1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Rüzgarın yönü
Rüzgarın yönü

Rüzgarın yönü

<<... Bir zamanlar adanın % 3’ünde yaşamak zorunda kalan Kıbrıslı Türkler 1974’ten sonra adanın %37’sine yayılıp ganimete daldılar ama hukuksal ve siyasi statü bakımından bir adım bile ileriye gidemediler. Askeri “zafer” ul

A+A-

 

 

<<... Bir zamanlar adanın % 3’ünde yaşamak zorunda kalan Kıbrıslı Türkler 1974’ten sonra adanın %37’sine yayılıp ganimete daldılar ama hukuksal ve siyasi statü bakımından bir adım bile ileriye gidemediler.

Askeri “zafer” uluslararası hukukun dışına çıkarak sonuç alıcı olmayan bir güç gösterisine dönüştüğü için Kıbrıslı Türkler hep yerinde saydı.

Bu da Kıbrıslı Türklerin “kendi zaferlerinde” yenilmesine yol açtı...>>

 

***

 

Niyazi Kızılyürek yine çok önemli bir saptama yaptı.

Aslında “kendi zaferimizde yenilmek” sıklıkla yaşadığımız bir sonuç!

Bu da “ders alma” noksanlığımızı, tüm çıplaklığı ile yüzümüze çarpıyor.

Lefkoşa’nın “alt üst” oluşunda yaşanan da bu değil mi?

Cemal Başkan seçildiğinde O’nu omuzlarda taşıyanlar; eşini, dostunu, kardeşini belediyeye istihdam ettirerek alkış tutanlar, fakir fukaraya yardım ettiğini söyleyerek yerlere göklere sığdıramayanlar, “danışman” adı altında yüksek ücretlerle yamacına sığınanlar, hatta ve hatta “elde ettiği zaferlerde” çalıp oynayanlar...

Bu insanların neredeyse tamamı...

Belediye “çökerken” isyan edenler arasında, en başrollerde yer alıyordu...

Yine, “kendi zaferinde yeniliyordu” yığınlar...

Çünkü ön görüsüz, içeriksiz, hesapsız, programsız bir “yönetim” anlayışı ve zihniyet, günü kurtarsa da, uzun vadede “yenilmeye” mahkumdu....

 

***

 

“Siyasete ya da siyasetçiye güven yok” deniyor!..

Peki, “seçenler” acaba kendilerine hiç mi suç bulmuyorlar?

Bu “siyaset kültürü” ve bu “siyasiler” kendi içimizden doğuyor, bir başka yerden değil...

En fazla da “biz”e benziyorlar...

“Şerebet”i dağıtırken, “nabzı” ölçüyorlar!

O nabız ki, çoğu zaman “beni gör” diye atıyor!..

Ama şu gerçek unutuluyor...

Sanırım, sevgili Mehmet Harmancı’nın bloğunda okumuştum:

“Rüzgara karşı durmak ya da rüzgarı arkana almak değil ki mesele, önemli olan rüzgarın yönünü değiştirebilmek..”

 

***

 

“Kendi zaferimizde yenilmemek” için salt şikayetle, isyanla, umutsuzluk ya da güvensizlikle bir yere varamıyoruz.

Bir başkasına attığımız “suçlu” topunun çamuru, bizim de elimize bulaşıyor mutlaka!..

Ve rüzgarın yönünü değiştiremiyoruz.

Acaba ne kadar çaba harcıyoruz bunun için?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1165 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler