1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Rakamlarla ve hikayelerle Kıbrıs’ta göçün haritası
Rakamlarla ve hikayelerle Kıbrıs’ta göçün haritası

Rakamlarla ve hikayelerle Kıbrıs’ta göçün haritası

Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (PRIO) Lefkoşa Merkezi proje danışmanlarından Araştırmacı Mete Hatay, “Kıbrıs’ta Ülke-içi Zorunlu Göçler: Sivil ve Askeri Çatışma Sonuçlarının Haritalanması” projesiyle her iki tarafın birbiriyl

A+A-

PRIO Lefkoşa Merkezi proje danışmanlarından Araştırmacı Mete Hatay, “Kıbrıs’ta Ülke-İçi Zorunlu Göçler: Sivil ve Askeri Çatışma Sonuçlarının Haritalanması” projesinin detaylarını Face to Face’e anlattı

 

 

Rakamlarla ve hikayelerle Kıbrıs’ta göçün haritası

 

 

·        “Her iki tarafta da yerinden edilmiş veya edilmemiş, mülkünden olmuş veya olmamış herkes ya resmi duruşu olduğu gibi benimsemiş ya da tamamen reddetmişti. Bölünmüşlüğün her iki cephesinde de insanlar, pek çok çeşitli söylem arasında geri dönmeye duydukları özlem kadar, bunu gerçekçi bir olasılık olarak görmediklerini de dile getirdi”

 

·        “Bazıları geri dönmeyi arzularken, bazıları da oldukları yerde kalma konusunda ısrarlı olup bir kez daha yerinden edilmeyi reddediyor. Bu arzular medyaya ve siyasi söylemlere yansıdığı gibi, yerinden edilmiş olan pek çok Kıbrıslının hem siyasi geleceği, hem de kayıplarına dair kişisel deneyimlerini nasıl algıladığını da şekillendiriyor”

 

·        “Amacımız, diğer toplumu oluşturan kişilerin deneyimlerinin daha iyi anlaşılmasını ve bu deneyimlerin hem bugünkü yaşamlarını, hem de geleceğe dair umutlarını nasıl şekillendirdiğinin daha iyi kavranmasını sağlamak”

 

·        “Umudumuz, bu çabalar sayesinde her iki tarafın da birbiriyle çelişen bakış açılarını, endişelerini ve beklentilerini anlayıp yapıcı bir şekilde tartışabilmesini ve bir noktada, onları bölen sorunlara olası ortak çözümler aramasını sağlamaktır”

 

 

Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (PRIO) Lefkoşa Merkezi proje danışmanlarından Araştırmacı Mete Hatay, “Kıbrıs’ta Ülke-içi Zorunlu Göçler: Sivil ve Askeri Çatışma Sonuçlarının Haritalanması” projesiyle her iki tarafın birbiriyle çelişen bakış açılarını, endişelerini ve beklentilerini anlayıp yapıcı bir şekilde tartışabilmesini ve bir noktada, onları bölen sorunlara olası ortak çözümler aramasını sağlamayı amaçladıklarını söyledi.

   Hatay, analistler ve müzakereciler bugün pek çok farklı koşulda yaşayan, pek çok farklı şekilde yerinden edilmiş insan olduğunu kabul etse de, şimdiye dek yerinden edilme rotaları, şimdi yaşanan yer ve bunların mevcut siyasi ve ideolojik görüşlerle, olası bir çözüme dair bakış açılarıyla olan ilişkilerini açıkça ortaya koymaya yönelik sistematik hiçbir çaba gösterilmediğini kaydetti.

   Hatay, söz konusu projenin kimin ne zaman yerinden edildiğini, yerinden edildikten sonra geride kalan orjinal yaşam alanına ne olduğunu ve şimdi yaşadıkları yeri belirlemeye yönelik temel bir araştırmayı içerdiğini de anlattı.

   Hatay, www.prio-cyprus-displacement.net adreside hayat hikayeleri yanında 1958 yılından beri çatışmalara bağlı olarak insanların yerlerinden edilmiş olmasından etkilenmiş köy ve kasabaların listesine de ulaşılabildiğini belirtti.

 

KARŞILIKLI ANLAŞABİLMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER...

 

·        Soru: Proje nasıl ortaya çıktı ve amacı nedir?

·        Hatay: Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler arasında ilk kez 1958 yılında patlak veren çatışma ve şiddet olayları, bazı karma köylerde insanların toplu halde yerinden edilmesine yol açmıştı. 1963 yılı sonunda iki toplum arasında çatışmalar yeniden başladığında, yerinden olanlar, genelde, korunan anklavların sağladığı güvenli ortam için köylerini terk eden Kıbrıslı Türkler olmuştu ki BM’ye göre bu 25 bin kişiydi. Bu kişilerin evlerinin çoğu yağmalanıp yıkılmıştı. Bunun yanında 1200 Ermeni ve Rum, Lefkoşa bölgesinde bulunan evlerini terketmek zorunda kalmıştı. Son olarak, 1974 yılında ise Kıbrıslı Rumlar, tahminlere göre yaklaşık 160 bin kişi, ilerleyen Türk ordusundan kaçmak için kuzey Kıbrıs’taki yerlerini terk etmişlerdi. Onların da geride bıraktığı mülklerin büyük kısmı yağmalanmış ve çoğu daha sonra, güneyden kaçmış veya göç etmiş olan Kıbrıslı Türklere verilmişti. Kıbrıslı Rum mülkleri, ayrıca, adanın kuzey kesimindeki evleri daha önceden yıkılmış olan Kıbrıslı Türkler ile bu dönemde Türkiye’den göçle gelen Türklere de verilmişti. Adanın güneyinde ise, 1974 yılında kuzeye geçen Kıbrıslı Türklerin, tahminlere göre yaklaşık 55-60 bin kişinin geride bıraktığı mülklerin büyük bir kısmı, başta mülteci olanlar olmak üzere, Kıbrıslı Rumlara tahsis edilmişti. Tahminlere göre 1974 yılında yerinden edilmiş Kıbrıslıların sayısı, Kıbrıslı Rum nüfusunun üçte biri ve Kıbrıslı Türk nüfusunun yarısı olmak üzere, toplam 215 bin civarındaydı.

1960’lı yıllarda yaşanan toplumlararası şiddet olaylarının, ardından 1974 yılında adanın bölünmesiyle son bulan olayların sonucunda evlerini ve mülklerini kaybetmiş, yerinden edilmiş bu insanların haklarının tesisi, halen askıda olan ve karmaşık olduğu kadar ayrılığa da yol açan bu konu, müzakerelerin ana temalarından da biri. PRIO olarak bu projeyle amacımız, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin, birbiriyle çatışan bakış açılarını ve endişelerini daha iyi anlayabilmelerine yardımcı olmaktır. Karşılıklı anlaşabilmenin önünde, uzun yıllardır yerinden edilme ve yeniden yerleşim güzergahlarına dair bilgilerin yetersiz olması; her iki tarafın yerinden edilmiş insanlara ve terk ettikleri mülklere ilişkin hukuki düzenlemelerine dair kısıtlı bilgiye sahip olunması; geçmişe ve yerinden edilmiş kişilerin çektiği sıkıntılara dair tek taraflı anlatıların baskın olması nedeniyle diğer topluma duygusal bir yakınlık hissedilmemesi; yerinden edilmiş kişilerin sorunlarının nasıl çözülebileceğine dair yapıcı toplumlararası diyaloğun yetersiz olması; çatışma sonrası benzer durumların ele alındığı ve anlamlı derslerin çıkarılabileceği daha kapsamlı bir bakış açısının bulunmaması gibi bir dizi engel bulunuyor.

 

 

ENDİŞE VE BEKLENTİLERİ ANLAMAK...

 

Kıbrıs’ta yerinden edilme konusu, PRIO Kıbrıs Merkezi’nde (PCC) sürekli olarak ana araştırma başlıklarından birini oluşturmuştur. “Güven Tesisi ve Uzlaşma İçin Diyalog: Kıbrıslılar Mülkiyet Konusuna Yeni Yaklaşımlar Arıyor” adlı projemizin ve bu projenin çok önemli bir kısmını oluşturan “Kıbrıs’ta Ülke-içi Zorunlu Göçler: Sivil ve Askeri Çatışma Sonuçlarının Haritalanması” projesi aracılığıyla, bahsi geçen engellerin aşılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. AB Komisyonu tarafından sağlanan fonlarla yürütülen projenin amacı hem Kıbrıslıların daha iyi bilgi ve belgelere, hem de çatışmaya bağlı olarak yerinden edilmiş olmaya bağlı sorunlara ilişkin kolaylaştırılmış diyaloğa duyduğu ihtiyacı ele almaktır. Umudumuz, bu çabalar sayesinde her iki tarafın da birbiriyle çelişen bakış açılarını, endişelerini ve beklentilerini anlayıp yapıcı bir şekilde tartışabilmesini ve bir noktada, onları bölen sorunlara olası ortak çözümler aramasını sağlamaktır.

 

 

ΥEREL DÜZEYDE DİYALOG...

 

 

·        Soru: Proje kapsamında neler yapıldı?

·        Hatay: Proje, diyaloğu kolaylaştırarak ve araştırma temelli belge ve analizleri internet üzerinde erişilir kılarak bu sorunların aşılmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bu bağlamda yerinden edilme ve yeniden yerleşme rotalarını belirledik. Farklı şekillerde yerinden edilmiş kişilerin bugün farklı koşullarda nasıl yeniden yerleşmiş olduklarının ve ilgili hukuki düzenlemeleri kaydettik. Υerel düzeyde diyalog sağlamaya çalıştık. Yerinden edilme, yeniden yerleşim sürecinin farklı durumlarda nasıl gerçekleştiğini inceleyerek ve herhangi bir olası yerleşme durumundan etkilenecek olan yerel paydaşlar arasında diyaloğu kolaylaştırarak, endişelerin dile getirilebileceği ortamları sağladık. Yerinden edilmiş veya yerinden edilme yüzünden çeşitli biçimlerde etkilenmiş kişilerin öykülerini belgeledik ve yerinden edilme, kayıp ve hatırlama ile unutma politikalarına dair kısa belgesel filmleri internet üzerinden paylaşıyoruz.

 

 

YERİNDEN EDİLME VE TEKRAR YERLEŞİM GÜZERGAHLARI...

 

 

·        Soru: “Yerinden edilme ve tekrar yerleşim güzergahları”derken neyi kastettiniz ve bu konuda nasıl bir çalışma yaptınız? Bu tür bir araştırma ilk defa mı yapıldı?

·        Hatay: “Yerinden edilme ve tekrar yerleşim güzergahları” ifadesiyle kastedilen, 1958 yılından itibaren toplumlararası çatışmalar yüzünden yerinden edilmiş Kıbrıslıların tarihi, coğrafi ve nüfus bilgileridir. Bu bilgiler, insanların bu şekilde başka yerlere taşınmalarından etkilenen yerleşim birimleri çerçevesinde düzenlenmişti. Başka bir deyişle, insanların yerinden edildiği veya yeniden yerleştirildiği köy ve kasabaları konu alıyor. Bölgeler için 1960 yılındaki sınır ve adlar kullanılmış, köy ve kasabaların adları ise Yunanca, Türkçe ve İngilizce olarak hâlihazırda benimsenmiş standartlara göre verilmiştir. Sitedeki haritanın üzerindeki bir kazanın adını tıklatıp, o bölgede 1958 yılından beri çatışmalara bağlı olarak insanların yerlerinden edilmiş olmasından etkilenmiş köy ve kasabaların listesine ulaşabiliyorsunuz.

Analistler ve müzakereciler bugün pek çok farklı koşulda yaşayan, pek çok farklı şekilde yerinden edilmiş insan olduğunu kabul etse de, şimdiye dek yerinden edilme rotaları, şimdi yaşanan yer ve bunların mevcut siyasi ve ideolojik görüşlerle, olası bir çözüme dair bakış açılarıyla olan ilişkilerini açıkça ortaya koymaya yönelik sistematik hiçbir çaba gösterilmedi. Bu faaliyet, kimin ne zaman yerinden edildiğini, yerinden edildikten sonra geride kalan orijinal yaşam alanına ne olduğunu ve şimdi yaşadıkları yeri belirlemeye yönelik temel bir araştırmayı içeriyor.

 

 

İKİ AYRI HUKUK SİSTEMİ...

  

Bu faaliyetin bir diğer kısmı hukuki konuları ele almakta ve Kıbrıs’ın hem kuzey, hem de güney kesimlerinde yerinden edilmiş insanlara ve terk edilmiş mülklere dair hukuki düzenlemelerin bir dökümünün analitik bir çalışmayla oluşturulmasını kapsamaktadır.

1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki toplumlu yapısı çöktüğünden beri, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler neredeyse apayrı hukuk sistemlerinde yaşamaktadırlar. Kıbrıslı Rumlar bugüne kadar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yapıları çerçevesinde, ancak Kıbrıslı Türklerin katılımı olmadan varlık gösterirken, Kıbrıslı Türkler kendi idari yapılarını oluşturdular. 1974 yılına kadar Kıbrıs Türk toplumunda, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1964 öncesi dönemden kalma anayasası ve kanunları ile o dönemdeki fiili Kıbrıs Türk yönetiminin belirlediği yeni kanun ve yönetmelikler uygulanmaktaydı. 1974 sonrası dönemde ise Kıbrıs Türk yönetimi zamanla biçim değiştirerek kuzey Kıbrıs’ta fiili bir devlete dönüştü. Bu yüzden de Kıbrıs’ta iki ayrı hukuk sistemi uygulanmaktadır.

Projenin yasal ayağının bir diğer unsuru, Kıbrıs’ın kuzey ve güney kesimlerindeki hukuksal düzenlemeleri, yerinden edilmiş kişiler ve terk edilmiş mülkler açısından inceleyen bir raporun oluşturulması. Bu raporda, ilgili hukuki düzenlemelerin Kıbrıs müzakereleri açısından ne anlama geldiğini inceleyen bir bölüme de yer vereceğiz. Bu çalışma da son aşamadadır. 

 

 

·        Soru: Yerel düzeyde diyalogdan bahsettiniz. Bu çalışmayı nasıl yaptınız?  

·        Hatay: Yerinden edilme ve yeniden yerleşme sürecinin farklı durumlarda nasıl gerçekleştiğini inceleyerek ve olası herhangi bir çözümden etkilenecek olan yerel paydaşlar arasında diyaloğu kolaylaştırarak, endişelerin dile getirilebileceği ortamların sağlanmasını hedefledik. Adanın dört bir yanındaki farklı bölgelerden odak grupları bir araya getirdik, bu gruplar mülklerini nasıl kaybettiklerinin sürecini, yeniden nasıl yerleştiklerini ve adadaki mülkiyet konusunun nasıl çözülebileceğine dair görüşlerini tartıştılar.

 

 

HAYAT HİKAYELERİ VE BELGESEL...

 

·        Soru: Hayat hikayeleri ve belgesel konusunda da bilgi verir misiniz?

·        Hatay: Kıbrıs’ta son elli yıldır yaşanan ve insanları yerinden eden olaylar, köyleri yok etmiş, insanların toprakla olan bağını koparmış ve adanın toplumsal coğrafyasını yeniden belirlemiştir. Yerinden edilmiş olan 215 binden fazla Kıbrıslı için evlerinden kaçıp başka bir yere yerleşmiş olmak, kişisel düzeyde kalıcı bir travma olduğu gibi, pek çok insan için de siyasi bir meseledir. Bazıları geri dönmeyi arzularken, bazıları da oldukları yerde kalma konusunda ısrarlı olup bir kez daha yerinden edilmeyi reddediyor. Bu arzular medyaya ve siyasi söylemlere yansıdığı gibi, yerinden edilmiş olan pek çok Kıbrıslının hem siyasi geleceği, hem de kayıplarına dair kişisel deneyimlerini nasıl algıladığını da şekillendiriyor. Dahası, adanın bölünmüş olması, Yeşil Hat’tın her iki tarafındaki Kıbrıslıların sadece kendi acı ve kayıplarına odaklandığı ve diğer toplumdaki kişilerin deneyimlerini algılayamadığı yaklaşık 40 yıllık bir süreci getirdi. Bu proje, zamanında yerinden edilmiş olan hem Kıbrıslı Rumların, hem de Kıbrıslı Türklerin yaşam öykülerini bir araya getiriyor. Amacımız, diğer toplumu oluşturan kişilerin deneyimlerinin daha iyi anlaşılmasını ve bu deneyimlerin hem bugünkü yaşamlarını, hem de geleceğe dair umutlarını nasıl şekillendirdiğinin daha iyi kavranmasını sağlamak. Yaşam öykülerine ilişkin bir dizi derinlemesine görüşmeyle, yerinden edilmiş Kıbrıslılara kaçmalarına yol açan koşulları, nasıl kaçtıklarını, geride neler bıraktıklarını ve başka bir yere yerleşip yeni bir yaşama nasıl uyum sağladıklarını sorguladık. Bunlara ek olarak bu deneyimlerin bugünkü yaşamlarıyla benlik ve kimlik duygularını nasıl biçimlendirdiğini ve hem kendileri, hem de çocukları için gelecekten neler umduklarını da anlatmalarını istiyoruz.

Projenin bu kısmı, yerinden edilmiş veya yerinden edilme sonucu bir şekilde etkilenmiş kişilerin yaşam öykülerinin derlenip yaygınlaştırılmasını kapsıyor. Bu çalışmanın amacı söz konusu öykülerin daha az bilinen unsurları hakkında halkı bilinçlendirmek ve genelde resmi anlatıların içine yedirilen öyküleri hem bireysel, hem de bölgesel yaşam öyküleri çerçevelerine yerleştirmektir. Öyküler sadece yerinden edilme anlatılarını değil, yeniden yerleşme ve bugün orijinal yaşam alanlarını ziyarete gitme hikâyelerini de kapsamaktadır.

www.prio-cyprus-displacement.net sitesinde yer alan kısa belgeseller de yaşanan çatışmanın insanları birebir nasıl etkilediği fikrine temelleniyor. Filmin yapımında hem çeşitli mülklerin şiddet olaylarıyla nasıl el değiştirdiğini, hem de pek çok Kıbrıslı için mülk kaybının bireysel olarak yaşadıkları ihlali ve bir yaşam tarzının yitip gitmesinin simgesi olduğunu göstermek için görüşme ve arşiv görüntülerinden faydalanıldı. Kıbrıslı Rumlar 30 yıldır askıda kalmış evlerine dönecekleri günün gelmesini beklerken, Kıbrıslı Türklere yerleşmeleri, yaşamlarına devam etmeleri ve geçmişi unutmaları söylenmişti. Her iki tarafta da yerinden edilmiş veya edilmemiş, mülkünden olmuş veya olmamış herkes ya resmi duruşu olduğu gibi benimsemiş, ya da tamamen reddetmişti. Bölünmüşlüğün her iki cephesinde de insanlar, pek çok çeşitli söylem arasında geri dönmeye duydukları özlem kadar, bunu gerçekçi bir olasılık olarak görmediklerini de dile getirdi. Film, mülk temelli anlaşmazlıkları ve eve dönüşleri, olağanca karmaşıklığıyla yansıtmaya çalışıyor.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1433 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler