1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Şanlıurfa ve Gaziantep
Şanlıurfa ve Gaziantep

Şanlıurfa ve Gaziantep

Türkiye’nin saklı cenneti Güneydoğu Anadolu…-4-

A+A-

Didem MENTEŞ

Mezopotamya Türkiye’nin doğusundaki dağlardan Suriye’ye kadar uzanan Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki eşsiz bir bölge. Uygarlığın beşiği, ilk yerleşik düzene geçilen, tarımsal faaliyetlerin başladığı, ilk şehirlerin kurulduğu bir yer olarak adlandırılan Mezopotamya’da kurulmuş az sayıdaki kentlerden biri de Şanlıurfa… Tek tanrılı dinlerin tohumunun ekildiği, Peygamberler şehri olarak da bilinen Şanlıurfa, kültürel mirası ve arkeolojik yapısıyla ilgi çeken kentlerden.

Güneydoğu Anadolu’nun tarihi kentlerinden biri de Gaziantep… Geçmişte İpek Yolu’nun önemli bir geçiş noktası olması nedeniyle kültür mirası oldukça zengin bir şehir olma özelliği taşıyor. Gaziantep, Anadolu Bölgesi'nin en büyük ve en kalabalık şehri… Sanayi ve gelişmişlik bakımından da bölgede ilk sırada geliyor. Antep de farklı kültürlere ev sahipliği yapan bir bölge olmasıyla birlikte gelişmiş yemek kültürüyle de dikkat çekiyor. Gaziantep, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'nda yer alan ilk Türk şehri olarak gastronomi alanında dünyadaki 17 şehir arasında yer alıyor.

GÖBEKLİ TEPE

g1-075.jpg

Şanlıurfa sınırında ilk durağımız, arkeologlar tarafından dünyanın ilk tapınağı olarak tanımlanan Göbekli Tepe oluyor.

MÖ. 11 bin yılına kadar uzanan bir tarihe sahip olan Göbekli Tepe’de, tapınma amaçlı mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu Cilalı Taş Devri’ne dayanan bir tapınak. Göbekli Tepe, önce din ve tapınakların sonra da medeniyetlerin ortaya çıktığının bir kanıtı. İnsanlık tarihi hakkında bildiklerimizi yeniden düşünmemizi sağlayan bir tapınak.

TEK TANRILI DİNLERİN TOHUMUNUN EKİLDİĞİ YER; URFA

Musevilik, Hristiyanlık ve İslam’ın atası olarak bilinen İbrahim Peygamber’in doğup yine burada ateşe atıldığı ve İsa Peygamber’in kutsal ilan ettiği bir şehir olarak söz ediliyor Urfa’dan. Dünyaya insanlık tarihini baştan yazdıran Göbekli Tepe, kutsal kabul edilen Balıklı Göl ile Harran ve Halfeti gibi değerli eşsiz yapıları bünyesinde bulunduruyor. Urfa’ya girdiğimiz zaman diğer Güneydoğu Anadolu illerine göre daha az gelişmiş, hijyen açısından daha geride kalmış bir bölge olması dikkat çekiyor. Öğle yemeğimiz için bölgede tanınmış bir restorana giriyoruz. Türkiye’nin ünlü isimlerinin de akın ettiği bu yer oldukça otantik ancak hijyen açısından sınıfta kalmış bir yer. Burada meşhur Urfa kebabı ve lahmacunun tadına bakıyoruz. Garsonların bir hikâye eşliğinde ikram ettiği mırra kahvesinden de tadıyoruz. Kahveyi içtikten sonra fincanı size uzatan kişiye geri vermeniz gerekiyor. Eğer fincanı masaya koyarsanız ya bardağın içine para atmanız ya da size kahveyi ikram eden bekâr kişinin çeyizine destek vermeniz gerekiyor. Tabii bunu içtikten sonra söyledikleri için, biz fincanın içine para koyuyoruz.

DÜNYANIN İLK ÜNİVERSİTESİ HARRAN’DA…

Daha sonraki durağımız dünyanın ilk bilim merkezlerinden olan Şanlıurfa’nın ilçesi Harran oluyor. Dünyanın ilk üniversitesi Harran’da… M.Ö. 3000 yılından kalma Asurlar ve Babiller tarafından kurulmuş üniversitenin kalıntıları duruyor. Üniversite’de bulunan rasathane kulesinin gözlem evi olarak kullanıldığı anlatılıyor. Kulenin yanında havuz şeklinde bir şadırvan bulunuyor. Eskiden bu şadırvana su doldurularak, kulenin tepesine çıkılıp, yukarıdan suyun yansıtılmasıyla ay ve yıldızların hareketlerinin incelendiği, astronomi kulesi olarak da kullanıldığı belirtiliyor. Bu üniversiteden tanınmış bazı bilim insanlarının yetiştiği de aktarılıyor. Üniversitede din, astronomi, tıp, matematik ve felsefe derslerinin yapıldığı belirtiliyor. Harran bölgesiyle ilgili bilgileri bize, bölgedeki bir ağanın oğlu olan Mahmut isimli kişi aktarıyor.  Bölgedeki Harran höyüğünün ilk yerleşim alanından olduğu belirtiliyor. Bölgede yapılan kazı çalışmalarında bir tabletin bulunduğu anlatılıyor. Tabletin üzerinde Hz. İbrahim, eşi Sahra’nın yaklaşık 15 yıl Harran’da yaşadığı ve çiftçilik yaptığını öğreniyoruz. İkinci kazı çalışmalarında ise Bizans kraliçesine ait bir kolye bulunuyor. Her iki eser Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde sergileniyor.

HARRAN’DA BAŞLIK PARASI DEVAM EDİYOR

Rehberimiz Mahmut, Harran’da halen eski geleneklerin devam ettiğini, hala daha başlık parasının sürdüğünü anlatıyor. Mahmut, başlık parasının evlenecek kızın kilosuna ve saç ile ten rengine göre değişiklik gösterdiğini söylüyor. Evlenecek kızın zayıf ve esmer olması halinde 60 bin TL başlık parası verildiğini, kızın sarışın ve kilolu olması halinde ise minimum 500 bin TL, 1 traktör, 1000 adet küçükbaş hayvan ve 2 köy karşılığında başlık parası ödendiğini öne sürüyor.

Biz, 21’inci yüzyılda hala daha başlık parasının devam ettiğini öğrendiğimiz zaman hem şaşırıyor hem de tepki gösteriyoruz.

EŞSİZ DOKUSUYLA KONİK KUBBELİ EVLER

Harran’daki ikinci durağımız dünyada sadece üç bölgede bulunan konik kubbeli evler oluyor. 1979 yılında arkeolojik ve kentsel sit alanı ilan edilen Harran kubbeli evler koruma altına alınmış. Merak edilen bu evleri yakından incelemek üzere 1999 yılında restore edilen Harran Kültür Evi’ne gidiyoruz. 200- 300 yıllık geçmişi olan bu keyifli evler, 22 odadan oluşuyor.  

Yan yana tek kubbeler iç kısımda kemerlerle bir birine bağlanmış. Bölgenin iklimiyle uyumlu olan bu evler, yazın serin kışın ise sıcak tutuyor.

Pencere görünmeyen bu evlerin içine girildiği zaman koni şeklinde olan tavanın üst taraflarında büyük açılmış deliklerle az da olsa aydınlık sağlanıyor. İlk girdiğiniz zaman bunları lamba sanabiliyorsunuz!

Kültür evinin her bir odasında bakır ve gümüşten yapılmış çeşitli hediyelik eşyaların yanı sıra eskiden kullanılan av eşyaları ve mutfak eşyaları sergileniyor. Kültür evinin avlu kısmında ise geleneksel kıyafetleri giyerek fotoğraf çektirilebiliyor, isteyenler çay ocağından çay veya kahve de içebiliyor. Develerin de bulunduğu bu otantik evlerin dokusu kendisine hayran bıraktırıyor.

KUTSAL KABUL EDİLEN BALIKLI GÖL

Harran’ın ardından Urfa’nın merkezindeki kutsal kabul edilen Balıklı Göl’e gidiyoruz. Balıklı Göl’e inen merdivenlerin üzerinden Şanlıurfa Kalesi’ni de görebilirsiniz. Urfa’ya gelen kişilerin ilk uğrak yeri olan Balıklı Göl, güzel bir çehreye sahip. Balıklı Göl, İbrahim Peygamber’in ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen, kentin simgesi. Bu gölde bulunan balıkların kutsal olduğu kabul ediliyor. Dileyenler balıklara yem verebiliyor. Özellikle mekânın akşam saatlerindeki görüntüsü oldukça güzel. 

Balıklı Göl’ün ilerisinde ise İbrahim Peygamber’in ateşe atıldığı yer ve bölgedeki camiler bulunuyor.

Balıklı Göl platosu içerisinde Sipahi Pazarı bulunuyor. Burada kilimciler ve halıcıların yanında farklı hediyelik eşyaların da satıldığı dükkânlar bulunuyor.

SIRA GECESİ

foto-9.jpg

Gündüz gezimizin ardından akşam yemeği sonrası Şanlıurfa ile bütünleşmiş sıra gecesine katılıyoruz. Otelden 10 dakikalık bir mesafe uzağındaki mekâna yürüyerek gidiyoruz. Yolda ilerlerken sokaklarda kurulan mangallardan duman altında kalan bir cadde, seyyar satıcılar yanısıra geç saatlere kadar hediyelik eşya satılan dükkânlarla karşılaşıyoruz. Kültür turizmi çerçevesinde rağbet gösterilen sıra geceleri dolup taşıyor. Ayakkabılarınızı çıkararak içeriye girdiğiniz mekânda, dileyenler bağdaş kurup yere oturabiliyor. Fasıl ekibinin birbirinden güzel yöre şarkıları eşliğinde, çiğ köfte yoğrulup ikram ediliyor. Ayranın yanı sıra sınırsız çay ile birlikte şıllık tatlısı da ikram ediliyor. Ritmi daha hızlı şarkılarda dileyenler oynaya da biliyor.

SULAR ALTINDA KALAN HALFETİ’YE TEKNE TURUYLA YOLCULUK

foto-5-001.jpg

Şanlıurfa’daki gezimizi tamamlayarak ertesi gün yola çıkıyoruz. Birecik’e hareket ederek, nesli tükenmekte olan Kelaynak kuşlarının koruma altına alındığı doğal yaşam çiftliğine gidiyoruz. Ardından Şanlıurfa ve Gaziantep ortasında bulunan, sular altında kalmış Halfeti’ye gidiyoruz. Cittaslow (Sakin Şehir) olma özelliğini taşıyan Halfeti’de, Fırat nehri üzerine yapılan barajın sular altında bıraktığı eski kenti görmek için tekne turuyla güzel bir yolculuğa çıkıyoruz.

Teknelerde çalan müzikler eşliğinde keyifli bir yolculuk yapıyoruz. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Rum Kale’nin kalıntılarını seyrederken, eski kentte terk edilmiş farklı yapıdaki evleri ve sulara gömülen caminin minaresini görme fırsatı buluyoruz. Müthiş bir turizm patlaması yaşanan Halfeti, adeta bölgenin saklı bir cenneti olarak hafızalarımıza yerleşiyor.

GAZİANTEP’İN OTANTİK ÇARŞISI

g3-036.jpg

Halfeti’den ayrıldıktan sonra Gaziantep’e hareket ediyoruz. Zengin mutfağı ile ün yapmış Gaziantep yöresel yemeklerinden tatmak için meşhur bir restorana gidiyoruz. Ali Nazik kebabı ve diğer kebapların tadına bakıyoruz. Oradan kültürel yapısı zengin olan Gaziantep merkeze geliyoruz. Serbest zamandan yararlandığımız eski çarşıda ilk durağımız meşhur Tahmis kahvesinden tatmak oluyor. Ardından Gaziantep’in özü baklavasından tadarken, Antep fıstığı almadan da duramıyoruz.

Geniş bir alışveriş merkezi bulunan Gaziantep’in meşhur eski çarşısı da oldukça otantik.

Bakırcılar çarşısı yanı sıra çok zengin bir alışveriş olanağı söz konusu. Bakır objeler, kumaşlar, yemeniler, şallar, yöresel kıyafetler, el dokumaları, kilimler, aksesuarlar ve hediyelik eşyalar çarşıda yer alıyor. Gastronomi cenneti olmasından dolayı baharat çeşitleri, kurutulmuş patlıcan, biber, bulgur, haspir, pestil, tahinli helvalar, tatlı sucuk, yöresel kuru üzüm ve Antep fıstığı satan yerler yoğunlukta. Baklavacılar da sıra sıra dizilmiş durumda.

SON YER GAZİANTEP ZEUGMA MOZAİK MÜZESİ

Çarşıdaki gezimiz ardından otelimize gitmek ve ertesi gün yola çıkmak üzere ayrılıyoruz. Öğleden sonra kalkacak uçağımız öncesi son durak yerimiz Birecik Barajı’nın suları altında kalan tarihi Zeugma Antik Kenti’nden çıkarılan mozaiklerin sergilendiği mozaik literatüründeki sıralamayı değiştiren koleksiyonun bulunduğu Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi oluyor. Ardından da Kıbrıs’a gitmek üzere gezimize başladığımız Gaziantep Havaalanı’na gidiyoruz. Bir haftalık gezimiz ardından unutulmaz anlar yaşamanın keyfi yanında insanlık tarihinin eşsiz değerlerini yakından görmenin memnuniyetiyle Kıbrıs’ımıza varıyoruz.

Bu haber toplam 1231 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 422 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 422 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler