1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Schuman Meydanında çiftetelli oynamak
Schuman Meydanında çiftetelli oynamak

Schuman Meydanında çiftetelli oynamak

Kıbrıs’ın Avrupa Birliği toprağı olması ve 2004 referandum sonuçlarında Kıbrıslı Türklerin çözüm ve AB yanlısı toplumsal irade beyan etmesinden dolayı oluşmuş olan olanakları ve kurumsal ilişkileri sürekli güncel tutmak çok önemlidir. Bilindiği üzer

A+A-

 

Kıbrıs’ın Avrupa Birliği toprağı olması ve 2004 referandum sonuçlarında Kıbrıslı Türklerin çözüm ve AB yanlısı toplumsal irade beyan etmesinden dolayı oluşmuş olan olanakları ve kurumsal ilişkileri sürekli güncel tutmak çok önemlidir. Bilindiği üzere, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların Avrupa Birliği vatandaşı olması gerçeği yanında çözümsüzlük koşullarından dolayı resmi üyenin “Kıbrıs Cumhuriyeti devleti” olması, Kıbrıslı Türkler ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde, Kıbrıs Cumhuriyeti bağlamını gözetmeyi ortaya çıkarmıştır. Sadece Kıbrıslı Türkler için değil aynı zamanda, Avrupa Birliği resmi yapılarının (Komisyon, Konsey, Parlamento...) Kıbrıslı Türklerle ilişki kurması için de aynı zorunluluk hukuki bir koşuldur. 

Türkiye Dışişleri’nin ve rahmetli Denktaş’ın Kıbrıs Cumhuriyet’ine hediyesi olan bu sonucu iyi analiz ve not etmeden değerlendirme yapmak, sağı solu suçlayacak stratejiler geliştirmek ne kadar mümkün !

Bugün içinde bulunduğumuz ve AB ile Kıbrıslı Türklerin ilişkisini belirleyen fiili durum bizim elbette kabul edebileceğimiz bir konu değildir, olamaz. Kıbrıslı Türkler’in AB ile olan ilişkilerinin doğrudan olması için yoğun çalışma yapmak, Avrupa’nın anladığı dilden konuşmak, tanıtım kampanyası gerçekleştirmek, diplomatik ilişki kurmak, bu iş için profesyonelce planlama yapıp, uzmanlarla çalışmaktan başka şansımız yoktur. Ancak bundan önce iki noktada çok net olmak gerekir, bunlardan birincisi Avrupa Birliği’nin ne olduğunu iyi anlamak, önemsemek ve kararlılıkla tercih etmek; ikincisi ise, Kıbrıs’ta ayrılıkçı siyaset izlemeden, BM’nin parametreleri ekseninde samimi ve etkili çözüm siyaseti ortaya koymak.

Herhangi bir ortamın siyasi öznesi olabilmek için, o ortamın gerektirdiği rolü oynamanız esastır. Yani, çözüm konusunda isteksiz iseniz, AB’yi anlamlı anlamsız, gerekli gereksiz eleştirirseniz, tutarlı bir çizginiz yoksa ve hukuk – siyaset dengesini iyi kuramıyorsanız, sözünüzü dinleyecek kimseyi bulamazsınız.

Tam tersi, etkin kararlı bir siyasi faaliyet ortaya koyar, o ortamın değer verdiği dili yapıcı bir şekilde konuşursanız, o ailenin bir ferdi olduğunuzu hissettirirseniz, eleştiri ve tartışmanızı uygun koşul ve mekanda yaparsanız kapıların açılmasını daha kolay sağlarsınız.

Mesele budur...

KT Ticaret Odası, son dönemde neredeyse Avrupa Birliği’ne savaş açmış bir örgüt. Kıbrıslı Türkler adına çok önemli bir ekonomik ve sosyal temsiliyet gücü olan KTTO’nın, sürekli olarak AB ile çatışmaya girercesine söylem geliştiriyor olması, bu kadar yıldır kutlanan 9 Mayıs Avrupa gününü bu yıl kutlamaması, edilgen ve “Kıbrıslı Türk merkezli” bakış açısından kopması üzüntü verici olmakla birlikte, şu herkesin herkesi tanıdığı küresel köyde, AB tarafından da çok iyi izlenip görülüyor.

1 Temmuz’a yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB dönem Başkanlığını protesyo etmeye yönelik olduğu anlaşılan Brüksel gezisi ile ilgili son yaptıkları açıklamada şöyle deniyor... “Kıbrıs Türk halkı 2004 yılında ve sonrasında sürdürdüğü tutarlı çizgi ile dünyayla aynı dili konuşmuş ve uluslararası toplumun duruşuna paralel bir duruş sergilemiştir.”,  “İzolasyonların kaldırılmasının (...) Kıbrıs’ta olası bir çözüm için daha sağlıklı bir zeminin oluşmasını sağlayacağına, özellikle ekonomik alanda faaliyet gösteren örgütler olarak içtenlikle inanmaktayız.”

2010’dan sonra dünya dili konuşulduğunu ifade etmek gayrı ciddi, kabul görmeyecek bir iddia. Son yıllarda, çözümün dibine kibrit suyu dökülmeye çalışmasını gözardı ederek ve sosyal sorumluluk gereği eleştiriden kaçarak  “olası çözüm” den bahsedilmesi, Federal çözüme odaklanma talebinde bulunulmaması bu çıkış ile ilgili pek çok soru işaretini ortaya çıkarıyor. “Olası çözüm”, “yeni diplomasi” ve “soğuk savaşı Kıbrıs’ta bitirelim” gibi “slogan”larla bir yere varmak mümkün olamaz. Olmayacaktır. Çünkü özünde statükonun devamı bağlamında ayrı hak talebini meşru kılmaya çalışan çıkışlardır bunlar.

Hal böyle iken, haklarımız aransın, farkındalık yaratılsın diyerek iki uçak dolusu insanı Brüksel’e götürmenin ekonomik akla çok değer veren iş çevreleri tarafından fayda maliyet değerlendirmesi iyi yapılmıştır umarım.

Schuman meydanında dillirga söyleyip, çiftetelli oynayarak ne elde edeceğinizi merakla izleyeceğiz.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 663 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler