1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Portakal suyu ithalatı yasaklanmalı
Portakal suyu ithalatı yasaklanmalı

Portakal suyu ithalatı yasaklanmalı

EKOKOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

 

Bu hafta Güzelyurt’ta narenciye sektörünü ele alıyoruz... Saldam Portokal suyu üreticisi Ahmet Saldam, ortağı ve kardeşi Hüseyin Saldam’la yetiştirdikleri portakalları, %100 doğal meyve suyuna dönüştürerek Güzelyurt bölgesine yatırım yapmış. “Amacımız yatırımımızı büyütmek geliştirmek ama şu an önümüzü göremiyoruz, bu hedefi nasıl gerçekleştirelim” diye soruyor Ahmet Saldam. Ahmet bey, Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın “portakal suyu ithalatı yasaklanmalıdır” önerisine de dikkat çekiyor ve üreticiler olarak bu öneriye %100 destek verdiklerini kaydediyor.

 

Portakal suyu ithalatı yasaklanmalı

 

Dilek ÖNCÜL

 

“ÖNÜMÜ GÖRMEZSEM NİYE YATIRIM YAPAYIM”

YD: Portakal suyu üretimine ne zaman başladınız?

Ahmet Saldam: Portakal suyu işini biz aşağı yukarı 4 yıldır yapıyoruz ama profesyonel olarak ikinci yılımızdayız. Son iki yıldır makinelerimizi geliştirdik, otomatik yaptık. 600 ton kapasiteli soğuk hava depolarımız var. Kendi narenciye bahçelerimizde ürettiğimiz portakalları depolarımıza koyuyoruz. Bu yıl okullarda gazlı içeceklerin yasaklanması üzerine yeni bir adım atarak okullara %100 doğal portakal suyu pazarlamayı hedefledik. Bunun için 100 ton deneme amaçlı portakal koyduk depolarımıza. Sıkmaya başladık ancak henüz okullara dağıtım yapmaya başlamadık. Bizim portakal sularımız bardaklarda satılıyor. Özel şişeler yaptırıyorum çünkü bardakla öğrenciye hitap etmek daha zor. Birçok ürün konsantreden çözülmedir, katkılıdır ama bizim ürünümüz %100 doğaldır. Ben Devlet Laboratuvarına bir kasa portakal suyu gönderdim. Ürünümüzü okullara pazarlayacağımızdan dolayı Kantinlere ve Eğitim Bakanlığı’na bu belgeyi göstermemiz gerekiyor. Laboratuvar sağlıklı olduğuna dair gerekli belgeyi verdi. Önümüzdeki hafta kantinlere dağıtmaya başlayacağız. Okullar bize destek çıkar ve görürsem ki Devlet de bizim yanımızdadır ve bize yardımcı olur da kendi ürünlerimizi tüketiriz, bu işi geliştireceğiz. Böylece sağlıklı bir gençlik, nesil de yetiştirmiş oluruz. Okulda kola bulmayınca alacak çocuk ve tadına varınca alışacak ve isteyecek. Ondan sonra o asitli şeylerden uzak duracak diye düşünüyorum. Bu olursa ve başarırız gelecek sene depolayacağımız ürünün miktarını artırabiliriz. İşimizi geliştiririz. Şu anda bir araba ile Lefkoşa ve Girne’ye servis veriyorum. Talep olursa başka bölgeler için de araba alırım. İstihdam olur. Ama yeter ki ben önümü görebileyim. Ben önümü görmezsem niye yatırım yapayım.

 

“AB’DEN YATIRIM DESTEĞİ”

YD: Portakal suyu sıkma ve depolama tesislerini kurma aşamasında bir katkı aldınız mı?

Saldam: Kuruluş aşamasında, tesisimizi yaparken, Avrupa Birliği’nden bir destek almıştım. Mevcut soğuk hava depolarım vardı. İki depo iki de sıkma bölümü. Avrupa Birliği’nden de destek alarak beş tane daha depo yaptım. Toplam 7 tane soğuk havamız oldu şimdi orda. Artı sıkma, ambalajlama makinelerini geliştirdik. Şu anda dakikada 36 şişe dolum yapan bardak makinem ve şişe makinem vardır. Ambalajı, etiketi Türkiye’den ithal ediyoruz. Okullara pazarlamayı öngördüğümüz şişeleri burda bastırıyoruz. Su dolum tesisi olan bir arkadaş dışardan kalıp olarak alıyor şişeleri ve basıyor. Bu hafta pastörizatör makinem de geliyor Türkiye’den. Haftalık olan ürünlerimizi pastorize edeceğiz ki ömrünü 15 güne çıkarabilelim. Pastörizatör makinesi için Çukurova Kalkınma Ajansı’dan destek aldık. Ajans hibe programı açmıştı Tarım Bakanlığı nezdinde; biz de onlardan destek aldık.

 

YD: Satışlarınız ne durumda?

Saldam: Tabii ben bu işe başladığımda düşündüğümü bulamadım. Yaptığımız yatırım beklentilerimize cevap vermedi. Ben Dünya kadar yatırım yaptım ve beni hiç tatmin etmedi açıkcası. Girdiler çok. Gelir az. Sanırım insanlarımız da tüketici olarak biraz bilinçsiz ve bu doğal meyve suyuna fazla rağbet göstermiyorlar. Önemsemiyorlar mı diyeyim, bilinçli mi değiller bilemiyorum. Ben iki yıldır Lefkoşa’ya araba çıkarıyorum. Belli noktalar var insanlar gerçekten değerini bilir ve alırlar portakal sularımızı. Ama başka da Pazar oluşturamadık. Götürürüz insanlara, ayağına kadar, 300ml’lik portakal suyu bardağı; satılmaz. Bizim ürünümüz haftalık. Satılmayan bozuluyor, atmak zorunda kalıyoruz. Ürünlerimizi bir gün Lefkoşa’ya bir gün de Girne’ye götürürüz. Lefkoşa pazarım çok düşük, bu nedenle arabayı göndermemeyi düşünüyorum. İki elaman gider, arabanın masrafı. Sattığımız ürün o personel giderini bile karşılamaz diyeyim sana. Yani o derece düşük. Girne bölgesi daha iyi. Girne bölgesine bu sene başladım ve çok memnunum. Girne bölgesinde artık insanların bilinçli olmasından mı orda yabancıların daha fazla olmasından mı nereye bağlayım bilemiyorum ama daha fazla tüketiliyor.

 

“İHRACAT DURDU”

YD: Hedefleriniz, beklentileriniz neler?

Saldam: Biz bu yatırımı yaptık, umuyorduk ki güzel satış olsun. Olmadı. İnsanımız bilinçlendirilmeli. İnsanımızı taze katkısız portokal suyuna alıştırmamız gerek. Devlet tarafından bir reklam yapılsın kendi ürünümüzü tanıtalım. Yani biraz sahip çıkılsın bize. Ben burda bir başlangıç yaptım, benim gibi çoğu var sırada bekler. Ben başarırsam eminim ki onlar da atılacak bu sektöre. Biz kendi ürettiğimizi ancak da bunun içinde yesek içsek bence hiç kimseye ihtiyacımız kalmayacak. Eskiden ihracat vardı. İran pazarı güzeldi. Geçen yıl geldiler dediler ki ambargo vardır Amerika tarafından; mal verdiğin zaman para gelmez. Sıkıntı oldu. İhracat durdu. İran kapısı da kapanınca çoğu mal hep kaldı. Cypruvex hatta kesemedi bile ürünü, işçiler kaçtı, 600 ton civarı ürün dalında kaldı. Yazık günah. O adam bir yerden bir para alamazsa nasıl bakacak bahçesine de sana kaliteli ürün yetiştirecek gelecek sene için. Yani bunlar hep varolan sorunlar. Bir de Türkiye’den buraya gelip ürün alan tüccarlar var. Geçen sene Türkiye’den birkaç tüccar aldı götürdü soğuk havaya koydu portakalları ve iç piyasaya verdi ama daha ellerinde portokal çok, onlar da satamadılar. Satamazsa bu sene gelip gelemeyeceği de belli değil. Bence Ali Çıralı’nın yapmış olduğu girişim %100 doğrudur. Portakal suyu ithalatı yasaklanmalıdır. Devletin de buna tam destek vermesi lazım. Bizim devletten beklentimiz bu. Net bir şekilde hedef koymalı ve kendi ürünümüzü kendimizi tüketmeliyiz.

 

“PİYASA DURGUN”

YD: Ülkemizde alınan ekonomik tedbirler var. 2013-15 yıllarını kapsayacak ekonomik program gündemde. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Saldam: Türkiye’den gelen talimatlar üzerine bu tedbirleri uygulamaya çalışıyorlar. Burdakilerin yapacakları fazla bir şey yok. Benim gördüğüm piyasaya bir canlılık gelmez. Açık ve net ortada. Dört yıldır hiçbir memur düzgün bir artış almadı. Bu artışlar yapılmadığı zaman içerdeki esnafa para düşmüyor. Çok zaruri ihtiyacın dışında kimse bir şey almıyor. Piyasaya bakarsanız durgunluğun farkında olursunuz. Şu anda piyasada bir nakit sıkıntısı var, nakit yok. İnsanlar hep kredi kartlarına yöneldi, geri gelen çekler piyasada çok. Bu paketleri uyguluyorlar ama piyasaya bir canlılık getirmiyor. İnsanlar borçlanmadan korkuyorlar artık. Çoğu maaşına güvenip bir şeyler almıştır, her üç ayda eşel mobil olacak ben rahatlayacağım demiştir ama o da olmadı. Banka faizleri var, bir de borcu döviz ise zor. Alım gücü düştü. Piyasa durgun.

 

 “BÖYLE GİDERSE NARENCİYE BAHÇESİ KALMAYACAK”

YD: Sizce ne yapılmalı?

Saldam: Narenciyeye biraz daha fazla önem vermelerini bekleriz. Narenciye ile ilgili teşvikleri zaman zaman veriyorlar. Ama yeterli değil. Bir de bu iş aslında bütçe meselesi, bütçede para yoksa nasıl yardım etsinler, o da ayrı bir konu. Bu şekilde giderse zor. Her sene daha düşük, daha az paraya satacaksam ürettiğim malı ve sattığım ürünün parasını bir sene sonra alacaksam, bu şekilde bir politika ile bu ürün tamamen dalında kalacak ve ağaçlar kuruyacak. Biz portakalı Türkiye’den buraya ithal etmek zorunda kalacağız. Devlet, Türkiye’den portakal suyu ithalatını yasaklamalı ve yerli ürünleri tüketme konusunda halkı bilinçlendirmeli. Mesela İspanya’da dışardan portakal gelmez. Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın “portakal suyu ithalatı yasaklanmalıdır” önerisi var. Bunu %100 destekliyoruz. Devlet televizyonlarda reklam yaptırarak yerli ürünleri destekleme çağrısı yapabilir. Ürettiğimiz portokal suyunu pazarlamamıza yardımcı olabilir. Bir de fiyat politikası önemli. Tamam serbest piyasa ama marketler buzluğa giren ürünlerde %20 artırabilir fiyatı. Ben ürünümü marketlere 1.5 TL’ye verdiğimde 1.80’e satması gerekir. 2’ye sat ama 3-5 TL hatta 7 TL’ye satan var. Sıkıntı çok. Greyfut bitti memlekette şimdi limon da aynı oluyor. Düşün sen ne duruma geldik. Bizim limon ağaçlarımız var, ben beş dönüm daha limon ekmek istiyorum bu yıl çünkü var olan politikadan dolayı limon üretimi de kalmadı. Adam çıkarır limonu 50 kuruşa satamaz. Kalır dalında. Bir sene dalında kalacak, iki sene kalacak, üçüncü sene bırakacak ağacı kuruyacak. Her geçen yıl insanlar bahçeleri kurutuyor. İnşallah gün gelip de Türkiye’den portokal getirmeyiz. O günleri inşallah görmeyiz. Ben derim ki inşallah yetkililer bunu görür de bu tarım politikasına biraz eğilirler çünkü bu gidişat ile giderse bahçe kalmayacak. 

 

 


 

Bir cümleyle

Ekonomi: Halkın refahı

Para: Olmazsa olmaz

Döviz: Korkulu bir rüya

Hükümet: Güvenilir olmalı

Sanayi Odası: Ciddi ve başarılı

Medya: Bazen duyarlı bazen duyarsız

 

 

Bu haber toplam 935 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler