1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. REZİLLİKLER KOMEDYASI
REZİLLİKLER KOMEDYASI

REZİLLİKLER KOMEDYASI

UBP ‘deki Kurultay olayı kendi içindeki bir devinim olma özelliğini çoktan aştı. UBP’ deki bu yarış, gerek mantık, gerekse metot olarak artık KKTC’deki siyasi kültürün, idari, Anayasal ve hukuki süreçlerin gerçek anlamda bizi yarına taş

A+A-

 

 

UBP ‘deki Kurultay olayı kendi içindeki bir devinim olma özelliğini çoktan aştı. UBP’ deki bu yarış, gerek mantık, gerekse metot olarak artık KKTC’deki siyasi kültürün, idari, Anayasal ve hukuki süreçlerin gerçek anlamda bizi  yarına taşıyamayacağının göstergesi olmuştur.

Parti içi yarışta bir Bakan taraf olacak, onu görevden alacak Başbakan. Ama aleni ve açık bir şekilde Kurultay hesaplaşması için,  devletin kurumsal varlığını da içine alacak tavırlar gelişecek. Bakana tezahürat yapan insanların fotoları  basında yer aldı.. Müsteşar, daire müdürleri, bakanlık görevlileri basında  yer alan şekli ile olayın tarafı olduklarını gösterdiler. Hem de Eğitim Bakanlığı. Örneğe bakın örneğe…Geleceğe dair örneğe bakın.

Düşünün ki kendi parti içi bir yarışında, yine kendi partilisi olan başka insanlarla girdiği bir yarışta, müsteşarı, daire müdürleri ve bakanlık görevlileri ile birlikte alenen taraf olan bir kamu yönetimi idarecisi, tüm yurttaşlara nasıl devlet hizmeti götürebilir? Eğitimde bilimselliği, sorgulamayı, adaleti, sevgi ve birliği nasıl ele alır?

 Peki böylesi taraf olan bu üst düzey kamu görevlileri, Hükümete, Başbakan’a ve  siyaseten muhalif olan insanlara, tüm halka dönük olarak nasıl hizmet üretebilir? Şimdi eğer tarafsalar ki öyledir, parti içi yarışa, o zaman taraf oldukları Bakan görevden alınınca kendileri ne yapacak?

Bu tablo artık üst kademe yöneticilerini atama usulünün değişmesi gerektiğinin, en son kötü örneğidir. Üçlü kararname daraltılmalıdır. UBP’nin bu ülkeye getirdiği bu yapı, artık bu ülkeyi, halkı ve devleti ileriye götürmez. Üstelik UBP iş başına geldi geleli ulufe gibi üst kademe yöneticiliği dağıtıyor. Sanki golifadır dağıttığı.

 Devlet kurumlarının parti içi bir yarışta dahi bu denli pervasızca kullanılması, artık tahammülle karşılanamaz. Bunun yasası da Meclis’te duruyor. Kadük olmuş şekilde . Ne acı.

Bunu hazırladık. Meclise sevk ettik. Komiteden geçti. Burada yazmak gerekir komite aşamasında UBP’ nin desteği oldu. Bugün Başbakan olan İrsen Küçük’ün desteği ve katkısı ile komiteden geçti. Ancak Genel Kurul aşamasında o dönem ki parti başkanı ve şimdilerin Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun müdahalesi ile Genel Kurul aşamasında UBP desteğini çekti. Ortaklarımızın da destek olmaması yüzünden kaldı. İşte, şimdi ki durum, hep birlikte mum yakalım.

Şimdi, bu UBP Kurultayında yaşananlar, artık bu yapının ne kadar oy alırsanız alın, ülkeyi huzura götürmeyeceğinizin kanıtıdır. Köklü bir Anayasal, yasal, idari, hukuki ve siyaset yapma kültünü değiştirecek bir yapılanma gelişmezse, her şey kendini yeniden tekrarlar. Ekonomideki gelişme ve çıkmazın aşılmasının da esas eşiği bu demokratik ve siyasi değişimden geçer. Bu olmadan, ekonomide atılacak her adım, kuma dökülmüş bir lenger su olma özelliğine sahip olacaktır.

Kim UBP başkanı olacak tartışmasının bir devleti kilitlediği ve onun kurumlarını da olayın içine çektiği bir aşamada, bu yapı bize huzur getiremez. Çünkü her şey isimlerin değişimine ve zamanın akışına karşın, ayni mantıkla şekilleniyor. Bu mantığı sarsmazsanız iş gelişmez.

 

DÜNKÜNÜN AYNİ

 

Bakın Eroğlu şimdi Cumhurbaşkanı olarak devrede. Bu bana neyi hatırlattı? Denktaş’ı.

 İsimler değişti, ama olgular aynidir. Denktaş, Nejat Konuğa karşı operasyon yaptı UBP’ de. O gitti. Bu kez Osman Örek ayni bıçağın kurbanı oldu. Sonra Mustafa Çağatay ayni bıçakla kesildi.  Eroğlu geldi. Onu da kesmek istedi. UBP bölünmesi gerçekleşti. DP oluştu. Aradakileri saymadım.

Şimdi, Cumhurbaşkanı Eroğlu. İsim değişti. Uygulama ve  mantık ise ayni, değişmedi. Cumhurbaşkanı Eroğlu önce UBP’de Tahsin’i temizledi. Sonra Kaşif’i temizledi. Şimdi İrsen’i temizlemek istiyor, dünkü temizlediği Ahmet Kaşif’le.

Bunun içinde her şey, hiçbir ilke ve prensibe sahip olmadan  yapılabilinir. Sonra çıkılır ve “seçim zamanı olanlar orada kalır” diye teori de kesilir... Sanki siyaset 90 dakika oynan futbol  gibi. Hayır artık olmaz.

Kıbrıs Türk halkının çağdaş demokratik bir yaşam için bu yapıyı sil baştan ele alması gerekir. Bu iş de yalnızca partilerin program vaatleri ile olamaz. Tabandan ve halktan başlayacak tartışma ile bu değişim ele alınmalıdır. Artık zaman geldi.

Eroğlu, İrsen, Ahmet kim isterse UBP Başkanı olsun. Ne isterlerse yapsınlar. Ama biz, demokratik, Anayasal, hukuki ve siyasi değişimin temellerini ele almalıyız. Yeni bir siyasi kültürün öncüleri olmalıyız.  Bunu öne çıkartmalıyız.. Gerisi laf-ı güzaf.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2258 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler