1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Ramadan Ahmet, Cuma günü toprağa verilecek… 3
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Ramadan Ahmet, Cuma günü toprağa verilecek… 3

A+A-

 


***  Okurlarımızın yardımlarıyla gömü yerini 2010’da Polem’de Kayıplar Komitesi’ne göstermiş olduğumuz bir Kıbrıslıtürk “kayıb”ın DNA testleriyle kimliği belirlendi…


SORU: Yani araç, P.’e mi aitti?
HRİSTAKİS VRAHNU:
Araç devlete aitti... Ancak P., Y.’ye “bir yere gitmek üzere” ödünç vermişti arabayı. Fakat bu arabayla babamı öldürmeye götürmüşlerdi. Ertesi günü sabahtan P.’nin kaynatası arabaya bakmış ve arabada kan görmüştü... “Arabaya ne oldu?” diye sormuştu P.’ye.
Strumbi yolundan çıkıp da size sözünü ettiğim Kannaviya yoluna girdikleri zaman, babam hayvan satın almaya gitmediklerini anlamış ve korkmuş – bağırmaya başlamış... Bu çığlıkları oradan traktörle geçmekte olan birisi duymuş...
Sabahleyin panayırcılar geldiğinde, babamın orada ölü olarak yattığını görmüşler ve polis karakoluna haber vermişler. Polis de babamın ölüsünü almış oradan... Babamın üzerindeki parayı da almış onu öldürenler – çünkü babamın üzerinde 350 Kıbrıs Lirası olduğuna dair şahitlerin tanıklıkları var...
P.’nin muhtarı Y., daha sonra bazılarına yemek ısmarlamış – yemek ısmarladıklarından birisi de oradakilere “Kim bu adam da bana yemek ısmarlıyor?” diye sormuş. Oradakiler de adama, “Bu gördüğün adam, birkaç gün önce Yiolulu birisini öldürdü...” demişler...

SORU: Babanızı öldürüp üzerinden aldığı parayla huvardalık da etmiş yani...
HRİSTAKİS VRAHNU:
Evet... Daha sonra babamın ölü bedenini oradan almış polis ve soruşturmaya başlamış bu cinayeti... Onu kimlerin öldürdüğünü bulmaya çalışıyorlarmış. Baf’tan hiçbir avukat bu konuyu açıklığa kavuşturmak istememiş...

SORU: Korkuyorlardı çünkü herhalde...
HRİSTAKİS VRAHNU:
Korkuyorlardı, evet... Amcam Teos, bir tek kere Leymosun’dan Baf’a gelmesi için bir avukata 50 Kıbrıs Lirası ödemiş... Tek bir kere gelmiş bu avukat da ve bir daha gelmemiş... O da korkmuş... Çünkü bu insanlar, Yorgacis’in grubundandılar ve koruma altındaydılar... O devrin tarihini biliyor musun bilmem ancak korunuyorlardı... Başkaları da vardı, onlar da korunuyordu...

SORU: Evet, bunu biliyorum, benzer bir tim de Koççinotrimitya’da vardı ve onlar hala koruma altındadır!...
HRİSTAKİS VRAHNU
: Böylece bir daha hiçbir avukat babamın davasıyla ilgilenmemiş, korkuyorlarmış çünkü...

SORU: Babanı ne zaman gömmüştünüz?
HRİSTAKİS VRAHNU
: Öldürüldüğü zaman babam henüz 38 yaşındaydı.

SORU: Çok gençti yani...
HRİSTAKİS VRAHNU:
Evet, çok gençti... Kızkardeşim dokuz yaşındaydı, ben altı yaşındaydım ve erkek kardeşim de üç yaşındaydı. Ve çok ama çok yoksulduk, çok ama çok zor yıllar geçirdik, sefalet içinde yıllar, para yoktu... Hatırlarım, babam kasap dükkanından, sattığı domateslerden para kazandıydı, cebinde para vardı... Çünkü Baf’tan geliyordu – tüm parasını almışlardı adamın... Annem, babamdan kalan borçları ödüyordu, pek çok Kıbrıslıtürk’e borcunu ödemişti annem çünkü babam onlardan keçi satın almış ve herhalde üzerindeki parayla ödeyecekti borcunu... Böylece babam öldürülünce, borçları ödemek zorunda kalmıştı annem...

SORU: Cenaze törenine gitmiş miydin?
HRİSTAKİS VRAHNU:
Tabii, gitmiştim... Babamın üzerine örtülü örtüyü kaldırınca, kurşun deliklerini görmüştüm başında...

SORU: Anneniz nasıl hayatta kalabilmişti? Neler yapmıştı?
HRİSTAKİS VRAHNU:
Ziraatla uğraşmaya devam etmişti, üzüm yetiştirmeye, ekip biçmeye...Ama çok çok zor koşullardı...

SORU: Köyünüzde bu cinayete karşı tepki nasıl olmuştu?
HRİSTAKİS VRAHNU:
Herkes çok üzülmüştü. Bizim geniş bir ailemiz var ancak herkes de korkmuştu çünkü P. köyünden bu insanlar koruma altındaydılar. Pek çok yaşlı kişiyle konuştum, söylediklerimi tekrar tekrar doğrulattım, inancım odur ki korunuyordu bu katiller. Pek çok şahit çıktı ve onların siyasi koruma altında olduğunu anlattılar. O zamanlar Yorgacis İçişleri Bakanı idi, polis ona bağlıydı – böylece babamla ilgili dava da kapatılmıştı... Sadece babamın davası değil, pek çok konuda böyleydi bu...

SORU: Sözünü ettiğiniz P. köyünden bu beş kişi, 1974’te EOKA-B’ye de katılmış mıydı?
HRİSTAKİS VRAHNU
: Hayır, katılmamışlardı... Zaten EOKA-B o zaman yoktu...

SORU: Ama sonrasında katılmamışlardı diyorsunuz...
HRİSTAKİS VRAHNU:
EOKA-B, 1969’da, 1970’te kurulmuştu... İnanıyorum ki AKEL’in bugünkü politikası, yani Kıbrıslıtürkler’le kardeşçe ilişkiler politikası çok eskiye dayanır... AKEL’ciler her zaman Kıbrıslıtürkler’e daha yakındılar... Çünkü sağ partilerde aşırı görüşlüler vardı, daha radikal elemanlar vardı sağ partilerde.

SORU: Her iki taraf için de geçerli bu...
HRİSTAKİS VRAHNU:
AKEL, iki toplumu her zaman biraraya getirmeye çalışıyordu...

SORU: Bu beş kişi halen hayatta mıdır?
HRİSTAKİS VRAHNU
: P. köyünün o günlerdeki muhtarı Y., “öncü”lerden biriydi... Yani astığım astık, kestiğim kestik... Aradan bir yıl geçmemişti ki, 24 yaşındaki oğlu kalp krizinden ölmüştü, bu çocuk Yunanistan’da askerdi...  Eden bulur derler ya, işte öyle bir şey...

SORU: Ramadan Ahmet’i öldürenler de aynı kişiler miydi?
HRİSTAKİS VRAHNU:
Evet, aynı kişilerdi. Bunlardan biri P. idi, şu anda P. köyünde ................ Bir gün o köye gitmiştik eşimle birlikte – lokantamız için bir sağlık sertifikası almak üzere o köye gitmiştik... P., Evretu köyünde yaşlı kadınla çocuğunu öldürenler arasındaydı, bana söylediği o zaman Makarios’un “Katiller yakalansın” diye emir verdiğinde, babamın konuşmasından korkmuşlar... Ben karımla hastaneye gitmiştik, sertifika almak üzere ve P. de oradaydı... Ve bizzat kendisi bana o genç çocuğu (yani Ramadan’ı) öldürenleri saymıştı... Ramadan Tera’dan Arodez’e gitmekteydi ve onu öldürmüşlerdi. Motorunu da almışlardı. Onu öldürenlerden biri Ramadan’ın motorunu almış ve Polemi’ye götürmüştü... Ramadan’ı Polemi köyüne gömmüşlerdi. Motorunu da son zamanlara kadar “B.” lakaplı kişi tutmaktaydı... “B.” de onu öldürenler arasındaydı... Belediye temizlikçileri arasındaydı. Hayattadır bu adam... P. de hayattadır ve P. köyünde .......... görevindedir. Kahvelerde yaptıklarıyla övünen birisiydi bu...
1974’te nüfus değiş-tokuşu olmuştu... Tüm Kıbrıslıtürkler kuzeye gitmişti, tüm Kıbrıslırumlar da güneye gelmişti.
Ben 1974’te 16 yaşındaydım... Benim köyümden benden daha büyük insanlar, mesela 24-25 yaşlarındaki insanlar, arabalarına atlayıp Evretu köyüne gidiyorlardı birşeyler satın almaya Kıbrıslıtürkler’den çünkü Kıbrıslıtürkler köyden ayrılacaktı. Mesela bir masa satın alıyorlardı, sandalye satın alıyorlardı falan... Ben 16 yaşındaydım ama babamın hikayesini hatırlıyordum, Evretu köyüyle bağlantılıydı babamın hikayesi çünkü yaşlı kadınla çocuğunun öldürülmesine tanık olduğu için öldürülmüştü babam...
Evretulu bir Kıbrıslıtürk’e “Babamı tanır mıydın acaba?” diye sormuştum. Bu Kıbrıslıtürk kimdi, bilmiyordum, tanımıyordum...
“Kimdi baban?” diye sormuştu bana.
“Babam Yiolu’dandı, kasaptı, Kiriakos  ya da “Çirgas” diye bilinirdi...”
Yaşlı bir Kıbrıslıtürk’tü bu, sanırım şimdi hayatta değildir çünkü 1974’te 60 yaşlarında falandı bu adam...
“Baban, benim kardeşim gibiydi” demişti bana... “Bana çinko verirdi, tavuk verirdi, odun verirdi... Evimden ne istersen al, senden para alamam çünkü baban bana herşey verirdi...” demişti...
Benden tek kuruş almamıştı...

SORU: P. köyündeki P. size konuştu yani...
HRİSTAKİS VRAHNU:
Evet, hastanedeyken konuştu bana, Ramadan’la ilgili de konuştu, motosikletini kimin aldığını, Ramadan’ın cesedini kimin taşıdığını falan anlattı... Onu bir kuyuya gömmüşler...

SORU: Neden öldürmüşlerdi yaşlı kadınla oğlunu? Ve Ramadan Ahmet’i... Birileri size bunu söyledi mi acaba?
HRİSTAKİS VRAHNU:
1964’te Türk uçakları bombardıman yaptığında, P. köyünde stadyum bombalanmış ve burada 11-12 kişi öldürülmüştü... Bu bombardımanda öldürülenlerin arkadaşları veya akrabaları olabilir, “intikam” almak istemişler... Ve pek çok insan öldürmüşler – bu insanlar bir sorun yarattığı için değil, “intikam” amaçlı öldürülmüşler. Yorgacis ise onları koruduğu için, dilediklerini yapmışlar...

SORU: P. size konuşurken neler hissettiydiniz?
HRİSTAKİS VRAHNU:
Onlardan nefret ettiğimi hissediyordum çünkü bunlardan birisi babamı öldürmüştü... Ona hiçbir şekilde saygı duymadığımı, onları affedemeyeceğimi hissediyordum. Onları affetmiyorum çünkü hiçbir zaman babasız geçirdiğim o korkunç yılları unutmadım ben. Babasız geçirdiğim günleri düşündükçe, onların da bir şekilde benzer bir acı yaşayıp bunun ne demek olduğunu hissetmelerini istiyorum, bir şekilde bedelini ödemeliler babama ve bize yaptıklarının, ruhum ancak o zaman huzur bulabilir çünkü.
Onu affetmedim yani...

SORU: Her yerde, örneğin Rwanda’da veya Almanya’da veya Bosna’da özel mahkemeler kuruldu ve savaş suçu işleyenleri yargıladılar, ceza verdiler... Ancak Kıbrıs AB üyesi olduğu halde, ortada hiçbirşey yoktur... Yapılan müzakerelerde de insani konular asla gündeme getirilmiyor... Çünkü eğer bu konular konuşulup tartışılmazsa, bu acıları yaşayanların ruhları hiçbir zaman yatışmayacak...
HRİSTAKİS VRAHNU:
Babamın tarihi bir yerlerde yazılacaksa, yapılacak en sade şey şudur: Bizler gelip geçiciyiz, sonsuza dek yaşamayacağız... Benim babam hiç beklenmedik biçimde öldürüldü, hiç kimseye herhangi bir biçimde hiçbir zarar vermemişti... Herkes babamın sebepsiz yere öldürüldüğünü söylüyor... Büyük bir adaletsizlikti bu... Oradan tesadüfen geçiyordu ve “Aman bizi polise bildirmesin” diyerek öldürdüler babamı. Tek suçu, görgü tanığı olmaktı, Evretu köyünde öldürülen yaşlı kadın ve oğlunun cinayetine görgü tanığı olduğu için öldürüldü babam... Onları hiçbir zaman affetmek için herhangi bir neden yok... Çünkü ben hiçbir zaman babamla birlikte olamadım, onunla çeşitli anılarımı paylaşamadım... Bunu anlayabilmek için yaşamak lazımdır, babasızlığın ne olduğunu anlayabilmek için yaşamak lazımdır...
Babanın yokluğu ne demektir? Sana maddi, manevi yardımda bulunacak birisinin olmamasıdır, psikolojik ve her türlü destek verecek birisinin olmamasıdır. Babanı kaybetmek çok korkunç birşeydir, bir travmadır...
Hastanedeyken P. bana, babamın davasının nasıl kapatıldığını da anlattı. O dönemki İçişleri Bakanı Yuannidis’i aramış ve “O dosyayı kapatın, çöpe atın” demiş... Babamı öldürenler arasında Polemililer de vardı, Yorgacis’le çok iyi ilişkileri vardı. 1964’te Polemi’nin bombalanmasında 11 kişi öldürüldüğü için bu olaylara başka türlü bakıyorlardı. Böylece işlenen cinayetlerin üstü örtülüyordu...

SORU: İşte bugün tüm bunların sonuçları ortada duruyor!... Benim sormadığım, sizin eklemek istediğiniz başka bir şey var mıdır?
HRİSTAKİS VRAHNU:
Evet... Bu cinayet bir “faili meçhul” olarak kaldı, pek çok diğer cinayet gibi... Cinayete kurban giden birisinin çocuğu olarak hiçbir zaman ruhumuz yatışmayacak...

SORU: Bu bölgenin timlerine ne tür destek sağlanıyordu?
HRİSTAKİS VRAHNU
: Lagodondis hikayesini biliyor musunuz? Milli istihbarat teşkilatının başındaydı bu adam, yani “KİP”in, pek çok cinayetin ve bu timlere silah desteğinin arkasında bu adam vardı... Polikarpos Yorgacis’in timleri vardı – “milli hedefler”i vardı bunların... Bunlar silahlarla destekleniyor, siyasi koruma veriliyordu kendilerine... Böylece istediklerini yapabiliyorlardı, korkusuzca... (Nisan 2010)…”

Bu yazı toplam 1093 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar