1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sessiz çığlıklar ve bir aşk
Sessiz çığlıklar ve bir aşk

Sessiz çığlıklar ve bir aşk

“Hey!.. Duymuyor musun beni? Sana bağırıyorum…” ** Bu sesi duymayanlar var. Duymak istemeyenler. Kulağının üstüne yatıp, ‘sin da gülle geçsin’ diye bekliyorlar. Oysa o sesi duymamak mümkün mü? ** “Sen!.. Duymazlıktan ge

A+A-

Sessiz çığlıklar ve bir aşk mektubu

 

“Hey!..
Duymuyor musun beni?
Sana bağırıyorum…”
**
Bu sesi duymayanlar var.
Duymak istemeyenler.
Kulağının üstüne yatıp, ‘sin da gülle geçsin’ diye bekliyorlar.
Oysa o sesi duymamak mümkün mü?
**
“Sen!..
Duymazlıktan gelemezsin beni.
Ben de seni görmezden gelemem.
Oradasın ve hayatımı mahvediyorsun.
Geleceğimle oynuyorsun.
Hey!..”
**
Susacak, konuşmayacak.
Sessizlik sesleri boğar, biliyor çünkü…
En yüksek tonda bağırsa da, susarak onu ‘hiçleştirmeyi’ deniyor.
Eski bir taktik bu!..
Buram buram soğuk savaş kokan…
Sahi, bitti mi soğuk savaş?
**
“Sen bana hep yalan söyledin.
Sırtımı sıvazlarken, yüzüme güldün.
Peşine düştüm, istediğin yere geldim.
Ne dediysen iki etmedim.
Ama şimdi?
Susuyor, konuşmuyorsun.
Bana kulak bile vermiyorsun.
Sana ihtiyacım var şimdi ve sen yoksun.”
**
Yok değildi.
Vardı.
Oradaydı.
Eli kolu bağlı değildi.
Gücü vardı yardıma…
Gelin görün ki hayatı ‘yalan’dı!..
Başı sıkışınca yüze gülen, hali yerindeyken ortadan tüyen tiplerdendi.
**
“Söz verirken ne kadar da şirindin!..
Hatırlasana…
Yok öyle yapacak, yok şunu verecektin.
Meğer tek ben değilmişim kandırdığın...
Sanmıştım ki ‘o gün’ gelecek ve beni mutlu edeceksin.
Gözüme üfüreceğine inanmıştım ben…
Meğer yalanmış hepsi!..
Kendimi ahmak hissediyorum bu yüzden…
**
İlk o değildi ‘kandırılmışlık’ duygusunu yaşayan elbet…
Ancak çok ağırına gitmişti, haliyle…
‘Neden kandım?’ diye kızsa da kendi kendine, aklına geldi bir tanıdığının söyledikleri…
‘İnanma buna, yalan söyler. Bana ne vaatler verdi de hayatım mahvoldu’ demişti bir gün dertleşirken…
Dinlemedi.
Dünyanın merkezine kendisini koydu ve öyle davrandı.
‘O’ başkaydı.
‘O’nu kandıramazdı.
Sözlerini tutacak, dediklerini yapacak, ‘O’nu mutlu edecekti.
**
“Susmaya devam et sen!..
Fitil fitil getireceğim burnundan…
Duymadım sanma…
Beni ahmak yerine koydun, ama artık salaklık etmeyeceğim.
Geçen gün olanları biliyorum.
Benim olmam gereken yerde başkaları vardı.
‘Yalandır’ deme sakın!..
Gördüm ben her şeyi…
Söylediler, inanmadım. Geldim, kendi gözlerimle şahit oldum.
Artık ne desen boş…”
**
İşin sonu ‘kötü’ye varacaktı artık…
Olanlar varacaktı nereye varacaksa…
Ok yaydan çıkmıştı.
Verilen sözler boş çıkmış, ‘yalan’ geçer akçe muamelesi görmüştü.
Hele bu son olanlar iyice tuz biber ekmişti.
Geleceğini o ‘söz’e endeksleyen taraf, ‘söz’ sahibinin hakkından gelecekti bir şekil…
Geriye dönüş yoktu buradan…
**
“Utancından mı susuyorsun, yoksa utanmazlığından mı?
Ben olsam senin yerinde utanırdım.
Ama sende yok o surat!..
Kaç kişiye söz verdin sen, aynı anda?
Benim gibi kaç insanı kandırdın?
Sıradaydılar geçen gün, gördüm.
Beni çağırmadın oraya…
Eminim, başkaları da var çağırmadığın…
Kimdi onlar peki?
Gelenler?
Neler oldu içeride?
Boşver, bilmek istemiyorum neler olduğunu orada…
Ama söyle. Ne fazlası vardı çağırdıklarının benden, diğerlerinden?
Ya da tersi: Ne eksiğim vardı benim ve öbürlerinin, gelenlerden?
Susuyorsun!..
Ama sus zaten…
Bir daha da konuşma…
Zaten ben de bağırmıyorum sana…
Sessizim ben de…
Sessiz bir çığlık bu…
Sessiz bir ağlayış…
Kendi halime ağlıyorum.
Kendi ahmaklığıma!..
Seni adam yerine koyuşuma…
------
Bu satırlar ‘aldatılmış’ bir sevgiliye ait değil…
‘Sessiz çığlık’ sahibi, bir ‘istihdam kurbanı’ genç insan…
Umudunu ‘muktedirler’in iki dudağı arasına hapseden ve şimdi pişmanlık duyan, yüzlerce-binlerce Kıbrıslı Türk gençlerinden biri…
Başbakanlık binasında ‘gizlice’ yapılan ‘torpilliler mülakatı’ndan haberdar olunca başlamış çığlık atmaya…
‘Sıradakiler’ dediği onlar…
Yoksa ‘sevdiğinin sevgilileri’ değil!..
Ha, kendisi de ‘sırada’ olsaydı eğer basar mıydı feryadı acaba?
‘Sessiz çığlık’ atar mıydı kolay kolay böyle?
Cevaptan emin değilim şahsen…
Ya siz?

Bu haber toplam 1051 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler