1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SEN DE Mİ BRUTUS?
SEN DE Mİ BRUTUS?

SEN DE Mİ BRUTUS?

UBP’nin kurultay tarihi yaklaştıkça, saflar değişip belirginleşmeye başladı. Daha önce Ahmet Kaşif’e açık destek ilan eden, Mağusa İlçe Kongresi’nde Kaşif ile birlikte olan iki önemli isim artık yok. Önce Sunat Atun, bir Türkiye ziyare

A+A-

 

 

UBP’nin kurultay tarihi yaklaştıkça, saflar değişip belirginleşmeye başladı.

Daha önce Ahmet Kaşif’e açık destek ilan eden, Mağusa İlçe Kongresi’nde Kaşif ile birlikte olan iki önemli isim artık yok.

Önce Sunat Atun, bir Türkiye ziyareti sonrasında İrsen Küçük’e destek vereceğini açıkladı, şimdi de Ersan Saner…

 Yine bir Türkiye ziyaretiyle birlikte Küçük’ten yana saf değiştirdi.

Süreç ilerlerken, Kaşif’i destekleyen en az 2-3 kişinin daha saf değiştirmesi bekleniyor.

Gazeteci Ali Tekman, özellikle Girne bölgesinde yoğunlaşan çalışmalar sonucunda bu 2 ismin, İlkay Kamil ve Ergün Serdaroğlu olabileceğine dair duyumlar aldığını açıkladı, dün Günün Getirdikleri’nde.

Ahmet Kaşif ise, “sen de mi Brutus” der gibi, yanındaki destekçilerinin saf değiştirmesini izliyor.

Muhtemelen Julius Sezar gibi, Kaşif’in kurultay sürecinde son sözleri de buna benzeyecek.

 Aslında bu saf değişiklikleri, etik ya da demokratik açıdan son derece ibret verici bir örnek olsa da kendi içinde anlaşılır.

Kurultayda yarışan temel olarak iki taraf var.

Bunlardan biri Başbakan, diğeri de partideki liderliğini korumaya çalışıp O’nu alt etmeye çalışan Cumhurbaşkanı.

Kaşif her ne kadar bu süreçte Eroğlu’nun adayı olmadığını söylese de gerçekte yarışın şekli açık.

Üstelik bu yarışta en başından AK Parti ve Erdoğan da taraf.

Parti içindeki gücünü yitiren, daha da önemlisi artık AK Parti hükümeti tarafından rafa kaldırılmak istenen Eroğlu’na yeniden bu güç verilmek istenmiyor.

Zira Erdoğan’ın savaş açtığı Ergenekon temsilcilerinin adadaki yüzü olarak görülen son siyasi güç Eroğlu.

O’nun yerine Küçük getirilerek, geçmiş dönemin defteri kapatılırken, yeni dönemde kendine daha çok biat eden bir yönetim ve parti yaratıyor, aslında AK Parti hükümeti.

Geçmiş dönemde Denktaş ve DP için yükselen rahatsızlık, şimdilerde benzer yöntemlerle Eroğlu ve UBP ile ilgili bir düzenlemeye dönüşmüş durumda.

Geçmişte bu konuda başarı sağlandı, bu kez de farklı olmasını gerektirecek bir konjektür yok ortada.

Bunu gören, ilk ağızdan bu projeyle ilgili mesaj alan taraflar ise, kazanacak olandan yana tavır koyarak siyasette kalmaya çalışıyor.

Kaşif’in dünkü basın toplantısında açıkça Türkiye’nin müdahale ettiğini açıklamasının ardından, bu tavrın ardındaki sebebi sorgulaması dikkat çekiciydi.

Yine üstü kapalı olarak “yoksa bizim evet diyemeyeceğimiz başka planlar mı yapılıyor” diye sordu, Küçük’ün desteklenme sebebini sorgularken Kaşif.

Ama kendisinin evet diyemeyeceği o başka planların ne olduğuna ilişkin bir işaret vermedi.

Anlaşıldığı kadarıyla bu planların bir parçası da Eroğlu’nun olmadığı bir dönemi kurgulayan planlar.

Zaten AK Parti müdahale etse de etmese de Eroğlu dönemi kapanmak üzere… Cumhurbaşkanlığı’na tekrar aday olması kolay değil.

Bu kurultay Saray’a İrsen Küçük’ü gönderme şansını belirleyip, parti içinde yeni bir denge yapılanması yaratmanın da önünü açıyor.

Partiden ayrılan Avcı ve Ertuğruloğlu’nun da geri dönüşüyle belirlenecek olan bu yeni dengelerde bir süre sonra herkes kendi yerini ayırtma çabasını yoğunlaştıracak.

Ortada toplum adına, siyaset adına bir kaygı olmadığından da sadece taraf belirlemek üzerinden geliştirilen bir siyaset yürütüyor, aslında UBP’liler.

O yüzden kızmak, eleştirmek çok da anlamlı gelmiyor.

Herkes kendi kariyerini belirleme özgürlüğüne sahip olabilmeli!!! Bu kariyeri belirleyen siyaset yapmak, toplum faydasını çoğaltmak değil, taraf belirlemek.

Bu şekilde yapılan işin doğası bu…

UBP kurultayı bu ülkede en küçük demokrasi sınavında ne halde olduğumuzu göstermesi açısından ibret vericidir.

Ve yıllarca demokrasi hedefiyle yürütülen bütün o siyasette aslında ne kadar az bir mesafe kat ettiğimizin de acı bir gerçeğidir.

Bu mesafe kısaldıkça, hem kendimizi hem de geleceğimizi yönetme konusunda söz alma şansımızı yitiriyoruz.

Çizilen hiçbir projede, hedeflenen hiçbir stratejide yer almayan bir topluma dönüşüyoruz…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 644 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler