1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Savaş Baba' ve Baraka Tiyatro Ekibi
Savaş Baba ve Baraka Tiyatro Ekibi

'Savaş Baba' ve Baraka Tiyatro Ekibi

2004 yılının ilkbaharında “sözlerini oynayarak söyleyebilmek, dert edindikleri dünya ve memleket hallerini tiyatral biçimlerle anlatabilmek” için Baraka Kültür Merkezi çatısı altında kurulan Baraka Tiyatro Ekibi ile tanışıklığımız az çok aynı

A+A-

 

 

 

2004 yılının ilkbaharında “sözlerini oynayarak söyleyebilmek, dert edindikleri dünya ve memleket hallerini tiyatral biçimlerle anlatabilmek” için Baraka Kültür Merkezi çatısı altında kurulan Baraka Tiyatro Ekibi ile tanışıklığımız az çok aynı döneme denk geliyor.

 

Bu 8 yılda sahneye koydukları oyunları kaçırmamaya özen gösterdim. Bunun başlıca sebebi yaptıkları işe duyduğum saygı ve inanç oldu. Gerçekten de, oluşumları arkasındaki itici gücü anlatırken söyledikleri gibi; hep doğru sebeplerle tiyatro yaptılar; hep dert edindikleri dünya ve memleket hallerini anlattılar, ve anlatmaya da devam ediyorlar oyunlarında.

 

Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Düşlem ve Edim’i de alıp Arabahmet Kültürevi’ne(?) vardığımızda daha içeri girmeden hissettiğimiz şey Baraka ailesinin samimiyetleriydi. Baraka Tiyatro ekibi için ‘aile tiyatrosu’ demek mümkün, hatta adada çoluk çocuk bütün aile gidebileceğiniz tek tiyatro.  Bunun için de ayrıca kutlamak gerek onları. 

 

İki perdelik müzikli komedi ‘Savaş Baba’ oyununu Yakavos Kambanellis yazdı. Oyun, Nazen Şansal’ın ‘kolaylaştırıcılığı’ ile, Baraka Tiyatro Ekibi tarafından müşterek bir çabayla sahneye kondu.

 

Düşlem 3 saatlik oyun bile izleyebilir, ama Edim’in konsantrasyonu kısa sürelidir, 2 saat boyunca nerdeyse göz kırpmadan oyunu seyretmesi yeni bir şeydi.  

 

Özellikle son iki yılda sahneye koydukları oyunlarda kullanmaya çalıştıkları yenilikçi tiyatro teknikleri ile -ki ilk akla gelenler slow motion (yavaş çekim), freeze frame (tablo), physical theatre (bedensel drama), marking-the-moment (anı büyütmek), forum theatre (forum tiyatro) vbg.; ya da oyuncu/müzisyenlerin sahne üzerinde sergiledikleri ‘yabancılaşma’ halleri, yer yer oyuna giriş-çıkışları; ve pratik dekor/kostüm çözümlemeleri ile ekibin ilk yola çıktıkları bilgi ve donanımla yetinmeyerek, gelişimlerine devam ettiklerini, ortaya çıkardıkları işlerde sadece ideolojik duruşa değil estetik kaygıya da önem verdiklerini rahatlıkla söyleyebilirim.

 

Oyun karakterlerinden ‘Filoksenos’u Şifa Alçıcıoğlu, ‘Dimitrios’u (ki 3 yıllık bezinden kurtulma hafifliği yaşayan Edim’in en çok sevdiği ve komik bulduğu karakterdi!) Merter Refikoğlu, ‘Dimadis’i Onur Bütüner, ‘Kornila’ ve ‘Neoklis’i Deborah Bahadır, ‘Mentis’i Ziver Adaman, ‘Haris’i Cemre İpçiler, ‘Vutia’yı Gamze Fuat, ‘Evelpidis’i Nazen Şansal (Nazen’im tanımakta zorluk çektik seni, harikaydın!), ‘Lamia’yı Özel Olgaçer, ‘Urania’yı Seniha Göçen, ‘Friksia’yı Simge Alıcı, ‘Pithias’ı ise Tuğçe Kemik canlandırdı.

 

Ömer Tatlısu’nun tasarladığı broşürle ilgili pek çok olumlu şey söylemek mümkün. En önemlisi geçen yılki 9. Kıbrıs Tiyatro Festival ardından yazdığım bir yazıda oyun broşürlerine eklenmesini önerdiğim ‘oyun süresi’ni bu broşürde görmek, özellikle çocuklarla gittiğimiz için minnettar olduğumuz sevindirici bir detay oldu.

 

Eksiklik olarak altını çizebileceğim tek şey ise, oyuncu isimlerinin oyuna giriş sırasıyla değil de alfabetik sırayla yazılmış olması, kişilere yönelik yazmak istediğim şeyleri bazı oyun karakterlerinin adı aklımda kalmadığı, bazı oyuncu arkadaşları ise ismen tanımadığım için neyi kime yazacağımı bilmediğimden yazamıyorum. Oysa oyuna giriş sıraları aklımdaydı... Başka sefere diyelim.

 

Yine de, rahatlıkla söyleyebilirim ki, Merter Refikoğlu ve Nazen Şansal’ın ortaya koydukları oyunculuk sayesinde ‘Dimitrios’ ve ‘Evelpidis’ karakterleri uzun süre akıllarda kalacak.    

 

Oyuna baştan sona müzik ve şarkılarıyla ekibin müzik grubu, Sol Anahtarı eşlik etti. Ki özellikle vokaldeki Başak Önel’in en az her zamanki kadar muhteşem olduğunu söylemeden geçmek istemiyorum. Gitarda Mehmet Adaman, kemanda Ahmet Güvenler ve buzukide ise Aziz Güven vardı. (Bu arada broşürdeki teşekkür yazısından bu buzukinin Yıltan Taşçı ve Adamos Katsantonis’in ekibe bir armağanı olduğunu da öğreniyoruz.)

 

Aynı teşekkür yazısından manidar bir alıntı: “...ve Arabahmet Kültürevi’ni tamamen atıl durumda bırakıp hiçbir yatırım yapmayarak seyircilerimize bizi mahçup eden Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı’na TEŞEKKÜRLER...”

 

Tarafsız kalmak mümkün müdür dostlar acaba.

Zulüm, isyan varken ülkenin dört bir yanında?

Savaş kötü, barış iyi

Kime sorsan söyler bu cümleyi

Bir yanda güçlü, bir yanda haklı

Hangisinin yanında yer almalı?

 

Oyunun konusu ile birlikte ekibin oyunu seçme ve oluşturma süreci ise şöyle anlatılıyor broşürde:

“Biri, her şeyi talan eden bir turizm anlayışıyla, diğeri ise savaş ve işgallerle beslenen iki ülke... Ve bu ülkelerin, aslında birbirine çok benzeyen zalim yöneticileri ile mazlum halkları. Çağdaş Yunan tiyatrosunun en önemli isimlerinden Yakavos Kambanellis’in yazdığı tarihsel güldürü ‘Savaş Baba’, bize pek çok yönden ülkemizi ve kendimizi çağrıştırdı. Bundan iki bin yıl önce bir başka Akdeniz adasında geçen kurgu, bugüne dair gerçeklere işaret etmekteydi. Gerek ülkemizde gerekse ‘turizm endüstrisi’yle kalkınma sevdasına düşmüş diğer yerlerde, doğa ve tarihsel-kültürel doku hiçe sayılarak vahşi bir katliam yapılmakta. Kumar, kara para ve gece kulüpleriyle palazlanan sermaye, son yıllarda gözlerini Karpaz’a dikmiş durumda. Öte yandan barışı da, savaş ve işgali de gören bu adada, Orta Doğu’nun dinmeyen savaşlarının arasında yaşamaktayız. Ülkemizde ‘ateşkes’ilmiş kesilmesine de bir türlü barış tesis edilememiş, barış için gelenler gidememiş...

Baraka Tiyatro Ekibi olarak, toplumcu gerçekçi anlayışımıza ve barıştan yana politik duruşumuza uygun bulduğumuz bu metni, ele aldığımız her oyun gibi kendi süzgecimizden de geçirdik. Savaşı ve şiddeti sorgularken, haklı haksız ayırımını, işgal ile meşru müdafaanın farkını ortaya koymaya çalıştık. Öte yandan metinde ipuçları verilen, özgür olmayan bir sistemde sanatın ve sanatçının tutsak edilişini, kadınların, erkek egemen anlayışla milliyetçilik uğruna meta haline getirilişini eleştirmeye çalışarak oyuna yeni bölümler ekledik. Savaşların ticarileştiği, orduların şirketleştiği bu acımasız küreselleşme çağında, savaş tacirleri ile egemenlerin ilişkisinin altını çizmek, ayrıca yıllardır adamızın ortasında oturn ‘barış elçileri’ne de tepkimizi dile getirmek istedik. Bizler için barışı çağırmanın bir aracı olan ‘Savaş Baba’yı, halkların ve kültürlerin kardeşliği şiarımızdan esinlenerek sirtaki dansları ve sözlerini bizim yazdığımız Yunan ezgileri ile renklendirdik.

Tarafsız kalmak, güçlüden yana olmaktır. Bu, gündelik arkadaşlık ilişkilerinde de, toplumsal-politik mücadelede de böyledir. Bizler, eksiksiz, kusursuz, profesyonel bir tiyatro yapma iddiasında değiliz ancak, oyunumuzla, yaşamımızla, mücadelemizle taraf olma iddiasında ısrarlıyız. Sizleri de bekleriz...”

 

Bizimkisi sadece bir oyundur aslında

Sürç-ü lisan ettiysek şimdiden affola

Hayat sizin, yolu çizin

Geleceği varın sizler seçin

Diyorsan eğer sistem boktan

Kalkmalısın rahat koltuğunda!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1177 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler