1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SAHNE VE ALKIŞLANMAK
SAHNE VE ALKIŞLANMAK

SAHNE VE ALKIŞLANMAK

Filiz Uzun'un Demet Gencelli ile röportajı: BEN AŞKLA BESLENİYORUM

A+A-

 

Filiz Uzun

Çocuklarla ilgili,  küçük yaşlarda onay almak, alkışlanmak ilerdeki yaşamında özgüven kazandıracağına ilişkin bir makale okumuştum. Kesinlikle onayladığım ve benim de katıldığım bir fikirdir bu. O yüzden okul dönemlerinde çocukların yaptıkları yıl sonu müsamereleri, tiyatrolar, şiir okuma günleri, spor karşılaşmaları önemlidir çocuklar için. İzlenmeli ve alkışlanmalıdırlar sevdikleri tarafından.  

Yıllar önce ilk, orta ve lise yıllarımda sporda ve halk danslarında başarılı bir öğrenci olmama rağmen ailemden gelip beni izleyen olmazdı genellikle. Belki o dönemden kaynaklanan bir şeydi bu. Yeni göç yaşayan ailemizin çok daha mühim dertleri vardı çünkü. Savaştan kalan izleri vardı, kayıpları vardı üzüldükleri.  Çalışmak, para kazanmak, çocuklarını doyurmak ve kaybettiklerini tekrar yerine koymak gibi de sorumlulukları. Açıkçası o dönemlerde öyle bir beklentimiz de yoktu. Ne benim ne de arkadaşlarımın. Ama yıllar sonra bir anne olduktan sonra anladım kızımın yaşadıklarını benim hiç yaşamadığımı. Üzerimize yapışıp kalan bu değersizlik duygusu bundan mıdır bilemem ama bunun yıllar içinde farketmesem de bende izler bıraktığını, yıllar sonra anne olduğumda anladım. Onaylanmak, takdir edilmek, alkışlanmak herkesin ihtiyacıdır  bence. 

Küçücük bir şiir bile okuyacak olsa kızım, saatler öncesinde gidip resimlerini çekebileceğim bir yer ayarlarım kendime, kreşe başladığı ilk günden beri. Onun söylediği şiiri veya şarkıyı ben de ezbere bildiğimden o söylerken istemsiz olarak ben de tekrar eder, bitince de en başarılı benim kızım diye de geçirerek içimden, ellerim patlayıncaya kadar alkışlarım. Bizim kuşaktan bunları yaşayanlar da vardır mutlaka ama ben ve benim gibi olan arkadaşlarım yaşayamadık, annemiz babamız tarafından alkışlanmayı. Bu ileriki yaşamımızda özgüven eksikliği yaşattı mı bize bunun için tanı koyamayacağım, fakat şimdiki yeni neslin daha cesur ve özgüvenli olduğunu düşünüyorum.

Özellikle ilkokul çağı dönemi çocukları için önemlidir onay görmek.  Her çocuk her alanda başarılı olamaz muhakkak fakat her çocuğun başarılı olduğu bir alan vardır. Bunu bulup desteklemek ve alkışlamak gerekir. Özellikle anneler bu alanda müthiştir bence. Ta küçük yaşlarda bilirler çocuklarının hangi alana eğilimleri olduklarını ya da ilgileri olmayan alanları. Yeteneklerini ilk keşfedenler annelerdir çoğunlukla. Ben de kızımın müzik ve piyano konusunda yetenekli olduğunu kızım 3-4 yaşlarındayken farketmiştim. Eve piyano aldığımızda iki tuşa basıp ses çıkarsa alkışlardık onu, nasıl mutlu olurdu anlatamam.

Önemlidir alkış almak, onaylanmak. Kaç yaşında olursanız olun. Fikirleriniz birçok kişi tarafından red edilse dahi çıkıp biri sizi onaylarsa ve elinizi sıkar ben size katılıyorum derse değmeyin keyfinize, aşamayacağınız engel kalmaz. Fakat ne yaparsanız yapın önce aileniz, sonra yakın çevrenizden onay almadan büyürseniz, işte o zaman vay halinize. Ağzınızla kuş tutsanız dahi yaranamayacağınızı düşünür durursunuz kim olursa olsun karşınızdaki. Didinir durursunuz sonra hep beğendirmek için kendinizi ve başarılı olmak için. Oysa başarılı bir anne olmak ya da baba olmak alkışlanmak için yeterlidir bana göre ya da güzel bir bahçe yetiştirmek, bisiklete biniyor olmak, güzel yemek yapabilmek ve daha bir sürü şey sayabilirim hepimizin yapabildiği ve başardığı.

Geçenlerde bir arkadaşım anlatmıştı. Oğlu okulda yapılan bir piyeste çam ağacı olmuş. Sıra oğluna  gelip de  şiirini okurken nasıl ağladığını anlattı bana. Nasıl alkışlamış anlata anlata bitiremiyor. Aslında anne babalarda şu his var; İşte oğlum/ kızım benim çocuğum. Onu ben doğurdum, o benim başarım. Çocukta ise vayy be! ben neymişim nasıl da alkışlandım, sanırım iyi şeyler de yapabiliyorum. Güzel hislerdir bunlar. Olması gereken.

Çocukken hemen hemen her çocuğun, kendini sahnede hayal ettiği ve sevdiği sanatçının yerine koyduğu zamanları vardır mutlaka. Ben, orta okul, Lise yıllarımda Cindy Louper olurdum odamda. Rengarenk giyinir, birçok takı takar, ablalarımın ökçeli ayakkabılarını da ayaklarıma geçirirdim. Elime de saç fırçasını aldım mı işte karşınızda Cindy Louper. Bağıra bağıra onun şarkılarını söylerdim.  

Sanatçıların hayatlarına baktığımızda çoğunlukla çocukluklarında aynen onların da böyle anıları olduğunu görürüz hep. Ailelerine sorulduğunda da çok küçük yaşlardan beri evde şarkı söylediklerini, ev ahalisini toplayıp konserler verip alkış aldıklarını görürüz. Ya da okul yıllarındaki müsamerelerinde sahnede keşfedildiklerini anlatırlar. Şunu söylemeliyim ki sanatçı taklidi yapan nice sanatçı adayları vardı daha binlerce desteklenmeyen ve onaylanmayan. Belki de hepimiz birer sanatçıydık da haberimiz olmadı.

Sanatçıların bu kadar rahat, özgüvenli, üretken ve istedikleri gibi yaşama halleri çocukluklarındaki alkıştan mıdır bilmem ama çocuklukta onay almak ve destek görmek en yakınlarından, ileriki yaşlarında çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu günkü konuğum bir sanatçı. Biz Demet Gencelli ile ropörtaj yapmadık aslında. Haftalık olağan kahve muhabbetlerimizden birinde ses kayıt cihazımı  açtım, o kadar. Yani biz sohbet ettik ve bu sohbeti sizle paylaşıyorum.  Demet Gencelli hayatta herkesin edinmek   isteyeceği bir dost. Yumuşacık kalbi, sevgi dolu oluşunun yanısıra sevdiklerine sıkı sıkıya bağlı. Onlara zarar verenin da  karşısına dikilebilen bir dosttur.  Hayatta birçok kişi gibi onun da mutsuzlukları oldu, acıları, kederleri tıpkı sevinçleri, mutlulukları, heyecanları olduğu gibi. Ama herşeye ve herkese rağmen dimdik ayakta. Yüzü gibi kalbi de güzel bir insan o. Kalbinin ve ruhunun güzelliği sesine yansımış bir sanatçı. Mutluluğu, sevilmeyi ve başarıyı en çok hakedenlerden.  

Demet Gencelli de sahneye çok küçük yaşlarda adım atanlardan. Alkışı çok küçük yaşlarda almış biri. Yolu bir rastlantıyla Kıbrıs’a düşmüş ve burada yaşamayı ve buradaki sahnelerde olmayı tercih etmiş.  Alanında başarılı bir sanatçı. Keman eğitimi almış bir konservatuvar mezunu ama solistlik ağır basmış hayatında . İyi ki de solist olmuş diyorum ben. Güzel,  büyülü  bir sesi var. Cazz’ı bir başka söylüyor demet. Dinlemenizi öneririm. Buyurun hep birlikte tanıyalım Demet Gencelli’yi….


 

DEMET GENCELLİ: BEN AŞKLA BESLENİYORUM

Demet Gencelli kimdir? Kendinizi tanıtır mısınız?

7 yaşında TRT çocuk korosu ile müziğin içine giriş yaptım,  daha sonrasında müzik yeteneğim TRT’deki hocalar taradından da farkedilip konservatuvara yönlendirildim. İzmir Dokuz Eylül  Konservatuvarı keman bölümünü kazandım ve dansa olan tutkum nedeniyle beraberinde bale eğitimi de aldım. Ancak keman tutkusu ağır basarak tekrar kemana yöneldim.

Konservatuvardan mezun olduktan sonra çalışmaya başladınız mı? Nerelerde görev yaptınız?

Benim aldığım eğitim klasik müzik eğitimi idi. İlk önce senfoni orkestrasında sözleşmeli keman sanatçısı olarak çalışmaya başladım. Daha sonra çeşitli cazz orkestralarda cazz yapmaya başladım. Ve orkestralarda sesim dikkat çektiği için bazı sanatçılara da vokal yapmaya başladım. Vokal yaptığım sanatçılar; Alpay, Sibel Egemen, Atilla Atasoy. O dönemin İzmir Fuarı çok meşhurdu. Fuarda çıkan duayen sanatçılara vokal yaparken solistliği keşfettim ve bu alanda da kendimi geliştirerek solist oldum. Zaten konservatuvarda okurken keman eğitimimin yanı sıra şan eğitimi ve piyano eğitimim de  yan dal olarak devam etmişti.

İzmirli olduğunu biliyorum. Orda doğup büyüdün. Eğitimini de orda tamamladın. Kıbrıs’a gelme fikri nasıl doğdu? Neden Kıbrıs?

Aslında Kıbrıs’a gelmek hiç aklımda yoktu. Çünkü Türkiye’de kariyerimin gidişatı güzeldi. Fakat o dönemde geçirmiş olduğum bir nişanlılık nedeniyle Kıbrıs’a geldim. Tabii geldikten sonra da evde oturmak istemedim ve burda çalışmaya başladım. Ve burdaki sahnelere adım atmış oldum.

Profesyonel, eğitimli bir sanatçı olarak hakikaten hayatını rahat bir şekilde geçirecek kadar para kazanabiliyor musun?

Aslında zaman zaman bunun kırılganlığını içimde yaşıyorum çünkü ben bu işe gerçekten çok uzun yıllarını vermiş eğitimini bu yönde tamamlamış biri olarak hakkettiğim parayı kazanamıyorum. Öyle dışardan göründüğü gibi çok paralar kazanamıyoruz. Hayatımızı idame ettirecek kadar kazanıyoruz. Tabii Türkiye’deki sanatçılar gibi hiçbir zaman kazanamıyoruz.

Ne tür bir repertuar  sergiliyorsun  sahnede? Cazz mı? Pop mu? Yoksa mekana ve seyirciye göre mi ayarlıyorsun şarkı repertuvarını?

Eskiden konservatuvardan yeni mezun olduğum zamanlarda bu konuda gerçekten çok katıydım. İllaki cazz okumak ve bu tür mekanlarda çıkmak isterdim. Gelen teklifleri de reddederdim. Fakat zamanla geçinmek ve para kazanmak adına farklı tarzlarda da performans sergileyebiliyorum.

Sahnede size eşlik eden sürekli bir müzisyen grubunuz var mı? Yoksa çalıştığınız mekanların grubu ile mi sahne alıyorsunuz?

Bir sanatçıya müzik yapan müzisyenler içinde en önemlisi klavyecisidir. Onunla iyi bir diyaloglarının olması gerekir. Çünkü bir parçadan sonra hangisine girileceğini göz teması ile bile anlaşıyor olmak gerekir. Bu yüzden klavyecimle uzun yıllardır birlikte çalışıyoruz. Çok önemli bir durum olduğunda da yine iletişim halinde olduğum kişiler var onlarla temasa geçiyorum. Genellikle uzun zaman aynı insanlarla çalışmayı severim. Daha iyi iletişim kurduğunuz insanlarla çalışmak işinize yansıyor mutlaka. Daha iyi işler çıkarıyorsunuz. Bu seyirciye de yansıyor.

Sanatla ilgilenen kişilerin çok daha duygusal ve duygularını yoğun yaşayan kişiler olduklarını düşünüyorum ben. Hatta aşkları ve ilişkilerinin de farklı olduğunu. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Senin aşkların nasıl?

Aşk benim hayatımda çok önemli bir yer teşkil ediyor. Mesela bazı insanlar mantık çerçevesinde yürütüyorlar ilişkilerini. Herkese saygı duyuyorum ama ben asla içinde aşk olmayan bir ilişkiyi sürdüremem. O kişinin yanında sıkılırım, yapamam doğrusu. Ama aşk varsa hayatımda kendimi çok daha iyi, üretken ve mutlu hissederim. Ben aşkla besleniyorum.

Aşkı reddedenlerden değil de inananlardansın yani?

Kesinlikle insan nefes aldığı sürece aşk yaşamalı bence. Aşk kişiye yaşam enerjisi verir çünkü. Hayat mucizelerle dolu. Asla ben ruh ikizimi bulamam diye düşünmemek gerekir. Aşk er ya da geç karşımıza çıkacaktır bence inanmak gerekir.

İlerde evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi hayallerin var mı?

En büyük hayalimdir hatta. Mutlu bir yuvamın olması tabii ki çok istediğim bir şey. Ve bu hayalimin en erken zamanda da gerçekleşmesini diliyorum. Çocuğumun olmasını da çok istiyorum. İyi bir anne olacağıma da inanıyorum.

Sevdiğiniz adam için sahnelere çıkmayı bırakabilir misin?

Sevdiğim adam işime saygı duyarsa çok sevinirim. Ama mutlu yuvam ve çocuklarım olduğunda onlara zaman ayırabilmek adına veda etmem fakat azaltırım. Çok özel gecelerde sahneye çıkarım.  

Yakın zaman önce bir CD çıkardın. Tepkiler nasıl oldu müzik CD’ne?

Ben yapmış olduğum CD’mi hem kendim hem de dostlarım ve beni seven dinleyicilerime bir hediye amaçlı çıkardım. İnanılmaz güzel tepkiler aldım. Sonuçtan çok memnunum.

2012’ye girdiğimiz şu günlerde yeni yıldan beklentilerin var mı? Sen de 2012 yılının bir değişim yılı olacağına inanıyor musun?

Öncelikle herkesin yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum. Sevgi, dostluk ve barış yılı olmasını diliyorum. 2012 yılının herkesin hayatının olumlu yönde değişeceğine inanıyorum sadece iyi bir enerjiyle, güzel şeyler düşünülerek girilmesi gerekiyor.

Son olarak söylemek istediğin bir şeyler  var mı?

Öncelikle Adres dergisinde birbirinden güzel yaptığın röportajlar ve hiç kaçırmadığım yazılarından dolayı seni kutluyorum. Ve bana da derginizde yer ayırdığın için sana ve YENİDÜZEN gazetesi ve Adres dergisi ailesine sonsuz teşekkür ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1779 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler