1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Savaş çığırtkanlarının inadına
Savaş çığırtkanlarının inadına

Savaş çığırtkanlarının inadına

Türkiye ile Suriye arasında savaş tamtamları çalıyor. Sadece iki ülke değil, bölgedeki diğer ülkelere, hatta daha geniş bir coğrafyaya yayılma olasılığı var gerginliğin… Dünya kaynaklarını paylaşma üzerine kurulu dünya düzeninde Türkiye ve Suriye

A+A-

 

 

Türkiye ile Suriye arasında savaş tamtamları çalıyor. Sadece iki ülke değil, bölgedeki diğer ülkelere, hatta daha geniş bir coğrafyaya yayılma olasılığı var gerginliğin…

Dünya kaynaklarını paylaşma üzerine kurulu dünya düzeninde Türkiye ve Suriye ‘iyi komşuluk’ ilişkilerinden ‘çatışma’ noktasına geldi. Sonu nereye varacak, bilen yok.

Suriye’deki yönetimin sesi, ne dediği buralara pek ulaşmıyor. Manipülasyon, provokasyon, dezenformasyon gırla!

Kamuoyu psikolojik olarak ‘biz haklıyız, vurmalıyız’ retoriğiyle şekillendiriliyor. Türkiye’de yaygın medya ve diğer bazı çereler ‘kana susamışlık’ histerisi ile hareket ediyor.

Bu ruh hali olası bir savaşta ölecek, sakat kalacak, öksüz yaşamaya mahkum bırakılacak, geleceği kararacak insanların en büyük düşmanı!

Son teknoloji ürünü silahlardan, güçlü ordulardan çok bu ‘kafa’yla mücadele etmek lazım.

Ve savaş çığırtkanlarının inadına ‘barış’ı dolamak dillere, yüreklere…

Yunanlı şair Yannis Ritsos’un ‘Barış’ şiiri, ‘insan’ olan herkesin yüreğinde kıpırtılar yaratmaya yeter de artar bile…

Hele şiiri Mazlum Çimen’in müziği ve Rutkay Aziz’in yorumuyla dinleyip şu fotoğrafa bakarsa bir ‘insan’, düşünebilir mi bir daha savaşı?

 

***

 

BARIŞ

 

Çocuğun gördüğü düştür barış.

Ananın gördüğü düştür barış.

Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

 

Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba

elinde yemiş dolu bir sepet;

ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi

ter damlalarıyla alnında...

barış budur işte.

 

Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman

ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,

yangının eritip tükettiği yüreklerde

ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,

ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,

boşa akmadığını bilerek, kanlarının,

barış budur işte.

 

Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda

yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi

ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.

Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun

gökyüzünün dolmasıdır içeriye;

gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla

bayram günlerini çalan gözlerimizde.

Barış budur işte.

 

Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun

gözlerinin önüne tutulan kitaptır.

Başaklar uzanıp, ışık! Işık! -  diye fısıldarlarken birbirlerine!

Işık taşarken ufkun yalağından.

Barış budur işte.

Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler

Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü

ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından

cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;

barış budur işte.

 

Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de

bir kök olduğu zaman

gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.

Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman

dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.

Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden

zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için

ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.

Barış budur işte.

 

Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,

iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.

Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya

kuracağız demesidir;

ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.

Barış budur işte.

 

Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde

mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların

şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine

büyük karanfilini alacakaranlığın...

barış budur işte.

 

Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların

sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.

Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

 

Ve toprakta derin izler açan sabanların

tek bir sözcüktür yazdıkları:

Barış

Ve bir tren ilerler geleceğe doğru

kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden

buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.

Bu tren, barıştır işte.

 

Kardeşler, barış içinde ancak

derin derin soluk alır evren.

tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.

Kardeşler, uzatın ellerinizi.

Barış budur işte.

 

 

 

Bu haber toplam 853 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler