1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Rhea Bailey; “Sanki resmim ölüydü, o gün yeniden hayata döndü”
Rhea Bailey; “Sanki resmim ölüydü, o gün yeniden hayata döndü”

Rhea Bailey; “Sanki resmim ölüydü, o gün yeniden hayata döndü”

“Sergide gördüğünüz bu resim benim için bebekli resimlerim arasında en özeli, en güzeliydi. Onu özellikle Kıbrıs’a gelirken yanımda getirmek istemiştim çünkü üniversite mezuniyet resmimdi…”

A+A-

Simge Çerkezoğlu,

Sanatçılar için yaptıkları her resmin mutlaka bir hikâyesi vardır ama Rhea Bailey’in resminin hikâyesi bundan çok daha fazlasıydı. Çünkü 46 yıl aradan sonra, kendi çizdiği resme yeniden bakıyordu. İki Toplumlu Kültür Teknik Komitesi’nin karşılıklı iade edilen eserlerden oluşan sergisi geçtiğimiz hafta açıldı. Elbette eserler kadar, eser sahibi sanatçılar da merak konusuydu. Aralarından sadece Rhea Bailey oradaydı. Tarifsiz bir mutluluk ve heyecanla hikâyesini bizimle paylaştı, Ada’ya dair umutlarının hiç bitmediği anlattı.     

“Resim yapmaya annemin bana verdiği sulu boya ile başladım”

1946 yılında Lefkoşa’da dünyaya gelen ressam Rhea Bailey, çocukluğundaki Kıbrıs’ı bir cennet olarak ifade ediyor. Hayat hikâyesini bizimle paylaşıyor.   

“Baf’ta dünyaya geldim, daha sonra Lefkoşa’ya taşındık. Çocukluğum Strovolos’ta geçti, o yıllarda göl kenarında yemyeşil bir yerdi. İkinci dünya savaşının hemen ardından doğmama rağmen, Kıbrıslılar olarak biz bu savaştan etkilenmemiştik. Barışçıl, çok kültürlü bir adada yaşıyor, hatta savaştan kaçanlara da kucak açıyorduk. Komşularımız karışıktı. Kıbrıslı Türklerle birlikte bayramları kutladığımızı çok net hatırlıyorum. Adayı tahrip etmeden önce sanırım Kıbrıs bir cennetti. Resim yapmaya ilk kez annemin bana verdiği bir kutu sulu boya ile başladığımı hatırlıyorum. Fakat çok da beğenmemiştim, çünkü çabucak kuruyordu. Okula başladığımda yedi, sekiz yaşlarımda öğretmenim resme olan ilgimi fark etti. Aynı zamanda piyano çalmaya da ilgim vardı, yıllarca piyano dersi de aldım. Fakat zaman içinde resim benim için ağır bastı hatta ünlü Kıbrıslı ressam Lefteris Econonou’dan dersler aldım. Liseyi bitirdiğim zaman artık çok net biçimde ben ressam olacağım dedim. Böylece arayışlara başladık. Sonunda İngiltere’de resim eğitimi almaya karar verdim, Yunanistan’a gitmek istemedim. İngiltere’nin sanatta daha iyi olduğuna karar verdim. Tek çocuktum, ailem de benimle birlikte İngiltere’ye taşındı. Liverpool’da konservatuara gittim. Altı yıl İngiltere’de yaşadım.”

“Karpaz, Lisi, Mağusa pek çok yerde öğretmenlik yaptım”

Konservatuar eğitimi sırasında aşık olup evlenen Rhea, Kıbrıs’a eşiyle ve anne olarak dönüyor. Elbette yaşanacaklar aklının ucundan bile geçmiyor.  

“Üniversite eğitimim sırasında eşim David’e aşık oldum. Evlendim, kısa süre sonra da çocuk sahibi oldum. Okulumuz bitince de Kıbrıs’a döndük. İngiltere’de kalmak için nedenimiz yoktu. 1970 yılında Kıbrıs’a dönünce ne yapacağımı düşünmeye başladım. Öğretmen olmaya karar verdim, o yıllarda yapacak çok da fazla bir şey yoktu. Böylece öğretmenliğe başvurdum. Neredeyse Kıbrıs’ın her yerinde, buna Karpaz, Lisi, Mağusa da dahil, pek çok yerde öğretmenlik yaptım. Elbette bu süreçte resim yapmaktan da hiç kopmadım. Hatta farklı yerlere gitmek, adanın farklı yerlerinde yaşamak beni besliyor, resmimi zenginleştiriyordu. Tabii 1974 yılında hayatımız değişti. 1974 olduğunda  Lefkoşa’da başkanlık sarayının yanında bir evde kalıyorduk. Ailemden kimse savaştan etkilenmedi ama elbette hepimizin hayatı o tarihten sonra bir anda değişti. Hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Oysa bizim kimseyle bir sorunumuz yoktu. ENOSİS fikri bizi bu duruma getirdi. Çok üzgünüm.”

“Sergiye girdiğimde çabucak resimlere baktım, aradığım kendi resmimdi”

Bugüne kadar kırktan fazla kişisel sergi açan, onlarca karma sergide yer alan sanatçıya geçtiğimiz günlerde ara bölgede açılan, karşılıklı iade edilen eserlerden oluşan sergiyi soruyorum… Elbette onca sergi açmasına rağmen bu sergi bambaşkaydı…

“Bu haberi ilk önce televizyonda duymuştum. Tabii o an benim de resmimin onların arasında olduğunu bilmiyordum. Böyle bir haber bile beni heyecanlandırmıştı. Kendi kendime bunun çok değerli bir çaba olduğunu düşünmüştüm. Daha sonra bir telefon aldım, kendi resmimin de iade edilecekler arasında olduğunu duyduğumda yere düşeceğimi sandım. Bu günün gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Bana resmimin yıllarca saklandığını, kütüphanede olduğunu söylediler. Sergi açıldığında mutlaka orada olmalıyım diye düşündüm. Sonunda o gün geldi ve geçen hafta sergiye girdiğim anda şöyle çabucak resimlere baktım ama aslında aradığım kendi resmimdi. Aniden karşımda duruyordu. Henüz öğrencilik yıllarımda çizdiğim o çok özel resmim…” 

Elli yılı aşkın bir süreden sonra kavuştuğu bu resmin elbette bir hikâyesi de olmalıydı…  

“Benim için anlatılması zor, hala inanılmaz bir gün olduğunu düşünüyorum. Sergide gördüğünüz resmin hikâyesi de çok ilginç. O resmi üniversite son sınıfta İngiltere’de yaptım. Değişik bir ruh hali içindeydim. Çok genç denilebilecek yaşta, bebek sahibi olmuştum. O günlerde pek çok farklı şekilde kendimi, kendi iç dünyamı resmediyordum. Sanırım hamilelik nedeniyle değişik duygular da yaşıyordum kendi kendime. Anlatılması zor bir durum bu, bebeğim kucağımda, bebeğim yatağında pek çok böyle resimler çizdim. Bebeğimle kendimi önce zihnimden resmediyor, sonra tuvale aktarıyordum. Sergide gördüğünüz bu resim benim için bebekli resimlerim arasında en özeli, en güzeliydi. Onu özellikle Kıbrıs’a gelirken yanımda getirmek istemiştim çünkü üniversite mezuniyet resmimdi…”

“O resmi belediyeye sattığıma ne çok üzüldüm anlatamam”

Peki nasıl olmuştu da bu özel resim, elli yılı aşkın bir süre ortadan kaybolmuştu.

“Kıbrıs’a döndükten yaklaşık dört yıl sonra ilk kişisel sergimi açtım. Mağusa’da öğretmen olduğum yıllardı. Bir meslektaşımın galerisi vardı, bir gün hadi sana bir sergi açalım diyerek geldi. İlkbahardı, 1974 yılının Nisan ayı, hiç unutmuyorum ilk kişisel sergimi açtım. İki hafta sürmüştü, sergi ilgi görmüş, resimlerim beğenilmiş, hatta pek çoğu da satılmıştı. Bu resim de Mağusa Belediye başkanı tarafından satın alınmak istendi. Aslında o resmin anlamı benim için derindi. Kızımla kendimi çizdiğim, İngiltere’den getirdiğim tek resimdi. Onlara başka bir resim satmak istedim. Fakat kabul etmediler, ısrarla onu istediler. Belediye bir müze açmaya hazırlanıyor, sanatçılardan resimler satın alıyordu. Koleksiyon yapacaklardı. O zaman hatırlıyorum eşim de babam da resmi satmam için bana ısrar ettiler. Ne kadar güzel senin de müzede resmin olacak, o resmi satmasan ne olacak evde duracak dediler. Orada herkes resmini, ismini görecek dediler ve beni satmaya razı ettiler. Sonra o resmi sattığıma ne çok üzüldüm anlatamam. Defalarca bunu düşündüm. Keşke satmasaydım, resme ne oldu diye üzülüp durdum. Zaman zaman da kendimi avutuyor belki de satmasam da başına başka bir şey gelecekti diyordum.”

“Çok mutluyum, tüm bunlar gerçek olduğu için minnettarım”

Rhea Bailey resmini ilk gördüğü andaki duygularını anlattıkça, onun duyguları benim içime işliyor, gözlerim doluyor.  

“Çok heyecanlandım. Sergi sırasında kimseye de bir şey söyleyemedim. Duygularımı paylaşamadım ama uzun uzun resmime bakmak istedim. Çok değişik bir duyguydu. Sanki resmim öldü de, o gün yeniden hayata döndü. Adeta hareket ediyor, yaşıyordu. Resmin bana verdiği enerjiyi size anlatamam. Aradan yıllar geçmişti, ben yaşlanmıştım, kızım büyümüştü, hatta onun da kızları olmuştu. Bunca yıl birileri bu resmi korumuş, sahip çıkmış ve onun bize geri verilmesi için pekçok insan çaba göstermişti. Hiçbir şeyin çok da kolay gerçekleşmediğini tahmin edebiliyorum doğrusu. Eminim ki bu proje hayata geçene kadar pek çok zorluk yaşandı. Çok mutluyum, tüm bunlar gerçek olduğu için minnettarım. Mart ayında sergi Lefkoşa Belediyesi Sanat Merkezi’nde yeniden açılacak. Yine gideceğim. Bu kez kızım ve torunlarım da gelecek. Kızım elli iki yıl sonra onu çizdiğim resmi görecek. Tabii bundan sonra resmin akıbeti ne olacak bilemiyorum. Yine belediyeye mi gidecek, yoksa bize iade mi edecekler. Umarım iade ederler.”  

“Ne yaparsam yapayım resimlerimin özünde hep ülkem var”

Rhea Bailey Kıbrıs’ta geleneksel sınırları aşan, kendine özgü resim tarzı olan, resim sanatına farklı bakış açıları kazandıran bir sanatçı olarak anılıyor. 

“Ne güzel sözler bunlar, ilk başlarda elbette ben de her ressam gibi geleneksel tarzda resimler yapıyordum. Desenlerim çok netti. Londra’ya gittikten sonra modern resimle tanıştım. Kendimi geliştirdim, daha cesur adımlar atmaya başladım. Değişik teknikler denedim. Sonuçta Akdenizliydim. Çok net, çok modern çizgileri de sevmediğimi fark ettim. Zaman içinde kendimi geliştirdim. Soyut resimler yapmaya başladım. Fakat ne yaparsam yapayım resimlerimin özünde hep ülkem, içimden geçen duygular var. Adanın mavisinden de çok etkilendim, uçsuz bucaksız yeşilimizden de… Değişik teknikler denedim. Bir dönem resimlerimi kare tuallerden çıkarmaya karar verdim. Tuvalleri yuvarlak kestirip o şekilde çizmeye başladım. Bu şekilde pek çok resim yaptım. Son zamanlarda farklı çalışmalar denemeye başladım. Eski eşyalardan kumaşlardan parçalar kesip birleştirip yeni çalışmalar yapıyorum. Bir dahaki sergim böyle çalışmalardan oluşacak. Ayrıca yakın zamanda kitabımı tamamladım. Yunanca ve İngilizce yayınlanacak. Kendi hayatımı, resme dair bilgilerle harmanlayarak bir kitap kaleme aldım.”

“Tüm kalbimle inanıyorum ki gelecek daha güzel olacak”

Yaşadığı bu benzersiz olaydan sonra, son olarak Kıbrıs’ın geleceğine dair duygularını umutla ifade ediyor.

“Eserlerimizin iade edilmesi için gösterilen tüm çabaları takdirle karşılıyorum. Çok heyecan verici, bu olayın ardından sanki etrafımızda yeni bir enerji oluştu. Sanki bir aydınlanma oldu. Adeta her şey olumlu gitmeye başladı. Ya da ben heyecanımla öyle görüyorum. Tüm kalbimle inanıyorum ki gelecek daha güzel olacak. Hala umudum var. İnsanların eninde sonunda doğru yolu bulacağına inanıyorum. Ayrıca bu sergi için kullanılan başlık da çok etkileyiciydi. In Culture we trust, ifadesi beni çok etkiledi. Bu çok önemli. İnsanları kültürün birleştireceğine, barışa ulaştıracağına inanıyorum.”                   

 

     

   

Bu haber toplam 1791 defa okunmuştur
Etiketler :
Adres Kıbrıs 459 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 459 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler