1. YAZARLAR

  2. Sinan Dirlik

  3. ŞAKA DA BİR YERE KADAR…
Sinan Dirlik

Sinan Dirlik

Yazarın Tüm Yazıları >

ŞAKA DA BİR YERE KADAR…

A+A-

16 Nisan yaklaşırken Türkiyeli devlet ve hükümet yetkililerinin Kuzey Kıbrıs ziyaretleri de sıklaşıyor. Ada’da yaklaşık 100 bin seçmen var. Aslında Türkiye ölçülerinde çok büyük bir rakam değil bu fakat TC yetkililerinin ziyaret düzeyine bakılırsa, hayli önem kazanmış. Kıbrıs işlerinden sorumlu Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in ardından Başbakan Binali Yıldırım da Ada’ya gelerek çeşitli toplantılar düzenledi. Binali Bey’in ziyareti, Kıbrıs gazetelerinde tam sayfa “Kıbrıs EVET diyor” başlıklı ilanlarla duyuruldu. İlan iddialı olunca insan merak ediyor tabii “Evet” diyen Kıbrıs’ı. Havanın güzel olmasına, ilçelerden, köylerden araç tahsis edilmesine rağmen Atatürk Spor Salonu, teşkilat işlerini iyi bilen TC Başbakanı mutlu edecek kıvamda değildi. İlginin ve heyecanın düşük olduğu bir atmosferde konuştu Binali Bey.

TC’li yetkililerle değil ama onlarca araç ve koruma polisinden oluşan eskortlarıyla gün içerisinde birkaç kez karşılaştım Lefkoşa’da. Kara gözlükler, siyah takım elbiseler, telsiz kulaklıkları ile gittikleri her yeri geren bu siyah giysili insanlar kendini ılık bahar güneşine teslim etmiş Lefkoşalıların yadırgayan bakışlarıyla karşılaştılar sık sık. Sadece Büyükhan çevresini şöyle bir dolaşmak isteyen Hanımefendi’ye (Binali Bey’in muhterem zevcesi) refakat eden araç konvoyu, bölge trafiğini felç etmeye yetti. Ha bir de mobil iletişimi devre dışı bırakan jammerlar  var ki akıllara zarar! Hanımefendinin ve Beyefendinin gezip dolaştığı yerlerde ceh telefonları kullanılamıyor. Her şeyi anladım da eşiyle, işiyle, çocuğuyla, hastasıyla konuşma ihtiyacı olanların cep telefonları kimin için nasıl bir tehdit oluşturuyor olabilir ki? Kıbrıs’a gelmişsin be arkadaş? İn o kara arabalardan, gevşet kravatını, uğra Bereket’e, al tahinlini tatlı tatlı, gir Büyükhan’a söyle kahveni, çayını… Ver yüzünü güneşe… Şenay Hanımın Lefkaralarına, Zehra Hanımın takılarına bak, çoluğa çocuğa, toruna torbaya bir iki ufak hatıralık al…  Rahatla biraz değil mi? Ne bu şiddet bu celal?

Tamam, Türkiyeli devlet ricali Kıbrıs’a en abus suratlarıyla gelip, Ada baharının tadını çıkartmak yerine gövde gösterisi yapıp dönmeyi tercih edebilirler ama… Bari insanın tadını kaçırmayın be kardeşim… Niye bu gerginlik? EVET oyları bu kadar mı riske girdi gerçekten?Ne o öyle “Kıbrıs basını %50 yalan yazar” diyerek Adalı gazetecilere ayar vermeler? Ne o öyle “Türkiye’de ne varsa Kıbrıs’ta da o olacak” diye ahkâm kesmeler?

Türkiye’de ne var? OHAL var… Kanun Hükmünde Kararnamelerle karartılan hayatlar var… Bir gecede üniversiteden ihraç edilen binlerce akademisyen var…

Bir de yerle yeksan edilen basın özgürlüğü var!

Öyle bir yerle yeksan ki, artık basına yönelik baskılarda dünyanın önde gelen ülkeleri arasındayız.

Tuğrul Bey Ada basınına ayar vermeye, Binali Bey Türkiye’de ne varsa Ada’ya getirmeye kalkmadan önce hatırlatalım biraz:

Dünya basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye 180 ülke arasında 151. Sıraya geriledi. Çağdaş Gazeteciler Derneği verilerine göre cezaevindeki gazeteci sayısı, son olarak Alman Die Welt Gazetesi muhabiri Deniz Yücel ile birlikte 158’e ulaştı. Tüm dünyada cezaevindeki gazeteci sayısının 257 olduğu düşünülürse, sadece Türkiye’deki tutuklu 158 gazetecinin ne anlama geldiği daha iyi anlaşılabilir.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin hazırladığı 2016 Basın Raporuna göre 780 gazetecinin basın kartı iptal edildi, 839 gazeteci yaptıkları haberler nedeniyle hakim karşısına çıkarıldı. 157 yayın kuruluşu kapatıldı. 14 farklı olayda yayın yasağı getirildi. 189 gazeteci çeşitli ortamlarda sözlü ve fiziksel saldırıya uğradı. 7 yabancı gazeteci sınırdışı edildi. 20 haber sitesine erişim engeli getirildi. 2016 yılında işini kaybeden gazeteci sayısı ise çeşitli düzeylerde 10 bine ulaştı.

Her düzeyde yetkilinin ağzına sakız ettiği açıklama ise; Gazetecilik faaliyetinden tutuklanmadılar!

Daha AKP’nin FETÖ ile can ciğer kuzu sarması olduğu dönemde “Dokunan Yanar” kitabı nedeniyle içeri atılan Ahmet Şık tutuklandığında “bazen bir kitap, bir bombadan daha etkilidir” demişti bir Türk büyüğü… Aradan geçen zaman içerisinde 17-25 Aralık yaşandı… 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı… AKP birden bire “kandırıldığını” fark etti. Ama en başından beri kandırılmayan, yazdığı kitap nedeniyle FETÖ’nün hedefi olan Ahmet Şık şimdi yeniden cezaevine tıkıldı. Üstelik yine o meşhur “Gazetecilikten tutuklanmadılar” söylemiyle…

Sinir bozucu bir şaka gibi mi geliyor?

Eh ama şaka da bir yere kadar!

 

 

Bu yazı toplam 1504 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar