1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Seçim ve suç duyurusu
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

Seçim ve suç duyurusu

A+A-

Yeni haftanın gündemi yoğun. En başta meclis komitesinde de kabul edilen ve meclis genel kuruluna gelecek olan 7 Ocak 18 tarihli erken seçim önerisi var. CTP erken seçim istemiş, UBP “gün önerin” demiş, CTP “7 Ocak uygundur” demiş, UBP de “tamam” demişti. DP çekinceli davranmış, “sorumsuzluk” demiş ama o da kabul etmişti.

Öneri meclis komitesine gitti, komite oybirliğiyle kabul etti ve bugün meclis genel kuruluna gelip görüşülecek. Tabii ki kabul edilmesi ve 7 Ocak’ta erken genel seçime gidilmesi bekleniyor.

Bu seçimler farklı olacak. Seçim ve Halk Oylaması (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın da kabulü halinde, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Narin Ferdi Şefik’in de dediği gibi seçim bölgesi devlet sınırı olacak. Yani seçmen en az 24, en çok 50 adaya oy verebilecek. Örneğin Lefkoşa’daki bir seçmen diğer ilçelerdeki adaylara da oy verebilecek.

Bu konudaki açıklamalar daha sonra daha ayrıntılı yapılacak veya yapılması gerekecek. Tabii değişiklik yasalaşırsa… Olmazsa eski sistemle seçime gidilecek.

*  *  *

Geçtiğimiz haftanın diğer bir önemli ve bu haftaya taşınması beklenen konusu da CTP’nin Ercan konusunda 3 bakan hakkında suç duyurusu yapması oldu. Basın toplantısı düzenleyerek açıklama yapan Tufan Erhürman, Başbakan Özgürgün, Ulaştırma Bakanı Dürüst ve Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu hakkında Ercan sözleşmesinde devleti zarara uğrattıkları gerekçelerini anlattı ve Meclis Başkanı Sibel Siber’e araştırma önergesi dosyasını verdi. Bu önerge mecliste 7 gün içinde oylanacak ama reddedilirse CTP, polise başvuracak.

Yapanın yanına kâr kalmaması önemli… Bu gibi suç önergelerinin verilmesi veya suç duyurularının yapılması ve kim olursa olsun, hangi parti yaparsa yapsın üzerine gidilmesi çok önemli…

Bir şeylerin düzelmesi için birileri cesur olmalı.

 


 

Kıbrıs’ın kuzeyinde ve güneyinde turizm

2017’nin ilk 9 ayında Kıbrıs’ın kuzeyine 829 bin, Kıbrıs’ın güneyine ise 3 milyon turist gelmiş. Bu rakamlar aslında Kıbrıs’ın kuzeyi için hiç de kötü bir rakam değil. Kıbrıs’ta her şeyin ¼ olarak hesaplandığı veya müzakereler dahil paylaşımlarda her şeyin 4’e 1 oranında yapıldığı bir coğrafyada turistin (bu sektörde de bu paylaşımı yapmak ne kadar doğru olur tam bilemesem de!) de bu orana göre paylaştırıldığını düşünürsek 4’e 1 oranının da üstünde olduğunu görürüz. Ancak tabii ki nicelik olarak bu turist sayısının hangi ülkelerden geldiklerine ve nitelik olarak ayrıştırılmasında yarar var; Kıbrıs’ın kuzeyine gelen Kıbrıslı Türk dahil 829 bin kişinin 535 bin 500’ü Türkiye’den gelenler… Geriye kalanlar üçüncü ülkelerden… Türkiye’den gelen turistin büyük bir bölümünün kumar turizmi için geldiği ve çarşıya da pek bir şey bırakmadığı biliniyor. Turist adı altında gelip, geldiği ilk gün suç işleyenlerin oranının da az olmadığını biliyoruz. Kıbrıs’ın kuzeyinde turizm sektörünün rakamları böyle iken güneydeki turistlerin çoğunluğunun Yunanistan dışındaki ülkeler ve nitelikli turistin oluşturduğu da gözlemlenebilir. Bu konuda daha sağlıklı karşılaştırma turist sayısının ülkeye bıraktığı para miktarıyla yapılabilir.


Loizidu’nun evi

aru.jpg

Bir zamanlar gündemin tepesindeki konuydu… Girne’deki Titina Loizidu’nun evi… Girne’deki evine gelemediği ve mülkünü kullanamadığıyla ilgili Türkiye’yi AİHM’ne şikâyet etmiş ve 9 yıl süren davadan sonra Türkiye, Loizidu’ya faiziyle birlikte 1 milyon 120 bin Euro maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkum olmuştu. Sonunda bu para ödendi ama söz konusu ev hâlâ Loizidu’nun çünkü ödenen tazminat, sadece malını kullanamamaktan dolayı idi. Yani geçen yıllar bu tazminatın sürekli ödenmesini gerektiriyor. Bu konuyu geçtikten sonra şimdi o Loizidu’nun evi artık bir sanat üniversitesi… Erbil Arkın’ın eski, değerli, korunmasına inandığına kanaat getirdiğim şeyleri restore edip yaşama kazandırması ARUCAD adıyla o evin de çevresiyle birlikte yeniden hayat bulmasını sağladı. O ev artık yıkılmayı bekleyen bir hal almıştı, içinde kaçak işçilerin de yaşadığı döküntü bir pansiyon olmuş, harabeye dönüşmüştü. Bir ara meyhane yapılacağı söylenmişti ama sonuçta harika bir yer olarak çıktı karşımıza… Erbil Arkın’ın kişisel koleksiyonunda yer alan ünlü heykeltıraş Rodin ve arkadaşlarının çalışmalarının yer aldığı sergiyi görmeye gidince müthiş heyecanlandım. Kendimi bir Avrupa şehrinde sergi gezer gibi hissettim. Ardından da yine şimdiki ARUCAD’ın önünde yer alan yine Arkın’a ait ve eski bir Kıbrıs evinin restorasyonundan ortaya çıkardığı The House’da bir kahve içtim. Birkaç saatlik de olsa Kıbrıs’ı çok güzel yaşadım. Loizidu evini şimdi görse ne düşünür bilemem ama ARUCAD oraya şahane oturmuş.

 

 


Flakka

Şimdi bir de ‘flakka’ çıktı. İnsanı zombiye dönüştüren uyuşturucu… 2011'de Amerika'da ortaya çıkmış bu sentetik uyuşturucu ve dünyaya hızla yayılıyor. Türkiye’de de görülmeye başlanmış. Biliyorsunuz Türkiye’de olan her şey burada da olduğu için bir an önce önlem almaya başlamak gerek. Bir de zombileşmeye gerek yok.


Rahatız!

Oxford Üniversitesi’nden bir profesör, yaşlı insanların oturmak yerine ayakta durmaya teşvik edilmesinin beden sağlıkları için daha iyi olduğunu belirtmiş.

“Metro ya da otobüste yaşlı birine yer verirken iki kez düşünün. Ayakta durmak onlar için harika bir egzersiz” de demiş Profesör… Biz bu konuda şanslıyız… Toplu taşıma olmadığı için bu konuda hangisini yapmamız gerekir düşüncesinden ve işkencesinden de kurtulmuş olduk!

 


"Aslında herkes dâhidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir."

Albert Einstein

Bu yazı toplam 920 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar