1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Sağlık rezaleti'
Sağlık rezaleti

'Sağlık rezaleti'

Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif yurt dışında sağlık hizmeti alırken ve yanında refakatçi doktor götürürken, Devlet Hastanesi’ne başvuran Deniz Bozlak isimli vatandaş, kalp hastası olan dedesine gerekli tedavinin yapılmadığı gibi doktor bulamadığını söyled

A+A-

 

 

 

Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif yurt dışında sağlık hizmeti alırken ve yanında refakatçi doktor götürürken, Devlet Hastanesi’ne başvuran Deniz Bozlak isimli vatandaş, kalp hastası olan dedesine gerekli tedavinin yapılmadığı gibi doktor bulamadığını söyledi.

 

İşte Bozlak’ın kaleme aldıkları ve öfkesi:

 “Dedemi kalp rahatsızlığı şikayeti sebebi ile Pazar günü sabah saat 10:00’da Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastahanesi’nin acil bölümüne götürdük.

Sabah 10:00 ‘da acile girdik, saat akşamüstü16:00’ya kadar kimse gelip bakmadı, “biraz sonra ilgileneceğiz” diye her sorduğumuzda bizi başlarından attılar.

En sonunda saat 16:00’da bir hemşire, birde asistan olduğunu söyleyen biri bizi yalvar yakar Dahiliye Bölümü’nde bir odaya aldı. Hastamız sabahtan bu saate kadar bir şey yemeyerek, tedavi görmeyerek ve sıcağın içinde saatlerce bekledi.

Bugün üzerinden 3 gün geçti ve henüz daha bir doktor gelip hastamızın durumuna bakmadı. Hastamızın durumu çok kritik ve hassaslaşan kalbi ritim bozukluğu sebebi ile tam randımanlı çalışamıyor.

Tek yaptıkları oksijene bağlayıp bir de makineden kalp ritimlerini izlemek oldu ve bunları yapan yetkili doktor değil hemşireler.

3 gecedir uyuyamayan ve göğsü sıkışıp mide ağrısı çeken hastamız yorgunluktan çok kötü durumdadır.

Başhekimliği, danışmayı telefonla arayıp görüşmek istesek de muhatap kimse bulamadık.

Hastanede koşuşturup doktor arıyoruz. Hastamızın doktoru Erkut Aşıcıoğlu, sayın Bakanımızla Türkiye’de olduğunu öğrendik sonra.

Madem Türkiye’de tedavi görecekti Sayın Bakan neden acaba buradaki doktoru da yanında götürerek buradaki hastaları mağdur bırakır? Hem başka kalp doktoru koskoca hastanede neden olmaz?

Erkut Bey’i defalarca aramamıza rağmen telefona çıkmıyor. Gazetelerden öğrendik ki Sayın Bakana refakatçilik yapıyor ve bu akşam dönecek yarın belki bir uğrar da hastamıza bakar! Yalnız biz değil bizim gibi çok sayıda hasta hastanede doktorun gelmesini bekliyor ve nasıl olduklarını bilmeden hastanede perişan bir halde yatıyor.

İnsan hayatı bu kadar ucuz olamaz, eğer dedeme bir şey olursa bunun hesabını bana kim verecek? Eğer paranız yoksa özel hastaneye gidemiyorsanız ve Türkiye’ye de gidemeyecek durumdaysanız karşılığı ölüme terk edilmek midir? Koskoca Ülkemizin! Sağlık Bakanı bile ülkesinde sağlık hizmeti almayıp başka yerde tedavi olursa sağlık sistemimize nasıl güvenelim! “Artık devlet hastanesinde açık kalp ameliyatı bile yapılıyormuş!” önce siz gerekli sağlık hizmetini verin sonra bu şovları yaparsınız!

Lütfen bana bu cevapları verin yada verebilecek birini bulun.

Yayınlarınızda yer vermenizi ve halkımızın içinde bulunduğu sağlık koşullarını ve bu rezaleti herkese duyurmanızı rica ederim.”

 

GÜVENİN DEDİ, KENDİ GÜVENMEDİ!..

 

 

Sağlık Bakanı Ahmet Kâşif’in İstanbul’da tedavi olmasına tepkiler sürerken, arşivler de karıştırılmaya başlandı.

Kendi sağlık sistemine övgüler yağdıran ancak kendi sağlık sorunu gündeme gelince soluğu İstanbul’da alan Kâşif’in tutarsızlığı her kesimin tepki dolu sözlerine neden oldu, ağır eleştiriler yapıldı.

Peki, Kâşif, Sağlık Bakanı olduğu ülkesindeki sağlık sistemi hakkında ne dedi. İşte Kâşif’in 7 ay önceki açıklaması ve bugünü…

 

ARALIK 2011

 

-Göreve geldiği günden bu yana vatandaşlara “kendi hastanemize ve doktorlarımıza güvenin” dediğini ifade eden Bakan Kâşif,  karşılıklı güven, yardımlaşma istek arzu ve hedef olduğu sürece güzelliklerin artacağını söyledi.

TEMMUZ 2012

-Kâşif, koroner yetmezlik ve ritim bozukluğu şikâyeti ile Gazimağusa Devlet Hastanesi'ne yatırılmasının ardından ileri tetkikler için İstanbul'a gitti İstanbul Memorial Hastanesi'nde yapılan incelemelerin ardından Kâşif’e anjiyo yapıldı.

 


OFSAYT

 “Şu bizim sayın yöneticilerimiz… Devletin sağlık kurumlarına güvenmemizi isterler. Bu bağlamda nice söylevler verirler. Sağlık kurumlarına yapılan yatırımları ve bu yatırımlardan üretilen hizmetleri çeşitli görsel propagandayla öve öve bitiremezler.

Ama kendi sağlıkları söz konusu olmaya görsün… İşte o anda “aynası iştir kişinin, lafına bakılmaz” pozisyonuna düşerler. Ofsayttır bu pozisyon…

Sağlık bakanımız Ahmet Kâşif de düştü bu ofsayt pozisyonuna. Geçirdiği kalp rahatsızlığının ardından gözetim altına alındığı kendi yönetimindeki sağlık kurumlarımızdan kaçarak sağlığını İstanbul’daki sağlık kurumlarına emanet etti.

Bolca eleştiri almaktadır bu yaptığından dolayı. Eleştiriler de yerden göğe dek haklıdır ve hatta insaflıdır.”

AHMET TOLGAY


Bir öfke yazısı

“Yıllar önce daha az sayıda olduğu dönemler de yaşanmadı değil ama Şimdilerde yedi ayrı bayrak dalgalanıyor benim ülkemde. Her konuda her şeyi, Türkiye’yi ya da Yunanistan’ın çıkarlarını tartışabiliriz ancak ne pislik bir durumdur ki sadece birisinin dalgalandığı iki bölgenin adını bile telaffuz edemeyiz. Ülkemin henüz bir resmi doğum belgesi yok, babamız hiç ortalarda yoktu 38 yıldır. Herkes işine geldiği gibi vermek istediği bir isimde çağırıyor adını toprağımın. Mesela benim adıma düzenlenmiş, ayni isimde dört farklı kimlik kartım ve pasaportum var. Bazılarının üç, bazılarının beş. İşime geldiği şekilde istediğimi masaya koyarım. Yeri gelir özgürlük günümü kutlar yeri gelir diğerini çıkarır Venedik'e gider gondollarda kürek çeker facebook’a da etiketlerim. Çocuklarımızı bu kimlikle Avrupa'da ucuza okutabiliyoruz.”

Barış BAŞEL

 


BİR ADA MASALI

 

“Ama işin tuhafı bu sistemi yaratan, kullanan, yararlanan, yararlanmayan Adalılar bu sistemi sürekli eleştirir, şikâyet eder, sohbet toplantılarında, medyada, gazete yazılarında sürekli Adayı kurtarma sohbetleri yaparlarmış. Tabi ki yıllardır içinde yaşadıkları bu sistem Adalıları birbirine güvensiz ve saygısız yaptığından bu sisteme karşı yola çıkma girişimlerine de güvensiz yaklaşır, eleştirir karalarlarmış. 

Masal bu ya, sonuçta güzelim Ada çirkinleşmiş, tükenmiş.  Bir gün sistemi yaratanlar ve yararlanıcılar ile sürekli eleştiren Adalıların şaşkınlıkları arasında Ada denizin derin sularına gömülmüş.

"Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine" denir masalların sonunda ama masala göre, Adanın batmasının ardından aynı denizde bir Ada belirmiş, görenler bu Ada zannetmişler ama yaşayanlar bu masaldaki Adalılar değilmiş! Ve

Gökten üç elma düşmüş!”

 

AYŞE DÖNMEZER

 


 

“40 yıllık UBP kendi içinde başkan olacak parlak siyasetçi yetiştiremedi. Gençlik kollarının partide görevi neydi elma armut toplamak mıydı?”

 

Dilek KIRICI’nın profilinden

 


 

 

İNANALIM MI?

 

“Ben kimseye KIB-TEK’in tahsilâtların dondurulması için öyle bir talimat vermedim! Şu an Bakanlar Kurulu toplantısındayım ve söyleyecek başka sözüm yok"

 

Sunat ATUN (Ekonomi Bakanı)

 


UBP KURULTAYI

 

“Eroğlu- Küçük kavgası’ aslında ‘derin’ güç odaklarının kavgasıdır. Ülkede yaşanan ve basına AK Parti-Asker kavgası olarak yansıyan UBP içi hesaplaşmalar memleketimize büyük zarar veriyor”

 

Asım AKANSOY (CTP-BG Genel Sekreteri)

 

 


FOTO YORUM

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1044 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler