1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Robin Hood oluyoruz!
Robin Hood oluyoruz!

Robin Hood oluyoruz!

Külliye tartışmaları başladı yeniden… UKÜ yanında verilen arazi ‘yasaldı, ‘yasal değildi’ derken kimse (varsa hükümet) aldırmadı bu görüşlere, tartışmalara ve Külliye inşaatı başladı. Medeniyet, devlet yönetimi, hukuk, ahlak ve s

A+A-

 

 

 

Külliye tartışmaları başladı yeniden…

UKÜ yanında verilen arazi ‘yasaldı, ‘yasal değildi’ derken kimse (varsa hükümet) aldırmadı bu görüşlere, tartışmalara ve Külliye inşaatı başladı.

Medeniyet, devlet yönetimi, hukuk, ahlak ve siyaset, tepkileri algılamak, bunlara yanıt vermek, yanlışsa düzeltmek ve doğruyu yapmayı gerektirir ama hep diyoruz ya; “burası KKTC” diye…

İşte KKTC’ye uygun bir uygulama daha…

Aylığı 100 TL’ye ne olduğu belli olmayan bir Vakfa uzun vadeli verilen 200 dönümlük araziye inşaat başladı.

20 Temmuz geliyor ya… Şaşalı törenler arasında bir de Külliye temeli, bir de İlahiyat Koleji temeli attıracaklar gelen misafirlere, artık kimler gelecekse… Bir tür yağcılık… Bir tür ‘şey yapma’ diyeceğim ama diyemedim.

***

Külliye konusunda Başsavcılık’tan bir görüş çıktı… Daha doğrusu Meclis komitesinde bir Başsavcılık üyesine sanıyorum soruldu; “yasalara uygun mu?” diye… O üye de ayak üstü “uygun değil” demiş. Bugünlerde Başsavcılık’tan yazılı bir görüş istenebilir. Bu yazılı görüşte Başsavcılık aynı “uygun değil” görüşünü verir mi yoksa yasaların esnek halinden dolayı yorum yaparak “bu maddeye uyar, şu maddeyle uygulanabilir” gibi farklı bir görüş ortaya koyar mı?

Hep birlikte göreceğiz.

***

Bu tartışmalar yapılırken ve görüş alınırsa eğer Hukuk Dairesi’nden, bazı yazılı kurallar, maddeler, Eğitim Yasası veya Anayasa maddelerine bakılacak. Bu yazılı maddelerle belki ‘olur’ denecek, belki ‘olmaz’ denecek ancak yasaların, Anayasa’nın değişmesi gerektiği konuşulurken, bu konuda uzlaşı aranırken alınacak kararın veya görüşün ne kadar sağlıklı olacağı da tartışmalı olacaktır.

***

Ben burada dün gazetemizde yazan Eğitimci Salih Sarpten’den bir alıntı yapmak istiyorum;

Osmanlı’daki külliyeler tarihe gömülmüştür… Nedeni ise laik değil tersine teokratik devlet, siyaset ve toplum yapılanmasını öğreti olarak kabul etmeleriydi… Külliyelerin ve medreselerin, sanayi devrimi sonrası oluşan sosyal ve ekonomik yapının ihtiyacı olan insan kaynağını yetiştirmekte yetersiz kalması Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu getirmiştir. Şimdi bu tarz bir yapılanmanın toplumsal kalkınmaya katkısı ne olacak ki, tekrar canlandırılmaya çalışılmaktadır? Kendi toplumunun kültürünü, sosyal, ekonomik, coğrafi, tarihi sorunlarını içselleştirmemiş nesiller yetiştirme anlayışı ne kadar çağdaştır?”

Salih Sarpten bu soruyu soruyor; Evet, geriye dönüş ihtiyacı neden gerekli oldu? Bu gelişmeleri ülkelerinde yapanlara biz de burada yağcılık yapabilmek için kendi toplumunun kültürel yapısına ve yaşam tarzına tamamen aykırı işler yapmak hangi akılla izah edilebilir!

***

Dinden uzaklaşan!, asilik yapan, zaman zaman baş kaldıran, meydanları dolduran Kıbrıs Türk toplumunu yine dinle ehlileştirmek! için bunlar yapılıyor gibi bir akıl dışılık olabilir belki… Tabii böyle bir ehlileştirme de ne kadar mümkündür acaba?

Daha dün gündüz vakti, kalabalığın ortasında banka şubesine girip 90 bin TL’yi alıp kaçanların doğdukları günden itibaren köylerinde hacı-hocaların elinde, kuran kurslarında büyüdüklerinden eminim ben.

Demek ki işe yaramamış veya belki de Robin Hood’çuluk yapıyorlardı da biz anlamadık!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 689 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler