1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sektördeki üç büyük bankadan biriyiz
Sektördeki üç büyük bankadan biriyiz

Sektördeki üç büyük bankadan biriyiz

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

Bu hafta Creditwest Bank’tayız. Banka Genel Müdürü Süleyman Erol ile birlikte hem sektörün hem de ülkenin durumunu ele alıyoruz... Her sektörde olduğu gibi global kriz ve haksız rekabet konuları çıkıyor karşımıza...

Sektördeki üç büyük bankadan biriyiz

 

Dilek ÖNCÜL

·        Yenidüzen: Bankamız ne zaman kuruldu? Kaç kişi istihdam ediliyor?

·        Süleyman Erol: Hatırlanacağı üzere 1994’te Türkiye’de ciddi bir ekonomik kriz yaşandı. Bankamız, krizin Kıbrıs’a da yansımalarının olduğu bir dönemde kuruldu. 1995 yılından itibaren de faaliyetlerini büyüterek devam etti. Krizden sonraki büyümeyi iyi değerlendiren bankalardan birisi oldu; 2000li yılların başına kadar sakin ve isitkrarlı seyrini sürdürdü. Benim göreve geldiğim 2006 yılında bankamız Kıbrıs’taki yerel özel bankalar arasında 7. sırada idi. Biz o dönemden bu yana sektör ortalamasının üzerinde ciddi bir büyüme oranı yakaladık. Ortalama yıllık %35 gibi bir büyüme oranımız var. Şu anda da Kıbrıs’ın öz bankaları arasında, ilk üç arasında yerimizi almış bulunuyoruz. 240 personelle çalışıyoruz. 5 yıl önce bu sayı 100 civarındaydı. Bizim sağladığımız 140 civarındaki ek bir istihdamın da ekonomimize ciddi bir katkısının olduğunu düşünüyorum...

 

·         YD: Merkez Bankası’nın üç aylık bülteni yayınlandı. Bankalardaki mevduatların gerilediği belirtiliyor. Sizde durum ne?

·        Erol: Tabii bu dönemsel, çok kısa vadeli bir karşılaştırma. İlk üç aylık bir değerlendirme için konuşmak gerekirse bunda bir kaç faktör var. Birincisi; yıl sonuna göre döviz kurlarındaki düşüş nedeni ile onun bir miktar yansıması var sektöre. Diğer bir yansıma ise; Türkiye dış borçlanma yapan bir ülke ve Türkiye’deki kaynak ihtiyacının artışı mevduat faizlerine de yansımış bulunuyor. Geçen yılın Ekim ayından itibaren Türkiye’de TL mevduat faizlerinde ciddi bir artış oldu. Türkiye bankalarının burda şubeleri var bilindiği üzere. Bu şubeler üzerinden gerek burda gerekse Türkiye’de hesaplar açılmak suretiyle Kıbrıs tasarruflarına Türkiye bankaları ortak oluyor. Ben Kıbrıs’tan da Türkiye’ye mevduat kaydığını düşünüyorum.

“İLK ÜÇ AYDA %15 CİVARINDA BİR BÜYÜME SAĞLADIK”

 

·        YD: Bu kaymanın nedeni ne?

·        Erol: Türkiye’deki ürün çeşitliğinin Kıbrıs’tan fazla olması önemli bir etken. Bildiğiniz üzere ülkemizde bireysel emeklilik sistemi yok. Bazı yatırım fonları, bazı başka ürünler Türkiye bankaları tarafından buralarda pazarlanıyor. Tasarrufların bir kısmının bu yatırım araçlarına kaydığını düşünüyorum. Tabiii biz bu dönemi büyüyerek geçirdik. İlk üç ayda bankacılık sektöründeki mevduattaki gerilemeye rağmen biz %15 civarında bir büyüme oranı yakaladık. Bu gerek bankamıza olan güvenin göstergesi gerekse bizim bunu krediye dönüştürebilmemizden.

“CREDİTWEST, PİYASAYA EN FAZLA KREDİ KULLANDIRAN, FİNANSMAN SAĞLAYAN BANKALARDAN BİRİ”

 

·        YD: Uzun vadeli kredileriniz, konut krediniz var...

·        Erol: Creditwest daha önce söylediğim üzere sektördeki ilk üç büyük bankadan bir tanesi... Kıbrıs piyasasına en fazla kredi kullandıran, finansman sağlayan bankalardan bir tanesiyiz. Banka olarak biz bireysel kredi alanında daha iddialı bir bankayız. Bu çerçevede de ülkemizde araç kredilerinde, konut kredilerinde ve bireysel ihtiyaçlara yönelik diğer kredilerde en iyi oranları sunuyoruz. Hatta son zamanlarda Türkiye’den çok daha cazip oranlarla kredi imkanları sunuyoruz. Konut sektöründeki yavaşlamaya hizmet edecek olan burdaki satışları hızlandıracağını düşündüğümüz bir vadelendirme imkanı sunmaya başladık. Konut kredilerindeki vadelerimizi 240 aya kadar çıkardık. 240 ay şu anda Türkiye’de de sunulan en yüksek vadedir. Şunu da kabul etmek gerekiyor ki vade uzadıkça faiz yükü artıyor dolayısı ile satın alacak kişilerin peşin ödeme tutarlarını arttırarak bu faiz yükünü daha aşağıya çekmeleri mümkündür diye düşünüyoruz. Yani borçlanacak kısım azaltıldığı sürece uzun vade borçlanmakta çok bir sorun yok.

 

·        YD: Esnafa sıfır faizli kredi imkanı sunuluyor...

·        Erol: Creditwest özellikle 2008’den sonra ticaret kredilerindeki ağırlığını da arttırmaya başladı. Bu çerçevede de esnafa yönelik ürünlerimizi çeşitlendirdik. Biz esnafın gelir akışlarına paralel bir kredi imkanı sunuyoruz. Esnafı zorlamadan kısa vadeli finansal ihtiyaçlarını en ekonomik şekilde çözmeyi hedefliyoruz. Dosya masrafı gibi, ipotek gibi, diğer bir takım teminata yönelik kolaylıkları sağlayarak 12 ay 24 ay gibi sürelerde eşit taksitlerle ödeme kolaylığı sağlıyoruz. Burda faizi sıfırladık, küçük bir komisyonla esnafımız bundan yararlanabiliyor. Ve ciddi bir memnuniyet sağladık. Ciddi bir ilgi de var bu ürüne yönelik olarak.

 “HEM KAMU TARAFINDA HEM ÖZEL TARAFTA VERİMİ ARTTIRICI REKABETİ GELİŞTİRİCİ ÇALIŞMALAR ESAS ALINIYOR”

 

·        YD: Ülke ekonomisine bakacak olursak alınan mali tedbirler ve uygulanan protokol sizce yerinde mi?

·        Erol: KKTC’de son dönemlerde yapılmak istenen veya Türkiye’nin danışmanlığında uygulanmak istenen politikalara bakılırsa bana sanki 1990lı yılların Türkiye’sini çağrıştırıyor. Verimsiz bir ekonomiden verimli ekonomiye geçişin alt yapısı kurulmaya çalışılıyor. Dönemsel olarak belki doğru bir dönem seçilmedi. Yani tüm dünyadaki krizin etkilerinin hemen herkes tarafından az veya çok hissedildiği bir dönem olması nedeniyle bu protokollerin anlatılması ve anlaşılması gerçekten zor bir döneme denk geldi. Ama arkasındaki eklonomik mantık doğrudur, haklıdır. Hem kamu tarafında hem özel tarafta verimi arttırıcı rekabeti geliştirici çalışmaların esas alındığı görülüyor. Ben bu çalışmaların çok kısa vadede sonuçlanmasını beklememekle birlikte orta uzun vadede eokonomimize çok katkıları olacağını düşünüyorum. Kıbrıs ekonomisinin yatırıma elverişli dış yatırımı çekebilecek alt yapıya kavuşturulacağına inanıyorum bu protokoller sayesinde.

“KIBRIS’IN İZOLE YAPISI GÜN GELDİ İŞİMİZE YARADI”

 

·        YD: Ekonomik durum bankacılık sektörünü nasıl etkiliyor?

·        Erol: Kıbrıs’ın bu izole yapısı bir gün geldi işimize yaradı. Dünyadaki finansal piyasalar çok iç içe girmiş. Sorunların çözümü bireysel olarak bir kuruluşun sorununu çözmekten çok daha zor oluyor. Ülkeler arası işbirliğini, ülkeler arası denetim ve disiplin alanında koordinasyonu gerektiriyor ve sorunun  çözümü de aynı oranda zorlaşıyor. Günümüzün global krizi eskilerden farklı olarak gelişmiş ülkelerde yaşanıyor ve gelişmekte olan ülkeler bundan daha az etkileniyorlar. Kendi iç taleplerine devam etmeleri, kendi üretim yapılarının devam etmesi nedeniyle krizi nispeten daha hafif geçiriyorlar. Ülkemiz de bu krizden izole yapısı nedeniyle en az etkilenen ülkelerden bir tanesi oldu ama baktığımız zaman Türkiye’den ayrışarak biraz daha bu krizi hisseder hale geldiğimizi düşünüyorum. Kendi ülkemizdeki üretim alt yapısının oluşturulamamış olması, üretime yönelik çalışmaların tamamlanamamış olması nedeniyle bu krizi biraz daha hissederek yaşayacağımız görülüyor.  Biz Creditwest olarak finansal yapımız itibarıyle kendi tasarruflarımız, kendi kredi taleplerimizi karşılıyor. Bizim diğer gelişmekte olan ülkelerden farklılaştığımız nokta burası. Tasarruf fazlası olan bir ülkeyiz. Bizim sorunumuz bu tasarrufların krediye dönüşümünde gerekli mekanizmaların oluşturulması ve bunun çalıştırılmasındaki sıkıntılardan kaynaklanıyor. Ama bunu etkileyen faktörler dış faktörler değil daha çok içsel faktörler. Kendi içimizdeki piyasa mekanizmalarının kurulamamış olmasından kaynaklanan faktörler bunu belirliyor.Türkiye de dışardaki krizden çok fazla etkilenmedi. Ama gerek Türkiye için gerek Kıbrıs için bu kuruluşların kârlı yapılarını sürdürmesi gittikçe zorlaşacak. Büyümenin yavaşlamasının her kesime olduğu gibi finans kesimine de yansımları olacaktır.

 

·        YD: Creditwest olarak bundan sonraki hedefleriniz neler?

·        Erol: Bildiğiniz üzere creditwest Kıbrıs’ın bağrından doğmuş bir finansal kuruluş. Altınbaş Holding tüm finansal kuruluşlarını Creditwest markası altında birleştirdi. Bugün Türkiye’de finans alanında çalışmalarımız var. Ukrayna’da finans alanında faaliyetlerimiz var. Ve hedefimiz bunu bölgede yayarak diğer ülkelerdeki bankacılık sistemlerinde de yerimiz almak. Kıbrıs ölçeği gereği belli bir büyüklüğü taşıyabilecek bir ülke ama bizim hayallerimiz bunun çok ötesinde. Gerek Türkiye’de gerek Doğu Akdeniz’in tüm ülkelerinde faaliyetlerimizi yaygınlaştırma düşüncemiz var. Global kriz herkeste olduğu gibi bizde de bu süreci biraz uzatmış olmakla birlikte Creditwest olarak öncelikle Kıbrıs’ın en büyük özel sektör bankası, en çok memnuniyet yaratan bankası olma hedefimiz var.

 


 

 “Ülkemizde davalık hesaplarla ilgili ciddi bir borç yükü vardır. Son rakamlara göre 450 milyon TL civarında”

 

 

·        YD: Var olan yasalar, tüzükler bankacılık sektörünün sorunlarını çözmeye yeterli mi? Bu konuda önerileriniz var mı?

·        Erol: Ben bunları kesinlikle iyi niyetli çalışmalar olarak değerlendiriyorum. Bankacılık sistemi  üzerinde ciddi bir davalık hesap yükü var ve bu yük maalesef borcunu zamanında ödeyen insanlara paylaştırılıyor. Bankalar sonuçta aracılık yapan kuruluşlardır. Ödenmeyen alacaklarından kaynaklanan maliyetler, ödeyen müşterilere yansıtılmak zorundadır ve bu Dünya’nın her yerinde de böyledir. Ülkemizde davalık hesaplarla ilgili ciddi bir borç yükü vardır. Son rakamlara göre 450 milyon TL civarında yaklaşık bir davalık borç yükü vardır. Bunu ülkemizde kullanılan toplam kredilere oranladığınız zaman %10 gibi bir rakam yapar. Kamunun kullandığı kredileri çıkararak yapacağınız daha net bir hesaplamada ise bu %15’lere varan ciddi bir orandır. %15 davalık hesap oranı ancak krizlerde yaşanan bir orandır. Normal ülkelerde ciddi krizler olduğunda bu oranlara çıkılır. Bunun arkasındaki neden de davaya dönüşen hesapların çözülmesindeki uzun süren takip sürecidir. Banka hesap normal statüde iken de davalık statüde iken de faiz işletmek zorundadır. Dolayısı ile de süre uzadıkça bu hesaplar ödenemez ve mevcut teminatlar bu alacakları karşılamaz hale geliyor. Bunun çözülmesi için bence temel yasaların yapılması gerekiyor. Başta da icra iflas yasası geliyor. Burda alacak sorunu yaşayanlar sadece bankalar değil. Ticaret yapan herkes alacağı soruna dönüştüğü zaman çaresiz kalıyor ve bu bankacılık dışı finans kesimindeki büyümelere neden oluyor. Banka dışında ödünç verme işleri yapan sektörün büyümesine ve canlı kalmasına neden oluyor.

 


 

“Ülkemizde bankacılık politikası gözden geçirilmeli”

 

·        YD:Eklemek istediğiniz...

·        Erol: Ülkemizde bankacılık sisteminin bankacılık politikasının toplu olarak gözden geçirilmesi gerekiyor. Kıbrıs, küçücük bir ülke olarak 22 adet bankası var. Bunun 7 tanesi Türkiye bankalarının şubesi şeklinde faaliyet gösteren bankalardır. Her sektörde olduğu gibi burda da rekabeti koruyucu rekabeti sağlayıcı çalışmaların yapılması gerekiyor. Bu kriz göstermiştir ki bankacılık sektöründe yoğun bir rekabet bankalara zarar veren bir yapıdır. Her ülke kendi bankacılık sistemini koruyucu, disipline edici düzenlemelerini yapar. KKTC’de de banka sayısı ile ilgili bir değerlendirme yapılması gerekiyor. Onun dışında da rekabeti bozucu yapıların gözden geçirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bankacılık sektöründe de ölçek ciddi bir sorundur. Banka sayısını arttırarak bu ölçeğe büyük zarar veriliyor. Bizim yerel bankalarımız burda sermaye koyarak bu işi yapıyorlar. Bu ülkenin riskini en baştan almış durumdalar. Daha fazla personelle burda çalışmak zorunda iken Türkiye bankaları burda şube şeklinde faaliyet göstermekte bir öz sermaye koymadan sadece bir şube tabelası altında bu ülkenin kaynaklarına talip olmakta. Dünyada hiçbir ülke birkaç şubeden fazlasının açılmasına izin vermez. Eğer o banka büyüyecekse o ülkede iştirake, şirkete dönüşmek durumunda, burayı merkez olarak kabul etmek durumunda ve merkez yapısı içerisinde kendi teşkilatlarını oluşturarak hem istihdama katkı sağlamak hem de o ülkeye kaynak getirmek zorunda ve büyümesini o çerçevede planlamak zorunda. Türkiye bankalarının burdaki şube sayıları şube şeklinde çalışmanın sınırlarını aşmış durumdadır. Dolayısı ile de Kıbrıs’ta bundan sonra faaliyet göstermek isteyenlere bir sermaye zorunluğu ve şirket olarak burda kurulma zorunluluğu getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

 

 


Bir cümleyle

Ekonomi: Olmazsa olmaz

Para: Araç

Döviz: Bizim olmayan bir araç

Hükümet: Güç

Merkez Bankası: Otorite

Özelleştirme: Verimlilik

Medya: Baştacı

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 646 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler