1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Rahat Durmuyoruz! Şimdi de Hindistan’a gidiyoruz!
Rahat Durmuyoruz! Şimdi de Hindistan’a gidiyoruz!

Rahat Durmuyoruz! Şimdi de Hindistan’a gidiyoruz!

Feminist Atölye olarak, 31 Ekim-4 Kasım 2012 tarihleri arasında ASAP (Asia Safe Abortion Partnership –Asya Güvenli Kürtaj Ortaklığı) tarafından Hindistan, Bombay’da düzenlenecek olan Güvenli Kürtaj Hakkı ve Cinsel Sağlık savunuculuk eğitimine

A+A-

 

 

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

 

Asya Güvenli Kürtaj Ortaklığı (ASAP) Güvenli Kürtaj ve Cinsel Sağlık Avukatlık Eğitimi

Feminist Atölye olarak, 31 Ekim-4 Kasım 2012 tarihleri arasında ASAP (Asia Safe Abortion Partnership –Asya Güvenli Kürtaj Ortaklığı) tarafından Hindistan, Bombay’da düzenlenecek olan Güvenli Kürtaj Hakkı ve Cinsel Sağlık savunuculuk eğitimine katılıyoruz.

ASAP 2008 yılında, Kürtaj için Uluslararası Konsorsiyum (International Consortium for Medical Abortion-ICMA) destekleri ile özellikle güvenli olmayan kürtajı engelleyerek kadınların cinsel sağlık ve üreme haklarını geliştirmek amacı ile kurulan bir örgüt. ASAP, kuruluşundan bu yana çeşitli uluslar arası organizasyonlarla işbirliği yaparak, güvenli kürtajın önemini vurgulayan eğitimler veriyor.

 2011 yılında ASAP öncülüğünde Pakistan ve Hindistan’da “Güvenli Kürtaj Danışma Hattı” oluşturulmuş ve bu konuda yardım almak isteyenlere 24 saat danışmanlık servisi sağlanmaya başlanmıştır.

ASAP, kadınların cinsel sağlık ve üreme haklarını korumak, desteklemek ve sırası geldiğinde de bu hakları geliştirmek için, ayrıca güvenli olmayan “merdiven altı” kürtajı engellemek için mücadele vermekte ve yasal düzenlemelerle güvenli kürtaja ulaşımı geliştirme hedefini benimsemektedir.

Düzenlenen bölgesel ve uluslar arası savunuculuk eğitimleri ile cinsel sağlık ve üreme hakları ile ilgili deneyimlerin ve bilgilerin paylaşılabileceği, stratejik düşünme ve planlama yöntemlerinin geliştirileceği kolektif bir vizyon oluşturma amaçlanmaktadır.  FEMA olarak kadınların cinsel ve bedensel hakları doğrultusunda ortaya koyduğumuz söz ve pratiği geliştirmek, küresel dayanışmayı güçlendirmek için biz de bohçaları topladık, Bombay’e gidiyoruz.

 


Uçan Süpürge Son Yılların En Cinsiyetçi Reklamlarını Seçti

Reklamlar Ayrımcılığın Farkında Değil!

 

 

 

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, 2003’te kurduğu “Yerel Kadın Muhabirler Ağı” kapsamında “Demokrasi Yayında” adlı bir proje başlattı. Proje kapsamında gerçekleştirilen eğitimin ilk haftasında muhabirler televizyon, gazete-dergi ve internet medyasında yayınlanan reklamları kadın bakış açısıyla inceledi. Sonuç: Ana akım medyada gösterilen ve her dakika milyonlarca kişiye ulaşan farklı sektörlerden ürünlerin reklamları cinsiyetçi, hatta kadın düşmanı, heteroseksist ve çocuklara cinsiyet ayrımcılığını benimsetmek için mükemmel birer araç! Reklamlarda kadınlar iki grupta temsil ediliyor. İlki: çim, kahve, kan gibi inatçı lekeleri çıkaramadığı için matem tutan, çamaşır veya bulaşık makineleri kireçlendiği için mutsuz olan, doğum günleri veya anneler gününde mini fırın hediyesiyle mutluluktan uçan… İkinci grup ise; dondurmayla hazzın doruklarına çıkan, tüyü alınmış bacaklarıyla baş döndüren, makyaj, giyim, kuşam, saç ve ‘erkek tavlama’ dışında derdi olmayan… Eğitime İzmir, Ankara, Denizli, Samsun, Antalya, İstanbul, Eskişehir, Bursa, Gaziantep, Çanakkale ve Kuzey Kıbrıs’tan katılan muhabirlerin kendi seçtikleri reklam yorumlarından bazıları şöyle:

ECE TEMİZEL, İstanbul / Polisan boya reklamı
“Bir kadın dışarı çıkacak, makyaj yapıyor. Duvar boyasıyla makyajın ne alakası var demeye kalmadan kadının hazır olup olmadığını anlamaya çalışan adamın sesi devreye giriyor. Tam burada geçmişten beri erkek zihniyetin klişesi göze çarpıyor: kadınlar geç hazırlanır. Bu bile reklamı kara listeye almanıza yeterliyken, o da ne? Hızlıca yerinden kalkan kadın Polisan’la boyanmış duvarın önüne geçiyor ve seksi bir duruştan sonra adamın süzüşü ekrana geliyor ve reklamın sloganı: “Polisan ile boyanan duvarların önünde her şey çok çekici. Ben böyle bir reklamı animasyonlarla çekmeyi tercih ederdim, böylece cinsiyetçilik tuzağına da düşmezdim.”

Elif KUTLU, İstanbul / Bosch bulaşık makinesi reklamı
“Her gün yeni bir TV kanalında ya da yeni bir reklamda toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle ilgili baskın imgeler kullanılan reklamlarla karşılaşıyoruz. Kimi naif gelse de kimi ‘yok artık’ dedirtecek cinsten. Bu kez bir bulaşık makinesi reklamı bize bu sözleri sarf ettiriyor. Aile büyükleri ve ‘evin erkeği’ içeride oturup TV izlerken ‘evin kadını’ içerde/mutfakta bulaşık yıkıyor. O sırada bir çocuğun koşa koşa annesine yardım ettiği fark ediliyor. Bu çocuğun bir kız çocuk olması garip değil. Çünkü zaten reklamda roller bir şekilde bölüşülmüş. Evin erkeği TV izliyor. Kadın ise bulaşık yıkıyor; kısaca bakım emeğine sıkıştırılmış. Birden reklamda daha da rahatsız edici bir şey oluyor. Kadının küçük oğlu yürümeye başlıyor. Kadınsa bulaşık yıkadığı için oğlunun ilk adımını görememiş oluyor. Reklamı izlerken kadının bulaşık makinesi gibi kullanılmasından çok annelik görevini yerine getiremediği için üzülen bir hali var. Oysa kadın “Bana biraz yardım etseydiniz, belki de hep birlikte oturup izlerdik bu durumu” dese çok şey değişebilirdi.”

Ezgi YAMAN, Ankara / Toyota reklamı 
“Çocukların oynadığı reklamlar çok sempatik bulunur. Toyota reklamında da çocuklar tüm sempatiklikleri ve doğallıklarıyla babalarının iyi özelliklerini, güçlü yönlerini vurguladıktan sonra onları Toyota’ya benzeterek bu gibi olumlu özellikleri baba figürünü özdeşleştiriyorlar. Otomobiller güç ve hızla ilişkilendirildiği için erkeklerle birlikte anılıyor. Nerede kırılganlık, naiflik, yavaşlık varsa kadınlar da orada gösteriliyor. Bu reklamları çoluk çocuk herkes izliyor, bu kadar sorumsuz davranılmasa olmaz mı?”

Gökçe ATEŞ, Antalya / Mr. Muscle reklamı
“Hikaye hep aynı: Mutfağında yağlı ve inatçı lekeleri temizlemeye çalışan bir kadın, kadının imdadına yetişen Mr. Muscle ve reklamın sonunda ışıl ışıl parlayan bir mutfak. Reklam mutfağı kadınların mekanı olarak göstermekle kalmıyor, bu görevde zorlukla karşılaşırsa derdine kaslı/güçlü bir erkeğin çare olabileceğini de söylüyor. Kadınlara leke çıkarma gücü bile verilmiyor; aksine erkeğe bağımlılık, güçsüzlük vurgulanıyor… Mr. Muscle reklamı çekilirken; mutfakta sadece anne ve çocuk değil baba imgesinin de yer alması, babanın da mutfak temizliğinde eşiyle birlikte çalıştığı bir sahnenin eklenmesi, ürünün süper kahramanı olmaması bu reklam filmini toplumsal cinsiyet ayrımcı görüntüsünden kurtarabilirdi. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.”

Gökçenur YEŞİLYURT, Ankara / Fiat otomobil reklamı
“Arabasıyla evin önünde bekleyen sevgilisini saatlerce bekleteceği anlaşılan kadının ‘bir türlü hazırlanamaması’ sorunu üzerine bir reklam bu. Kadınların yavaşlığı bekletirse, arabanın hızlılığı o bekleme süresini eğlenceli anlara dönüştürebilir mesajı veriliyor. Kadının süse düşkün ve kararsız biri olarak resmedilmesi de cabası. Ama izleyenler nedense erkeğin çaktırmadan felekten bir gece çalmasını tebessümle izlerken, kadına bakıp “bütün kadınlar böyledir” klişesini tekrarlayıp dururlar. Reklamlar düşünmeden, sorgulamadan yaşayıp gidenler toplumlar yaratıyor işte!”

İlayda VURDUM, Antalya / Opet akaryakıt reklamı
“Arabası yolda kalan Ajda Pekkan’ın imdadına bir çizgi kahraman yetişiyor, tabii ki erkek.
Reklamın bu ilk birkaç saniyelik kısmında erkeklerin yolda kalmış, sarışın kadın fantezisine sesleniliyor ve yol kenarında yardım bekleyen bir kadın aslında flörte açıktır mesajı pekiştiriliyor. Reklamın ilerleyen saniyelerinde Ajda Pekkan’ın yaşından genç görünmesi, özellikle seçilmiş kırmızı spor araba ve kadın cinsiyeti, benzinin uzun performans süresiyle eşleştiriliyor. Çünkü genç kalmayı başarmak performanstaki başarıyı gösterirken, bu güzelliğe gözünü diken erkeğin ‘performansı’ merak konusu. Bir de tabii, erkeklerin ‘kız gibi araba’ fantezisi…”

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 608 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler