1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SEMRA BAYHANLI: YOKLUKLAR İNSANI YARATICILIĞA İTER
SEMRA BAYHANLI: YOKLUKLAR İNSANI YARATICILIĞA İTER

SEMRA BAYHANLI: YOKLUKLAR İNSANI YARATICILIĞA İTER

Kıbrıslı kimliğini boyalarla yaşatmaya çalışan, çözümsüzlüğe olan isyanını kadın konseptiyle, tual üzerine çizdiği renklerle anlatmaya çalışan başarılı bir ressam…

A+A-

 

 

Kıbrıslı kimliğini boyalarla yaşatmaya çalışan, çözümsüzlüğe olan isyanını kadın konseptiyle, tual üzerine çizdiği renklerle anlatmaya çalışan başarılı bir ressam…

 

SEMRA BAYHANLI: “YOKLUKLAR İNSANI YARATICILIĞA İTER”

 

Didem MENTEŞ

 

İnsanoğlu düşüncelerini, fikirlerini, hayallerini farklı ve çeşitli yollarla aktarmaya çalışır. Her düşüncenin bir sesi vardır. Bu ses kimine göre sözler ile, kimine göre melodiyle, kimine göre de renklerle anlatılır. Sadece sözler yetmez anlatmaya, hayatın renkleri tüm güzelliğiyle kendini yansıtır. Bu da eşsiz bir başarıdır... Ve sizlere bu başarıyı yıllardır insan portreleriyle tualde renklendiren bir sanatçıyı tanıtmak istiyoruz, Semra Bayhanlı… Resim yapmaya ilk kez kömürden duvara çizdiği insan portreleriyle başlar ve hiç bırakmaz. İnsan gözlerinin verdiği ipucu ile birbirinden harika eserler ortaya çıkarır… Resim yapmak bir nefes, bir hayat onun için… Kıbrıs’ın çözümsüzlüğü ise resimlerine yansıyan isyanı… Semra Bayhanlı, kadın konseptiyle Kıbrıs kimliğini kaybetmemeye çalışırken, barışa çağrı yapıp, eğitim sisteminin bozukluğuna değinen Kıbrıslı bir sanatçı… Her resminde başka bir rüzgar her resminde başka bir ufuğa götüren çok yetenekli bir ressam…

 

HAYATI RESİM…

Küçücük ellerle başladığı resim dünyasına, büyük çizimlerle devam ediyor Semra Bayhanlı. Özellikle insan onun için büyük bir ilham kaynağı… Her ne kadar çok resim öğretmeni olmak istediyse de hayat şartları buna el vermez. Peşini bırakmadığı hayali onu bugünlerin en yetenekli ve en başarılı isimleri arasına taşır. O Kıbrıs’ın yetiştirdiği değerli bir sanatçıdır…

“1961 yılında ikiz kız kardeşim Sevcan Çerkez ile Küçük Kaymaklı’da dünyaya geldim. 5 kardeşin en küçükleri biziz. İlk, orta ve lise eğitiminden sonra 1981 yılında Atatürk Öğretmen Akademisi’nin sınavlarına katıldım. Maddi olanaksızlıklar nedeniyle Güzel Sanatlara gidemedim. Öğretmen Akademisi’nin sınavına girmeden önce bir gazetede çalışıyordum, kendimi orada geliştirdim ve sınavı kazandım. Ben resim öğretmenliği okumak istiyordum ama bir müddet sonra bizlere sınıf öğretmeni yetiştireceklerini söylediler. Çok üzüldüm ama daha sonraları anladım ki ille de okumakla değil. 27 yıldır sınıf öğretmenliği yapıyorum.”

 

 

İLK RESİM KÖMÜRDEN PORTRELER

Kendini bildi bileli her gün resim çizdiğini büyük bir heyecanla aktarıyor başarılı sanatçı. Ve ilk olarak yanık bir odada atılı kalan kömür parçalarından insan portresi çizdiğini söylüyor.

“Ablam Serpil Yalçın evimizin sütunlarına kadın portresi yapardı, Sevcan ile birlikte onun karşısında denemeye başladık. Ama yapamadığımız için ağlamaya başlardık. O da bizi büyüdüğümüz zaman yapabileceğimize dair teselli ederdi. Annem terzi, babam da ayakkabıcılık yapardı. O zamanlar yoksulluk vardı. Bu nedenle resim defteri yoktu. 1963 yılında göçmen olduk. Bir ermeni evine taşındık. O evin bir odası tamamen yanmıştı. Oradaki kömürlerden duvarlara resimler yapardık. İlk hatırladığım odur. Bir zaman Kermiya’da Marmeyit Otel vardı. Onun alçılarından günlerce yerlere portre şeklinde resimler yapardık. Alçıları oyup insan yapardık. Hiç farkına varmadan heykel ve resme yöneldik. Hiç ders dinlemezdik, ders defterlerimizin içi hep resimlerle doluydu. İnsan sanatçı doğar, peşine düşüp bırakmaz. Her zaman çizdim. Çocuklarım küçükken de hiç ihmal etmedim.”

 

YOKLUK YARATICILIĞI GETİRİYOR

“Yokluklar insanı yaratıcılığa iter” diyen Semra Bayhanlı, tahta üzerine ilk resmini ayakkabı boyası ile yapar. O yılları hiç unutmaz değerli sanatçı. Ve yağlı boyayla ilk kez ortaokulda tanıştığını belirtir. Ve yağlı boyası olmadığı için tahta üzerine ilk resmini ayakkabı boyası ile yaptığını aktarır. Bayhanlı, ilk yağlı boyama takımını öğretmeni Doğan Bey’in yılbaşı hediyesi olarak aldığını hatırlar. Ve o günün de hayatının en mutlu günü olduğunu gülümseyerek dile getirip, halen yağlı boyaya müthiş bir hayranlık duyduğunu ifade eder.

 

İPUCU; GÖZLER...

İnsan gözlerinin gizlediği anlam Semra Bayhanlı’nın eserlerinde yankı bulur… Üzüntü, sevinç gibi kavramlar ona ilham verir, renk katar. Semra Bayhanlı, yılların tekniğini şöyle anlatır. “Ben teknik olarak kendimi tamamen geliştirdim. Hiç ders almadım. İnsanların yüz mimikleri küçüklüğümden beri ilgimi çeker. Üzüntü, sevinç, kızgınlık hallerini inceler, yüzüne nasıl ve ne şekilde ışık yansıdığını hesaplardım. İlk, gözler dikkat çeker. Gözler bana ipuçları verirdi. Müthiş bir gözlemciyim. Ne yapacağıma karar verip, gözlerden çizmeye başlarım. Yüzün alanına göre ne çağrıştırıyorsa konuyu sürrealist (hayal üstü) tarzda tuale döküyorum.  

 

‘PİRİLİLER GİTMESİN’ İLE ÇÖZÜMSÜZLÜK İSYANI

Semra Bayhanlı ilk kişisel sergisini ‘Pirililer Gitmesin’ adlı eserleriyle yapar. Ve teması kadın ve çocuk eğitiminde sistemin bozukluğu olur. Kıbrıs’ın çözümsüzlüğü tüm eserlerinin içinde yer alır. Barışı, Kıbrıslılığı, kimliğini anlatmaya çalışır Kıbrıslı sanatçı. Ülkesi için güzel günler, barış, umut ve sevgi dolu bir dünyayı anlatmaya çalışır. Kadın konsepti ile bunu farklı yönde anlatır. O Kıbrıs’ta beyin göçü olmayan, yeteneklerin değer kazandığı, dünyadan dışlanmamış bir gelecek görmek isteyen barışsever bir kadın sanatçıdır.

 

ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ SANATINA YANSITIYOR

Semra Bayhanlı şöyle devam ediyor: “2010 yılında Sevcan ile birlikte kişisel sergimizi açtık. Karma sergilere de katıldık. 2011 yılında da ‘Pirililer Gitmesin’ adlı ilk kişisel sergimi açtım. İlk kişisel sergimde iki tema vardı. Kıbrıs’ın çözümsüzlük durumunu kadın, çocuk ve eğitim sisteminin çarpıklığını anlatıyordu. ‘Kıbrıslılığım gitmesin…’ Resimlerime Nursal Vahip de çok güzel şiirler yazdı. Özellikle de Kıbrıs’ın çözümsüzlüğüne yönelik. Barışı anlatan, bunu kadın konseptiyle yansıtmaya çalıştığım resimler. Çözümsüzlüğü sanatıma yansıtıyorum. Sayamayacağım kadar yüzlerce eserim var.  Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı ders kitapçıklarını da senelerce resimlendirdim. Ayşen Dağlı ile ‘Süslü’ adında bir kitap çıkardık. Kitapların görselliğinde süslemelerim büyük rol oynuyor.

 

KIBRIS’TA SANATA DEĞER YOK

Tuale aktardığı resimlerin çözümsüzlük üzerine olduğunu defalarca aktarıyor Semra Bayhanlı çünkü gençlerdeki beyin göçünün giderek arttığını söylüyor. 27 yıllık öğretmenlik hayatında çok yetenekli ve değerli çocuklar gördüğünü ancak hepsinin ülkelerini terk etmek zorunda kaldığını aktarıyor. Yine de ümidini kaybetmemeye çalışıyor… Ve ilerde yapmayı hayal ettiği projelerini sebepleriyle açıklıyor.

Sevcan ile birlikte ileride atölye gibi bir yer açmayı düşünüyoruz. Özellikle de gençlerin kendisini geliştirip, önlerini açmak için bunu hayal ediyoruz. Çünkü maalesef ülkemizde bir sanat galerisi yok. Kıbrıs’ta sanata değer verilmiyor. Ülkemizde o kadar yetenekli resim öğretmenleri var ama bazı okullarda resim odası bile yok. Eğitim sistemimiz sanatı katleden bir sistemdir. 27 yıldır öğretmenim, sanatçı ruhlu çocukları kalıba koyamazsınız ve bu çocuklar geri zekâlı diye nitelendirip bir köşeye atılıyorlar. CTP döneminde bir ara öğrenci merkezli sisteme geçilmişti ancak bu sistem yine yıkıldı ve öğrenciler yine yarış havasına sokuldu.

 

 

 

Sanatçı bu eseriyle Kıbrıs’ın çözümsüzlüğünü kadının ifadesiyle anlatmaya çalışıyor

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 966 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler