1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sancıyı aşmak...
Sancıyı aşmak...

Sancıyı aşmak...

Birkaç hafta önce ard arda yazmış olduğum "Sancı...." başlıklı makalelerimde, içinde bulunduğumuz açmazlara dair genel saptamalarda bulunmuştum. Sancının ya da öğretilmiş çaresizliğin aşılması için ne yapılması gerektiğine dair görüşlerimi yazacağımı ifad

A+A-

 

 

Birkaç hafta önce ard arda yazmış olduğum "Sancı...." başlıklı makalelerimde, içinde bulunduğumuz açmazlara dair genel saptamalarda bulunmuştum. Sancının ya da öğretilmiş çaresizliğin aşılması için ne yapılması gerektiğine dair görüşlerimi yazacağımı ifade etmiştim.

 

Kuzey Kıbrıs'ın koşullarını olağan veya normal olarak değerlendirmek mümkün değil. Dolayısıyla şartların yarattığı yapısal sorunlar, dünyanın herhangi bir ülkesi için öngörülebilecek çözüm yöntemleri ve uygulamalarını da oldukça zorlaştırıyor. Bu nedenle sorunlarımızın aşılması ne kendi başına ekonomiye indirgenebilir ne de siyasetin kendisi veya siyasetçinin özelliği ile niteliğine.. Verili durum kendi başına hiçbir sürecin veya sosyo ekonomik olgunun olağanlaştırılmasını sağlayacak güce sahip değil.

 

Gerek ekonomik indirgemeci anlayışın,  gerekse ahlaki sosyal kampanyalarının ya da yaklaşımlarının yüzyıldan daha fazla bir zamandır sosyal bilimlerde tartışılan konu ve  kavramlar olduğunu biliyoruz. Sorulara salt ekonomik akıl ya da salt ahlaki düzlemde, temiz siyaset bağlamında bakmanın bırakınız özel koşulları olan kuzey Kıbrıs'ı dünyada da kabul edilmediği açıktır.

 

Bu bağlamda ekonomik sorunlara çözüm üretmek gerektiğine dair tartışmaları veya ahlaki tartışma ve girişimleri yadsımadan, ancak  pragmatik aklın da esiri olmadan süreçleri iyi analiz etmekte ve sorunların bütünlüğüne bakmakta, sonuçlar açısından çok ciddi yarar var.

 

Dolayısıyla değişim konusuna salt dar pencereden (mevcut sistem içi kısmi iyileştirmeler) bakmadan ve büyük dönüşüm olarak adlandırabileceğimiz Kıbrıslı Türklerin dünyaya bağlanma yani federal çözüm merkezinden ayrılmadan düşünmek esas olmalıdır.

 

Bu çerçevede atılacak her adımın, yapılacak her reformun ve yeniden yapılanmanın ülkemizde merkez siyaset düzeyine ulaşan kalıcı ve adil bir çözüme dönük olması gerekiyor.

 

Ülkemizde eğitim ve sağlık sistemleri çökmüş durumda, bürokrasi medya ve siyaset üçgeni mafya destekli iktidar oyunlarının etkin bir parçası olarak hareket ediyor. On yıllardır muhalefeti susturmak hatta yok etmek için kullanılan yöntemler, şu sıralar sağ siyasi aktörlerin koltuk kavgasında birbirlerini yemek için devrede...

 

Kısaca içinde bulunduğumuz çıkmaz sokaktan sapmanın, sancıdan kurtulmanın Kıbrıslı Türk solu için yegane yolu "Bütünlüklü Dönüşüm Projesi"dir. Bu proje dönemsel anlamda Kıbrıs Türk toplumunun bir bütün olarak varlığına ve geleceğine dair siyasi iradenin şekillenmesini sağlamaya dönük, var olan durumdan radikal kopuşu getirecek güçtedir. Toplumdaki cepheleşmenin ötesinde ve zümresel çıkarın dışında bir sorumluluk siyaseti ve girişiminin gerekli olduğu ortadadır.

 

Bu proje Kıbrıslı Türklerin kendi kendilerini yönetecekleri, hukuki, ekonomik, kamusal ve siyasi düzenlemelerden oluşmaktadır. Kısmi değil bütünlüklü, geçici değil kalıcı, keyfi değil adil ve ayrılıkçı değil çözüm merkezli bir proje...Bütünlüklü Dönüşüm Projesi ile 1974/83 rejiminden ve bu rejimin yaratmış olduğu tahribattan kurtulmak mümkündür.

 

En temelde Kıbrıslı Türk toplumunun geleceğe dair inançlarını gerçekçi hedeflerle mümkün kılacak, toplumsal hassasiyetleri ve uluslararası kuralları gözetecek belli bir zamana yayılacak bir dönüşüm sürecinden bahsediyorum. En az on yıllık bir sürede bahsettiğim alanlarda güçlü değişim ve düzenlemeleri içerecek,  şeffaf ve katılımcı toplum yönetimi öngörecek, resmin sadece sıkıntılarını değil bu sürede "geleceğimiz için halkla birlikte" belgisiyle, adım adım inşa edilecek yeni bir düzenden bahsediyorum. Olabildiğince Avrupalı, olabildiğince demokratik, sivil ve Kıbrıslı Türklerin iradesini yansıtan bir döneme yol alacak süreç...

 

Bu süreç elbette kendi içinde sıkıntı ve sorunlar içerecektir, ancak varılacak yer önceden belirlenip toplum ile paylaşıldığı ölçüde, bugüne tahammül mutlu yarınlar için kabul edilir olacaktır.  

 

 

Bu haber toplam 610 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler