1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. SADECE KURULTAY DESTEĞİ Mİ?
SADECE KURULTAY DESTEĞİ Mİ?

SADECE KURULTAY DESTEĞİ Mİ?

Türkiye AB Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış, UBP kurultayı öncesi İrsen Küçük’ü rahalattı. Bakın ne diyor, Bağış; “…Tayyip bey sizinle yakaladığı o kimyayı çok önemsiyor ve KKTC'nin sizin önderliğinizde yakaladığı istikrarı, büyüme or

A+A-

 

Türkiye AB Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış, UBP kurultayı öncesi İrsen Küçük’ü rahalattı.

Bakın ne diyor, Bağış;

“…Tayyip bey sizinle yakaladığı o kimyayı çok önemsiyor ve KKTC'nin sizin önderliğinizde yakaladığı istikrarı, büyüme oranını ve kalkınmayı biz Türkiye olarak büyük bir gururla takip ediyoruz. Göğsümüz kabarıyor…"

Bu kimya İrsen Bey ile Erdoğan arasındaki kimya… Öylesine güçlü ki, başka bir Başbakan başka bir önderlik istenmediği mesajı açıklıkla vurgulanıyor.

Ve devam ediyor, Bağış;

“…Nasıl Rumlarla yapılan görüşmelerde Sayın Cumhurbaşkanı Eroğlu'na Türkiye olarak her türlü desteği verdiysek, arkasında durduysak, kendisini güçlü hissetmesi ve o masada güçlü olması için her türlü katkıyı verdiysek; KKTC ekonomisinin yönetilmesi ve bu devletin daha yüksek noktalara yükselebilmesi için de sizin önderliğinizi çok çok önemsiyoruz ve size destek vermekten de büyük memnuniyet duyuyoruz çünkü netice almaya başladık. Sizlere müteşekkiriz…”

Egemen Bağış, bu ifadelerle Eroğlu’na da mesaj gönderiyor ve Başbakanlık makamına müdahale etmemesini telkin ediyor.

Türkiye’nin bugüne kadar genel seçimlere ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahalesi saymakla bitmez. Bu müdahale açıklıkla defalarca dile getirildi.

Şimdi bu parti kurultayına kadar varmış durumda.

Bugün bir Türkiyeli yetkili buradaki bir siyasi partinin kurultay yarışında taraf oluyor ve bunu dile getirebiliyorsa, Egemen Bağış’a tepki koyarken, durup kendimizi de düşünmemiz gerekiyor.

Gerçek şu ki, bugüne kadar yapılan müdahaleler kendi cephemizi işaret ettiği zamanlarda bundan memnuniyet duyduk.

Annan Planı sürecinde bu müdahaleden şikayet eden plan karşıtlarıydı. En başta da UBP.

Sonraki seçim süreçlerinde hep bir destek beklendi. AK Parti kanadından gelen destekle, açıkça CTP işaret edildi. Bu süreçlerde aydınlar ya da o dönemin iktidarı, şimdinin ana muhalefeti, rahatsızlık beyan etmedi.

O kadar ki, son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde açıklıkla yine bu kanattan destek beklendi.

Şimdi ibre döndü ve bu destek mevcut iktidara yöneltiliyor.

“Eroğlu’nu destekledik” diyor, Egemen Bağış. Çözüm yanlıları performansından memnun olmasa da şikayetçi görünmüyor.

Şimdi memleketi düze çıkaracak önderlik vasfıyla işaret edilen yönetici, İrsen Küçük.

Üstelik Egemen Bağış’ın başarılı olarak addettiği hükümet döneminin, aslında o kadar başarılı olmadığı, açıkça TC Kıbrıs Müşavirliği raporlarında belirtilmesine rağmen…

Egemen Bağış’ın ya da herhangi bir yetkilinin bu raporlardan, ya da adadaki gerçek durumdan haberdar olmaması mümkün müdür?

TC Kıbrıs Müşavirliği’nin Mayıs ayında hazırladığı rapor, ekonomik paketin kritik noktalarında ilerleme olmadığını, aksine 2012 bütçe açığı için gönderilen 300 milyonluk kaynağın ilk 3 ay içinde bitirildiğini söylüyor.

Bunun için hesap sorup çare istiyor.

Rapordan bir bölüm;

“…tüm kamuda yeni istidam edilecek personel sayılarının yıllık bütçe kanunlarında; merkezi idarede işten ayrılanların yüzde 50’si, KİT’lerde yüzde 20’sini aşmayacak şekillerde belirlenecek. KİT’ler dahil yeni geçici ve sürekli personel istihdamı öncesinde Maliye Bakanlığı’ndan izin alınacak’ hükmü yer almasına rağmen, 2011 yılında programda belirlenen sınırlamalara uyulmayarak ve merkezi idarelere fazladan 196 personel istihdam edildi…”

Peki UBP’nin bu destek beyan edilen Başbakanı’nın sırf kurultay için yeni istihdamlar yaptığını, kurultay sonrası için de vaatlerde bulunduğunu bilmiyor mu, Sayın Bağış?

Egemen Bağış bunları gayet iyi biliyor!

Dahası, Kıbrıs Türk toplumu için “önder” dediği kişinin, kendi partisi içinde bile henüz liderlik sağlayamadığını da biliyor.

Bu destek mesajlarının demokrasi açısından sadece etik bir zararı yok. Bunun ötesinde toplumun genel iradesini bundan sonra da ipotek altına almaya çalışma anlamı taşıyor, bu sözler.

Bu sözler bugünden bakıldığında sadece kurultay desteği değil, bir genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin de işaretlerini veriyor.

Muhalefet partileri, siyasi kaygı ile bunu dile getirmekten imtina edeceklerdir. Ancak bunun dikkate alınması gereken bir tehdit olduğu da ortada.

Bir ülkenin bütün sendika ve muhalefeti erken seçim çağrısı yapıp, hayati eleştirilerde bulunurken, istikrardan bahsederek şikayet edilen yönetime destek beyan edilmesi, muhalefet partileri için de düşündürücüdür.

Umalım ki, bu tavrın örneklerini görmeyeceğimiz bir demokrasinin mücadelesi başlar artık.

Dün bu müdahalelere yeterince ses çıkaramadığımız için bugün bu toplum bu halde.

Umalım ki, yarınımız bugünden beter olmasın.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 682 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler