1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SAĞLIKTAKİ DÜZENLEME ANAYASAYA AYKIRI
SAĞLIKTAKİ DÜZENLEME ANAYASAYA AYKIRI

SAĞLIKTAKİ DÜZENLEME ANAYASAYA AYKIRI

Sağlıktaki düzenleme Anayasaya AYKIRI >> YASA İDAREYE KEYFİ BİR ALAN YARATTI… Sağlık Fonu Yasası’nda “katkı” sözcüğü kullanılmış olmasına karşın, ne bu “katkı”nın yurttaşlardan hizmet karşılığında alınacak bir ka

A+A-

 

Sağlıktaki düzenleme
Anayasaya  AYKIRI

 

>> YASA İDAREYE KEYFİ BİR ALAN YARATTI…

Sağlık Fonu Yasası’nda “katkı” sözcüğü kullanılmış olmasına karşın, ne bu “katkı”nın yurttaşlardan hizmet karşılığında alınacak bir katkı payı olduğu belirlenmiş, ne bu katkı paylarının düzenlenmesi konusunda yürütme organına ya da idareye açık bir yetki verilmiş, ne de katkı paylarının alt ve üst sınırları belirlenmiştir. Dolayısıyla bu Yasa idareye tam anlamıyla keyfi davranabileceği bir alan yaratmıştır

 

>>  BU TARİFE HUKUKA UYGUN DEĞİL…

Kanımca, yasa değişse ve bu eksiklikler giderilse bile bugünkü tarife hukuka uygun hale gelmez. Çünkü tarifede belirlenen bazı miktarlar Anayasa’nın 45. maddesinde belirtilen devletin sağlık hakkını herkese sunma ödevine aykırıdır

 

>>  ANAYASAYA AYKIRI…

Bu miktarları ödeyemeyecek olan insanlar olduğuna göre, hizmet herkese değil, belli bir gelir düzeyinin üzerindeki insanlara sunulabilecek demektir ki bunun da Anayasa’nın 45. maddesine aykırı olduğu açıktır. Kaldı ki, “Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi Tüzüğü”ndeki ücretlere ek olarak düzenlenecek yeni ücretler, kaçınılmaz olarak, bu aykırılığı daha da açık hale getirecektir

 

>> ALINAN “BAĞIŞ” DEĞİL, “ÜCRET”…

Bakanlığın ücretlerle ilgili bir tarife düzenlemiş olması da alınan paranın niteliğinin “bağış” olmadığını göstermektedir. Herhalde bağışta bulunacak kişiye, “şu kadardan az ya da şu kadardan fazla bağışta bulunamazsın” demek tuhaf olur. Dolayısıyla bu yöndeki açıklamaların doğruluğu, belgeler karşısında bana ciddi şekilde şüpheli görünmektedir. Kaldı ki, medyadan öğrenebildiğimiz kadarıyla, uygulama da, “bağış” değil, “ücret” alındığını göstermektedir.

 

 

YENİDÜZEN [Haber Merkezi]

Doğu Akdeniz Üniversitesi  (DAÜ) Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Tufan Erhürman, Anayasa’daki 45’inci maddeye göre; sağlık hizmetinin bir kamu hizmeti olduğunu söyledi. Erhürman sağlıkta hizmetin herkesin yararlanabileceği şekilde yapılması gerektiğini vurgulayarak, hizmetler karşılığında alınacak paranın çok yüksek tutulması durumunda, belli bir gelir düzeyin altında olanların bu hizmetten yararlanamayacağını, dolayısıyla böyle bir düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu dile getirdi.

Erhürman yasadaki boşluğu şu cümlelerye yorumladı:  “Sağlık Fonu Yasası’nda “katkı” sözcüğü kullanılmış olmasına karşın, ne bu “katkı”nın yurttaşlardan hizmet karşılığında alınacak bir katkı payı olduğu belirlenmiş, ne bu katkı paylarının düzenlenmesi konusunda yürütme organına ya da idareye açık bir yetki verilmiş, ne de katkı paylarının alt ve üst sınırları belirlenmiştir. Dolayısıyla bu Yasa idareye tam anlamıyla keyfi davranabileceği bir alan yaratmıştır”

DAÜ Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı, önemli hukukçu ve düşünürlerden Yrd. Doç. Dr. Tufan Erhürman, "Sağlık Fonu"yla ilgili gelişmeleri YENİDÜZEN'e değerlendirdi.

İşte röportajın TAM METİ:

·        YENİDÜZEN: Devletin sağlık hizmetlerinden ücret almasına ilişkin yeni düzenlemeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

·        Erhürman: “Sağlık hakkı KKTC Anayasası’nın 45. maddesinde, “Sosyal ve Ekonomik Haklar, Özgürlükler ve Ödevler” arasında yer almaktadır. Bu maddeye göre, “Devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlamakla ödevlidir. Sağlık hizmeti bir kamu hizmetidir ve görüldüğü gibi bu maddede devlete bu hizmeti sağlamakla ilgili bir ödev verilmektedir. Devletin ödevi herkese bu hizmeti sunmaktır. Hizmetin herkese sunulabilmesi için bu sunumun herkes tarafından yararlanılabilecek şekilde yapılması gerekir. Eğer bu hizmetler karşılığında hizmetten yararlananlardan alınacak para çok yüksek tutulursa, belli bir gelir düzeyinin altında olanlar bu hizmetten yararlanamaz, dolayısıyla hizmet herkese sunulmuş olmaz ve böyle bir düzenleme Anayasa’ya aykırı olur.

 

·        YENİDÜZEN: Söylediklerinizden, devletin sağlık kamu hizmetini hiçbir karşılık almadan sunmak zorunda olduğunu anlayabilir miyiz?

 

·        Erhürman: “Bunu söylemek doğru olmaz. Çünkü günümüz idare hukukunda devletin kamu hizmetlerini bedava sunmak zorunda olduğu kabul edilmemektedir. Bununla birlikte, daha önce söylediğim gibi, belirlenecek karşılığın, zengin veya yoksul herkesin yararlanmasını engellemeyecek nitelikte olması gerekir. Bu nedenle, idare hukukunda kamu hizmetleri karşılığında alınacak paranın ücret ya da fiyat olamayacağı, ancak harç ya da katkı payı olabileceği kabul edilmiştir”

 

·        YENİDÜZEN: Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tarifede yer alan miktarlar bu anlamda katkı payı olarak kabul edilebilir mi?

 

·        Erhürman: “Her şeyden önce, 9.1.2012 tarihinde Cumhuriyet Meclisi’nde kabul edilen Sağlık Fonu Yasası’nın, 33/70 sayılı “Türk Hastaneleri İnşa ve Teçhizat Fonu Kuralı”nı yürürlükten kaldırdığını söyleyerek başlayalım. Bu “Kural”ın 4. maddesine göre, Fon’un kaynakları arasında bağışlar, balo, piyango gibi faaliyetlerden elde edilen gelirler vs. vardı. Bu gelirlerin arasında “katkı payı” ya da “harç” yoktu. Bununla birlikte, 34/2007 sayılı Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasası altında yapılan “Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi Tüzüğü” gereğince, örneğin sosyal sigortalılar, kendileri, eşleri ve çocuklarının ayaktan tedavisi için verilen ilaçların % 20’sini kendileri ödemektedirler. Yani bizim sistemimizde sağlık kamu hizmeti zaten tamamen bedava değildir. Ancak bu Tüzüğü bugün tartıştığımız Sağlık Fonu Yasası’ndaki düzenlemelerle karıştırmamak gerekiyor. Sağlık Fonu Yasası, Tüzük’teki düzenlemelere ek olarak, sağlık hizmetlerinden yararlanan kişilerin bu Fon’a belli bir katkıda bulunmasını düzenliyor. Bu Yasa’nın 5. maddesinde, 33/70 sayılı “Türk Hastaneleri İnşa ve Teçhizat Fonu Kuralı”ndan farklı olarak, Fon’un gelirleri arasında Fon’a yapılacak “katkı”lardan söz ediliyor. Bu düzenlemede, bu “katkı”ların, hizmetten yararlanacaklardan alınan “katkı payları” olduğu açıkça düzenlenmemiştir. “Katkı”nın, zorlama bir geniş yorumla, “katkı payı” olarak anlaşılması gerektiği düşünülse bile, bu katkının ne kadar olacağı belli değildir. Oysa Anayasa Mahkememizin birçok kararında, yürütme organının ya da idarenin yapacağı düzenleyici işlemlerle belirlenecek bu tür bedellerin alt ve üst sınırlarının yasa koyucu tarafından düzenlenmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Bu konuda örnek olarak, Mahkeme’nin 2008’de verdiği, D. 2/2008 sayılı karar gösterilebilir. Bu kararında Mahkeme, hava alanları ve limanları kullanan veya hizmetlerinden yararlananların Bakanlar Kurulunca saptanacak harç ve ücretleri ödeyeceğini düzenleyen Yasa hükmünü Anayasa’ya aykırı bulmuştur. Mahkeme’nin gerekçesi, bu harç ve ücretlerin alt ve üst sınırlarının yasa koyucu tarafından düzenlenmesi gerektiğidir.

 

·        YENİDÜZEN: Sağlık Fonu Yasası’nda Alt ve Üst Sınırlar Belirlenmiş midir?

 

·        Erhürman: “Sağlık Fonu Yasası’nda “katkı” sözcüğü kullanılmış olmasına karşın, ne bu “katkı”nın yurttaşlardan hizmet karşılığında alınacak bir katkı payı olduğu belirlenmiş, ne bu katkı paylarının düzenlenmesi konusunda yürütme organına ya da idareye açık bir yetki verilmiş, ne de katkı paylarının alt ve üst sınırları belirlenmiştir. Dolayısıyla bu Yasa idareye tam anlamıyla keyfi davranabileceği bir alan yaratmıştır. Bu, hem Anayasa’nın 1. maddesindeki hukukun üstünlüğü ilkesine, hem 4. maddesindeki yasama organının yetkilerini düzenleyen hükme, hem de 122. maddedeki düzenleyici işlemlerle ilgili hükme aykırıdır. Dolayısıyla, yürütmenin ya da idarenin, bu Yasa’daki “katkı” sözcüğüne dayanarak, hizmetten yararlananlardan alınacak “ücretler”e ilişkin bir tarife düzenlemesi hukuken mümkün değildir. Böyle bir tarife hukuka aykırıdır.

 

·        YENİDÜZEN: Yasa değiştirilir ve bu söylediğiniz eksiklikler giderilirse, bu tarife hukuka uygun hale gelir mi?

 

·        Erhürman: “Kanımca, yasa değişse ve bu eksiklikler giderilse bile bugünkü tarife hukuka uygun hale gelmez. Çünkü tarifede belirlenen bazı miktarlar Anayasa’nın 45. maddesinde belirtilen devletin sağlık hakkını herkese sunma ödevine aykırıdır. Bu miktarları ödeyemeyecek olan insanlar olduğuna göre, hizmet herkese değil, belli bir gelir düzeyinin üzerindeki insanlara sunulabilecek demektir ki bunun da Anayasa’nın 45. maddesine aykırı olduğu açıktır. Kaldı ki, “Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi Tüzüğü”ndeki ücretlere ek olarak düzenlenecek yeni ücretler, kaçınılmaz olarak, bu aykırılığı daha da açık hale getirecektir”

 

 


“Gönüllü” ne demek peki?

 

·        YENİDÜZEN: Yetkili makamların bu paraların yalnızca gönüllülerden alınacağına ilişkin açıklamaları konusunda ne düşünüyorsunuz?

 

·        Erhürman: “Hukukta gönüllülerden alınan paraya “bağış” denir. 33/1970’te “bağış” düzenlenmişken, bu yeterli görülmeyip de Sağlık Fonu Yasası’nda “katkı”dan söz edildiğine göre, amacın yalnızca bağış almak olmadığı açıktır. Kaldı ki, Bakanlığın ücretlerle ilgili bir tarife düzenlemiş olması da alınan paranın niteliğinin “bağış” olmadığını göstermektedir. Herhalde bağışta bulunacak kişiye, “şu kadardan az ya da şu kadardan fazla bağışta bulunamazsın” demek tuhaf olur. Dolayısıyla bu yöndeki açıklamaların doğruluğu, belgeler karşısında bana ciddi şekilde şüpheli görünmektedir. Kaldı ki, medyadan öğrenebildiğimiz kadarıyla, uygulama da, “bağış” değil, “ücret” alındığını göstermektedir.

Bugün yürürlükte olan mevzuata bakıldığı zaman, sağlık hizmetlerinden yararlananlardan alınabilecek tek ücret, 34/2007 sayılı Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasası altında yapılan “Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi Tüzüğü” çerçevesinde alınabilecek olan ücrettir. Bunun dışında Sağlık Fonu Yasası altında ücret talep etmek Anayasa’ya açıkça aykırıdır. Bu Fon için yurttaşları bağış ya da katkı yapmak zorunda bırakmak hukuken mümkün değildir”

 

·        YENİDÜZEN: Yetkili makamların bu katkıların yapılmaması hâlinde kimsenin hastanelerdeki eksikliklerden şikayet etmemesi gerektiği yönündeki açıklamaları konusunda ne düşünüyorsunuz?

 

·        Erhürman: “Daha önce sözünü ettiğim Anayasa’nın 45. maddesinden hareketle herkesin sağlık hakkını kullanabilmesini sağlamak devletin ödevidir. Devlet, bu ödevini, hizmetten yararlanacakların gönüllü katkılarının ya da bağışlarının yapılmasına bağlayarak, “bunlar yapılırsa ödevimi yerine getiririm, aksi halde ödevimi yerine getirme yükümlülüğünden kurtulurum” diyemez. Bütçeden sağlığa ayrılan pay bu ödevi yerine getirmeye yetmezse, bu, devleti yönetenlerin bütçeyi Anayasa’ya uygun bir biçimde hazırlamadıklarını gösterir.”           



 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1363 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler