1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sanki belediyeyi banka yönetecek
Sanki belediyeyi banka yönetecek

Sanki belediyeyi banka yönetecek

Bir BANKA hangi koşullarda size ‘kredi’ verir, hele de düşük faizli? l Teminat ister... İpotek ya da kefil... l Bilançonuzu görmek ister... l Ve “geri ödeme gücünüzü” inceler... l Gelir-gider dengesine bakar... *** Peki

A+A-

 

 

Bir BANKA hangi koşullarda size ‘kredi’ verir, hele de düşük faizli?

l Teminat ister... İpotek ya da kefil...

l Bilançonuzu görmek ister...

l Ve “geri ödeme gücünüzü” inceler...

l Gelir-gider dengesine bakar...

 

***

 

Peki, BANKA size kredi verirken, işyerinize de koşullar koyar mı?

- Çok fazla personel var, bir kısmının işine son vereceksiniz!..

- Çok sayıda bilgisayar var, yarısını satacaksınız...

- Kahve-Çay ikramını kaldıracaksınız falan!..

Bu kadarı da olmaz, değil mi?

 

***

 

Şimdi diyorlar ki, “Lefkoşa Belediyesi’ni kurtarmak için Ziraat Bankası ile anlaştık, düşük faizli kredi alacağız ama bazı koşulları var...”

“Bankacılık”ta koşullar bellidir...

Ama işi öyle bir noktaya getiriyorlar ki, sanki, bundan sonra belediyeyi BANKA yönetecek.

 

***

 

Anladığım odur ki, bizim yönetim takımı “kendi yanlışlarının faturası”nı bir başkasının üzerine yönlendirmek istiyor, kendisi ödemek yerine...

 

- “Biz bu kadar yanlış borçlanma, bu kadar hesapsız istihdam yaptık... Yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Batırdık... Şimdi bu kadar insanı nasıl kapının önüne koyacağız. Bu bataktan nasıl çıkacağız” diyerek... “Beceriksizliğin” faturasını asıyorlar, bankanın ya da elçiliğin boynuna...

 

***

 

Çok tecrübeli bir bankacının söylediği sözler, işin özetidir:

“Yönetmezsen, yönetirler...”

 

 


 

 

Külliye araştırıldı (!)

 

“Külliye” komite başkanının “sahtekarlığını” dinliyorum, Özdil Nami’den, Meclis konuşmasında...

l 2042’ye kadar kiralanmış, külliye arazisi.

l 100 TL’ye... ( Yüz Türk Lirası )

l Kime, “Kıbrıs İlim İrfan Vakfı” mı ne!..

l İlahiyat Koleji, yapılacakmış...

Nasıl kiralanmış, bu VAKIF ne zaman kurulmuş, ne yapmış bugüne kadar, Savcılık ne diyor, arazinin kiralanması yasalara uygun mu, bu ilahiyet koleji işi hangi eğitim planlamasının sonucu, izni ne zaman alınmış?

Bunların bir önemi yok, “kuklalar” için.

“Devlet taklidi” dahi yapamayan, kurmaca bir yapı...

“Çakma” bile değil, yani... İpleri tut, oynat, hepsi bu.

 

 

 


 

 

 

Ah meteorolojim ah!

 

Ah Meteorolojim ah!..

Ah Fehmi bey ah...

“Kurbanlık koyun” gibi oturduk, “sel”i bekledik...

Oysa...

Pikniğe gitsek, gidilirdi dün...

Okullar da tatil üstelik...

 

***

 

Mevsim koşullarının bu kadar güzel olduğu bir ülkede, “yağmur”dan dolayı okullar tatil ediliyorsa, halimiz içler acısıdır...

Evet, Lefkoşa’yı sel basıyor, Güzelyurt’u, Mesarya’yı yağmur götürüyor da...

Tümü kendi “aptallığımız”dan, yağmurun şiddetinden değil...

Dere yataklarının önüne keser, canının çektiği yere bina yapar, plansız projesiz betonlaşırsan, neydi olacağı.

 

***

 

Okulların tatil edilmesi, tam kepazelik.

Okulları tatil et, işyerlerini açık bırak..

Peki, evde, kim bakacak çocuklara?

Yani “bir başına” evde kalan çocuklar, daha mı güvenli böyle!..

Üstelik de okul binalarının kaçını sel basmış bugüne kadar?

 

***

 

Eğer “tehlikeli” gördüğün okul varsa, sadece ilgili okulun öğrencilerine tatil verirsin, olur biter.

Yok da ülke geneline...

 

***

 

Ah Meteorolojim ah!..

“Kum torbası” taşımaktan belimize ağrılar girdi..

Pikniğe de gidemedik (!)

 

 


 

 

‘Yapmam bu işi’

 

“Nankörleşti bu halk, bu görevi da bırakıp kaçacayım ve yapmayacağım, artık bir hizmet de vermeyeceğim” dedi, Cemal Bulutoğluları.

Dün, KIBRIS TV’deki programa bağlanarak...

Şaşırarak dinledim, bir kez daha...

Sayın Başkan, çoktan bırakıp gitmeniz gerekirdi, zaten...

“Bu kez sözünü tutar belki” diye, bekleyelim bakalım...

Bekleyelim de görelim, yine...

 

 

 

Bu haber toplam 732 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler