1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Rauf Denktaş’a saygıyla...
Rauf Denktaş’a saygıyla...

Rauf Denktaş’a saygıyla...

19. yüzyılda yükselmeye başlayan ve 20. yüzyıla damgasını vuran egemen ideolojiydi milliyetçilik. Ulus fikrinin temelinde anti-monarşizm vardı. 19. yüzyıl koşullarında milliyetçilik mevcut olanı reddeden radikal ve devrimci bir siyasi düşünceydi. Hükümdar

A+A-

 

 

19. yüzyılda yükselmeye başlayan ve 20. yüzyıla damgasını vuran egemen ideolojiydi milliyetçilik. Ulus fikrinin temelinde anti-monarşizm vardı. 19. yüzyıl koşullarında milliyetçilik mevcut olanı reddeden radikal ve devrimci bir siyasi düşünceydi. Hükümdarların değil halkların ortak iradesine dayalı laik yönetimler yaklaşımı o dönemde gelişti. Her ideoloji gibi milliyetçilik de aşırıya kaçtığı noktada halklara faydadan çok zarar getirdi. Aşırı milliyetçilik halkların düşmanı oldu. Bu ideolojinin temsilcisi konumundaki pek çok lider siyasi varlıklarını eski ile yeni arasında bağ kurmaya borçlu olduğundan eskinin izlerini de taşıdılar; hükümdarlıklar üzerinden tanımlanan siyasi aidiyetleri aşıp egemenliği halka mal etme fikrinin temsilcileri olmaktan ziyade kurdukları hükümdarlıklarla ve özellikle muhaliflerine karşı sergiledikleri anti-demokratik tutumlarıyla anılır oldular...

Rauf Denktaş, koskoca bir yüzyılın egemen ideolojisi milliyetçiliğin Kıbrıs’ta en önde gelen temsilcilerinden birisi olarak bu coğrafyaya damgasını vurdu. Savunduğu değerlerle Türk ulusunun önderlerinden kabul edildi. İdealleri bakımından tutarlıydı. İnançları doğrultusunda misyonunu son nefesine kadar sürdürdü...

Her lider gibi çok eleştirildi. Muhalifleri arasından da en az O’nun kadar inançlı ve kararlı önderler yetişti. Kıbrıs’ta iki toplumun bir arada yaşayabileceğine inanan, Kıbrıs’ın dar milliyetçiliği aşıp ortak bir yaşam alanına dönüşebileceğini korkusuzca anlatan, soğuk savaş koşullarında Sovyet çizgisinden sapmadan politikalar üreten ve o dönemde Kıbrıs’ın bir NATO üssü olmasını reddeden liderlikler de oluşturmayı başardı halkımız.

Yeni nesillere tarihimizi doğru aktarabilmek için siyaseti belirleyen farklılıkları çekinmeden ele alabilmemiz gerekiyor. Bir döneme damgasını vuran farklı anlayışlar birlikte anıldıkları sürece değerleri çok daha iyi anlaşılabilir. Saygıyla son yolculuğuna uğurlamakta olduğumuz Rauf Denktaş’ın karşısında dik durmayı başararak barış ve demokrasi mücadelesini yükseltmiş ve “bizim de söyleyecek sözümüz vardır” diyebilmiş geniş halk yığınlarının tarihsel değeri daha az olamaz hiç kuşkusuz...

Nihayetinde, bir nesil, egemenleri ve muhalifleriyle, özellikle de 20. yüzyılın ikinci yarısında, dünya sistemini yansıtan karşıtlıkları sayesinde halkımızın var olmasına ve gelişmesine birlikte hizmet etti. 21. yüzyıla girildiğinde, toplumsal beklenti ve ihtiyaçlarımızı karşılamaktan uzak çözümlemelerine rağmen saygınlıklarını hiç yitirmemeleri ve yaşamlarını kaybettikten sonra da hep özlemle anılmaları bundandır.

Eski tartışmalardan dersler de çıkararak günümüze uygun bir gidişat için kolları sıvamamızı gerektiren günlerden geçmekteyiz. 20. yüzyıla damgasını vuran liderlerin izinden yürüyenlerin tek ideolojili bakış açılarını aşarak, kalıplaşmış ezberlerle değil diyalogla toplumsal gelişmeye katkı yapabileceğini yine onlar öğretti bizlere.

Rauf Denktaş, bir görüşmemizde, “Toplumumuzda ilk diyaloğu babanla başlatmıştık” demişti. Tam da sistemimizin sürdürülemezliğinin yüzümüze vurulduğu günlerdi. Yıllarca Türkiye’ye toz kondurmayan kesimler dahi Türkiye ile “sağlıklı ilişkiler” kurmanın önemine atıfta bulunuyordu. Kendi ayaklarımız üzerinde durma vaktiydi. Değişim adına cesur sayılabilecek bir adım atmıştık. Kendisine, “Sayın Başkan, yolun sonuna geldik. Kamu yönetimi, kamu maliyesi ve ekonomi başta olmak üzere her alanda toplumsal mutabakatla çağı yakalama mecburiyetimiz vardır. Hayırduanızı almaya geldik” demiştik. Derdimizi anlamaya çalışma zahmetine katlanmaksızın çabamızı ötekileştirmeyi deneyen ve henüz özeleştiri de yapmayarak aslında kendi davranışları nedeniyle toplumumuzdan her gün biraz daha kopanlardan farklı olarak, O, diyalog ve değişim iradesine tam destek belirtmişti. İlerleyen yaşına rağmen bizi anlamıştı. Yürekten saygıyı hak ediyordu...

Yeni nesil ilerici ve muhafazakâr toplum kesimlerinin farklılıkları zenginlik addederek “ortak göreve” dört elle sarılması artık daha büyük bir önem taşıyor. Kıbrıs Türk halkı O’nun hayır duasıyla 21. yüzyıl değerleri ışığında diyalog ve değişimden şaşmaksızın yoluna devam edecektir...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2541 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler