1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sertoğlu, Gökbilen’e karşı
Sertoğlu, Gökbilen’e karşı

Sertoğlu, Gökbilen’e karşı

Evet, beklenen savaş çıktı. 15 Kasım 1983’den itibaren, BM dahil dünyada kimsenin tanımadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanının ardından, oluşturulan kurumlarımız ve devletimiz izolasyonlar altında kırım kırım kıvranırken, bir de kalk

A+A-

 

 

 

Evet, beklenen savaş  çıktı. 15 Kasım 1983’den itibaren, BM dahil dünyada kimsenin tanımadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanının ardından, oluşturulan kurumlarımız ve devletimiz izolasyonlar altında kırım kırım kıvranırken, bir de kalkmış onlar için kavga ediyoruz.

Bu kavganın en büyük örneklerinden biri de, dünyada her ülkenin spordaki patronu konumundaki Uluslararası Olimpiyat Komiteleri’ne bağlı olan, Milli Olimpiyat Komiteleridir.

Ne var ki, dünyanın tanımadığı bizim Milli Olimpiyat Komitesi, yıllardır başına çöreklenen Eyüp Zafer Gökbilen’in hegemonyası altındadır.  6/61 Türk Cemaat Meclisi Birlikler ve Dernekler yasasına göre, 28 Ocak 1984 tarihinde kurulan KKTC MOK’da, gelişen süreç içerisinde Eyyüp Zafer Gökbilen Şubat 2000’de başkanlığa getirildi.

Kuzey Kıbrıs’ta sporu politikaya alet ederek, KKTC MOK’da başkanlığını sürdürmeye çalışan Gökbilen, CTP-BG iktidarları döneminde 67/99 sayılı yasada yapılan bir değişiklikle  oluşturulan alternatif Milli Olimpiyat Komitesi ile pasifize edilmeye çalışıldı. Ancak, 2009 tarihinde UBP’nin tek başına iktidar olmasıyle, bu kez bu değişikliğin iptali ile tek Olimpiyat Komitesi olarak kaldı.

Bu arada, üye profilini de kendi istediği gibi oluşturan Eyüp Zafer Gökbilen adeta ölene kadar KKTC MOK başkanı kalmayı garantiledi. Gökbilen her şey tamam derken, birden karşısına aynı ideolojik görüşü  benmisyen ve bazılarına göre, Ulusal Birlik Partisi’nin yeni prenslerinden eski K.Kaymaklı, şimdilerde Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu çıktı.

Sertoğlu’na göre, çarpık üye profili ile spora değil sadece kendisine hizmet eden bir Milli Olimpiyat Komitesi’nin kabul edilmez olduğu ve bunun değişmesi gerektiği görüşüşü belirleyen, Gökbilen’in dışladığı 29 Spor Federasyonu’nu da yanına alarak, Gökbilen’e karşı bir savaş başlattı.

67/99 sayılı yasaya göre, KKTC MOK’un asli üyeleri olan spor federasyonları, KKTC MOK’a üye başvurularını yaptıklarını ancak, Gökbilen’in muhtelif mazaretler ile KKTC MOK’un üye profilinin aleyhine değişeceği gerekçesiyle, ayak sürçtüğü ileri sürüldü.

Gökbilen ise, böyle bir şey olmadığını ve başvuru yapan federasyonların üyelik koşullarını yerine getirmeleri halinde, federasyonların üyeliklerini kabul edeceklerini ileri sürdü.

Bu gelişmeler olurken, KKTC MOK’u ele geçiremeyeceğini anlayan Sertoğlu başkanlığındaki 29 Federasyon, etkinliğini ve çapını bir türlü ne olacağını anlaşılamayan ‘Federasyonlar Birliği’ni kurma girşimine başladı.

Böylece, MOK Meydan Savaşı tüm hızıyle devam ederken, karşı taaruza geçen Gökbilen’in KKTC  MOK’u yayınladığı bildiride “Kaotik ortamdan beslenenerek, kendilerine rant sağlayanlar ile kendi icraatlarını kamuoyundan gizlemeye veya olayı daha farklı boyuta taşımayı hedefleyen bu kişilere” adeta geçit vermeyeceğini ve  kurulması düşünülen “Spor Federasyonları Birliği’nin” ki, ben de aynı görüşteyim, “KKTC MOK’u etkilemeyeceğini” iddia etti.

Aslında, Sertoğlu başkanlığındaki 29 federasyon strateji hatası yapıyor. KKTC’de hem siyasal, hem de dünya görüşü nedeniyle karşı olduğum Gökbilen’in gitmesini Sertoğlu’ndan fazla isterim. Dünyada, kimsenin tanımadığı KKTC MOK’un rantı ile tam 12 yıldır beslenmektedir.

Bu saatten sonra, 29 Federasyon KKTC MOK’a üye olmak için her koşulu zorlamalıdır. 29 Federasyon ile KKTC MOK’a üye olacak bir güç, KKTC MOK’u istediği gibi değiştirebilir.  Artık, spor kamuoyu önünde tartışmaya açılan KKTC MOK’un çarpık üye profilini Gökbilen’in koruyacak gücü kalmamıştır. Çünkü, her şey kamuoyu önünde tartışılmaktadır.

Tabii, bir de işin siyasal boyutu vardır. Bugünlerde gündemde olan UBP Kurultayı da  KKTC MOK-Futbol Federasyonu kavgasını etkilemektedir.  Başbakan İrsen Küçük’e yakın olduğunu  söyleyen UBP delegesi Eyyüp Zafer Gökbilen ile Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’na yakınlığıyle bilinen Sertoğlu, köylüsü olan ve Cumhurbaşkanı  Dr. Eroğlu tarafından desteklendiği iddia edilen Dr. Ahmet Kaşif’in de köylüsüdür. Bu kavgada, Sertoğlu her ne kadar da renk belli etmese de, tüm işaretler Dr. Ahmet Kaşif’i gösteriyor.

Bu durumda, Gökbilen’in gitmesini istemeyen Başbakan  Küçük’e rağmen, Sertoğlu’nun başarısı ancak, Küçük’ün UBP Kurultayı’nı kaybetmesiyle mümkün görülüyor.   

 


İlahi Sertoğlu

 

Fenerbahçe’nin, UEFA Avrupa Ligi’nde rakibi olmasıyle gündeme gelen Güney Kıbrıs’ın AEL takımı ile olan karşılaşmaları bir takım polemikleri de gündeme getirdi.

Bunların, en ilginci bazı statükocu ve dünyanın gelişiminden habersiz spor yazarlarının Fenerbahçe’nin Kıbrıs’a Ercan üzerinden gelmesi fantezisidir. Eğer, Fenerbahçe Ercan’dan gelirse, Kıbrıs Cumhuriyeti makamları tarafından Güney Kıbrıs’a sokulmayacak ve biz de Kıbrıs Cumhuriyeti aleyhine kamuoyu yaratacakmışız. İşte, bu söyleme Futbol Federasyonu Başkanı da bir demeçle destek verdi.

Vay be, ne de güçlüymüşüz yahu. En az 62 yıldır dünyaya anlatamadığımız Kıbrıs sorununu sihirli bir değnek gibi, Fenerbahçe ile anlatacağız. Sevgili Seroğlu, çok konuda anlaşamamıza rağmen, KKTC MOK konusunda yaptığın süper çıkışlar ile sana hayranlık duyuyorum ama, senin de olmayacağını bile bile böyle fantastik bir görüşe destek vermene hayret ettim.

Merak etme, Fenerbahçe Larnaka’dan gelecek, Larnaka’dan gidecek. Sen asıl, tüm girişimlerine rağmen, seni bir türlü muhatap kabul etmeyen Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’e bak.

Ha, ayrıca medyada yer alan “Champagne göreve başladı” haberinde, bizim haberimiz olmadan bu zat FİFA’da yeniden göreve mi başladı. Yoksa, tatilini tamamlayıp, Hukuk Bürosuna döndü mü? İlahi Sertoğlu, bırakın bu Champagne muhabbetini. Zaten, el attığı Kosova’nın maç yapmasını FIFA askıya aldı. 

 


Barış, Livaneli-Umut

 

UBP Kurultayı, ekonomik sorunlar ve KKTC MOK kavgası derken, barışa susayan Kuzey Kıbrıs’tan, dünyanın en büyük sanatçılarından olan Zülfü Livaneli bir kez daha geçti.

Nazımlar’dan, Ahmet Arif’lerden, Bedri Rahmi Eyüpoğluları, Ahmet Kaya, Atila İlhan gibi sanatçılar ile birlikte Türkiye’nin devrimci, ilerici ve AKYÜZÜ’nü temsil eden DÜNYA SANATÇISI Zülfü Livaneli, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle, Magusa Namık Kemal Meydanı’na demir attı. 3 Eylül 2012 Salı bir sonbahar akşamında bu meydanı dolduran Barış ve Çözüm tukunları mahşeri bir kalabalık önünde Barış Türküleri ile dünyaya seslendi.

Ben de oradaydım. Ünlü “Merhaba”sı, Yiğidim Aslanım ve Karlı Kayın Ormanı ile bizi alıp götüren Livaneli’ye, müthiş solisti Burcu Sinem eşlik ederken, birden Kıbrıslı Türk, bir ozan, bir doktor, bir sanatçı Dr. Albayrak’ın kızı,  bu toprakların insanı güzel mi güzel, yüreği insan ve barış sevgisi dolu sevgili Umut Albayrak sahneye çıktı. Livaneli “İşte bir de sizden Kıbrıslı sanatçı Umut Albayrak anonsu ve Umut’un söylediği Livaneli türküsü “Duvarları yıkın” ile duygusal olarak (emotional) zirveye vurduk. Barış için Livaneli, Burcu ve Umut’la umutlanarak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 516 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler