Necati Emirzade Duo Tandem’in hikâyesini anlattı

Dillirga ve Feslikan’a kazandırdığı çağdaş yorumlar yanında, Necati yeni projesiyle daha pek çok Kıbrıs şarkısını uluslararası müzik ağlarına taşımaya hazırlanıyor.

Simge Çerkezoğlu

“Her projemle bir basamak yukarı çıkmaya çalışırım” diyor klasik gitarist Necati Emirzade... Amerika’da tamamladığı lisans ve yüksek lisans eğitiminin ardından yaşamını İngiltere’de müzik dersleri vererek sürdüren genç sanatçı, daha çok Duo Tandem grubu ile bilinen bir isim… 2011 yılında Amerikalı müzisyen Mark Anderson’la birlikte kurdukları grup, kendine özgü besteleri, Kıbrıs müziklerine kattıkları yeni yorumlarıyla dünyanın ilgisini çekiyor. Dillirga ve Feslikan’a kazandırdığı çağdaş yorumlar yanında, Necati yeni projesiyle daha pek çok Kıbrıs şarkısını uluslararası müzik ağlarına taşımaya hazırlanıyor. Dünyada özgünlüğün ne denli önemli olduğunu, bizlere yeniden hatırlatıyor.  

“YETENEK YETERLİ DEĞİLDİ, AMERİKA’DA EĞİTİM ALMAM BÜYÜK BİR ŞANSTI” 

Genç yaşına rağmen önemli başarılara imza atan Necati Emirzade, henüz on altı yaşında çok önemli bir müzik okulunda eğitim almaya hak kazanan bir Kıbrıslı Türk…

“Henüz on altı yaşındayken North Carolina Üniversitesi Sanat Okulu’nda burslu olarak lisans eğitimi almaya hak kazandım. Bu üniversite Amerika’nın en önemli sanat okullarından biriydi. Bu konservatuvara giren en genç müzisyen ben oldum. Kariyerim için çok iyi bir başlangıç oldu. Daha sonra San Francisco Conservatory of Music’de yine burslu olarak yüksek lisans eğitimi almaya hak kazandım. Bu eğitim de iki yıl sürdü. Benim müzisyenlik hayatım için bir dönüm noktası oldu diyebilirim. Altı yaşından bu yana gitar çalıyorum ama bunu meslek olarak yapmayı seçmek, müzikte uzmanlaşmak bambaşka bir durumdu. Sonuçta tüm bu eğitimlerle birlikte on yıllık ciddi bir müzik eğitimi aldığımı söyleyebilirim. Böyle iyi bir eğitimin ardından hayatımda çok iyi gelişmeler oldu. Bu anlamda eğitimin çok önemli olduğunu düşünmekteyim. Ailemde müzikle ilgilenen kimse yoktu ancak beni hayallerimi gerçekleştirmem için çok yüreklendirdiler. Ben müzik konusunda yetenekliydim ama yetenek yetmiyordu. Ailem bana Amerika’da eğitim imkânı tanımasaydı ben kendimi bu kadar geliştiremezdim. Bu yönüyle ailemde müzisyen yok ama bana ilham verdiklerini söylemeliyim.”

“MÜZİĞİ ÇOK RENKLİ VE KORKUSUZ BİR TARZ”

Arada geçen on altı yılda kendi besteleri ile dünya müziğinde adeta “ben de varım” diyen Necati için Grammy ödüllü Latin müzisyen Sergio Assad şöyle bir ifade kullanıyor; “güzel ses tasarımı ile çok renkli ve korkusuz bir müzik tarzı…”

“Sergio Assad Grammy ödül bir müzisyen olması yanında benim için çok da değerli bir insan. San Francisco’da birlikte çalışmıştık. Yüksek lisans eğitimim sırasında hocalarımdan biriydi. Bana hayatta en çok ilham veren müzisyen oldu. Doğrudur, müziğim korkusuzdur. Çünkü korkusuzca çalarım. Zaman zaman bu yönüm beni yanlış yollara saptırsa da yine de bunu yapmayı severim. Elbette zaman içinde o dengeyi sağlamayı öğrendiğimi düşünmekteyim. Şu anki tarzımı tanımlayacak olsam en yalın biçimde müzikle sözsüz hikâyeler anlattığımı söyleyebilirim. Böyle önemli bir müzisyenin beni bu şekilde tanımlaması elbette gurur verici…” 

“DUO TANDEM İKİ KİŞİNİN BİR ŞEYİ BAŞARABİLMESİ ANLAMINA GELİYOR”

Amerikalı müzisyen Mark Anderson ile birlikte kurdukları Duo Tandem grubuyla özellikle dünyada aşinalık kazanmayı başaran genç sanatçı, bu grubun oluşum hikâyesini bizimle paylaşıyor.

“Duo Tandem’in kuruluşu yüksek lisans eğitimime dayanıyor. Mark’la okulda, San Francisco’da tanıştık. Yüksek lisansımızın bir parçası olarak her yıl klasik repertuardan oluşan iki saat sürecek büyük konserlere hazırlanmamız gerekiyordu. Bu konserlerden ilkinin repertuarını oluştururken, sanatçılardaki başka sanatçıdan ilham alma duygusunu ben de yaşadım. Mark’ı dinlemek bana ilham verdi. O da benim tarzımdan etkilendi. Böylece birlikte çalışmaya, çalmaya başladık. Duo Tandem’in kurulması fikri de aslında Sergio Assad’ ın önerisiyle oldu. İlk olarak yılsonu konserine birlikte hazırlandık. Böylece büyük bir uyum yakaladığımız gün yüzüne çıktı. Bu şekilde birlikte devam etmemiz gerektiğini de ilk Sergio Assad fark etti. Ancak mezuniyetimin ardından ben İngiltere’ye taşınmak zorunda kaldım. Çünkü İngiltere’de yaşamak, iş bulmak daha kolaydı. Ancak Mark ile iletişimimizi hiç kesmedik. 2011 yılında grubumuzu kurarak, eğitimimizi tamamlamamıza rağmen birlikte çalışmaya devam ettik. Tandem iki kişinin bir şeyi başarabilmesi gibi bir anlama geliyor. Çok bilinen, iki kişilik Tandem bisikletleri de vardır. Benim de aklıma bu isim geldi. Yapmaya çalıştığımız şeye bu isim çok uygundu. Elbette benim İngiltere’ye taşınmam bizim çalışmamız açısından kolay olmadı. Fakat buna mecburdum. Yeni projeler gerçekleştirmek için gelire ihtiyacım vardı. Zamanla bu sürece alıştık. 2014 yılında kendi bestelerimizi yazmaya başladık. 2012- 2014 yılları arasında yaptığımız konserler için oluşturduğumuz ilk albümü çıkardık. Kendimizi profesyonel müzisyenler olarak tanıtıyorduk, tam anlamıyla profesyonel görünmek için de bir albüm şarttı. Bu albüm Sans Paroles ismiyle çıktı. Fransızca bir parçadan aldığımız bir isimdi.”

“CAN YÜCEL’İN YEŞİL BİR DÜNYA YARATMA RÜYASI BENİ DE İÇİNE ALDI”

İlk albümün ardından Necati ilk bestesini de, Can Yücel’in Yeşil şiirinden ilham alarak yazıyor. Bu şiir onun müzik hayatı için ayrıca bir önem taşıyor.

“Can Yücel’in bu yeşil şiiri bir rüyayı anlatıyor. Bu şiir bana ilk bestem için ilham verdi. Onun yeşil bir dünya yaratma rüyası beni de içine aldı. Çok etkilendim. Böylece bu besteyi yazdım. Eskiden başkalarının bestelerini çalardım. Bu şiir kendi bestemi çalmam için bir başlangıç oldu. Ben müzikal anlamda kendimi iyi tanıdığım, neleri yapabileceğimi iyi bildiğim için bu besteyi ona göre yaptım. Böylece kendi bestemle müzikte çok daha iyi bir seviyeyi yakalamayı başardım. Bu parça bize büyük bir ilham verdi. Konserlerimizin en ilgi gören parçası oldu. Bunun üzerine Mark da John Henry isimli bir beste yaptı. 1800’lü yıllarda yaşayan, Amerikalı halk kahramanı John Henry’den etkilenerek bu besteyi yaptı. John Henry’nin trajik bir hikâyesi var. Hayatı pahasına insanların makinelerden daha güçlü olduğunu ispatlamıştır. Böylece çok daha fazla ilgi görmeye başladık. Ardından repertuara altı beste daha ve Kıbrıs’a özgü müzikler de ekleyerek bir albüm çıkarmaya karar verdik.”   

“DİLLİRGA VE FESLİKAN PARÇALARINA EVRENSEL BİR RUH KAZANDIRDIK”

Tüm bu yaşananlar 2018 yılında, Watching the World Go By! isimli ikinci albümün gerçekleşmesine olanak sağlıyor. Duo Tandem özgün besteleriyle dünya müziğinde daha bir görünür, duyulur oluyor.  

“Watching the World Go By! albümü her şeyi ile bize ait bir albüm. İlk şarkıdan son şarkıya dek bir hikâye anlatmaya çalıştık. Mark ile çalışma düzenimiz sürekli seyahat etmek üzerine kurulu ilerliyordu, hala da öyle. Sürekli birbirimizi ziyaret ederek çalışıyoruz. Zaman zaman farklı şehirlerde de buluştuğumuz oluyor. İki kez çalışmak için Kıbrıs’a da geldik. İşte seyahat ederek çalışma, seyahat ederken gözlemleme bize bu albümün ismini yarattı. Mark’ın çok iyi bir Blues müzik geçmişi var, onun Blues bilgilerini, klasik müzikle harmanlayarak bu albüme kattık. Ayrıca Kıbrıs ritimlerini Blues ile birleştirerek çok iyi bildiğimiz Dillirga ve Feslikan parçalarına evrensel bir ruh kazandırdık. Bu noktada Kemal Belevi’ye de çok teşekkür etmem gerekiyor. Bu iki parça aslında onun eseri, bizimle paylaştı. Biz de bu parçaları kendi tarzımızla yeniden yorumlayarak farklı bir boyut kazandırdık. Çok da sevdiğim bir insan. Pek çok Kıbrıs müziğine sofistike ve evrensel bir ruh katmıştır. Bu iki parça sayesinde bu albüm Kıbrıs’ta da çok ilgi gördü.”

“HİKÂYEMİZİ MÜZİKLE ANLATMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Müzikleriyle özgün bir çizgi yakalayan Duo Tandem’in grubu konserlerinde hayli ilgi görüyor. Onlar farklılıklarıyla dinleyenleri cezbediyor.     

“Hikâyemizi müzikle anlatmaya çalışıyoruz. Yeni nesillere müziğimizle ulaşmaya böylece klasik müziği onlara sevdirmeye çalışıyoruz. Bu nedenle Kıbrıs’tan iki beste çok anlamlı oldu. Konserlerimiz sırasında ne zaman sıra bu iki şarkıya gelse, çocukluğumdan bazı anıları dinleyicilerle paylaşıyorum. Böylece müziğimle, ülkemle bir özgünlük yakalayıp, dinleyicilerle aramdaki mesafeyi kaldırmayı başardığımı hissediyorum. Amerikalıların çok sevdiği, bildiği Sweet Home Alabama şarkıları vardır… Onlara işte biz Kıbrıslıların Sweet Home Alabama şarkısı Dillirga’dır diyorum. Böylece beni daha iyi anladıklarını, müziğimizden daha fazla keyif aldıklarını görüyorum. Bu bağlamda yeni projemiz baştan sona Kıbrıs parçalarından oluşacak bir albüm olacak. Kemal Belevi’nin tüm albümünü çıkarmak için Şubat ayında çalışmaya başlayacağız. Müzik ağı olarak klasik müzikte dünyanın bir numarası olan bir yayın ağıyla çalışacağız, bir Kıbrıslı Türk olarak bunu başarmanın Dillirga ve Feslikan melodilerinin buralarda duyulmasının çok önemli olduğunu düşünmekteyim.”       

  

 

         

Dergiler Haberleri