1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sayımın ardından kalacak izler
Sayımın ardından kalacak izler

Sayımın ardından kalacak izler

Tartışmalı nüfus sayımı, ortaya çıkaracağı sonuçtan öte şekli ile gündem oldu. Bir de toplumda yükselen güvensizlikle. Aslında sadece siyasete değil siyasetle özdeşleştirdiğimiz devlet yapısına da o kadar güvensiziz ki şüphelerimizi kolay gideremiyoruz.

A+A-

Tartışmalı nüfus sayımı, ortaya çıkaracağı sonuçtan öte şekli ile gündem oldu.

Bir de toplumda yükselen güvensizlikle.

Aslında sadece siyasete değil siyasetle özdeşleştirdiğimiz devlet yapısına da o kadar güvensiziz ki şüphelerimizi kolay gideremiyoruz.

İronik şekilde devet mekanizması da zaten varolan bu şüpheleri katlamaya devam ediyor.

Geçen sayımda olduğu gibi bu sayımda da gidilmeyen evler ve sayılamayan kişiler olduğuna dair çok sayıda eleştiri var.

Kimlik sorulmaması ise ayrı bir tartışma konusu.

Ülkede kaçak konumunda bulunanların nasıl sayılacağı, evsizlere nasıl ulaşılacağı tartışmaları bir tarafa, kayıtlı olanlara ulaşamayan bir sayım şekli, zaten nüfus konusunda dertte olan başımızı umalım ki daha da ağrıtmaz.

Umalım ki bu tartışmalar BM gözlemcilerinin raporlarına olumsuz olarak yansımaz.

Nitekim DPÖ sonuçların BM gözlemcilerinin de denetimiyle oluşturulacağını açıkladı.

Ancak gidilemeyen evler ve bölgeler, bitirilemeyen sayımlar sorunu önemlidir ve mutlaka giderilebilmeliyidi.

Öncelikle nüfus sayımı konusunda mutlaka çok daha titiz bir çalışma yapılmalı ve en azından sokağa çıkma yasağı mecburiyeti ortadan kaldırılabilmeliydi.

Anketörlerin eğitimi için daha fazla zaman ayrılabilmeliydi. Belki daha titiz seçimler yapılabilmeliydi.

Böylece en azından eve kapatılan toplum aslında hem müzakere masasında hem de genel yönetim aşamasında son derece hayati olan bir çalışmayı bu kadar “ti”ye almazdı.

Yıllardır en hayati dönemeçlerde dalga geçerek geçirdik günü.

En azından buna vesile olunmaz, devlet ciddiyetiyle iş yapılırdı.

Sayımdan akılda kalan çeşitli anektodlar yine de hepimizi hâlâ güldürüyor, dost sohbetlerinin keyifli malzemesi oluyor.

Bir erkek arkadaş, “yahu bana canlı doğum yapıp yapmadığımı sordu” diyor esprili şekilde. O kadar otomatiğe bağlanmış yani sorular.

78 doğumlu olduğum halde, Güney’de mi, Kuzey’de mi doğduğumu soran arkadaş gibi!

Sayım için evleri dolaşan bir başkası, önce Surlariçi’ndeki sayım bölgesi yüzünden işi bırakmak istemiş.

“Girdiğim evlerde en azı 18 kişi yaşıyordu, bu ortamlarla başa çıkamadım” diye anlatıyor. En çok dikkatini çeken ise evin erkeğinin kadın nüfusu içeri kapatarak soruları kendisinin cevaplandırması olduğuna vurgu yapıyor.

Sonradan değiştirilen sayım bölgesinde de kendine göre enteresan bulgular toplamış. Nezih bir semptte, küçük bir evde 17 kişi yaşandığını keşfetmiş, örneğin.

Öncelikle altını çizelim, kimsenin baskısına gerek kalmadan kendi verilerimizi en sağlıklı şeklide toplayıp bunu değerlendirebilme aşamasına gelebilmemiz önemli.

DPÖ’nun istatistik çalışmalarında bu konuda ciddi eksikler var. Bunun giderilmesi ve gerçekler ışığında icraat belirlenmesi önemli.

Yıllar boyu siyasetin özel bir icraatı olmadığından, kendi iradesiyle yönetim belirlemediğinden olsa gerek, bu verilerin eksikliği fazla konuşulmadı.

Belki hissedilmedi de.

Şimdi bu istatistiki veri eksikliği daha çok TC Yardım Heyeti’nin kendi yaptığı çalışmalarla giderilmeye çalışılıyor. Oysa kendi verilerimizi toplayıp bunları en sağlıklı şekilde işleyebilecek durumda olabilmeliydik.

Nüfus ve vatandaşlık sorunu müzakere masasında ciddi bir sorun.

İlk kez ayrı bir başlık altına alınması kabul edelim ya da etmeyelim son derece hayatidir.

Ancak nüfus sorunu, kendi yapısını analiz edemeyen bir yönetim açısından da oldukça hayati bir sorundur.

Sonuçta veri olmadan yönetemiyorsunuz.

Biz belki de zaten yönetemediğimiz için veri de toplayamıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 994 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler