1. YAZARLAR

  2. Fatma Azgın

  3. Savaş, Barış ve Maryam
Fatma Azgın

Fatma Azgın

Yazarın Tüm Yazıları >

Savaş, Barış ve Maryam

A+A-

Birkaç ay önce, alışılmışın dışında türban taşıyan genç bir kız eczaneme geldi.

Ürkek ve kaygılı şekilde yaklaşıp İngilizce “eczanenizde staj yapmak istiyorum kabul eder misiniz” dedi. Ben de 6 stajerim olduğunu ve kendisine yardımcı olamıyacağımı söyledim.
Yüzü bulutlandı gözleri doldu. “İngilizce bilen eczacı arıyorum. Ne olur alın beni” dedi.

Kimsin, nesin, nereden geldin, nerede okuyorsun sorularının zamanı gelmişti. Hikayesini daha başında iken  “Gel başla” dedim..

Biraz rahatlayarak 2011 yılında iç savaş ile başlayan kabuslu dönemini anlatmaya  başladı.
Suriye savaşından kaçmışlar.. Anne baba Suudi Arabistan’da.
Yedi çocuklarını değişik ülkelere yollamışlar.  İki kızkardeş, bir erkek kardeş buradaki üniversitelere geçiş yapmış. Maryam(Meryem)  da  Suriye’de başladığı eczacılık fakültesi öğrenciliğini buraya aktarmış. Halbuki babası ona Lazkiye’de eczane binası bile hazırlamışmış..
Suriye’de savaş çıktığı yıl 2011 de 3.sınıf öğrencisiymiş. Halk, rejime karşı adalet, özgürlük ve demokrasi talebiyle eylemlere başlayınca, rejim binlerce masum insan silahlarla taranmış. Maryam, sokaklarda gözünün önünde öldürülen insan yığınlarının arasında yürümenin travmasını atlatamamış. Gözleri sürekli nemli..
Suriye vatandaşı. S.Arabistan devlet eczacılık fakültelerine yabancı öğrenci alınmıyormuş. Özel fakülteler çok para istiyormuş. Üstelik 1.sınıftan başlaması gerekirmiş. Üç yıl ara verdikte sonra araştırmış ve burada 2014 yılı sonunda  4.sınıf öğrencisi olarak kabul edilmiş.
Eczanede sadece ben değil tüm personel ve stajerler Maryam’ın üzerine titriyor. O hümanist hüznü insanı çarpacak denli güçlü. Türkçe öğrenmeye çalışıyor.
Boş zamanlarda benim “eczacılık mevzuatı” ders slaytlarımı almış artistik öğeler katmış. Sanat duyarlılığı fazla. Ufacık bir hata yaptığında çok üzülüyor. Herkes onu teselli ediyor. Maryam ürkek güzel bir kuş..
Şimdi biraz rahatlamış ama eczacı olunca nerede iş bulup yaşayacak endişesi kafasında geziyor.

Savaşların en kötü yanı insan hayatını bir tusunami gibi silip süpürmesidir. Kimliğinden, ülkenden, kültüründen, köklerinden, sosyolojinden kara kepçe ile alınıp bilinmeyen diyarlara atılmasıdır.
Dünya bu trajedilerle dönüyor. Suriye göçmenleri tüm ülkelere sığınmaya çalışıyor, bu serüvende denizlerde boğulup  kaybolan da çok.

Kıbrıs’ta da yaşandı bu insanlık dışı savaşlar. Ölümler, yerinden yurdundan olanlar…

2015 yılında hala Kıbrıs’a bir barış gelmesi için uğraşılıyor.
Ancak iki toplumda da o savaşların yarattığı koşulların içinde avantaj sağlayan gruplar, insanlar, barış için fedakarlık yapmaya yanaşmıyor, kışkırtıyor veya kışkırtılıyor.

Artık İki tarafın Cumhurbaşkanları kendi toplumlarına Martin Luther King gibi “ I have a dream, bir rüyam var” demelidirler.
Tepkileri oyalayıp bastırmak yerine gerçek ve doğru ne olacaksa onu açıkça ortaya koymalıdırlar. Yoksa eski başkanlardan hiçbir farkları olmayacak..

Kıbrıslı ünlü gazeteci Andreas Paraskos Kıbrıs görüşmelerinin  umut, umutsuzluk ve ne gibi tehlikeler içerdiğini, ne yapılması gerektiğini  aşağıda okuyacağınız söyleşisinde söylemiş..
Dinleyelim, okuyalım….

Kıbrıs'ta çözüm karşıtı güçler harekete geçiyor
Son günlerde adada birçok duyum var. Bu duyumların çoğu mantıki dayanaktan yoksun. Ne yazık ki bazı politikacılar adada zehirli bir atmosfer oluşturmak yeniden gayret gösteriyorlar." Bu önemli gözlem, yıllarca Kıbrıs sorununu yakından takip eden, Kıbrıslı deneyimli gazeteci ve analist Andreas Parashos'a ait.
Kıbrıs'taki son gelişmeleri ve çözüm sürecini masaya yatıran ve görüşlerini Sputnik'e aktaran deneyimli gazeteci iki noktanın altını önemle çiziyor:
Kıbrıs sorununun çözümü adanın bütünündeki çökmüş siyasi yapıların yerine yeni, demokratik ve adil bir siyasi sistemin inşası için oldukça önemli. Ancak ne var ki, çözüm karşıtı güçler adanın her iki yakasında da bu gayreti boşa çıkarmak için yoğun faaliyet içerisindeler.

KIBRIS HALKI KORKUTULUYOR
"Çözüm istemeyen güçler çözümün ekonomik faturasına, kaybolacak olan mal ve mülklere ve tırpanlanması olası olan bazı insan haklarına atıfta bulunuyorlar."
Bu noktanın altını çizen Parashos şunları vurguluyor: "Şu an itibariyle kimse Kıbrıs sorununun hangi şekilde çözülebileceğini ifade etmiyor. Ancak birçok kesim çözüm durumunda bizleri bekleyen tehlikelere atıfta bulunuyor."

BM'NİN BÜYÜK HATASI
Çözüm karşıtı etmenlerin faaliyetleriyle beraber son haftalarda Kıbrıs'ta Birleşmiş Milletler'in birtakım hatalara imza atmış olduğuna değinen Parashos, şu noktanın altını çiziyor: "Adanın genelinde aşırı iyimser bir atmosfer hakim. Bu durumdan Birleşmiş Milletler sorumlu. Hâlâ Kıbrıs'ın realitelerini anlamış değil."

'ÇÖZÜMDEN KORKMUYORUM'
Kişisel düzlemde Kıbrıs sorununun çözümünden korkmadığını ifade eden Parashos, sözlerini şu şekilde sürdürüyor:
"Çözümden korkmuyorum. Niye korkayım ki? Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki darbede ve işgal hareketinde payım yok. Her iki antidemokratik hareketin karşısında durdum. Hiçbir zaman EOKA B ve TMT gibi örgütlerden emir alıp kadın ve çocukların hayatlarına kast etmedim. Kilise ve cami bombalamadım. Bu toprakların insanlarına yönelik nefret suçları işlemedim. İnsanlarımın mal ve mülklerine el koymadım. Kayıp şahıslar konusunda kuşku uyandırıcı bir rolüm olmadı."
Sözlerinin devamında Parashos, Kıbrıs'taki bozuk ve problemli siyasi sisteme atıfta bulunuyor: "Kıbrıs sorununun çözümünden benim gibi bir insan neden korksun ki? Çözümden mayalanmadım. İnsanlarıma sahte umutlar vermedim. Vergi kaçırmadım, devlet sektöründeki yolsuzluklarda payım yok."

ÇÖZÜM KIBRIS İÇİN ALTIN FIRSAT
Kıbrıs sorununun çözümünün adanın genelinde yıkılmaya yüz tutmuş, sorunlu siyasi sistemin revize edilmesi için bir altın fırsat teşkil ettiği gerçeğine atıfta bulunan Parashos, adanın güneyinde, tüm negatif yorumlara rağmen Nikos Anastasiadis'in sarf ettiği çabalara destek olunması gerektiğini vurguluyor.

Parashos'a göre geçmiş yıllarda Kıbrıs Rum tarafının liderlikleri Kıbrıs sorunu babında başarısız oldular. Yeni süreçte, Kıbrıs Rum halkının Anastasiadis'e çözüm için yeni bir şans tanımasından başka şansı bulunmuyor.

Nikolaos Stelya - sputniknews

Bu yazı toplam 4600 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar