulağına eğilir ve sizinle ilgili bir şey söyler. Bilirsiniz ki bu ülkede öyle çok fazla sıkıcı ve suskun insan bulamazsınız. Genellikle herkes konuşkan, girişken ve tüm mimiklerini seferber ettiği, iyi bir taklit yeteneğine sahiptir. Bunlar dedikodu yapmanın olmazsa olmaz meziyetleridir ve bu kabiliyetlerin hakkı verilirse, kişi tek başına en güçlü sosyal medyadan bile daha güçlü olur. Facebook mu? Twitter mı? Hikaye... Ne varsa Ayten Aba’da vardır!  İleti yazmaya gerek yoktur, geçerken bir kahvesini için, o haberleri hem retweet etsin, hem de yüzlerce like toplasın.

 

 

KIBRIS’TA SICAKLAR ENGELLENEBİLİR Mİ?

 

Kapitalizm her ne kadar gezegenimizin suyunu sıkıp iklim değişikliklerine sebep olsa da bu memleketin sıcağı hala kendini itinayla muhafaza etmektedir. Bu sıcak öyle bir sıcaktır ki biraz uzak kalsanız çılgınlar gibi özler, memlekete dönünce yapılacak yüzlerce şeyin hayalini kurarsınız. Ercan’a iner inmez yüzünüze vuran o sıcak alev ve yanmış ot kokusu, yeryüzünde hiçbir hava alanında yoktur ve olmayacaktır da. Memleketin sıcağının yanında getirdiği en karakteristik etki, “sieasta modu” dur. Bu öyle bir durumdur ki, azimleri ve çalışma aşkları ile ünlü bir millet olan Japonlardan bile bir grubu adaya getirseniz, bir hafta sonra Japonların yarısını denizden yarısını da meyhane ve diskolardan toplarsınız. Bu öyle bir sıcaktır ki Çinliler Çin Seddi’ni Kıbrıs’ta yapmaya kalksa yarım kalırdı, Eiffel kulesi Girne’de olsaydı güneşten erirdi, Pizza Kulesi Lefkoşa’da olsaydı eğri olmakla kalmaz, devrilirdi. Bu sıcakta aslında en güzeli bir deniz kenarında, mangal başında demlenmektir. Bu memlekette kapitalizm sırf bu yüzden daha acımasızdır çünkü herkesin aklındaki hayal aynıdır, ancak kimileri çalışmak zorundayken kimileri değildir.

Bu topraklar bir telin iki tarafından birbirine kin ve nefretle bakmak için çok küçüktür. Kıbrıs’ta veya dünyada toplumlar arasında bir “sorun “ olduğu kabul ediliyorsa bu çözülmelidir, nitekim diyalektik olarak sorun bir şekilde zaten çözülecektir... Çözüme karşı duranlar -şu veya bu gerekçeyle- sorunun var olduğunu da inkar etmektedir.

İşte bu yüzden Kıbrıs’ta barış engellenemez!

Kıbrıs’ta umut da engellenemez!

Çünkü bu memlekette kucağında yığınla sorunla doğan nesillerin, bu sorunları çözmek için umutlu olmak gibi bir mecburiyetleri vardır.

Kıbrıs’ta özgür düşünce de engellenemez! Çünkü bu topraklarda yüz yıllardır insanlar önce inanıp sonra düşünmez... Önce düşünür, sonra inanır...

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1218 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler