1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sendikalarla görüşme, Ercan ve buyurun çorbaya
Sendikalarla görüşme, Ercan ve buyurun çorbaya

Sendikalarla görüşme, Ercan ve buyurun çorbaya

Kamu Sendikaları, Hükümetle görüşmelere başladı. Bu olumlu bir gelişmedir. Çünkü demokrasilerde olması gereken budur. Eğer Hükümetler, siyasi, ekonomik gerekçeler öne sürüp te demokrasinin gereği olan bu adımı atmazsa, bu çok yanlış olur. Nitekim 3 senedi

A+A-

 

 

Kamu Sendikaları, Hükümetle görüşmelere başladı. Bu olumlu bir gelişmedir. Çünkü demokrasilerde olması gereken budur. Eğer Hükümetler, siyasi, ekonomik gerekçeler öne sürüp te demokrasinin gereği olan bu adımı atmazsa, bu çok yanlış olur. Nitekim 3 senedir UBP bundan kaçmaktaydı. Ayrıca eğer sendikalar da hükümetlerle görüşme ve bir toplumsal mesele ile ilgili tartışma sürecinde, görüşmekten kaçarsa, bu da yanlıştır. Uzun bir zamandır sendikalar da böyle yapıyordu. Şimdi kamu sendikalarının, hükümetle, görüşme masasında buluşması, demokratik yaşam için önemlidir.

 

AĞIRLIKLA KAMU ÇALIŞANLARINA ARTIŞ

 

 Masada da görüşülen, ağırlıkla, kamuda çalışanların özlük hakları ve maaş artışıdır. Bu elbette ki doğaldır. Ancak sendikal yaşantımızda kendini bir siyasi parti yerine koyan bazı sendikacılarımız acısından ise, bu bir İFLASTIR... Çünkü, hayatın her alanına dair açıklamaları, tavırları olan ve ülkede kendilerini her şeyin üstünde gören bu eğilimdeki bazı insanların, en doğal görevlerini yerine getirmek için attıkları bu geç kalmış adım, düşündürücü olmalıdır. Çünkü, bugün gediğimiz konağı bu karşılamadığı gibi, toplumsal varoluşu daha da çıkmaza sokmaya adaydır.

Şimdi basına sızan teklifler üzerinde durmak isterim. Hatırlarsınız, 2009 yılının başında iki öğretmen sendikası hükümetten, %24 artış istemiş, iki kamu sendikası da %7 artış istemişti.. Sıkıntı açıktı. Artış veremeyeceğimiz meydanda idi.  Üstelikte 19 Nisan’da seçim gelmişti ve seçim öncesi bu istenmişti. Bazıları için bu, “CTP gitsin de ne isterse olsun” anlayışına dayalı siyasi bir adımdı.. Bunun aracı olarak bu kullanılmıştı. Çünkü ideolojik ve politik düşmanlık esastı.
Sonuçta, UBP Genel Başkanı Eroğlu ile anlaştılar, protokol imzaladılar. Eroğlu her şeyi verecekti. Üstelikte bazıları da TDP’den aday oldu. Ama  Ne oldu? Seçim bitti, Eroğlu oyları aldı, seçildi. Oylar, aday oldukları partiye dahi gitmedi. Ama ilginçtir, bizden %24 artış isteyenler, seçimden sonra Eroğluna gittiler ve ona, “biz sizden artış istemeyiz, mevcuta dokunma” dediler.
Sonrası malum. CTP hükümeti döneminde ne kadar mali , demokratik, hukuki, sendikal kazanımları varsa, Eroğlu ve UBP bunları kevgire döndürdü. Ama bazıları da her zaman da konuşmaktan geri durmadı. CTP’yi “salyaları akan” diye de tanımladı. Bazıları da CTP’ nin yanlışları diye diye bunları hep es geçti…
Şimdi ise UBP Hükümetinin en nihayet toplu pazarlık sürecini darma duman etmesinden sonra, ilk defa 3 yıl sonra masa başına oturabildiler. Bu da açıkça yazıyorum olumludur, demokratik süreç için .

 

AMA SONUÇ VE HAREKET MANTIĞI DOĞRU MU?

 

Ama, şimdi de masada sunulan ve üzerinde tartışılan konulara bakalım. 250 TL’ lik artış üzerinde konuşulmuş. Hava olumlu imiş.. Hem de herkese eşit artış olacakmış ki bu adil de olacak!  Önce buna bakalım.

Çünkü bu ilk değildir. 2002- 2003  döneminde de UBP, biri 100 TL, öteki de 150 TL olmak üzere herkese seyyanen eşit artış vermişti. Bu uygulamadan sonra ne olduğunu birileri merak etti mi?
Birincisi, baremler iç içe girdi. Ayrıca  alt baremler, daha üst vergi dilimine girdiler. Bu yüzden tüm sendikalar, 2004’ten sonra CTP hükümetinden talepler yaptılar. “ İç içe giren baremlerin açılması ve vergi düzenlemesinin yapılması için”. Yıkılanı tamir etmek için canımızı yedik.
CTP, baremleri düzenlemek için canını yedi. Vergi düzenlemesini de yalnız kamu çalışanları için değil, özel sektör çalışanları içinde ele aldı, düzenledi. Şahsi Vergi muafiyeti,  asgari ücretin %110 ‘una çıkartıldı. Çalışanların, net gelirleri artırılmaya ve vergi yükü çalışanların üzerinden, kısmi olarak azaltılmaya çalışıldı... Şimdi UBP iktidarı döneminde vergi muafiyetinin oranı, asgari ücretin küçük artışına karşın, %95’e düştü.
Böylece bugün kamuda ,” 12 yıllık, barem 13/7 de olan üniversite mezunu bir kamu görevlisinin vergi dilimi, en üst vergi dilimi olan %37’ dilimine  girdi.” . Yani bürüt maaşı iki katı olan müsteşarla, ayni vergi oranına girdi..  İşte tablonun bu olduğu bu aşamada, şimdi seyyanen artış, bu durumu, alt baremler aleyhine her açıdan pekiştirecektir.

 Ayrıca, özel sektör çalışanlarının da vergi yüküne bir rahatlık getirilmeyeceği gibi, onlara da net bir katkı üretemeyecektir. Biz, kamu çalışanlarına bu yüzden verilecek olan artışın belli bir miktarını, vergi düzenlemesi ile yapıyorduk ki özel sektör çalışanları da bu süreçten yararlansın ve emeğin birliği daha da bozulmasın.Yani, net gelir, tüm emekçiler için biraz daha da artsın. Şimdi herkes için azaldı..

 

250 TL LİK ARTIŞ

 

Gelelim 250 TL artış meselesine. Bilindiği gibi resmi verilere göre 2011 yılında enflasyon %14,5 oldu. Şimdi bu kayba karşın istenen ve üzerinde hem fikirlik olduğu söylenen miktar, 250 TL lik artıştır. Bu ise gerçek açısından baktığınızda, yani kayıp açısından baktığınızda, istenen;  kaybın % 5’i kadardır. Gerçek budur.

İşte bu aşamada, toplumsal sıkıntılar nedeni ile sendikaların gösterdiği bir özveri olarak bu yorumlanabilir. Bunu böyle takdim etmek ise bir erdem olmalıdır. Özellikle muhalif duruş açısından!  Her zaman durumun ne olduğunun, olduğu gibi ifade edilmesi gerektiği inancındayım. Açıklık bunu gerektirir. Riski ne isterse olsun, bu açıklık, hakim siyasi anlayışa dönük en büyük avantajı olmalıdır toplumsal muhalefetin. Siyasetin ve toplumsal yapının içine girdiği durum açısından bu çok önemli olmalıdır.. O zaman buna, bu açıdan söyleyecek bir şeyim yoktur..Şimdi olayı inceleyelim ve olaya başka açıdan da bakalım. Toplumsal açıdan…

Meselenin Esası:  T.C’nin ;  2012 için verdiği 300 milyon TL’ nin 250’milyonu şimdiden tükendi.  Peki bu 250 TL lik  artışın karşılanması halinde aylık tablo ne olacaktır?

 39 bin kamudan ödenen insan var. 29 bin de sosyal sigorta emeklisi var. 3 bin belediye çalışanı var. Buna göre 250 TL’ lik artış için 39 bin kamudan ödenen insan için, toplamda bu artış, aylık 9,740.000 milyon TL ek finansman demektir.

 29 bin sosyal sigortalı için ise bu 7,250,000 TL lik artış demektir. 3 bin belediye  çalışanı için ise bu 650,000 TL dir.  Bütçeden kaynak alan kurumları yazmadım.  Bu kaba hesaba göre, aşağı yukarı 17, 640,000 milyon TL’ lik ek finansman istenir, bunun karşılanması için aylık olarak. 13. maaşlar dahil, önümüzdeki 4 ay için bu aşağı yukarı sosyal sigorta ve diğer kesintiler itibarı ile 80 milyon TL ek finansman demektir bu artışın olabilmesi için.

Hazinenin grak grak ettiği bu aşamada, bu ek finansman için ne yapılacak? .Yapılacak olan açıktır. İki yol var. Biri, ya Türkiye Cumhuriyetinden ek mali katkı istenecektir. Bu ise bu yıl için 13. maaşların da ödenebilmesi ve Aralık ayına kadar maaşların ve 13. Maaşın her açıdan ödenebilmesi için ihtiyaç duyulan ve istenenin üzerine,  bir ek finansman daha istemek demektir.  Bu ülke ekonomisinin bütünün bulunduğu nokta açısından ise bugün mümkün mü?.

Üstelikte, TC’ den bunu istemenin, toplumsal bağımlılığı daha da artıracağı açıkken, “Ankara, Ankara her şeyi aldı” diyenler açısından bu olağan mı? Üstelik bir şey daha var. 2013 ne olacak? Bunu da düşünmek gerekmez mi?

Şimdi diğer olanağa bakalım.

Bunun için önce,  bu masanın UBP açısından, ne için olduğuna dair de değerlendirme yapmak gerekir..  Birincisi, UBP Kurultayı açısından; ikincisi de Kurultay sonrası gündeme gelecek Erken seçim açısından. Muhtemel erken seçim  için..

 

ERCAN’IN KEMİKLERİNDEN YAPILACAK ÇORBAYI KAŞIKLAMAK

 

UBP Hükümeti ile pazarlıklar sürecek, sonunda UBP, 100 yada 150  TL, eşit artış  diyecek, sendikalar protokolu imzalamayacak, iş, 100 TL ile 150 TL’ye bağlanacak. Peki para ne ile karşılanacak?

ERCAN’ın ihale parası ile.

 Dikkat edin, sendikalarla yapılacak diğer toplantı hangi tarihe alındı?  11 Eylül’e.

 Peki ; 29.9.2011 ‘de ne var?  Ercan ihalesinin son tarihi.  UBP Hükümeti Ercan ihalesinden 200 milyon TL nakit ödeme alacak. Bunun her halde 100 milyonunu, peşin alacak. İşte o zaman bu ek artış denen olay, yani 100 ya da 150 TL, herkese artış ödenebilecek. UBP, böylece rahat nefes alacak. Kurultay bitecek. Çünkü, 11 Eylülde yapılacak ikinci toplantıdan sonra maaş artışı, ancak Ekim maaşlarında verilecek. Böylece Kurultay da bitecek.

CTP döneminde maaş artışları, enflasyonun da üzerinde gerçekleşmesine karşın, o hükümeti yıkmak için;  Allende Hükümetine yapılanın aynisini yapanlar, şimdi 100-150  TL ‘ye, hem de Ercan ihalesi ile yani Ercan’nın kemiklerinden yapılan çorbadan içme durumuna girdiler. Bu gerçekte, adaları satışa çıkartan Yunan Hükümetinin yaptığından, toplumsal mantık açısından daha da geridir.

İşte bunun için, bugüne kadar, iş ve sendikal çevrelerin, üretici örgütleri ve siyasi güçlerle birlikte, ortak toplumsal paydada buluşma ve ekonomik krize karşı bağımlılığı azaltacak toplumsal varoluş temelini geliştirecek, ekonomik ve demokratik programların ele alınması için bu adımlara engel olanlar, şimdi nereye yardımcı olmak durumunda kaldılar?

 Ha, Türkiye  de bunlara da  izin verecektir. Ses çıkartmayacaktır. Sat Ercan’ı, parasını da dağıt! Tamam. AB troykası gibi sözde sıkı denetim yapmaktadır. Ama buna izin verecektir. Ercan’ın kemiklerinden yapılacak çorbayı herkes bir kaşıklasın bakalım diye bunu yapacaklar.  “Alın, siz busunuz dercesine” bunu yapacaklar. Çünkü bunun gelecek senesi olduğunu, onlar çok iyi biliyor.  Buyurun çorbaya! Toplumsal Varoluş, bağımlılığın azaltılması, kendi ayaklarımız üzerinde durma, canım bunları da entel olarak tartışın, konuşun, ne çıkacak? Gelecek sene ne satacağız? Ha de Yunanistan’ın adaları var, bizim neyimiz var satacak? Elektrik, telefon ya da varlığımız mı? Bunu da bize kim söyleyecek? Ondan sonra da yandık, yıkıldık, maf olduk diye de  ağlamaya da devam edeceğiz….

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1069 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler