1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Seminerin ‘sonrası’
Seminerin ‘sonrası’

Seminerin ‘sonrası’

Seminerlerde “konularla” ilgili “konuklar” gelirler, “konuşurlar”, “konuları” irdelerler, dertlerini anlatırlar, “varsa” çözüm önerileri sunarlar ve sorulara cevap verdikten sonra ayrılırlar. Bu

A+A-

 

 

 

Seminerlerde “konularla” ilgili “konuklar” gelirler, “konuşurlar”, “konuları” irdelerler, dertlerini anlatırlar, “varsa” çözüm önerileri sunarlar ve sorulara cevap verdikten sonra ayrılırlar. Bu standart olan prosedür. Ancak ülke sporunun durumu artık bundan ibaret kalamaz. Dünya sporunun şartları ve izole edilmiş olmamız, dilde değil artık direkt olarak sahada konuşmamız gerektiğini işaret ediyor. Aslında bu bir baskıdır. Ve son yıllarda öylesine şiddetle artmaktadır ki, sporu yönetenlerin ve içerisinde özellikle eğitimci olarak yer alanların, geçmişte olduğu gibi spor “memurluk”undan kurtulup veya çıkıp, spor “yöneticiliği”ne soyunmaları gerekmektedir. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” atasözü kesin bir prensip olmalıdır. Geçmiş yıllarda pek yapılmayan “Sorunları ve konuları birebir irdeleme ve çözüm önerisi sunma” çalışmaları artık her yıl geleneksel bir hal aldı. Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği Başkan ve Yönetim Kurulu’nun başarılı bir organizasyonuyla üçüncüsü gerçekleşen “Sporun Vizyonu Eğitim Semineri”nde en büyük dileğimiz konuşulanların orada kalmamasıdır. Cratos Otel güzel ya, orada yaşananlar orada tatlı bir anı olarak kalsın, düşüncesiyle hareket edersek sporumuza zarar veririz. Katkı yapmamış oluruz. Can alıcı ilk konu yerel yönetimlerin tesis yatırımlarıyla ilgiliydi. Lefkoşa, Çatalköy ve Değirmenlik belediye başkanlarının spora yaptıkları katkı oldukça fazla. En azından eldeki imkanlara göre. Ancak benim izlenimim ve üç başkanın da geçmişleri, spora, özellikle de tesis anlamında daha fazla katkı yapmayı hedefledikleri şeklinde. Yeter ki imkan olsun. Üçünün de belli bir spor veya futbol geçmişinin olması, özellikle Çatalköy Belediye Başkanı’nın aynı zamanda bölgenin takımı Düzkaya’nın başkanı olması, üstlendikleri misyonun ağırlığını bir kat daha artırıyor. Sadece bu üç belediyeye değil, spora katkı anlamında ciddi şekilde çalışan Mağusa, Güzelyurt, İskele ve daha birçok belediyemize medya anlamında ciddi destek vermeliyiz. Çim zeminlerin yetersizliği ayyuka çıktı. Bu konuya Spor Dairesi yeni yönetiminin ciddi bir şekilde eğilmesi ve çözüm önerileri yanında, ki sentetik çim zemin bunlardan en önemlisidir, mevcut çim zeminli statlarının bakımının da özellikle ölü sezonlarda tam olarak ve ciddi bir şekilde yapılmasını sağlamalıdır. Bölgemde bulunduğu için Dr. Küçük’ün bu sezon başındaki durumunu üzülerek görüyoruz. Zaman zaman Çanakkale Muharrem Döveç Stadı ve Harika Stadı da aynı sıkıntıları yaşıyor. Sadece “sulama” yapılan dönemler geçmiştir. Spor Dairesi’nin yeni yönetiminin bu işe heyecanla sarılması ve çaba gösterip gerekenleri yapması halinde spor basını da yanında olacaktır.

Sportif olmak aslında sadece spor yapan genç insanların değil, sağlık yönünden engeli bulunmayan herkesin vizyonunda yer almalıdır. Sigara ve alkol tüketiminin had safhada olduğu ve ısrarla bir kültür haline getirilmeye çalışıldığı ülkemizde, en büyük eksiğimiz olan “SPOR KÜLTÜR”ünün artık yerleşmesi ve sistemleşmesi gerekir. Tesis olması halinde herkes spor yapmaya daha fazla istek duyabilir. Lefkoşa’da Atilla Topaloğlu Stadı, ki bununla ilgili yeni bir proje konusu var, Mağusa’da DAÜ Stadı her yaştan spor yapmak isteyen insanların uğrak yeri olmaya devam ediyor. Bununla ilgili olarak, ayrıca, son dönemde bazı spor kulüpleri, özellikle futbol alanında ciddi girişimler yaptılar. Yenicami Spor Akademisi bunlardan biri. Yapılması istenilen proje çok iyi, ancak, bürokrasi ne kadar aşılacak onu zaman gösterecek. Yine de bu tip projelerin zamana bırakılması, gecikmeye, dolayısıyla da genç sporcuların önünün kesilmesine neden olacaktır. Mağusa’da uzun yıllardır uğraş verilen özkaynak çalışmaları, Cambulat Stadı’nın sentetik çim zemininin bitirilmesi ve hizmete girmesiyle çok büyük bir aşama kaydedecektir. Saha olunca antrenman yapma sıkıntısı ortadan kalkacağı için, sorumlu teknik adamlar da saha bulma problemi yerine, genç futbolcuların performansını artırma konusuna daha fazla konsantre olabileceklerdir. Seminerde pazar günkü “Altyapı” ya da rahmetli Gündüz Tekin Onay’ın sözüyle “Öz kaynaklar” konusu, gerçekten yılda sadece bir kez değil, en az 3-4 kez ele alınıp, medyada ciddi yer bulması ve ses getirmesi gereken bir konu.

Seminerin pozitif geçtiği düşüncesindeyim. Ancak medya ve spor yazarları olarak bizlere düşen önemli görevler var. Sorunlarını ve dertlerini aktaran özellikle teknik adamların ve bu dalda faal olan birçok diğer teknik adamların, özkaynak konusunda yapacağı çalışmalara destek vermeliyiz. Tesisleşme ve özkaynak yatırımları, doğru bir şekilde yapılırsa, ülkeye çok yönlü katkı verecektir. Bu konuların da takipçisi olmalıyız.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 770 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler