1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Sanat ilgisizlikten, sanatçı işsizlikten tazallüm
Sanat ilgisizlikten, sanatçı işsizlikten tazallüm

Sanat ilgisizlikten, sanatçı işsizlikten tazallüm

Kıbrıs’ın Kuzeyi’ndeki hemen hemen bütün iş sektörlerinin şikayetlerinin ayyuka çıktığı bir dönemde, yüzlerce işsiz gencin ki sanırım artık işsizlik sadece gençlerin problemi değil, herkesin problemiyken sanatla uğraşanların yani sanatı m

A+A-

 

 

     Kıbrıs’ın Kuzeyi’ndeki hemen hemen bütün iş sektörlerinin şikayetlerinin ayyuka çıktığı bir dönemde, yüzlerce işsiz gencin ki sanırım artık işsizlik sadece gençlerin problemi değil, herkesin problemiyken sanatla uğraşanların yani sanatı meslek edinenlerin durumu nedir? ona bakalım. Üzerinde durduğumuz kesim, yanlış anlaşılmasın diye de şimdiden belirtelim. Sanat eğitimi almış insanlardan bahsediyorum yani amatörce eksper sanat yaptığını zannedenlerden değil. Konuyu açalım şimdi; Kıbrıs’ın Kuzeyi’nde sanat denince ne anlıyoruz? Operalar, senfoniler, bale, tiyatro ve kurumsallaşmaya pek de açık olmayan resim, heykel gibi sanat dalları elbette. Şimdi bu sanat dallarından bazılarını adanın kuzeyine yerleştirelim. Opera, opera orkestrası, senfoni orkestrası, üniversite orkestrası, bale vb. kurumlarımız yok. Bu da demek oluyor ki, zaten olmayan kurumlar için (ne özelde ne de devlette) herhangi bir işsizlik sorunumuz yok. Zaten bu kurumların oluşması için ne bir yasa ne de bir altyapı mevcut değil. Kısaca sorun başlamadan bitmiş. Tekrardan yineleyim ki, burada sözkonusu hiçbir amatör sanat çalışması değil. Gelelim Kıbrıs’ın Kuzeyi’ndeki bulunduğumuz şartlarda sağlam görünen sahne sanatlarının enlerinden Tiyatro’ya.

 

TİYATROLAR

Gözle görünen ve çalıştırdığı sanatçılarını ödeyen iki kurum hemen göze çarpıyor. Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ve Devlet Tiyatroları. Özelde çalıştırdığı sanatçıları ödeyen herhangi bir yapı varsa ki ben yok biliyorum, lütfen beni de bilgilendirin....Halen kendine has küçük bir sahnesi olan ve yılan hikayesine dönse de mutlaka bir şekilde bitirileceğine inandığım yeni binasıyla ve sanatçılarıyla Kıbrıs’ın Kuzeyi’ndeki en profesyonel yapı Lefkoşa Türk Belediyesi bünyesindeki, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu. Eğitimini tiyatro üzerine yapanlar için bulunmaz bir hint kumaşı. Kıbrıs şartlarında tabii. Eski bir sinema binasından bozma, yandıktan sonra siyasiler tarafından yüzlerce kez yalan olarak yapılmış ve tamamlanmış, hiçbir sahnesi olmayan ve bu eksikliğini başka yerlerden çözmeye çalışan bir kurumdur Devlet Tiyatroları. Sorunlarıyla birlikte bu iki yapı tiyatro bölümlerinden ve tiyatro okullarından mezunlar için çok büyük bir ümit kaynağıdır kim de derse desin. Kanımca sanatçı kadroları sağlam olmasına rağmen ama idari sorunlarla boğuşurken, profesyonelce sanatlarını icra ediyorlar. Yeni mezunlar için bu kadrolara girmek çok zor ve gençler için işsizlik işte burda başlıyor.

 

İŞSİZLİK, PARASIZLIK

Konservatuarların ve benzer sanat eğitimi veren kurumların opera sanat dalı mezunları için işsizlik söz konusu değildir mesela. Kıbrıs’ın Kuzeyi’nde bu mesleğe para yoktur yani. Haa...... tabii ki, gözünüz sadece bu adada kalmak peşindeyse “operra sanatçısı” olarak çevreye kendinizi tanıtmaktan başka bir şey de yapacağınız yoktur zaten. Keza, keman, çello, viyolonsel, kontrbas gibi yaylı dallarıdan da mezunsanız öyle büyük hedeflerle, ortalığı silip süpüreceğim salonlar dolup taşacak gibi acayip işlerle ve hayallerde de uçmayacaksınız. Böyle hayallerle dolmuş ve taşmış bazı dostların düğünlerde çalacak kadar sanatlarını küçültmek zorunda kaldığını da dünya alem biliyor. Bu durum çok acı veriyor bizlere. On sene süren yorucu bir eğitimden sonra  yaşadığınız toplumun ve sizden evvelkilerin size bıraktıkları miras, sadece bu işte. Üflemeli çalgılarda da aynı son sizleri beklemekteyken, yine bazı belediyelerin kurdukları küçük orkestralar imdadınıza yetişebiliyor. Sınırlı sayıda hem de çok sınırlı. Bir zamanların ve halen günümüzün “tabela senfonisi”  büyük bir isim yaz yaz bitmiyor mübarek. Onlarca gencin kandırıldığı, iş bulacağını zannederek sanatlarını ya beleş sattıkları ve kendilerini feda ettikleri tabela senfonisi. Ya şimdi, elde var sıfır. Talan edilmiş ya da çalınmış enstrumanlar, yok edilmiş kitaplar şimdi bakalım kimlerin evini süslemekte. Selen otopark karşısındaki bu binanın demirbaş eşya konusu tam bir sayıştaylık konusu aslında. Aklımdayken, bir piyano vardı çoook büyük dolarlarla alınan napıyor nerde acaba garibim. Gelin bu konuyu başka bir bahara bırakalım ve sanat alanındaki işsizliğe geri dönelim. Şu anda sanatın yukarıda anlattığım bazı bölümleri hariç, eğitimden sonraki aşamada tek yapacağınız bir seçenek kalıyor o da öğretmenlik.

 

SEÇENEKLER!

Nerde olursa olsun elinizdeki tek seçenek. İsterseniz evinizde dersler verin, isterseniz bir dersanede. Ya da eğer münhal açılırsa devletin bir okulunda. Bilmem başka bir seçenek var mı? Aklınıza gelmişse eğer yine bana söyleyin ya da haberdar edin lütfen. Bu konuda yazıp çizmek yeterli olmuyor artık. Sanatçıların eğer kendilerini hala sanatın bir yerinde sayıyorlarsa birlik olmaları şart. Suçu devleti yönetenlere sürekli atmakla topu taç’a atmak arasında bir fark yok. Kendinizi birilerine anlatacaksınız artık. Çok kalabalık olduğunuzdan eminim. Sizlere örnek alacağınız yaşları büyük müzikçilerimizden örnek alın önerisini sunamayacağım çünkü, suçun en büyüğü onlarda zaten. Örnek alacağınız ve sizleri sürükleyecek bir büyüğünüz yok yani. Bu yolda yalnız olduğunuzu bilerek güçlenmenizde fayda var. Ağustos ayının kavurucu sıcaklarında bu konunun gündeme gelmesini hiç istemezdim ama, sıcaklar sona erdiğinde de bu konu hep gündemde olacak. Beşparmaklara kar yağdığı zaman da sanatınızı icra edeceğiniz bir kurumunuz olmayacak ve mutsuz olmaya devam edeceksiniz. Amatör ve alaylı sanat, bütün Kuzey Kıbrıs’ı çepeçevre sarmış. Tıpkı bir örümcek ağının sardığı gibi. Kimse bu ağdan  kurtulup alaylı sanattan kendisini kurtaramıyor. Toplum, sanatın aslına aç, doğru ve yanlışı ayırt edemeyecek kadar da ilgisiz. Ruhumuzu daha fazla karartmadan, meselenin esasını özetleyelim. Konservatuar ve benzeri sanat kurumlarından mezun onlarca gencimiz senelerce ve zorluklarla aldıkları sanat eğitimleri bittiği zaman ülkelerine dönmeye karar verdiklerinde kocaman bir “hiç”le karşılaşıyorlar. Onlar için ekmek kapısı Kıbrıs’ın Kuzeyi değil yani. Bu nedenle birçok yetenekli gencimiz başka ülkelere göç ediyor. Birçok uluslararası etkinlikte ülkelerini temsil edecekken başka ülkelerin bayraklarını dalgalandırıyorlar. En acı olanı da bu işte. Onların haykırışlarını bir duyan bir gören olmalı artık. Gidiyorlar, hem de bir daha dönmemek üzere, gidiyorlar hem de çok kızgın.....

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 706 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler