1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SEVGİYLE BAKMAK
SEVGİYLE BAKMAK

SEVGİYLE BAKMAK

Arkadaşım bir kitabı alıntılayarak “sevgi varsa yok olmaz” dedi. Yani ne kadar çatışma, ne kadar kırgınlık olursa olsun sevgi oradaysa yara alır sadece ama ölmez. Gerçek olan, içten olan, kalbin derinlerinden gelen, hayata silinmez izlerini bı

A+A-

SEVGİYLE BAKMAK

Arkadaşım bir kitabı alıntılayarak “sevgi varsa yok olmaz” dedi. Yani ne kadar çatışma, ne kadar kırgınlık olursa olsun sevgi oradaysa yara alır sadece ama ölmez. Gerçek olan, içten olan, kalbin derinlerinden gelen, hayata silinmez izlerini bırakır. Gerçek ve sahte olanı ayırmak zordur tabii. Müzelerin gerçek sandığımız sahte eserlerle dolu olduğunu okumuştum geçenlerde. Sahteliğin ustalığını geliştirmiştir kimileri. Yine de yalnızca bir süre kandırabilirler bizi.

Bir sanat nesnesini taklit etmek daha kolaydır kuşkusuz. İnsan ilişkilerindeki sahtelik ise çabuk ele verir kendini. Gözler, sözleri yalanlar hemen. Göz teması kurmaktan kaçan insanlar ürkütür beni bu yüzden… Edebiyatta, şiirde de öyledir. Okuru cezbetmeye yönelik numaralar, havası atılan bir bilgi birikimi ya da tasarlanmış bir tevazu hemen ele verir kendini… Bir yerden aşırılmış olan, taklit edilmiş olan yalnızca bir süre kandırır bizi… Sahte çiçekler vardır. Uzaktan nasıl da sahici görünürler. Birden dokunur ve ürperirsin. Her türlü sahtelik konusunda uzmanlaşmıştır kapitalizm. “Mış gibi” yapma bir yaşama biçimi haline gelmiştir. Düşündüm de bazen masum bir yanı da olabilir bunun. Birisini mutlu etmek için söylenen yalanlar, tasarlanan sahneler örneğin… “Elveda Lenin” filmindeki Alex’in hasta annesini üzmemek için yaptıklarını düşünün. Buradaki içtenlik, oynanan oyunun ardındaki sevginin sahiciliğindedir. Bir yalan ancak bu denli güzel, yaratıcı ve insani olabilir.

 Hayat bazen göründüğü gibi değildir. Lanetlenen bir durumun ardından hiç beklenmedik bir gerçek çıkar ortaya. Birisine karşı biriktirdiğin öfke, edindiğin şok edici bilgi sonrasında utanca dönüşebilir. İçimizdeki yargıç hemen kırmıştır kalemi. Gerçek başka bir yerdedir oysa.

Bazı küçük yanlış anlaşılma anları vardır. Nedense böyle anlarda nutkum tutulur benim. Yanlış anlamayla gelen karşı saldırı öylesine inciticidir ki  afallayıp kalırım. Gerçek olanı, yanlış algılananı, görünmeyeni söyleyemem bir türlü. Gelen saldırıdan öylesine kırılmışımdır ki söz bitmiştir o noktada. Haksızlığa uğramış olmak kadar denge bozan bir şey yoktur. Kimi zaman  bir türlü anlatamazsın bir davranışın ardındaki nedeni… Paylaşmak istemediğin başka bilgileri gerektirmektedir belki bu. Okuyucu filmini hatırlayın. Kadın kahraman Hanna Schmitz, okuma yazma bilmediğini söylemek istemediği için uzun süreli hapis cezası alır. Hayatının bu en önemli düğümü, bundan duyduğu utanç her şeyin üstündedir.

Hayatın karmaşık örgüsünü anlayabilmek, insan ruhunun karanlık dehlizlerinde dolaşabilmek biraz da gelişmiş bir duygusal zeka gerektirir. Çoğu durumu kendimizden biliriz. Belki tanımlayamamışızdır ama benzer bir deneyimden ötürü bir biçimde bilgisine sahibizdir bunun…

“Tam da bu işte!” deriz  ya bir kitabı okurken. Çok iyi bildiğimiz ama adını koyamadığımız bir deneyim edebiyat sayesinde ete kemiğe bürünür birden. Bir rahatlama anıdır bu.

İnsanın insanla buluşmasından, duygunun ve düşüncenin ortaklaşmasından daha mutlu edici ne olabilir? İnsan insanın cehennemi olduğu kadar cenneti de olabilir.

Yakından tanımadığımız bazı insanlar hakkında kafamızda oluşturduğumuz kanılar vardır. O insanlara dair başkalarının anlatılarına maruz kalırız sürekli. Tanıştığımızda ise çoğu zaman başka biridir gördüğümüz. Bir grup içinde kötülenen biriyle ilgili bir anlatıyı dinlemek bazen bir kirlilik duygusu yaratır bende. Sevgiyle yapılan eleştiri farklıdır. Hemen hissedilir bu… ” O böyledir işte, bütün arızaları, zaafları, tatlı ve gıcık yanlarıyla ve biz yine de seviyoruz onu.” şeklinde bir anlatı vardır. Bir de nefret edilesi, rezil, iletişim kurulmaya değmeyecek bir insana dair anlatı.

Yanlış iletişim kurarak ya da en kötüsü iletişimi reddederek birbirimizi hırpalayıp durduğumuz bu dünya sayısız gönül kırıklığının boğucu karanlığı içinde debeleniyor.

Mikro düzeydeki ikili ilişkiler makro düzeydeki global ilişkilerin, ülkelerarası ilişkilerin de bir modeli gibi.

Birbirimiz için yarattığımız cehennemlerin birbirimiz için yaratabileceğimiz cennetler de olabileceğini bilmek içini burkuyor insanın.

Sevgiyle baktığında, anlamaya çalışan şefkatli bir sevgiyle baktığında başka bir yerdir dünya… Bütün acı tatlı, sevilesi ve nefret edilesi yanlarıyla.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1518 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler