1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Sahte belge’nin şifreleri
‘Sahte belge’nin şifreleri

‘Sahte belge’nin şifreleri

Dün yaşanan tutuklamalarla ilgili bilgi almak için telefonla arayan UBP’li arkadaşıma şunları söyledim: “Siz UBP’liler eğer bu noktaya kadar varan rezilliklere ses çıkarmazsanız, bilesiniz ki hepimizin çocuklarına çok kötü bir ülke bıra

A+A-

 

 

Dün yaşanan tutuklamalarla ilgili bilgi almak için telefonla arayan UBP’li arkadaşıma şunları söyledim:

“Siz UBP’liler eğer bu noktaya kadar varan rezilliklere ses çıkarmazsanız, bilesiniz ki hepimizin çocuklarına çok kötü bir ülke bırakmanın vicdan azabını en fazla siz hissedeceksiniz!”

Böyle söyledim, çünkü Başbakan adına sahte belge düzenlemek, bunu gazete vasıtasıyla topluma sunmak ve bundan siyasi rant elde etmeye çalışmak UBP içinde değerlerin nasıl bir konuma geldiğini gösteriyor.

Açıkçası, UBP Genel Başkanlık koltuğu kavgasında bu kadar ileri gidileceğini, böylesine sahtekarlıklara başvurulacağını tahmin etmezdim.

Sıradan bir kişinin imzasını taklit etmek bile suçken Başbakan adına evrak düzenlemek, altına imzasını koymak ve bunu kamuoyuna ‘gerçekmiş gibi’ lanse etmeye çalışmak nasıl bir ahlakın ürünüdür?

Bu işi ‘eşitlik’ dağıtması beklenen bir kurumda, Kamu Hizmetleri Komisyonu’nda görevli iki üst düzey bürokratın yapmış olması ise olaya ayrı bir vahamet katıyor.

İnsanın aklına “Başbakanın imzasını bile sahteleniyorsa, acaba sıradan vatandaşa neler yapılıyor kapalı kapılar ardında?” sorusu geliveriyor haliyle...

**

Mustafa Tokay ve Emir Emirkanı’nın polis tarafından tutuklanması ve suçlarını itiraf ettiklerinin Savcı tarafından mehkemede açıklanması birçok bakımdan skandallar içeriyor.

İşin siyasi boyutu vahimdir. İrsen Küçük’e komplo düzenlemek isteyenler, kazdıkları kuyuya düştüler. Bu kuyunun içine düşenlerin artık yukarıya çıkma ihtimali yok.

Ahmet Kaşif’in konudan haberi var mıydı, bilemem. Ama bildiğim şu ki, ister haberdar olsun ister olmasın siyaseten okkanın altında iki kişi kalacak: Biri Ahmet Kaşif, diğeri Derviş Eroğlu...

Mustafa Tokay, Eroğlu’na yakınlığıyla biliniyor ve emeklilik yaşına kadar müsteşarı olarak yanında tuttuğu bir isim. 2003’ten önce verilen ve birçoğu CTP’nin açtığı davalar sonucu iptal edilen ‘golifa yurttaşlık’larda ‘ev adresi’ olarak verilen yerin sahibiydi de Mustafa Tokay...

Bu skandala rağmen Eroğlu yıllar sonra, 2009’da tekrar Başbakan olunca Tokay’ı yeniden müsteşar yapmıştı. Demek ki bir bildiği vardı Eroğlu’nun...

Siyasi boyutla ilgili son cümlem şu: Sahte belge meselesinin ortaya çıkması, İrsen Küçük’ün kurultayı kesinkes kazandığının ilanıdır!

Hatta Ahmet Kaşif bu olaydan sonra belki de adaylıktan çekilmek zorunda bile kalabilir.

**

Skandalın bir diğer boyutu medyayla ilgilidir. Afrika gazetesi bu olayda ‘başrol’ oynadığı için şimdi zor durumdadır. Gazete bu belgenin ‘gerçek’ olduğu konusunda neden bu kadar ısrarcı olduğunu izah etmek ya da kamuoyundan özür dilemek zorundadır.

“Kullanıldık” deyip, toplumu yanlış yönlendirdiğini itiraf etmek durumundadır.

Aksi halde ‘sahte belge skandalı’ basın tarihimize medyanın ‘maşa’ ya da ‘silah’ gibi kullanılmasının örneği olarak geçecek.

Gazeteciye ‘kaynak’ sorulmaz elbette, ama orta yerde bu kadar açık bir sahtekarlık varsa, konu gazetecilik ahlakından öteye geçmiş olur.

Gazetenin vereceği bilgiler ışığında muhtemeldir ki Tokay ve Emirkanı dışında başka isimler de olayın ‘işbirlikçisi’, hatta ‘elebaşısı’ olarak tespit edilebilecek.

**

İrsen Küçük adına düzenlenip, imzalanıp, Afrika’da yayımlattırılan ‘sahte belge’nin şifreleri, bu ülkedeki birçok dengeyi değiştirebilecek potansiyele sahip...

Sadece polisin değil, bütün kesimlerin konuyu mercek altına alması ve üzerine üzerine gitmesi gerekiyor.

Bakalım şifreler bizi hangi kapıya çıkacak...

 

 

 

Bu haber toplam 1531 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler