1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Şener Levent’le Dans
Şener Levent’le Dans

Şener Levent’le Dans

“Gördün mü bugün Şener Levent seni yazmış?!” dedi arkadaşım telefonda, gülmeye başladım. “Ne oldu komik bir şey mi var? Durduk yere mi yazdı?” dedi. “Yok, durduk yere olur mu... Yazmak için çok sebebi var...” dedim R

A+A-

 

 

“Gördün mü bugün Şener Levent seni yazmış?!” dedi arkadaşım telefonda, gülmeye başladım. “Ne oldu komik bir şey mi var? Durduk yere mi yazdı?” dedi. “Yok, durduk yere olur mu... Yazmak için çok sebebi var...” dedim “Sadece tarzı bu değildi, genelde “çoluk çocuğu” muhatap almaz, bu sefer biraz heyecanlandı galiba...” dedim. Şener Bey’in “Küçük Vaiz’den Altın Vaazlar ve Düzgün Yalanlar” isimli yazısını bir iki saat içinde bulup okudum. Öncelikle; kendisine benim gibi hafif siklet bir boksörü, ağır siklet şampiyonu olarak ünvan maçına davet ettiği için teşekkür ederim. Bu davetten şeref duydum ve bu nazik teklifini kabul ediyorum.

DOĞAN HARMAN, ŞENER LEVENT, SABAHATTIN İSMAIL

Şener Levent’e saygı duyduğumu belirtmek isterim. Saygı duymamın sebebi yazdıkları, görüşleri ya da duruşu değil. Şener Bey’e, işini iyi yaptığı için saygı duyuyorum. Şener Bey’in işi gazetecilik değil. Ya da en azından “sadece” gazetecilik değil. Hiç öyle soyut “provakatör” muhabbetleri yapıp kendisini “mağdur” olarak lanse etmesini sağlamayacağım, merak etmeyin. İşinin bir tanımı ve çerçevesi var. Bunun içinde; siyasi çığırtkanlık, algı yönetimi, manipülasyon, provokasyon, hedef gösterme ve medya tetikçiliği var. Bu işi, bu memlekette yapabilen üç isim vardı; birincisi rahmetli Doğan Harman, ikincisi Şener Levent, üçüncüsü de Sabahattin İsmail’dir. Doğan Harman artık aramızda olmadığı için, bu işi şu anda en iyi yapan sevgili Şener Levent’tir. Rahmetli Doğan Harman bir sohbetimizde şöyle demişti: “En iyisi benim, çünkü ben hem Ruslar’dan hem de Türkler’den eğitim aldım. Şener ve Sabahattin’i sadece Türkler yetiştirdi”.

“EROĞLU MILLIYETÇILIKTEN NE ANLAR?”

Bugün sağ tandanslı bir gazete çıksa, adı da “Millet” olsa mesela. Düşünün ki, bu gazete her gün UBP’ye ve Sayın Eroğlu’na saldırsa. Gazete sağcı ama! Bir yandan sürekli “Vatan! Millet! Sakarya!”, bir yandan da: “Bu UBP aslında sağcı bile değil! Bunlar beceriksiz! Hele Eroğlu?! O miliyetçilikten ne anlar?!” dese.  UBP’liler çıkıp, bu gazeteye: “Yahu sen nasıl sağ gazetesin, her gün UBP ve Eroğlu aleyhine manşet atıyorsun, CTP’ye saldırmak yok mu?” diye sitem etse. Bu gazete de şöyle cevap verse: “Benim CTP’den bir beklentim yok ki! Benim beklentim sizden, o yüzden size sövüyorum!”. Ne dersiniz? Yok mu daha büyük palavra? Hani yersen! İşte denklem tam olarak bu... Sağ gösterip sol vurma, sol gösterip sağ vurma! Bu yazdıklarımı alın, Millet gazetesine Afrika deyin, eleştiri oklarına da CTP’yi koyun. Neden CTP? CTP çünkü bu memlekette siyasi ve örgütsel olarak düzene alternatif olabilecek tek parti. Bu misyon yarın X partisinin olursa, emin olun onun da önü ayni yöntemle kesilir.

ŞENER LEVENT VE DOĞU PERINÇEK

Peki; Şener Levent Bey solcu mu? Uuuuu en hızlısı! Neden? Çünkü Türkiye’ye karşı duruyor.... Hmmmm... Peki; Türkiye’de Doğu Perinçek solcu mu? E tabi solcu... Neden? Çünkü Amerika’ya karşı duruyor. Bak sen... Demek solcu olmak, artık bu kadar kolay... Sadece bir şeye karşı olmak ya da “karşı görünmek” solcu olmak için yeterli... Alternatif olmak, çözüm bulmak solcuların işi değil... Şener Levent’in nüfus sayımına ilişkin yazmış olduğu “Beni saymayın” isimli yazısını, alın Almanca’ya çevirin, Nazi Katliam Müzesi’ne yollayın, emin olun hemen alırlar. Ama o önemli değil. Hem ırkçı hem solcu! Ohhh mis! Her gün solu bölmek için uğraşıyormuş, bunlar önemli değil... E güzel... Madem bu kadar kolay 3-5 solcu, sağcı da biz yaratalım? Çok mu zor? Yoooo... Sadece karşı olacağı bir şey olacak, ondan sonra atış serbest, üstelik de her türlü hedefe! İşadamı, parti, bakan, yargıç, plan... İşlevsel mi?  Hem de nasıl işlevsel! Sadece manşet atsın ve attığı manşetler duyulsun yeter! O da mı yetmedi? Mitinge gitsin, küfürlü pankart açsın, kırk bin kişiyi küfrüne ortak etsin! Sonra bir daha o kalabalıklar, o mitinge gelmesin veya sivil toplum örgütleri, her kesimden oluşan tabanlarını bir daha meydanlara taşıyamasın! E daha ne?! Yani bundan iyisi Şam’da kayısı! Bundan iyisi Türkiye’de Doğu Perinçek, İtalya’da Kızıl Tugaylar! Yarasın yarasın...

“ALKAPON ŞENER”

Şener Bey’in işinin ham maddesi insan zihni. Sadece kendisinin ya da okuyucularının zihni değil, aynı zamanda muhatabının da zihni. Rahmetli Doğan Harman ile mahkeme koridorlarında sohbet ederken, kendisine sormuştum: “Abi Afrika ile Volkan Gazetesi bir ağızdan sana “Fırıldak Doğan” diyor, bundan etkilenmiyor musun?”. Cevabını hiç unutmuyorum: “Ben onları okumuyorum ki... Ama ne yapıyorum biliyor musun? Her gün öğleden sonra büyük bir keyifle kendi yazımı okuyorum... Bak mesela bugün ne yazmışım? “Alkapon Şener” hahahaha....”.

KENDINIZI “UPDATE” EDIN

Sayın Şener Levent, bilmenizi isterim ki Volkan Gazetesi ile birlikte bu ülkede çalışan en iyi derin mekanizmanın önemli bir parçasısınız. CTP, hükümet döneminde bu mekanizmayı biraz küçümseyerek ve üzerine yeterince gitmeyerek belki de en büyük hatalarından birini yaptı ama sizi temin ederim ki CTP hatalarından ders çıkaran bir partidir. Hani diyorsunuz ya “CTP bana iftira atıyor!”, Volkan Gazetesi ile olan gizli ittifakınız, sadece CTP’nin size yaptığı bir suçlama değil, YKP’nin ve diğer birçok parti, sivil toplum örgütü ve medya kuruluşunun da artık deşifre ettiği bir gerçektir. Hatta Volkan ile aynı manşetleri attığınız gazeteler internette dolaşmaktadır. Peki; derin ittifakınız deşifre oldu diye artık işlevsiz mi? Ne münasebet! Mekanizmanız hala tıkır tıkır işliyor ve belli ki birilerini hala daha memnun edebiliyor. Size verebileceğim en kötü haber şu: Soğuk savaş artık bitmiştir ve o dönemin taktikleri de güncelliğini yitiriyor. CTP yeniden ayağa kalktığında artık karşınızda Mehmet Ali Talat, Ferdi Sabit Soyer ya da Eşref Vaiz’i değil, sizin hamlelerinizi 3 hamle önceden öngörebilen, bilgi çağının olanaklarına hakim, daha dinamik ve atılgan gençler bulacaksınız. Ya kendinizi yeni neslin tabiriyle “update” edin (güncelleyin) ya da akranınız siyasetçiler gibi jübile hazırlıklarına başlayın.

Bu yazıya da hemen cevap vermemenizi öneririm. Cevabı biraz geciktirmeniz “Çoluk çocuğu muhatap almam” havası verecektir, denginiz olmadığımı vurgulamış olursunuz. Ya da en kötü ihtimalle Volkan Gazetesi’ne bir ses atın, cevabımı onlar versin! Hani her zamanki taktik? Hem sağdan, hem soldan makas! Son olarak, bu yazıyı aramızdan ayrılan sevgili Doğan Harman’a ithaf ettiğimi belitrmek isterim. O buralardan gittikten sonra da birilerinin hala Şener Levent’i deşifre ettiğini görse, bulunduğu yerde “Lezzzzeet!” diye bağıracaktır eminim.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 5392 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler